Orijinalini görmek için tıklayınız : Neden bu kadar fraksiyon var
Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sol,60'lı yıllarda hızlı bir gelişme göstermiştir.Türkiye'de geleneğin her zaman daha güçlü olmasına rağmen,sol geniş bir halk kitlesini etkilemiştir.Ama ilginç bir durumdur ki Burjuvaziyi ne bir şekilde rahatsız edebilmiş ne de tedirgin edebilmiştir.Oysa gerçek bir sol hareket tabanda huzur ve umut,tavanda rahatsızlık oluşturmalıdır.
Bu durumun oluşmasındaki önemli nedenlerden birisi de solun parçalara ayrılmasıdır.Geleneğin güçlü olduğu bir ülkede solun başarı sağlaması için birlikte hareket etmesi ve seçmeni bölmemesi şarttır.Oysa Türkiye de böyle bir durum oluşmamıştır.Buna bir de emperyalist dış güçlerin etkiside eklenince sol başarısız olmuştur.Eylemleri halkta bir bıkkınlık meydana getirmiştir.Son darbe 198o sonrası anayasa seçiminde meydana gelmiş ve halkın %82si sola karşı oy kullanmıştır.
Şimdi bu kadar franksiyon varken ve solun durumu belli iken,birleşmek gerekmez mi?Neden sol bazı liderlerin şahsi menfaatleri yüzünden bu halde ki?Artık sol ideolojik bir bütünlük içinde ilerlemeli.Sosyalist bir devrim için bu gereklidir.
Genel bir bilgi olabilmesi açısından;
http://www.revleft.com/vb/turkiye-39-deki-t60725/index.html
Genel bir bilgi olabilmesi açısından;
http://www.revleft.com/vb/turkiye-39-deki-t60725/index.html
Bu kadar çok olabileceğini tahmin etmiyordum.Gerçektende ümitsizlik veren bir yazı.Peki bunun sabebi ne olabilir?İdeolojik farklar mı,kişisel husumetler mi?
Yahu bu adamlar birlikte hareket etmeden bir halt edemeyeceklerini tahmin edemiyorlar mı?Yoksa ideolojilerine hizmet etmekten farklı olarak,başka amaçları mı var?
Günümüzde bu fraksiyonların çoğu tarihin toz dolu çöplüğüne gömülmüştür.
Günümüzde bu fraksiyonların çoğu tarihin toz dolu çöplüğüne gömülmüştür.
Doğrudur.
Bu kadar çok olabileceğini tahmin etmiyordum.Gerçektende ümitsizlik veren bir yazı.
Aslında kaygını paylaşıyor ancak ümitsiz değilim. Partili siyaset anlamında içinde parti tüzüğüne dahi muhalif anlayışlar barındırabilen ÖDP gibi bir yapı vardır.
ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ
23 Ocak 1996'da kurulan parti, farklı mücadele ve örgütlenme geleneklerine sahip olan grupları kitlesel bir sol parti sloganı altında biraraya getiren bir yapılanma içinde oluştu. Halen parti varolan çeşitli platform ve gruplar şunlardır:
* Emek ve Demokrasi Grubu; eski TKP, TİP, TSİP üyelerinin birlikteliği ile oluşan Geniş Açı Grubu’nun kendisini feshettikten sonra Yeniden-Dev Yol, ya da diğer adıyla ‘Özgürlükçü Sol’ çevresi ile birleşmesi sonucunda doğmuştur.
* Ekmek ve Gül Platformu; Yurdaer Erkoca’nın temsil ettiği ‘Sosyalist Alternatif’ ile Kenan Kalyon’un da içinde yer aldığı ‘Emek’ ve Hikmet Kıvılcımlı’nın tezlerinin savunucusu bir grup olan Toplumsal Özgürlük’ün birleşmesi ile meydana gelmiş. ÖDP kurucularından Ertuğrul Kürkçü de bu platformun üyesi. Ekmek ve Gül Platformu, ÖDP’deki ‘merkezi hattı’, başka bir deyişle çoğunluk grubunun egemen hattını, partinin kendi gelişiminin önünde bir sorun olarak görüp, ‘parti içi yaşamın yeniden harmanlanması ve parti içinde geçmiş aidiyetlerin yarattığı particiklerin ortadan kalkması için’ ÖDP’yi yeniden kurma çağrısında bulunuyor.
* Sosyalist Eylem Platformu (SEP); Sungur Savran’ın içinde olduğu ‘Sosyalizm’ çevresi ile ‘Kurtuluş’ ve ‘Sosyalist Demokrasi için Kurtuluş’ gruplarının birlikteliği ile oluşmuş. SEP, ÖDP’nin, örgütlenme omurgası işçi ve emekçilere dayandırılmadan ve işyerleri temel alınmadan emek eksenli devrimci bir parti olamayacağını vurguluyor.
* Sosyalist Politika (SP); Metin Çulhaoğlu’nun temsil ettiği ve Kongre’ye ‘Sosyalizm ve Parti’ adı ile tek başına çıkan bir platform. SP, ÖDP’nin kuruluş öncüleri ve felsefesi olarak tarif ettiği şu yaklaşımları benimsemediğini ve eleştirdiğini söylüyor: “Gümrük Birliği’ne sıcak bakış, ‘yurttaş’ bilinci ile neredeyse sınıfsızlığa açık bir garip ‘sosyalizm’, karşılığını bireylerin özgürleşmesinde bulan ‘özgürlükçülük’, özelleştirme pisliğine karşı ‘özerkleştirme’ saçmalığı vb. ikircikli tutumlar, reel sosyalizm deneylerinden en yanlış sonuçların çıkarılması ve neredeyse burjuva egemen ideolojinin kutsanması, her tür karşıtlıkta ‘üçüncü yol’ kolaycılığı, tembellik hakkı söylemi, parti olmayan parti söyleminin iç boşaltıcılığı” vs.. .
Bu grup ve platformların yanında Masis Kürkçügil’in içinde yer aldığı ‘Yeniyol’, Dev Yol’dan kopmuş ‘Hareket’ ve ‘Devrimci Sosyalist Yön’ gibi birçok grup da ÖDP içinde çalışıyor.
Tkp konusunda da her ne kadar son dönemde İşçi partilileştiği yönünde eleştirsemde son tahlilde umutsuz değilim sonunda aklı selimi bulup, kurulacak bir sosyalist çatı içinde EMEP'le birlikte katılımcı olacağına inanıyorum.
Haklısın mücade etmenin tek yolu tek vücut olmaktan geçer buna katılıyorum. Ancak unutulmamalıdır ki sosyalist mücadelenin lokomotifi partili siyaset değil sendikal hareketlerdir.
vBulletin v3.7.4, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.