Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye'de Ulusalcılık konusu...
Türkiye'de ulusalcılık milliyetçilikle eş tutuluyor. Böyle değerlendiriliyor. E.Manisalı farkının emperyalizm karşısında alınan tutumla açıklıyor bunu ama, sadece bu açıklama da çok fazla net değil. Çünkü ülkede emperyalizme sözle de olsa karşı çıkmayan birini bulmak da zor. Bizim forumlarımızda aşağı yukarı her konu dönüp dolaşıp bu noktaya da geliyor. Arkadaşlarımızı milliyetçi olmakla eleştiriyoruz. Aşağı yukarı onlar da bu eleştiriye çoğu kez milliyetçi tepkilerle cevap veriyorlar. Sanırım herhangi bir konu üzerinden değil de, doğrudan doğruya ulusalcılığın ne olduğunu arkadaşlarımızdan dinlersek aydınlanmış olacağız.
Kapitalizm'in tek hegemon olmasıyla bütün halklara dayattığı neoliberal politikalar da var. Bu politikaların bir karşı-devrim niteliğinde olduğu ve genellikle burjuvazinin insanlığa kazandırdığı kazanımları da yok etmeye çalıştığı göz önüne alındığında ulusalcılık bu anlamda ne ifade ediyor? Eğer ulusalcılık milliyetçilikse postmodern yaklaşımlardan korunmak ve kazanılmış ulusal değerleri korumak sol için anlamsız mı?
Sol bugünün dünyasında ulusal değerleri önemsememeli midir??
Ulusal değerleri önemsememek doğal olarak izlenecek yoldur. Ancak 1900 lü yıllardan beri gelişen ulus devletler farklı misyonlara doğru sürüklendi. Her ideoloji din, ırk, dil gibi bazı unsurları kullanma yoluna gitmişse yaşanılan toplumdaki ulusal kimlik sol için önemsenmelidir. Buna duyarsız kaldığınız zaman toplumdan uzaklaşırsınız. Toplumlar cahil ise onlara kendi değerleriyle sol yaklaşmalıdır.
Ulusalcılık; emperyalizme karşı, Atatürk milliyetçiliğini savunan (ulusçuluk), liberalizme karşı devletçi sosyalizmi savunan ve ortanın solunda yer alan bir sistem. İdeolojik olarak Kemalizm'i savunur. Sınıf bilincinden çok milli bilinci ve ezilen uluslar görüşünü temel alan anti-emperyalist bir söylemdir.
Emperyalizme karşıdır çünkü : "Emperyalizm'in Türkiye'yi bölmek için ayrılıkçı-ırkçı söylemleri ortaya attığını buna karşılık olarak da anayasada olmayan bir kavram olan Türkiyeli gibi alt-üst kimlik gibi kafa karıştırıcı psikolojik bir savaş içerisinde olduğunu" düşünüyor ve buna çare olarak da Atatürk milliyetçiliğini savunuyor.
Atatürk milliyetçiliği, Anayasa'nın başlangıç bölümüne alınmış, orada da, şu ifadeyle tanımlanmıştır:
"... Bütün fertlerini, kaderde kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde, milli şuur ve ülküler etrafında toplayan ve milletimizi, dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak milli birlik ruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilen Türk milliyetçiliği..."
Anayasa'nın başlangıç bölümünde bu tanımın hemen arkasından Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi de tekrarlanır ki, bu da, Türk milliyetçiliğinin kendi içinde olduğu gibi, başka milletlerle de barış içinde ve dostça yaşama arzusunu vurgular.
Ulusalcılık terimi aynı zamanda günümüzde milliyetçiliğin taşıdığı Türk-İslam sentezi misyonu altında birleşmekten uzak olup, anayasada belirtilmiş milliyetçilik tanımını savunmaktadırlar.
Ulusalcılıkta esas amaç emperyalizm karşıtlığıdır. Milliyetçilik olarak köktenciliği değil aynı devlet altında yaşayan ortak kültüre sahip halkları tek bir ulus olarak görür. Örneğin: Türkiye'de Kürt,Çerkez,Türkmen gibi etnik kökenler varken bunları bir tek ulusun unsurları olduğunu bilir ve anayasada da belirtildiği gibi bunlara "Türk" der. Bu yönüyle aynı zamanda Irkçılığa karşıdır.
Bu kavramlar ulusalcıların kendini tanımladığı şekilde ulusalcılığın anlamı.
Ulusalcılığı eleştiren kişilerin ve görüşlerin ise ana çerçevesini şu şekilde özetleyebiliriz:
- Ulusalcılık söylemi altında AB karşıtı bir çizgide, antiemperyalizm ve ekonomik bağımsızlık maskesi altında milliyetçilik yapıldığı için.
- Eski solcuların ulusalcı olmaları karşısında : AB'ye karşı olan ve ideolojik anlamda Kemalizm'i savunan bir görüş bugün sol olamaz.
Bu konuda yapılmış bir röportajdan bir bölüm aktarırsak daha aydınlatıcı olabilir :
Nabi Yağcı (eski Türkiye Komünist Partisi'nin genel sekreteri) ile yapılmış bir röportajdan :
--Mehmet Altan'ın yazısından sonra Kemalistlerin asla solcu olamayacağı tartışması da başladı. Kemalistler solcu olabilir mi?
'Kemalizm sol olamaz' tespiti belki dün için pek değil ama, bugün için doğru bir tespit. Kemalizm, devletin kurucu ideolojisidir.1920'lerde devleti savunmak, ulusal kurtuluş devrimini savunmak anlamına geldi. Ama giderek o devrimci dönem bitti ve devlet klasik devlet olarak işlevine başladı. Kemalist ideoloji ise bu arada Cumhuriyet devrimlerini gerekçe göstererek devleti korumayı hep öne aldı. Kemalist ideoloji devrimleri geliştirmedi, çağdaşlaştırmadı, tersine dondurdu. Böylece Kemalizm, donuk ve bürokratik bir devlet ideolojisi haline geldi. Ayrıca öyle bir korku psikozuna girdi ki, hep halktan devlete karşı yıkıcı bir şey bekledi ve devleti halka karşı korudu. Bugün de 'rejim tehlikede' diyerek bu korkuyu hâlâ aşılıyor. Sormak lazım, hangi rejim tehlikede? Demokratik rejim mi tehlikede? Hayır, bürokratik, otoriter rejim tehlikede. Demokratik olmayan devlet yapısı tehlikede. Solcular, Kemalist düşünceyle sol arasındaki bu düşünce farkını ortaya koymak, Kemalizm'le hesaplaşmayı tamamlamak zorunda. Sol, Kemalizm'den arınmalı. Bu da ancak dünyaya açılarak, devletçi yaklaşımlardan kurtularak yapılır. Bunun da somut hedefi AB'dir.
--Kemalizm'le solculuk arasındaki temel farklar ne?
Dün bunlar iç içeydi. Ama bugün ilk ayrışma kabaca 'devletçi olan ve olmayan' diye yapılmalı. Mesela solcularla liberaller bu anlamda aynı partinin çatısı altında bulunabilirler. Çünkü liberaller de serbest piyasadan yanalar ve devletçiliğe karşılar.
--Neden Türkiye yıllarca Kemalizmi solculuk olarak algıladı?
Felsefe yoktu da ondan. Felsefesiz bir toplum düşünemez, eleştiremez, eleştiremeyince de bulamaz. Biz düşünmekten korkan bir toplumuz. 1930'lardan 80'e kadar ülkede 17 seçim yapıldı. Sadece ikisinde iktidar seçimle gelip seçimle gitti. Düşünce ve inanç özgürlüğünün olmadığı yerde de Kemalizm, solculuk, ırkçılık birbirinin içine girdi. Bugün antiemperyalizm söylemi altında milliyetçilik yapılıyor. MHP'liler bile antiemperyalizm, Avrupa emperyalizmi demeye başladı. Koca koca profesörler çıkıyor, AB bizi sömürecek diyor, utanıyorum. Peki sömürüden kurtulmak için sınırları kapatmak mı lazım? Kapatınca sömürü bitecek mi? Peki iç sömürü ne? Bir solcu için sermayenin ırkı neden önemli olsun? Halk yıllarca korumacılık yüzünden geri teknolojili pahalı ürünler satın aldı. Halkı korumak mı bu? Bu mantık solda değişmedi. Ve antiemperyalizm milliyetçilik yapmanın solcu gerekçesi oldu. Oysa emperyalizm, sermayenin silah gücüyle bir ülkeyi işgal etmesidir.
Temel iki noktada ulusalcılığın eleştirildiği yönleri özetledikten sonra, bu kavramın anti-ulusalcılar tarafından toplumda yaratması istenen çağrışımları özetlersek :
- Toplumun tüm kesimlerinde "ulusalcılık" kavramının darbecilik ile eş çağrışımlı hale getirilmesi sağlanıyor. Birçok faili meçhul cinayetler ulusalcı düşünenlerin üzerine angaje ediliyor. Ergenekon terör örgütünün mensupları ulusalcıdır düşüncesi topluma yerleştiriliyor ve ulusalcılığın bir kandırmaca olduğu, Türkiye'nin geriye gitmesinin amaçlandığı anlatılıyor.
- Suça bulaşmadıktan sonra insanların fikrini özgürce savunabilmesi ve buna uygun hareket etmesi normaliyken; beyninde biraz şüphe barındıran ve muhalif olarak kalmayı isteyen herkes damgalanıyor.
- Ulusal görüşleri savunanların en çok bahsettiği kavramlar olan; BOP, Gülen cemaati örgütlenmesi, polis içindeki kadrolaşmalar, küreselleşme, ılımlı İslam, Türkiye haritasının değiştirilmek istendiği, Kuvayi Milliye ruhu...
Sonuç olarak felsefe anlamında daha derin çözümlenip eleştirilmesi gereken bir kavram ulusalcılık. Burada çok kısa bir düşünce fırtınası ile özetlemeye çalıştım. Ancak daha derin tartışılıp eleştirmemiz çözümlememiz gerektiğini düşünüyorum.
Kapitalizm'in tek hegemon olmasıyla bütün halklara dayattığı neoliberal politikalar da var. Bu politikaların bir karşı-devrim niteliğinde olduğu ve genellikle burjuvazinin insanlığa kazandırdığı kazanımları da yok etmeye çalıştığı göz önüne alındığında ulusalcılık bu anlamda ne ifade ediyor? Eğer ulusalcılık milliyetçilikse postmodern yaklaşımlardan korunmak ve kazanılmış ulusal değerleri korumak sol için anlamsız mı?
Sol bugünün dünyasında ulusal değerleri önemsememeli midir??
Sevgili melnur, ilk olarak ilk sorunun cevabı kapitalizmin gelişme çağnda sosyal devlet mantığı adı alında dağıttığı tüm kırıntılar birer kazanımdı. Ama bu kazanımlar kapitalizmin gençlik çağı olan ve sürekli büyüme zamanına denk geliyordu. Ancak bu dönemlerde ki kazanımlar ile ulusal savunmalar ve ülke nezdinde düşünmek bir kırılma noktası olup ilerici yanlar taşıyordu .
ama bugün malesef bugün bu ilericilikten çok gerici olup kapitalist devlet savunması şekline karşımıza çıkıyor.
İşte böyle olunca küresel sermaye ile ölüm eşiğinde gelmiş olan kapitalizm devlet aygıtını kendine yük görüp devleti yok ederken bizler köhnemiş bu devleti koruyup savunmakla uğraşıyoruz.
Yani solcular yerine komünistler dersek burada devleti savunmaları ne kadar doğru olur tartışılır. Burada yapılması gereken küresel güçler gerici kapitalist devlet aygoıtına saldırıp bunları yok ederken bu kırılma noktasından saldırıp bizim sermayeyi yer yüzünden al aşağı etmemiz gerekli. Çünkü küresel sermaye bu ulusal devletleri egela edip küresel bir devlet odeli öngöçrürken en zayıf anlarını yaşıyor. Bunu bir yılanın deri değiştirirken ne kadar zayıf olduğunla ilişiklendirebilirsiniz.
Yani sevgili arkadaşım biz komünistler ( solcuları ayrı tutuyorum) ne sebeple olursa olsun devlet savunmasına girersek gerici bir mücadeleye kaymış oluruz.
Ama hemen açayım stalinin yurt savunması kavramını ortaya atıp konuşanlar o rada bir işçi devleti olduğunuda unutmasınlar. Bu koskoca bir farktır.
DOSTÇA
Aleksander Nevski :
Stalin,1938'de,II.Dünya savaşının öncesinde,ünlü Rus Yönetmeni Eisenstein'a "Aleksander Nevski" filmini çektirmiştir.
13.yy'da yaşamış bir Rus Prensi olan Aleksander Nevski,Cermen kavimlerinden Töton şovalyelerinin saldırılarına karşı halkla soyluları birleştirerek ülkesini savunmuş bir tarihsel kişilikti.
Büyük Rus Ulusu:
Yine Stalin 6 kasım 1941'de Nazilerden söz ederek şöyle diyordu:
"..canavar ahlakına sahip bu insanlar,Büyük Rus Ulusunu ,Plehanov ve Lenin'lerin,Belinski ve Çernişevskilerin,Puşkin ve Tolstoyların,Glinka ve Çaykovskilerin,Gorki ve Çehovların,Seçenov ve Pavlovların,Repin ve Surikovların,Suvorov ve Kutusovların ulusunu yok etme çağrısı yapma küstahlığını gösteriyor."
(Stalin Sy:276,İnter Yayınları)
Kurtuluş Savaşı :
Yine Stalin ertesi gün Kızıl Ordunun geçit resminde yaptığı konuşmada:
"Yürüttüğümüz savaş kurtuluş savaşıdır.haklı bir savaştır.Sizlere bu savaşta, öncülerimiz -Aleksander Nevski,Dimitri Donskoy,Kusma Minin,Dimitri Poşarski,Aleksander Suvorov,Mihail Kutusov'un kahraman örnekleri meşale olsun." diye sesleniyordu.
(Stalin sy:284)
Çarlık Generali Kutusov'un Arslanları :
Stalin,Napolyon'un saldırılarını püskürten Çarlık generali Mihail Kutusov'a gönderme yaparken ulusal değerleri yüceltiyor ve vatan savunmasına vurgu yapıyordu.
Dimitrov,Çekoslovakya'ya giden gençlere yaptığı konuşmada,şu öğütleri verir:
"Ulusal onurunuzu ve ulusal gururunuzu göz bebeğiniz gibi koruyunuz.
Her biriniz Bulgar olmalısınız.
"İşte bu Bulgardır."diye sizi onurla göstersinler.
Bu şovenizm değildir.
Bu,ülkemizin kendini koruması,geri kalmaması ve ilerleyebilmesi için gerekli bir araçtır.
(Dimitrov.Gençlik İçin Notlar.Sy:162,163)
NOT: Dimitrov,Bulgaristan Komünist Partisi Başkanıdır.
Ama hemen açayım stalinin yurt savunması kavramını ortaya atıp konuşanlar o rada bir işçi devleti olduğunuda unutmasınlar. Bu koskoca bir farktır.
DOSTÇA
Lenin,Afgan Emirinin, İngiliz Emperyalizmine karşı direnişini olumlu buluyordu.
Markscı-Leninci Kuram, emperyalist devlet ile olmayanlar arasında ayrım yapar.Butün devletleri ve devlet biçimlerini aynı sepete doldurmaz.
vBulletin v3.7.4, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.