PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İslamda Kölelik


Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

fenasi
12-04-08, 04:38
İslamda Kölelik

''Kuran kölelik kurumunu kabul eder, bu durum Kuran'da çeşitli ayetlerde ve İslam Peygamberinin hadislerinde özellikle pekiştirilerek, kölelilk kurumunu ortadan kaldırmamış, sadece kendisinden önceki döneme göre şartlarını düzeltilmiş ve köle kaynaklarını sınırlandırmıştır. Kuran'da abd(köle) sözcüğü nadiren kullanılmış, onun yerine ma meleket eymanukum(sağ elinin sahip olduğu) deyimi almıştır.''

''bu kelime gurubu geleneksel olarak savaş esirlerini, daha geniş anlamda ise köleleri simgeler. şimdi kölelikle ilgili hükümler için müslümanların kutsal kitabına bakalım'' (aşağıdaki ayetlerde ''ma meleket eymanüküm'' ifadesi geçmektedir);

nisa suresi 25 ayet: inanmış hür kadınları nikahlama genişliğine gücü yetmeyeniniz, ellerinizin altındaki genç, mümin kole kızlardan biriyle evlensin. allah sizin imanınızı daha iyi bilir. hep birbirinizdensiniz. o halde onları, ailelerinin izniyle nikahlayın. gizli dost edinmeyerek, zinadan uzak kalarak, iffetli hanımlar olmaları şartıyla onların mehirlerini örfe uygun bir biçimde verin. evlilige geçtikten sonra bir fuhuşs yaparlarsa onlara hür kadınlara uygulanan cezanın yarısı uygulanacaktır. bu, köle ile evlenme yolu, günaha ve sıkıntıya girmekten korkanınız içindir. sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. allah çok affedici, çok merhametlidir.

nisa suresi 36 ayet: allah'a kulluk edin. o'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. ana-babaya, akrabaya, yetim ve öksüzlere, çaresizlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa, size bagımlı olanlara iyi ve güzel davranın. allah, kasılıp böbürlenen şımarıkları sevmez.

nisa suresi 92 ayet: yanlışlık hali müstesna, bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. yanlışlıkla bir mümini öldürenin, özgürluğü elinden alınmış bir mümini özgürlüğüne kavuşturması, ölenin ailesine de üzerinde anlaşmaya varılacak tatmin edici bir diyet vermesi gerekir. varislerin diyeti bağışlaması hali müstesna. eğer öldürülen, mümin olmakla birlikte size düşman bir topluluktan ise o zaman öldürenin, özgürlüğünden yoksun bir mümini özgürlüğüne kavuşturması gerekir. öldürülen, sizinle aralarında anlaşma bulunan bir toplumdan ise o durumda öldürülenin ailesine tatmin edici bir diyet vermenin yanında, hurriyetinden yoksun bir mumini hürriyetine kavuşturmak da gerekli olur. bunlara imkan bulamayan, allah'a tövbe olarak iki ay eksiksiz oruç tutar. allah, gereğince bilendir, hikmeti sonsuzdur.
maide suresi 89 ayet: allah sizi yeminlerinizdeki boş lakırdıdan ötürü hesaba çekmez, ama bilinçli olarak gerçekleştirdiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutar. böyle bir yeminin keffareti, ailenize yedirmekte olduğunuzun orta derecesinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek, yahut da özgürlüğünden yoksun kalmış bir benligi özgürlüğüne kavuşturmaktır. bunlara imkan bulamayan üç gün oruç tutar. yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffareti işte budur. yeminlerinizi koruyun. allah size ayetlerini böyle açıklar ki şükredebilesiniz.

muminun suresi 5 6 ayetler: cinsiyet organlarını koruyanlardır onlar. eşleri yahut akitleri aracılığıyla sahip bulundukları müstesnadır. bu durumda kınanmış değildir onlar.

ahzab suresi 50 ayet: ey peygamber! biz sana şu hanımları helal kıldık: mehirlerini verdiğin eşlerin, allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanlar, amcalarının, halalarının, dayılarının, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret edenler. peygamber kendisiyle evlenmek istediğinde, kendisini peygamber'e hibe eden mümin bir kadını da öteki müminlere değil, yalnız sana özgü olmak üzere helal kıldık. onlara eşleri ve elleri altindakiler hakkında neleri farz kıldığımızı biz biliriz. sana bir zorluk olmasın diyedir bu... allah gafur'dur, rahim'dir.

ahzab suresi 52 ayet: bundan sonra sana artık başka kadınlar helal olmaz. bunları, başka eşlerle değiştirmek de -onların güzellikleri hoşuna gitse bile- helal olmaz. elinin sahip olabilecekleri/cariyeler mustesna. allah herşey üzerinde bir rakib'dir, herşeyi gözetlemektedir.

mucadile suresi 3 ayet: kadınlarına zıhar edip sonra sarf etmiş oldukları söze geri dönenler, ilişkiye girmelerinden önce, özgürlüğünü yitirmiş bir benliği özgürlüğüne kavuşturacaklardır. işte size yöneltilen öğüt budur. allah, yapıp etmekte olduklarınızdan gereğince haberdardır.

bakara suresi 177 ayet: yüzlerinizi doğu ve batı yönünde çevirmeniz zafer ve mutluluğa ermek değildir. zafer ve mutluluğa ermek o kişinin hakkıdır ki, allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır, akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı kılar, zekatı öder. böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. işte bunlardır özüyle sözü bir olanlar. ve işte bunlardır korunan takva sahipleri.

beled suresi 12 13 ayetler: sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir? özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.
tevbe suresi 60 ayet: sadakalar/zekat malları allah'tan bir farz olarak sadece şunlar içindir: fakirler, düşkünler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yakınlaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, allah yolundakiler, yolda kalmış kişi. allah alim'dir, hakim'dir.

mearic suresi 29 30 ayetler: bunlar, cinsiyet organlarını titizlikle korurlar. ancak onlar eşleriyle, imkanlarının sahip oldugu şeyler konusunda kınanamazlar.

insan suresi 8 ayet: yoksula, yetime ve esire, yemeği seve seve yedirirler.

nur suresi 33 ayet: nikah imkanı bulamayanlar, allah kendilerini lütfundan zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar. size bağımlı olanlardan hürriyetini satın almak isteyenlerin kendilerinde iyi hal görürseniz onlarla yazılı anlaşma yapın. allah'ın size verdiği malından siz de onlara verin. hizmetinizdeki genç kızları iffetli kalmak isteyip dururlarken iğreti dünya hayatının basit menfaatleri için fuhşa zorlamayın. kim onları baskı altında tutarsa allah, fuhşa zorlanmalarından sonra onları affedici, esirgeyicidir.
nur suresi 58 ayet: ey iman edenler! ellerinizin altında bulunanlarla, erginlik yaşına gelmemiş olanlarınız sizden üç durumda izin istesinler: sabah namazından önce, öğle vaktinde elbisenizi çıkardığınızda, yatsı namazından sonra... çıplak olabileceğiniz üç vakittir bunlar. bunlar dışında ne size ne de onlara bir günah yoktur. aranızda dolaşırlar, birbirinize bakabilirsiniz. allah, ayetleri size işte böyle açıklıyor. allah alim'dir, hakim'dir.

nahl suresi 71 ayet: allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altindakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. allah'ın nimetini mi inkar ediyor bunlar?

rum suresi 28 ayet: size öz benliklerinizden bir örnek verdi: ellerinizin altında bulunanlarda, size verdiğimiz rızıklarda, sizinle aynı haklara sahip, birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekineceğiniz ortaklarınız var mı? işte biz, aklını işletecek bir topluluk için ayetleri böyle açık açık sıralıyoruz.
Muhammed zamanında da Mekke'de kölelerin satıldığı bir pazar yeri vardı.-Buhari,Istizan,2.bölüm

Görüldügü üzere islamın kutsal kıtabı kölelikle ilgili bir çok yenilik getirmekle beraber onu varolan sosyal dokunun bir parcası kabul ederek yasaklamamıstır. Bu amaçla, köleliğin diğer sun'î kaynaklarını kaldırarak, sadece savaşı, kölelik kaynağı olarak kabul etmiştir. Müslümanların savaşta almış oldukları savaş esirleri, karşılıksız olarak veya kurtuluş fidyesi alınarak serbest bırakılabileceği gibi (Muhammed, 47/4), gerektiğinde köle ve cariye de yapılabilir. 10. YY. kadar devam eden Arap istilası ve fetih savaşlarında yağma ve talanın yanı sıra, en büyük getiriyi köle ticareti sağlıyordu. 10. YY. Arap coğrafyacısı İbn Havkal, Horasansa bir köle çocuğun 3 bin dinara satıldığını yazar. İlk dönem yayılmacı savaşlarda elde edilen kölelerini çalısması için -sex- dahil, kiraya veren insanlar bile vardı. Hatta bu yüzden ayet bile "inmek" zorunda kalmıştı:
"Cariyelerinizden iffetli kalmak isteyenler varsa/fuhus yapmak istemiyorlarsa, o zaman onlari dunya cikari icin zinaya zorlamayin. Her kim ki onlari zinaya zorlarsa, Allah bagislayici ve merhametlidir."- Nur/33.

Kuran'dan ayetleri beyan edenlere her zaman o ayetin, nerde, ne zaman ve hangi konu üzerine geldiğini sorun.

"Evli olan kadınlarla evlenmeniz size haramdır. Ancak, evli olan kadınlar, cariye/savaş esiri iseler sizler onları alabilirsiniz." -Nisa:24- Peki bu ayet neden ve ne zaman inmiştir?

Bu ayet hakkında sahabelerden Ebu Sait el-Hudri anlatıyor:
"Peygamber, Huneyn savaşında bazı insanları evtas tarafına yolladi. Bunlar oranın halkını maglup edip hanımlarını ele geçirdiler. Bu kadınlar muhammed tarafından müslümanlara dağıtılınca, bazı sahabeler,-biz nasıl müşriklerin hanımlarıyla yatacağız? Bu iş nasıl helal olabilir?- diye itiraza başladılar. bu tartışmalar üzerine Nisa suresinin 24. ayeti indi." "Allahın emriyle siz onları kullanabilirsiniz." dedi peygamber.

Yukarda özetle anlatmaya çalıştığım konuda da görüldüğü üzere, İslam köleliği kaldırmamış, aksine 19. YY. sonuna kadar yaşayan islami kölelik kurumu, Emperyalist İngiltere'nin baskıları neticesinde yakın tarihte Osmanlı İmparatorluğu köleliği kaldırmak zorunda kalmış fakat arkasından, Rus savaşlarında yetim kalan çocukların, özellikle İstanbullu olmak üzere ailelere bakılması için dağıtılması ile besleme denilen yeni bir gizli kölellik kurumu orta çıkmış ve ancak ülkemizde 1950 li yıllarda ortadan kaldırılabilmiştir.

saygılarımla...

katrin
13-04-08, 02:17
Sn Fenasi,

köleligi kaldirmadigi gibi, bir de bu cok normal bir seymis gibi, "kölelik ile nasil adilce yasanir" adi altinda, kuran ayetleriyle durumu kurallarla, kanunlarla yönetmeye kalkismistir.

Öte yandan, her seye kadir olan bu kuran ve kanunlari, zamane arabistaninin, önemli bir sosyal yasam tarzi olan köleligi, kaldiramama diye bir sorunu da yoktu.
Zira, evlatligin karisiyla evlenmeme gibi güzel ve bozulmasi zor bir adeti yikip, bunun tam tersini toplum yasayisina kolayca sokan kuran, kölelik gibi cirkin bir sistemi kaldirma cesaretinde bulunmamis, bilhassa kendi faydalanmistir.

saygilar

evaporit
13-04-08, 21:54
Kölelik konusu en çok suistimal edilen konuların başında gelmektedir..
bu konuda sormamız gereken ilk soru şudur ...

Neden '' Kölelik sorunu '' değil de, '' İslamda kölelik sorunu '' şeklinde bir soru yöneltilmektedir ?

bu sorunun cevabını foruma başlık açan arkadaşımızın da ötesindedir...zira tarih boyunca o kadar sıklıkla ve değişik biçimlerde tekrarlanmaktadır ki, soruyu sormaktan maksadın, cevabının araştırılması değil de, sanki bir yargının pekiştirilmesini sağlamakmış gibi bir maksada matuf olduğu kanısını uyandırmaktadır...

Acaba sorunun bu şekilde ortaya konulmuş olması, kasden bir yanılsama yapmak ve bir takım gerçeklerin saklanmasını mı amaçlamıştır ?

bu sorumuzun cevabını sonraya bırakarak, şimdi konumuza geri dönmek istiyorum...
Kuran yaşamın bir parçasıdır ve indiği dönemdeki yaşanan olaylardan bağımsız düşünülemez.. Kuran bir bütün olarak inmediği içindir ki, hakkında vahy inmemiş konularda, geleneksel arap tarzı sürüp gitmekte idi...
Yani toplumun yaşamı dondurulmuş da, vahy tamamlanınca, topluma bir elbise gibi giydirilmişi, sonradan piyasaya ''işte islam toplumu'' diye sürülmüş bir durum söz konusu değildir.... Toplumdaki yaşam eskisi gibi sürüp gitmektedir ve kuran zaman zaman bu yaşama ait değerleri değiştirip, çeşitli şekillerde mudahalelerde bulunmaktadır...yukarıda bahsedilen esirlerle ilgili durum vahyin ortada olmadığı ve fakat geleneklerin sürüp gittiği bir zamana ait örneklerdir...Vahy tamamlandıktan sonraki durum köleleliğin statüsünün değiştiği bir durumdur..

Kölelik de o dönemde yaygın olarak bilinen ve uygulanan bir gelenek idi... o dönemlerde savaşlarda esir alınırdı ve bu esirler ekonomide değerlendirilirdi... bu o dönemin şartlarında insan aklının bulduğu en uygun çözüm idi... Romadan Mısıra, Mısırdan Perslere ve araplara kadar her toplulukta bu kavram biiniyor ve yaşanıyordu...

O dönemde, yeryüzünde esir olmak varlığa ilişkin herşeyi kaybetmek demekti... bu yüzden bazı toplumlarda esir olmaktansa ölmeyi tercih etmek bir gelenek halini almış idi... Arap yarımadasında da esir almak, esir ticareti yapmak, esir çalıştırmak, esir alıp satmak bilinen bir gelenek idi... Esaretin bir hukuku yoktu... esaret hukukunun hiç bir anlamı yoktu, ama değerinden söz edilebilirdi..

Peki İslam ne yaptı ?

İslam bu hukuksuz ama değerli durumu ters yüz etti.... Esarete de bir hukuk ve anlam yükledi ama aynı zamanda değerini düşürdü...

İslama göre, Esirlerin de bir hakkı ve sorumluluğu vardı... yediğinizden yedirip, içtiğinizden içireceksiniz... onlara işkence edemezsiniz... onlara fena muamelede bulunamazsınız... eğer iman ederlerse, sizin gibi özgürdürler... evlerinizde barındıracaksınız...
ve eğer inanıyorsanız bu sizin için daha hayırlı denilerek, sürekli olarak köleleri hürriyetlerine kavuşturmanın bir hayır olacağı öğretilmiştir... dünyanın neresinde olursa olsun bir köleyi hürriyetine kavuşturmanın, Tanrının hoşnutluğunu kazanmakla eş anlamlı olacağına inanan müminler birbirleri ile yarış etmişlerdir... tarih bunların örnekleri ile doludur... bu durum köle ekonomisini o dönemde dip yaptırmıştır...

Oysa asıl köle ticareti, ortaçağla birlikte, Avrupalının Afrikayı keşfi ile başlar... 100 milyon afrikalı köle diye taşınır gemilerle.. boyun eğmeyen 100 milyon afrikalı da ölmeyi seçmiştir... koskoca bir kıta acımasızca köleleştirilir...boyun eğmeyenler ise cezalandırılmıştır...

Modern dünyanın gerçeği maalesef ''ESARET'' kavramı üzerine kurulmuştur... Afrikada ve Asyada 9 insan köleleştirilmeden, Avrupada ve Amerikada 1 insan özgür kalamıyor... bugün 9 insan cehennemi bir kölelikle karşı karşıyadır...sırf 1 beyaz efendinin özgürce cenneti yaşaması için... geçmişte gemilerle taşınırdı onca insan... şimdilerde ise dünya küçük bir köy halini aldığı için ne hammaddelerini ve ne de ucuz işçilerini taşımaya gerek bile duymuyorlar...
bugün komünist Çinde üretim yapan en büyük firmalar, kapitalist Amerikan firmalarıdır....sonrakiler de avrupalılardır...
Sırf maliyetlerini düşürebilmek için artık işçileri de, hammaddeyi de olduğu yerde kullanıyorlar demektir bu...yani ortaçağ köleciliği sosyal, siyasal ve ekonomik olarak maliyeti yüksek bir proje olduğu için modern çağda şekil değiştirmek zorunda kalmıştır...

Sevgili Fenasi,
yukarıdaki sorumun cevabını birlikte düşünelim istersen... Neden '' İslamda Kölecilik ???''

bugün doğudan batıya kadar bütün insanlığın yeniden bir dirilişe ihtiyacı var... her 10 insandan, kölelştirilmiş olan o 9 insanın da diğerleri gibi yaşama hakkının teslim edilmesi gerekiyor... komünizm görüldüğü gibi insanlara bir kurtuluş yolu sunmadı...İslam ise insanlığın son savunma hattıdır...son şansıdır...
eğer islamı ve insanlığı doğru okumazsak ve hakikati örtersek bu büyük bir felaketle sonuçlanacaktır...Enkazın altında kalan bütün insanlık olacaktır...
Bugün islamın geleneksel yorumunu ve tarihteki ve günümüzdeki talihsiz tecrübelerini ortaya dinmiş gibi sunma çabaları, hakikati engelleme çabasıdır... Modern köleciliği gizleme çabalarıdır...bütün bir insanlığı uyutma ve aldatma çabasıdır...

Bir düşünsenize, bugün bütün bir dünya eğer, efendi ülkelerdeki bir insan kadar, tüketebilse, dünyanın kaynakları buna yetermiydi ?
demek ki, asyalı bir insanın eline yıllık 50 dolar geçmeli ki, avrupalı birine 30 bin dolar geçebilsin... Afrikalı birine 30 dolarlık bir yardımı ancak 30 milyon dolarlık bir sömürü neticesinde hibe etmeleri gerekecektir...

Bu forumda en başından beri şunu söylemiyor muyuz ?
........İslam bir özgürlük çağrısıdır.......

elbette tarih boyunca kölecilik üzerine kurulmuş ve kölecilikten beslenen bir medeniyet insan zihnine yukarıdaki soruyu bu şekilde telkin edecektir... ''İslamda kölelik''
siz oturup pirincin taşını ayıklayaduracaksınız, islamda kölelik vardı da, yoktu da...
yok öyle değildi de, şöyle idi de....
Adamlar kölecilik üzerine bir medeniyet kurdular.. bir dünya yükseliyor, kölelerin omuzlarında... Dünya artık öküzün değil, kölelerin boynuzları üzerinde dönmüyor da üstelik, raksediyor be kardeşim... raksediyor...
selam ile....

süpheci
13-04-08, 22:22
Sayın evapoirt:

İsterseniz kitap yazın, gene islamın neden köleligi kaldırmadıgını izah edemiyeceksiniz. İslam kölelikten önce öyle garib bir adeti kaldırdı ki, insanlık daha önce benzerini görmedi.

Bu dahi Muhammed'in tanrı elcisi olmadıgının ispatı. Tanrı, peygamberine köleligi degilde baska bri seyi kaldır diyorsa, o Tanrı felan degildir. Semavi dinler, beni israilin uydurmasıdır. Bilim bu gercegi bize mutlaka ispat edecektir. Tanrı elci gönderecek kadar basit degildir. Tanrı köleligi sürdüremeye izin verecek kadar adaletsiz ise, hepimiz cehennemde yanarız.

evaporit
13-04-08, 23:26
Sayın evapoirt:

İsterseniz kitap yazın, gene islamın neden köleligi kaldırmadıgını izah edemiyeceksiniz. İslam kölelikten önce öyle garib bir adeti kaldırdı ki, insanlık daha önce benzerini görmedi.
.

sevgili şüpheci,
lütfen yazdıklarımı tekrar okumanızı istirham ediyorum...belki bir kitap değil, bu konuda bir külliyat dahi yazılabilir...

sizin çok zeki ve mantık sahibi birisi olduğunuzu biliyorum...

şimdi her mantık sahibi bilir ki ; kölelik bir neden değil, bir neticedir... doğru mu ?
savaşlar sonucunda, insanlar ölür, yaralanır, ya da esir (köle) olurlar bu da bir netice midir ? cevap ; evet değil mi ?
pekiii, insanlık savaşıp dururken ve bu yaşamın bir gerçeği iken söyler misiniz bana islam neden köleliği kaldırsın ?
ve ben size bunu neden izah etmek durumunda kalmalıyım ?
Evet islam köleliği kaldırmamıştır... zenginliği de kaldırmamıştır... savaşmayı da kaldırmamıştır... insan öldürmeyi de kaldırmamıştır...
Ama islam, insanlara esir de olsa zulmetmeyi kaldırmıştır, buna bir hukuk kazandırmıştır... islam insanların mallarını çalarak zengin olmayı kaldırmıştır... İslam haksız ve meşruu bir hukuka dayanmayan sebeplerle savaşmayı kaldırmıştır... islam meşruu olmayan bir sebeple cana kıymayı yasaklamıştır...

bilmem anlatabildim mi ? sevgili şüpheci...
sizin gibi mantık sahibi bir insan, ''İslamın neden köleliği kaldıramadığı'' şeklinde bir soru soramaz, sormamalı diye düşünüyorum...
Çünkü böyle bir soru kabul edllebilir makul sınırlarda bir soru değildir....
İslam esaretin bile nasıl insan onuruna yaraşır bir halde olabileceğini öğretmiştir... örneğin...32. gün programında yayınlandığı tairhte dünya bir şok yaşamıştı...

İran Irak savaşı neticesinde alınan esirler karşılıklı olarak değiş tokuş yapılacaktı... ama iranın elinde bulunan ıraklı esirler ülkelerine dönmek istemiyorlardı... iran da gördükleri muamele yüzünden kendi dinlerini yeniden keşfetmişlerdi ve Saddam denen firavnı alaşağı etmek gereğine inanmaya başlamışlardı... Saddam Hüseyin ise bu durumun yaratacağı olumsuz propogandadan endişe duyuyor olmalıydı ki, esirleri iade almak istemiyordu...

Şimdi bir de Amerikan hapishanelerinde tutulan esirleri, Guantanamo da yaşanan felaketi bir düşünün....ya ırak hapishanelerinde yaşananlar....

Kitap yazmaya gerek yok sevgili Şüpheci...

Vicdan ve izan sahipleri için, kelimeye ne hacet ....öyle değil mi ?

sizde ise yeteri kadar vicdan ve izanın bulunduğu kanaatindeyim... selam ile...