PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Günümüzde İdeolojiler


mağripli
05-09-08, 09:48
İnternet kullanmasını çok iyi bilmeyen bir dostumun daha önce başlığın büyük yazılması sebebiyle silinen yazısını başlıını düzeltip yeniden ekliyorum. Kendisinin isteği üzerine bu yazıyı kendi hesabımdan yayınlamak zorunda kaldım. İyi okumalar.:60
************************************************** *********

Günümüzde İdeolojiler

Farklı sınıfların farklı çıkarlarını temsil eden fikir birliklerine ideoloji denilir. Günümüzle ilişkilendirecek olursak günümüz toplum yapısını incelememiz gerekir.

Günümüz toplum yapısını irdelemeden kapitalizmin geçirdiği evrelere kısaca göz atalım. 1. evre serbest rekabetçi evre, bu evre Burjuvazi ile Proletaryanın kanlı bıçaklı olduğu evre 2. evre Emperyalizm evresidir. Bu dönem ülkeleri üç ayrı kategoride ele almalıyız. Emperyalist ülkeler, Orta çapta gelişmiş ülkeler ve az gelişmiş ülkeler. Bu süreç Emperyalist ülkelerdeki işçi sınıfı, yüksek ücretler nedeni ile iyi birer tüketici olmaları itibarı ile kendi kapitalizmlerini geliştirici bir etki göstermişlerdir. İkinci paylaşım savaşı sonrası dönem emperyalist ülkelerde ciddi anlamda sınıf çatışmaları görülmemiştir. Orta çapta gelişmiş kapitalist ülkeler ise işçi sınıfı iktidarına gebe ülkelerdi. Orda da sınıflar kanlı bıçaklı idi. Sömürge ülkelerde sınıflar oluşma sürecinde olmalarından dolayı sınıf örgütlenmelerinin ve sınıf çatışmalarının oluşması süreç isterdi.

Gelelim üçüncü evreye, yani günümüze. Ülkesel boyutta ele alırsak ulaşacağımız doğrunun çok gerisinde oluruz. Yani doğruya hem geç hem de yanlışlarla beraber ulaşırız. Ekonomi dünyasallaşmıştır. Her zaman dünyasaldı denilirse, hayır! Para ve mal dünyanın her yerinde özgürce dolaşamıyordu. Kotalar var denilirse, çok az olabilir onlarda yok olma eğiliminde. Ekonomideki bu küreselleşme eğilimi geri dönülemez bir evredir. Şu anda kapitalizmde yaşanan tıkanma siyasette de küreselleşmeyi aynı oranda teşvik edememektir. Siyasette ise dünyayı şöyle irdeyebiliriz. Büyük, orta ve küçük ülkeler.

Büyük ülkeler ekonomilerinin getirdiği büyüklük avantajı ile birde ekonomilerinin birbirlerine bağlı olmalarından dolayı birbirleri ile uzlaşarak siyaset yapmak durumundadırlar. Orta çaplı ülkeler ise sınıf çatışmasının getirdiği gerginlikten kurtulması açısından bir avantaj elde etmişlerdir. Ekonomik açıdan ise çok da zararlı değiller. Bir anlamda yeni dünyaya uyarlanmak işlerine gelmektedir. Uyumsuzluk gösteren ya da hata yapan ülke olursa süreç içerisinde parçalanma riski ile karşı karşıyadır. Küçük ülkelerin ise hiçbir şekilde dünyadan bağımsızlaşma girişimi olamaz. Boğazı sıkılır, tarihin derinliklerine gömülür. Küçük ve orta ülkelerin yönetici kesimleri yönetilen kesimlere göre avantajlı olmalarından dolayı bu duruma çok itiraz etmezler.

Ancak ekonominin küreselleştiği siyasetin küreselleşemediği bu durum sürdürülebilir bir durum değildir. Bu bir çelişkidir. Ne olabileceğini ilerde tartışırız.

Şimdi asıl söylemek istediğimiz üçüncü evrede sınıflar hangi konumdadır ve de bu sınıfların ideolojileri nelerdir. Önce kabaca kapitalizmin ne olduğuna bakalım. Kapitalist üretim biçimi işçi sınıfı tarafından üretilen artı değerlerin bir kısmını özel gereksinmelerine bir kısmını da sermayesine kattığı kapitalistlerin sömürüsünü ve hegomanyasını içeren bir sistemdir. Üretim faaliyetinde her iki sınıfta üretimin asli unsurudur. Birisi sermayesiyle diğeri emeğiyle vardır. Çelişkileri uzlaşmazdır. Kapitalizmi basit biçimi ile tanımladıktan sonra bugüne yani bugünün üretim biçimine bakalım, bugünün görüntüsü çökme sürecinde eriyen bir kapitalizm. Yani yaşanılan toplumun alt yapısı eriyen kapitalizmdir. Eriyen sistemin temel sınıfları geleceğin toplumunun kurucusu olabilir mi? Tartışılır. Ancak her iki sınıfta varlıklarını korumak için direnmektedirler. Egemen olduğu bir sistemde varlığını korumakta zorlanan burjuvazinin toplumu geleceğe taşıması mümkün değildir. İşçi sınıfı ise varlığını koruyabilmek için hem dilenci hem de yalancı olmuştur. Dünyasal sınıf karakterine rağmen sadece anlık çıkarı için yalandan ulusçuluk yapmaktadır. Avrupa da göçmenlere karşı, küçük ve orta ülkelerde yabancı sermaye ye karşı devletten yana tutumları örnek olarak verilebilir.

Bilimsel teknolojik devrimin etkisi ile gereksizleşen birçok kurum ve sektör (Devlette dâhil) seçeneksiz ve çözümsüzdür. Bu kurumlar sistemin yaşamasına yardımcı oldukları için kapitalist faaliyet alanında bulunmaktadır. Tepeden görünmez bir elin gereksizleşen bu faaliyeti insan yaşamından çekip alacağını tasavvur edelim. Karşımızdaki resim şu olur. Boşlukta kalmış insan toplulukları. İşte gerçek budur. Yani toplumun büyük çoğunluğu boşluktadır. Bu olması gerekendir. Ya birde olan vardır. Bugün işsizleşen işçiler, asgari ücretle çalışan işçiler, kapitalsizleşen kapitalistler toplumun büyüyen kesimleridir. İşte büyüyen bu kesim geleceğin toplumunun potansiyel kurucularıdır.

Öznel etmeni kurgulayamayan Marksistlerin başarı şansı yoktur. Marksçılık iradedir, müdahaledir. Kapitalist egemenlik hem insanı gereksizleştirmekte hem de izole edip dışlamaktadır. Marksçılar yani gerçek insanlar komünizmin maddi koşullarını oluşturmak için müdahil olacaktır. Komünizm insanlık için çok uzak bir toplum biçimi değildir. Ömrünü tamamlama sürecine girmiş kapitalizm, karnında komünist toplumu taşımaktadır. Önemli olan yarını bugünden kurabilmektir. Yarını bugünden kuramazsak yarın hiç gelmeyecektir.

Kapitalist kesimler kendi ideolojilerini açıkça söylemektedirler. Postmodernizm yani modernlik sonrası. Demek ki bunlar geçmişlerini modernlik olarak nitelemişler. Şimdi ise artık modern olamayacaklarını ama ne olacaklarını bir türlü söylememekteler. Pratikte ne olduklarını göstermelerine karşın ideolojilerini isimlendirmede utangaç davranmaktadırlar. Bu bayların ve de bayanların pratikleri de ideolojileri de BARBARİZM’DİR.

Kapitalizm karşıtı kimi kesimlerin kendilerini POST SOSYALİST olduklarını söylemektedirler. Aslında, kendileri açısından onlarda doğruyu söylemektedirler.Çünkü sosyalizm denilen toplum biçimini insanlık bir daha yaşamak istese bile yaşayamaz. Ancak yapay zorlamalarla olabilir mi bilemeyiz, fakat sermaye desteği gereklidir. Ayrıca bu arkadaşların postsosyalist demekle neyi kast ettikleri de belirsizdir. Yani belirsizliği kast etmektedirler. Fazla söze gerek yok arkadaşların ideolojileri ANARŞİZMDİR.

Marks’ın insanlığa önerdiği geçiş dönemi teorisi, bugün de, komünistlerin ideolojilerinin ana çizgisidir. Komünistlerin insanlığa önerdiği özgürlük toplumuna geçiş dönemi, aslında insanın kendine dönme ve de yabancılaşmanın tasfiye dönemidir. Özgürlük toplumu söyleminde ise yaşamı düzenlemek var, insanın kendi kendisini yönetmesi var, insanın doğa ile buluşması var, özcesi insanla doğanın evlenmesi var.

Mehmet PETEKKAYA

mağripli
05-09-08, 09:50
Yukarıdaki yazıya ek olarak yazılmış veya devam niteliğindeki tamamlayıcı yazı...
************************************************** ******
İdeolojiler Dönemi Devam Ediyor

Burjuva düşünürleri yenidünyanın analizi ve siyasetinde zorlanan komünistleri görünce ideolojiler döneminin bittiğini söyleyerek iki fayda birden elde edeceklerini hesaplamışlardır. Birincisi komünistleri günümüzle ilişkin ideoloji oluşturmaktan caydırmak ikincisi ise günümüzle ilgili kendi ideolojilerini saklamaktır. Sorunun özüne bakacak olursak ideolojiler dönemi kapanmıştır, demekte ideolojik bir söylemdir. Kaldı ki günümüzle ilişkin bir yığın teori ortaya atmaktadırlar. Medeniyetler çatışması, dinler arası diyalog, şehir devletleri kurmak, dünyanın her yerine demokrasiyi taşımak (aslında kapitalizmi) vb.

Meseleye komünistler cephesinden bakacak olursak itiraf etmemiz gerekir ki 21. yy.da kelimenin tam anlamıyla çuvalladık. Yuro (Euro) komünistler komünizmi terk ettiler ya da terk etme noktasına geldiler ki kapitalizmin açmazları görünmeye başladı. Çark ederler mi? Bilmiyoruz ama göreceğiz. 20.yy a damgasını vuran Sovyetçi ya da Stalin’in isim babalığını yaptığı Marksizm, Leninizm denilen ideolojinin temsilcilerinin ise büyük çoğunluğu komünizmi terk etti; terk etmeyenler ise tam bir mürit gibi davrandılar davranmaya da devam etmektedirler. Bugün için komünistler yol alacağım diyorlarsa 20.yy komünizmini içeren defteri kapatmalıdır. Hem de iki nedenden dolayı; birincisi, dünyanın en büyük devrimini komünizme doğru taşımadaki başarısızlık, ikincisi ise yaşanılan dünya aynı değil.

İdeolojiler dönemi kapanmıştır diyen sermaye sahiplerinin beyin takımı bu değerlendirmeleriyle sadece ve sadece kendilerini aldatabilir. Görünen biçimiyle dünya onlardan yana dönüyor, özgürce saçmalayabilirler. Ancak şu soru onlarda yanıt bulamaz: devletleriniz, parlamentolarınız ve de partileriniz ideolojisiz mi faaliyet gösteriyor.

Bu konuya ilişkin fikir yürütmek istiyorsak (komünizm açısından) kaynağa dönmek zorundayız ( yani Marx’a). Marx’ın çığır açtığı iki önemli şeyi; materyalist felsefe ve diyalektik yöntemi , birde kapitalizmin çözümlemesi günümüz ideolojisine ana çerçeve olmalıdır.

21.yy kapitalizmin yeni bir evresidir. Dolayısıyla bu yeni evreyi de içeren marxçı ideoloji gerekmektedir. Marx’ı atlayarak komünizm adına siyaset yapacak her unsur çuvallamak ya da kapitalizme hizmet etmek durumundadır. Kapitalist kafalar ideolojiler dönemi kapanmış derken bir açıdan doğruyu söylemişlerdir(kendileri ile ilişkin). Kapitalizm bugün tıkanma süreci yaşamaktadır tıkanan sistemin ideolojisi mi olur? İnsanlığa açılım getiremezler. Dolayısıyla, ideolojileri de tıkanma sürecindedir. İnsanlığa verebilecekleri tek şey vahşettir. Vahşet için ideoloji gerekir mi tartışılır.

İdeolojiler ancak özgürlük toplumunda gereksizleşir. Özgürlük toplumu önümüze altın tepside gelmeyecek ki, geçiş dönemli bir komünizmi gerektirecektir. Komünistlerin varmak istediği yer bellidir. Kapitalizm sonrasıdır, yani özgürlük toplumudur. O halde komünist ideoloji kapitalizmin sonrasını gösterebilmektedir yani insanlığa bir açılım getirebilmektedir. Kapitalist kafalar ideolojiler dönemi kapanmış derken kendi adlarına söyleyebilirler. Tıkanan kendi sistemleridir kendi ideolojileridir. Onlar kendi açmazlarıyla ilgilensinler. Biten ideolojiler 20.yy.ın modernitesi ve sosyalizmidir. 21.yy da Komünistlerin ideolojilerinin de kavgalarının da önü açıktır.

Mehmet PETEKKAYA