PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Cennet üzerine cikarsamalar


Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

ABCDE
29-03-08, 09:21
Cennet kavramini islemeye calisacagim bu yazimda. Nedir bu cennet? Inanirlarin inanma sebeplerinin arkasinda yatan en temel faktörlerden biri oldugu süphesiz. Öyle ki, biz bilmekteyiz ki, "cennet" kavramini ortadan kaldirdiginizda, su anda ki inancli insanlarin sayisinda azalma olacaktir. Belki de inanan insan sayisi asamali bir sekilde ortadan kalkacaktir. Her ne kadar inanirlarin bir savunma olarak ileri sürdükleri "inaniyorum cunku tanri'yi seviyorum" önermesi mantikli gibi görülsede, gercekte "cennet" olmadan bir tanri'nin da fazlaca bir anlam tasimayacagi asikardir. Burada cok genel anlamda ele alinabilmesi muhtemel "cennet" kavramini, sadece islam acisindan degerlendirmesine yer verecegim. Diger inanc sekillerinde ki anlayislari yazi konusunun disindadir.

Cennet, ilk insan olarak ileri sürülen "Adem" masalinda karsimiza cikar önce... Öyle ki, masala göre ilk insan Adem cennette yaratilir. Daha sonra Tanri'nin yapmasini istemedigi bir seyi yapar (Günah isler) ve cennetten kovulur. Iste islamcilarin gitmek istedikleri cennet, daha önce ilk insan olan Adem'in kovuldugu bu cennettir. Tabii Adem'in kovuldugu bu cennette kovulmasina yardimci olan, etki eden temel etmen "seytan" olarak sembolize edilen varliktir. Yani bugun islam dünya'sinin kötülügün karsiligi olarak gösterdikleri varlik. Bu kötü varligin, cennette ne isi oldugu ise halen cevapsiz kalan bir sorudur.

Bir kisim inanirin bilinemezci ya da spiritüel yorumlar ile baktigi cennet kavramina yazimizda bu sekilde bakmayacagiz. Cünkü, önümüzde
islamcilarin "kutsal" olarak nitelendirdigi bir kitap olan kuran durmaktadir. Biz bu kitapta yazan cennetin nasil birsey olduguna bakacagiz. Kuran'da "tomurcuk memeli huriler"den bahsedilir. Günümüz islamcilari ise bu gercegi bir tanri'ya yakistiramadigi icin "yasit" kavramini kullanarak ceviriler yapma gayretindedirler. Oysa ki "tomurcuk memeli" kavrami, hurilerin yaslarinin kucuklugunden yani subyanligindan dem vurmaktadir. O dönemde bir taraftar toplama gayreti icerisinde olan bir zat-i muhteremin bu sekilde vaadlerde bulunmasi sosyo-politik acidan bakildiginda anlasilabilir. Lakin, günümüzde göklere cikarilan bir insanin ve tanri'nin böyle seyler vaad edecegi kaniksanir nedense.

Biz "yasit" kavramindan devam edelim... Ne anlama gelmektedir bu "yasit" kavrami? Biraz zihin egzersizi yapalim birlikte... Mesela, bir insan 100 yasinda öldügü vakit, cennette ona verilecek hurilerde yine 100 yaslarinda mi olacaklar? Ya da bir insan 2 aylikken öldügünde, cennette onu bekleyen huri yine 2 aylik mi olacak? Bazi savunmalar gelebilir bu durumda... Cennette herkesin "ayni yasta" olacagi yalani gibi... Bu durumda herkes misal 30 yasinda dirilecekse, bir insan dedesi, annesi ve cocugu ile ayni yasta oldugunda bir problem yasamayacak midir? Anne karninda ya da 1 yasinda ölen bir bebegin 30 yasinda nasil bir hal alacagi belli midir? 1 yasinda ölen bir bebegin cennete gönderilmesi bu bebege bir torpil olmaz mi? Yine bu durumda yani herkesin ayni yasta olacagi varsayiminda olan insanlar, neden "yasit" kavraminin kullanildigini aciklayabilirler mi?

Yine ayni cennet ile ilgili kurgulamalarimiza devam edelim... Erkekler icin hurilerden bahsedilen cennette, nedense kadinlar icin nurilerden bahsedilmez.
Bu durumda karsimiza bircok olasilik cikmaktadir. Ya kadinlar icinde "nuriler" vardir. Bu "nuriler" kuranda bir baska isim ile gecmektedir. Ya da burada ki
huriler ayni zamanda nuri fonksiyonunu da görmektedir. Ki böylesi bir durumda, bugün eslerini bir baska erkekle paylasmak istemeyen islamcilarin
Tanri emri ile eslerini paylasmak durumunda kalmalari gerekecektir. Eger ilk önce düsündügümüz gibi, kadinlar icin "nuriler" yoksa, kadinlar yine
erkekleri ile yetinmek durumunda kalacaklar demek olur ki, bu durumda tanri "adaletli" bir paylasim yapmamistir diyebiliriz sanirim. Erkegin cennette de
torpilli oldugu aciktir. Bu durumda kadinlarin cennette ne düslediklerini ben gercekten merak etmekteyim...

Yine ayni sekilde kuran'da "sarap" tan bahsedilir. Buna göre cennette sarap vardir... Tabii bir kisim inanir, bu dünya'da iken yasaklanan seylerin
cennette serbest birakilmasi celiskisine bir cözüm üretmek adina orada ki sarabin "alkolsüz" oldugundan dem vurur... Peki, siz hic alkolsüz bir sarap
duydunuz mu? Eger orada ki sarap alkolsüz ise sarap icmenin ve o icecege sarap demenin anlami nedir? Yok eger alkollü ise, bu dünya'da ickiye düsman olmanin mantigi ne? Degerlendirmeler devam edecek... Sizlerinde katkilarini bekliyorum...

Yezit Kızı
29-03-08, 14:47
Hurilerin tomurcuk memeli olması bize çok şeyi anlatıyor.
Savunmalar olacak hurilerin sübyan denecek yaşta olmadığına dair ama..
Tomurcuk nedir arkadaşlar?
Tomurcuk memeli benzetmesi kimlere kaç yaş aralığında yapılır?

Aynı şekilde madem şarap alkolsüz olacak...Şuna açık seçik meyve suyu denseydi ya...

Değil mi? Cennet allahın mekanı ve şeytan elini kolunu sallaya sallaya cennette fink atıyor. Bir önemli noktayı kaçırmışsınız.

Şimdi ŞEYTAN adem ile havvaya secde etmiyor. allah da onu kovuyor cennetten. Bunun üstüne şeytan diyor ki: Tekrar dirilme gününe kadar müsade istiyor onları saptıracak falan. Bu nasıl bir şeytan ki allahın ileri zamanlarda ne yapacağını biliyor?

Bakın diriliş fikrinin sahibi şeytan oluyor bu durumda. Allahında aklına yatıyor tamam sana müsade diyor. Eğer öyle değilse şeytan allaha mahsus bu bilgiye nasıl ulaştı.
Allahın beynini mi okuyor?

evaporit
29-03-08, 16:54
"cennet" kavramini ortadan kaldirdiginizda, su anda ki inancli insanlarin sayisinda azalma olacaktir. Belki de inanan insan sayisi asamali bir sekilde ortadan kalkacaktir.

sevgili ABC,

size inançlı insanların sayısını azaltmak fikrinin size ait bir fikir olduğunu sanmayın... Bu konuda yanlış argümanları kullandığınızı peşinen söylemeliyim.. Tarihin çok eski dönemlerinden beri bilinen bir şeydir bu... hem bu işe kalkışanlar sizin gibi sanal ortamda değil, bizatihi pratik olarak bu işi çokca denediler..
ilk zamanlarda Firavun vardı.. Musanın halk nezdinde yalancı olduğunu ispatlarsa ona inananların sayısında azalmanın olacağını sanıyordu... çünkü Musaya inananların sayısı arttıkça, kendi zulüm sistemi çatırdıyordu... yeryüzünde kendi ilahlığını sağlamlaştırmak için Musaya olan güvenin sarsılmasını istiyordu.. çünkü kaybedecek çok şeyi vardı.. bu yüzden kurmuş olduğu hile ve zulüm sisteminden beslenen bütün yerli işbirlikçilerini ve uşaklarını davet etti... o dönemin bilimadamları, sermayedarları, efendileri, baronları toplanıp geldiler... Musaya inanaların sayısını azaltmak için Tanrı inancının yıkılması gerektiği üzerinde iş bölümü yaptılar... Bütün bilimsel araç gereçlerini kullanacaklar, enson teknolojileri ile göğe (Tanrıya) ulaşan bir kule inşa edeceklerdi.. gerekli finansman, teknoloji ve ekipman hazırlanınca, kitle iletişim araçları ile kamuoyu oluşturulmaya başlanmıştı... Firavun ''Ey haman bana bir kule yap.. Çünkü ben Musanın Yalancılardan olduğunu sanıyorum...'' demişti.. Firavun bu kuleye çıkarak Tanrıya ulaşılamayacağını bilmiyormu idi ?
Elbetteki hayır.. Firavun bu kuleye çıkacaktı.. ve bakınıp aşağı inecekti... Tanrı yok diyecekti... Musa yalan söylüyor diyecekti...Kamuoyu oluşturmada görevli sihirbazları (dönemin göz boyama araçları- kitle iletişim araçları) da yaygarayı basacaklardı.. bak gördünüz mü bilim bu işte... gökdelen yapmış adamlar... bulutlara dek yükseldi işte.. Ama Tanrı yokmuş...
Bu mantık hiç değişmedi.. Halk yığınlarını aldatma ve manipüle etme mantığı...
çünkü aradan yüzyıllar geçti.. Yuri Gagarin adlı Rus Kozmonot ilk uzay gezisinden sonra yeryüzüne indiğinde şu sözleri söyleyecekti ... '' Uzayda döndüm dolaştım... ama Tanrıyı hiç görmedim...''

Şimdi sevgili ABCDE,
siz de aynı mantıkla Tanrıyı ortadan kaldırmaya çalışacaksanız, boşuna uğraşırsınız..çünkü inanların sayısı gittikçe daha çok artıyor..
bilgi ne kadar az olursa inanç o kadar azalır... Bilgi ne kadar çoğalırsa inanç da o kadar artacaktır...
cennet konusuna devam edeceğim...

evaporit
29-03-08, 17:28
Cennet Müslümanların inandığı, asıl ait olduğumuz yurdun adıdır..
İki farklı alem vardır...
bunlardan birincisi içerisinde yaşadığımız, gördüğümüz, işittiğimiz, duygulandığımız ve anlayabildiğimiz fizik alem...evren...
diğeri ise algılarımızın dışında, göremediğimiz, işitemediğimiz, anlayamadığımız fizikötesi alem...
bu iki ayrı alemin kuralları biri diğerinden farklı, işleyişleri biri diğerinden ayrı, farklı mekan-boyutlardır..
birisi halen bulunduğumuz alem... diğeri geldiğimiz ve fakat aynı zamanda geri döneceğimiz yerdir de....
Tanrı sebebini bilemediğimiz bir nedenden ötürü bizi öte alemden imtihan etmek üzere bu aleme gönderdiğini bildirmektedir...bu alemde belirli bir süre imtihan edileceğiz ve bu imtihanın neticesinde de asıl yurdumuza geri döndürüleceğiz...
bu seyahat süresince yabancısı olduğumuz bu aleme ilişkin bilgi de gönderen Tanrı, gönderildiğimiz evrene ve geldiğimiz asıl yurdumuza ilişkin de bilgiler vermiştir... bu bilgiler bizim akıl ve algı kapasitemize hitap edecek düzeydedir...

şimdi gelelim mevzumuza...
Tanrı fizik alemde yaşayan bizlere, farklı bir alemden söz edecekti..öteleri anlatacaktı..
takdir edersiniz ki, hiç bilmediğiniz bir şeyi size anlatacaksam eğer, bunun yolu, bildiklerinize kıyas edebileceğiniz şeyleri örnek vererek anlatmaktan başka olamaz.. öyle değil mi ? bir yeri anlatacaksam bildiğiniz bir kentten, ya da kasabadan yola çıkarım... size şili meyvesini anlatabilmem için, erik ya da kayısı karışımı diye başlayan bir tariften yola çıkmalıyım... Ama bütün bu örneklemelerim, hep bilinebilecek, fizik dünyaya ilişkin tad, şekil ve görünüşlerden ibarettir.. çünkü aklımızın sınırları ancak bu evrene ilişkin algılarımızla sınırlıdır... gözümüz ve kulağımız nasıl ki belli frekansların dışına çıkamıyor, aklımız da öyle, fizik alemin ötesine çıkamıyor, zihnimizde canlandıramıyoruz...
işte böyle bir imkansız durumda, Tanrı fizik ötesindeki hakikati, fizik aleme indirgemiş ve bizim kelimelerimize, bizim dilimize, bizim zihnimize, bizim kalıplarımıza dökmüştür...

küçük bir çocuğa göre cennet, her gün dondurma yenilen bir yerdir, genç bir delikanlıya göre, son model arabaların istenildiği anda kapılarının açıldığı yerdir...herkesin hayalerinin gerçekleştiği yerdir orası...bu fizik alemdeki insan zihninin yanılsamasından başka bir şey değildir...çünkü gerçekliği bilmiyoruz ve yaşamadığımız sürece de hiç bir zaman bilemeyeceğiz..

Oysa Tanrı anlatıyor değil mi ?...Evet, cennet diye bir yer var... oradan geldik ve oraya döneceğiz... iyiliklerimizin de, kötülüklerimizn de karşılığını muhakkak göreceğiz... bunlar hakikat...
Ama cennet de Huriler mi, Nuriler mi vardı, tartışması, ''Gaybı taşlamaktan'' öteye bir şey değildir.. çünkü yapacağınız bütün yorumlar fizik alemin kurallarına ve değerlerine göre yapılmış yorumdan öteye gitmeyecektir.. başka bir deyişle, Huri kelimesi fizik alemde bir bayan ismi olabilir... Nuri kelimesi de bir erkek ismi olabilir... Oysa fizikötesi alemde bakalım cinsiyet kavramı var mıdır ? cennet te bakalım şarap ne manaya geliyor ? sarhoşluk fizik alemde bir olgu olabilir, peki ötesinde böyle bir olgu var mı ? kalacak mı ?

sevgili Yezit Kızı,
şeytan hesap gününü nereden biliyor ? sorunuza gelince...
fizik ötesi alemde fizik ötesi varlıkların imtihanı da devam edip gidiyor.. kuranda onlara ilişkin bilgiler de yer alıyor... Hesap günü sanırım bütün alemlerin ortak bir günü olacaktır.. kıyamet dediğimiz o gün, bütün alemlerin ve defterlerin dürüldüğü gün olacaktır.. bu yüzden şeytan da, cinler de, melekler de, insanlar da o günü biliyorlar...
selam ile...

kajmeran
29-03-08, 21:29
>>>>
Yine ayni cennet ile ilgili kurgulamalarimiza devam edelim... Erkekler icin hurilerden bahsedilen cennette, nedense kadinlar icin nurilerden bahsedilmez.

:) :) gerçekten çok hoşuma gitti

Bütün bu insanlık eninde sonunda cenneti tadacaktır değil mi? Dogrudan cennete gidecek kişiler bellidir. Hz.Muhammed,Hz. Ebubekir, sahabeler vs vs vs. Bunların dışında -yani biz- önce günahlarımız kadar cehennemde yanacağız,sonrasında sonsuz hayat için cennete gideceğiz. Ama alnımızda önce cehenneme gittiğimizi belirten bir damga olacak. Bu kadar insan cennete nasıl sığacak? Ha evet Allah'ın kudreti büyük ve yaratmıştır en büyük yeri. Peki Dunya uzerınde insanlardan önce cinler yaşıyordu. Onlar gitti biz geldik. Oysa cinler hala dunya üzerindedir değil mi ? Ve Allah cinler için ayrı cennet ve cehennem mi kurmustur ? İnsanlardan sonra dunya üzerine hangi varlıklar gelecektir ? İnsanlıktan oncesı bildirilmiş, sonrası niçin bir muamma olarak bırakılmıstır ? Ve ABCD'nin dediği gibi şarabın cennette işi nedir ? Elbetteki inanan sayısında oynama olacaktır. İnsanları inançlı kılan cehennem korkusu,cennet tutkusudur. İbadetlerin temel yerine getirilme nedeni budur. Allah için ibadet edilir mi ? Allah'ın buna ihtiyacı var mı?

Cennette cehennemde vardır. Ama sizin Tanrı'nızın,sizin kitabınızda bahsettiği hali ile değil ..