Orijinalini görmek için tıklayınız : Devrim ve Örgütlenme Modeli
Günlerdir hatta hafta da diyebiliriz, aklımı kurcalayan bir soru var. Devrim aşamasında partinin örgütlenme şeması nasıl olmalıdır?
Aslında buna belli bir yanıt verebiliyordum ancak Lenin'i verdiğim yanıtı tamamen sorgulamamı sağladı. Leninbu örgütlenme modeli için şunları diyor:
"Oportünist sosyal demokrasinin (Marksizm-leninizm) örgütlenme prensipleri aşağıdan yukarıya doğru örgütlenme usulünü izler ve bu yüzden mümkün olduğu kadar (aşırı bir şevkle) anarşizm noktasına varan özerkliği ve demokrasiyi yeğ tutar.
Devrimci sosyal demokrasinin (Marksizm-leninizm) örgütlenme prensipleri ise, yukarından aşağıya doğru örgütlenme usulünü izler, bu yüzden de parçalarla ilişkide merkezin gücünün ve haklarının genişletilmesinden yanadır."
Devrim mücadelesinde merkezin sağlam temeller üzerinde olması hepimizin ortak noktasıdır. Ancak merkezin parçalara karşı bu kadar üstün olması doğru mudur? Sizler ne düşünüyorsunuz. Özellikle böyle deneyimlere sahip olan forum üyeleri bu konuda bizleri aydınlatırsa çok sevineceğim.
Not: Önemli bir ayrıntı: Burada "Devrim sırası" kastedilmektedir, sonrası değil. Bu yüzden buna dikkat ederek yazalım. Çünkü iki dönem birbirinden çok farklıdır.
Günlerdir hatta hafta da diyebiliriz, aklımı kurcalayan bir soru var. Devrim aşamasında partinin örgütlenme şeması nasıl olmalıdır?
Aslında buna belli bir yanıt verebiliyordum ancak Lenin'i verdiğim yanıtı tamamen sorgulamamı sağladı. Leninbu örgütlenme modeli için şunları diyor:
"Oportünist sosyal demokrasinin (Marksizm-leninizm) örgütlenme prensipleri aşağıdan yukarıya doğru örgütlenme usulünü izler ve bu yüzden mümkün olduğu kadar (aşırı bir şevkle) anarşizm noktasına varan özerkliği ve demokrasiyi yeğ tutar.
Devrimci sosyal demokrasinin (Marksizm-leninizm) örgütlenme prensipleri ise, yukarından aşağıya doğru örgütlenme usulünü izler, bu yüzden de parçalarla ilişkide merkezin gücünün ve haklarının genişletilmesinden yanadır."
Devrim mücadelesinde merkezin sağlam temeller üzerinde olması hepimizin ortak noktasıdır. Ancak merkezin parçalara karşı bu kadar üstün olması doğru mudur? Sizler ne düşünüyorsunuz. Özellikle böyle deneyimlere sahip olan forum üyeleri bu konuda bizleri aydınlatırsa çok sevineceğim.
Not: Önemli bir ayrıntı: Burada "Devrim sırası" kastedilmektedir, sonrası değil. Bu yüzden buna dikkat ederek yazalım. Çünkü iki dönem birbirinden çok farklıdır.
Yahu, yazarkan o kadar dikkatli olunmasi gereken bir konu actiniz ki sevgili Elenorin; simdi sizden, üzerinde yogunlasmamiz gereken konuyu birazcik daha acmanizi istesem:
Icinde adim adim asamalar var yazdiginizin; cünkü devrimden sonra degil, devrim sirasinda diyorsunuz. Acaba öncesi ile de baglanti kurabilir miyiz?
Lenin´in "oportünist sosyal demokrasinin örgütlenme programi" dedigimiz, kavram(yargi), henüz kapitalizmin icindeyken mi? yoksa sosyalizmin ilk adimlarinda mi?
Acaba diyorum bu yargi, durusa göre degismiyor mu? Yani ülkenin icinde bulundugu noktaya ve bizim o anki durusmuza göre mi ?
saygiyla
Bahsettiğim şey şu:
Devrim sırasında, yani devrimci güçlerin burjuva devletine saldırdığı aşamadan bahsediyorum. Yani hala egemenler burjuvalarken yani hala kapitalizm hakimken, devrim yapmaya çalışan ve kitleleri devrimci bilinçle örgütleyen bir partinin örgütlenmesi nasıl olmalıdır?
Aşağıdan yukarıya mı, yukarıdan aşağıya mı?
Lenin merkezin parçalara karşı güçlü olmasını savunuyor. Ben de diyorum ki gerçekten merkezin parçalara karşı bu kadar güçlü olması doğru mudur? Lenin'in alıntıladığım cümlelerine nasıl bakıyorsunuz?
Ben bu örgütlenme modeli hakkında cok düşündüm ama biraz deneyimli kişilerin pratik deneyimlerine ihtiyacım var.
Bahsettiğim şey şu:
Devrim sırasında, yani devrimci güçlerin burjuva devletine saldırdığı aşamadan bahsediyorum. Yani hala egemenler burjuvalarken yani hala kapitalizm hakimken, devrim yapmaya çalışan ve kitleleri devrimci bilinçle örgütleyen bir partinin örgütlenmesi nasıl olmalıdır?
Aşağıdan yukarıya mı, yukarıdan aşağıya mı?
Lenin merkezin parçalara karşı güçlü olmasını savunuyor. Ben de diyorum ki gerçekten merkezin parçalara karşı bu kadar güçlü olması doğru mudur? Lenin'in alıntıladığım cümlelerine nasıl bakıyorsunuz?
Ben bu örgütlenme modeli hakkında cok düşündüm ama biraz deneyimli kişilerin pratik deneyimlerine ihtiyacım var.
Rica ederim, deneyim; sizde neyse bizde de o..
ayni atmosferdeyiz.
Siarimiz bir. Karsitlarimizsa hepimize (insanliga) karsi.
Ben bu noktada, yani devrim sirasinda halkin önceki yönetenlerine bakisini ve inanclarini da göz ardi etmedigim icin zorlanacagiz diyorum.
Bu nedenle tipki ilk burjuvazinin feodalitenin üzerine zor yoluyla oturmasi gibi sosyalist örgütlenmenin(partinin) de üstten asagi SIKI -kismen radikal-bir örgütlenmesinden yanayim diyorum.
Bu sürec halkin degerlerini zedelemeden atlatilabilirse bir kac adim ilerlenebilir.
Kapitalizm pusuda beklerken, yeni demokratik sistemin mazlumlara tanidigi SINISRSIZ demokratik haklarin, nihayetinde yeni Gorbacov´lar yaratabilecegi kaygisini tasiyorum.
Anlatimimin ikinci bölümü biraz daha farkli.
Degisimin, icinde yasanilan cagin bilimsel devrimlerine paralel olacagina inandigim icin, büyük güclükler cekilecegini sanmiyorum.
Cünkü, feodalitenin üzerine yürüyen burjuvaziyi tetikleyen yalniz para degil, bilimsel devrimlere paralel aydinlanma cagiydi da.
Bir anlamda degisim zorunluydu. Kapitalist dönem, bireye günde 17 saat calisma saati olan feodaliteye görece bir üst asamadir. ama feodalizmden kurtulus, yine dönemin devrimcileri olan burjuvalar tarafindan gerceklestirildi.
yüzylimizda durum acaba bir önceki gecise benzer mi diye merak ediyorum.
Zira son zamanlarda kapitalizm; tipki orta cag burjuvazisi gibi bir düsünceye de dalmis durumda?
Ilerlemenin önüne gecmek, ayni zamanda kendi sonlari olacagindan feodalizmin ezici baskisindan bir öncekine oranla cok daha özgürlükcü bir sisteme gectiler.
Acaba simdi yine benzer bir asamaya mi geldik diyorum?
Çok güzel bir konuya deginilmiş.
Bence devrimci bir partinin örgütlenmesi aşagıdan yukarıya dogru olmalıdır. Malesef günümüz devrimcilerini düşündüğümde bu düşüncemin teoride kalmasını, pratikte hayat bulmamasını yeğliyorum. Zira devrimci kadrolar görev bilincini ya bilmiyorlar, yada zaten yukarıdan onları yonlendırenler sayesınde bu bilince ihtiyac duymuyorlar. Birde daha vahimi var ki, o da yukarıdakilerin aşagıyı bilinçlendirmemesi. Hep takıldıgım konuya gelicek gibiyim fakat "abilerimizin kendi tahtlarının sallanmaması için, bizleride 70lerin kafalarına hapsetme çabaları"nın bir zararı daha burada görülüyor.
Tabikide bu konuyu dar bir yapıda tartısmak daha yararlı olur zira, dünyada çok çeşit devrimci ve ya devrimci oldugunu öne süren parti, kurum, oluşum var. Malum 3 kişilik örgütlere yabancı bir toplum degiliz. Yani demek istedigim o ki, bu konuyu tartısmak için öncelikle devrımcı kitlenin bilincini bilmemiz, ahval ve şeraite hakim olmamız gerekmektedir, yoksa bu konuda söylediklerimiz havada kalacak, bir adım sonrası için bu düşüncelerimizi kullanmak isteyenlere pekte bir ışık vermeyecektir.
Şimdilik bu kadar, saygılarımla.
vBulletin v3.7.4, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.