![]() |
| ||||||||||||||||||||
Haber | Ltfen Kurallar Okuyunuz. Yeni yelerimizin Dikkatine! Uyarlar ve Uyar Puanlar
Yazyaz letiim | ||||||||||||||||||||
| "Seviyenin olmad yerde ne zgr dnce, ne de demokratik bir ortam oluabilir." | |||||||||||||||||||||
| Yazyaz Forum'a hogeldiniz. Bir dakikanz ayrarak Trkiye'nin en zgr platformuna ye olabilir ve hemen yararlanmaya balayabilirsiniz. ye olmak iin ltfen tklaynz... |
| |||||||
| Doa-Varlk Felsefesi lk neden, varlk, varln z... |
| Seenekler |
| | #31 (permalink) | |
| Uzakla?t?r?ld? yelik tarihi: Jan 2008 Bulunduu yer: gocebe yasiyorum
Mesajlar: 3.409
| Ben ise basitlikten baslayacagim; Alnt:
| |
| |
| Sponsor |
| |
| | #32 (permalink) | |
![]() yelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 4.616
| Alnt:
Sayýn filozofish: Sizin baþa çýkýlmaz bir düþünür oldugunuzu bildigim için, ikna edici gerekçelendirmelere gitmeyecegim; dahasý gidemeyecegim. Sizinle daha önce olan münazaralarýmýzda getirdigim önerme ve argumanlara yönelik olarak yaptýgýnýz itirazlarý unutmuþ degilim. Siz tanrý ve ruh konusunda 1,2,3 sistematigi içinde bir gerekçelendirme ve sonuca gitme mantýgý güdüyorsunuz. Descartes örnegini bu yüzden verdim; ki Descartes'in ruh ve beden ayýrýmýný felsefenin de yöntemi olan mantýksal cýkarýmlar sonucu gerekçelendirdigini izah ediyorum. Üzerinde çok durmaya gerek yok sayýn filozofis; çünkü sizin istediginiz gibi bir yöntem kullanmamýþtýr. Ama þunuda kabul etmek gerekir ki Descartes çogu görüþünde tutarlýdýr. Bunu izah etmek için uzun bir yazý yazmam gerekir ki gerekli olup olmadýgý konusunda þüphem var. Bir de arkadaþlarýmdan, özellikle ecnebi düþünürleri çok abartmamalarýný istirham ediyorum. Ben nacizane, ''Nacizhane'' degil:D (Kendime göre) bu büyük ve etkili olduklarýna inanýlan düþünürlerin argumanlarýný bazen ekliyorum. Bunun nedeni materyalist felsefecilerin baþka dilden anlamadýklarýný bildigimden olsa gerek. 11 yy vb , yani bizim kültüre ait filozoflarýn argumanlarýný da verebilirim: Korkarým ki bu filozoflarý çogu kiþi yadýrgayacaktýr. Bu yüzden konunun mantýgýna uygun olarak, tanrý kavramýn ilk rededen ve gerekçelendiren bir cografyanýn düþünürlerini dikkate alarak fikir yürütüyorum. Konuya ve sorularýnýza yönelik olarak þunlar söylenebilir. Tanrý benim, Tanrý ben de vücüt bulmuþtur. Beni'' dikkate almadan tanrý kavramý anlaþýlamaz, O yüzden diyorum ki benim olmadýgým bir hayatýn zerrece anlamý olmaz; çünkü tanrýnýn nesnelleþmiþ, vücut bulmuþ görüntüsü benim. Benim taþýdýgým ruh tanrýnýn beni var eden ruhudur. Benim gibi canlý olan milyonlarca degiþik türde hayvanýn bana benzemediginin, benden ayrýldýgýnýn gerekçesi budur. Yeryüzünde konuþma melekesinin, düþünme- algýlama- muhamakeme etme- yargýlama melekesinin bagýþlandýgý tek canlý benim. Tanrýnýn delili de, gerekçesi de benim. Tanrýya bakmak isteyen bana baksýn. Bana konuþabilen bir baþka canlý gösterin tanrýyý inkar edecegim. Descartesin dedigi gibi papaganlar da konuþur, ama onlar ne konuþtuklarýný bilerek konuþmazlar; dahasý konuþma'' diye bir yöntem oldugunun farkýnda degillerdir. Ayrýca size bir küçük eleþtiri getirmek istiyorum. Siz sanki kelam ilmine saplanýp kalmýþ gibi yazýyorsunuz. Kelam ilminin kýstaslarý ile felsefe yapýyorsunuz. Karþý tarafýn argumanlarýný, cümle ve kullanýlan sözcük yapýlarýna bakarak düþünce geliþtiriyorsunuz. Cümlenin mantýgýný sorgulamýyorsunuz. Bu senin baban mý sorusuna bele'' diyerek cevaplýyorsunuz .(Bele arabça bir sözcüktür baþka dilde karþýlýgý yoktur. fransýzca ya da ingilizce sözcükler basit kalýr. Sorulan sorunun mahiyetine yönelik olarak mükemmel bir þekilde tepki verir). Sorunun ya da cümle yapýsýnýn þekli sizi düþünmekten alýkoyuyor ve Bele'' diyerek tepki veriyorsunuz. Bu yöntem aslýnda skolastik felsefecilerin yöntemidir. Not: Pascal kuramý aslýnda hz alinin kuramýdýr. Zaten bütün büyük batý filozoflarý bizim kültürümüzün düþünürlerinin çýraklarýdýr. Batýdan dogan güneþler dogunun güneþlerinin ýþýklarýný yansýtýrlar sadece. Bizim tek kusurumuz saçma- sapan bir þekli taklitçilige yüzyýllardýr saplanýp kalmamýzdýr. Bizim yaktýgýmýz kandil baþkalarýný aydýnlattý. Zaten mum dibine ýþýk vermezmiþ. Sevgilerimle efendim
__________________ Bitirdim.. | |
| |
| | #33 (permalink) |
![]() yelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 158
| Genleri, Genetiði ve KALITIMI anlayan birini, iknaya gerek yoktur. Çünkü o doðru yolu bulmuþtur. Genlerin, binlerce yýldan beri oluþa geldiðini ve kalýtsal olarak da, sadece kalýtsal hastalýklarý taþýmadýðýný, bütün kalýtýmlarý taþýdýðýný düþünebilmiþ biri hiç þüphe duymadan: Evrim bir TEORÝ deðil, Evrim, Evrimin KANUNU'dur. der! Bunu diyebilen biri de tüm sorunlarýný çözümlemiþ olur. Onun için artýk BEN, BENLÝK yoktur. Bilir ki ben diyenlerin bedenleri binlerce yýlýn genlerini taþýyan bir tohumun yarattýðý bedendir o. O beden yine binlerce yýldan oluþmuþ tohumun genlerinden meydana gelmiþliðini düþüne bilir. Dolaysýyla o bedenin KENDÝSÝ OLMADIÐINI anlayýp bilebilir. BÝLÝM SAHÝBÝNE! En basit CANLI YARATIK tohum/sperm (4) tek bir canlý (1. Adenin, 2. Timin, 3. Sitozin, 4. Guanin) birimden, yani KAN HÜCRESÝNDEN oluþur. FARKLI GÖRMENÝZE karþýlýk, bitkiler, hayvanlar ve insanlar BÝRBÝRLERÝNDEN SADECE YAÞAMIN TEMEL FAALÝYETLERÝNÝ yerine getiriliþ TARZINDA birbirlerinden ayrýlýrlar. DNA sarmalý, her kývrýmda, nükleik asit bazlý elemet bileþiklerden birbirine baðlý ÝKÝ ÇÝFT BULUNUR. Bu bazlar (4) tanedir: 1. Adenin, 2. Timin, 3. Sitozin, 4. Guanindir. Birbirinden farklý, ancak birbirini tamalayacý yapýlarý nedeniye (1. Çift) A yalnýz T ile, (2. Çift) S ise yalnýz G ile birleþebilir. Kuran'ý Kerim'in, Kýyamet Suresi: 39. ayeti de: Nihayet ondan ÝKÝ ÇÝFTÝ, erkeði ve diþiyi vücuda getirdik. diyor! Ýki çiften biri erkek bedenini, diðer çift de diþi bedenini yaratmýþ oluyor! Bilimle, Kuran arasýnda gerçekte farklýlýk yok. Yani tohum hep kendisine ait olan erkek ve diþi bedenlerini yaratýyor. Beni, sizi, onu yaratmýyor! Evrim, Evrenin Teorisi deðil, Kanunudur! |
| |
| | #34 (permalink) |
![]() yelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 3
| Kesinlikle biliyoruz ki, var olan her þeyin bir sanatkârý, ustasý vardýr. Bir kurþun kalemin, bir tebeþirin veya küçücük bir iðnenin dahi bir ustasý vardýr. Hiç kimse, böyle basit þeylerin bile ustasýz, sanatkârsýz, iþçisiz, tesadüfen kendi kendine meydana geldiðini, gelebileceðini söyleyemez. Peki, insanlarýn ve hayvanlarýn bedenleri, organlarý, çiçekler, aðaçlar; kalemden, iðneden daha mý basit? Bir kaþýðýn ustasý, sanatkârý olur da gözümüzün, kulaðýmýzýn, kafamýzýn sanatkârý, sahibi, ustasý olmaz mý? Elbette olur. Birer sanat harikasý olan organlarýmýz, biz görmesek bile onlarý yaratan ilmi ve kudreti sonsuz bir Zat ýn varlýðýna iþaret etmektedir. Hepimiz biliyoruz ki bir ilaç, farklý farklý kimyasal maddelerin çok hassas ölçüler içinde bir araya getirilmesiyle meydana gelir. "Bu kimyasal maddeler bir rastlantý sonucu, tesadüf eseri birleþerek bir kimyasal bileþik meydana getirdi ve bu faydalý ilaç ortaya çýktý" diyebilir miyiz? Kesinlikle diyemeyiz. Ýlaçlarýn her birini; yýllarca emek vererek aklýný kullanarak çok ince ve hassas hesaplarla deðiþik kimyasal maddelerden bir araya getirip yapan bir kimyager vardýr. Bu ilaçlar bir kimyageri gösterir. Bunun gibi insanlarýn ve diðer canlýlarýn bir ilaçtan çok daha karmaþýk ve uyumlu olan vücutlarý, topraktaki elementlerin rastlantýlar sonucu geliþigüzel bir araya gelerek meydana getirmesi mümkün deðildir. Bu misalleri akýl ve mantýðýmýzla çoðaltýp geliþtirerek düþündüðümüzde þu sonuca varýrýz: Kainat içindeki varlýklar kendi kendilerine, rastgele, tesadüfen oluþup ortaya çýkmýþ olamaz. Ben görmesem bile mutlaka her þeyi gören, bilen, kudreti sonsuz ve hükmü her þeye yeten biri var. Geniþ bir salonda elli tane sandalyeyi karmakarýþýk bir halde gördüðümüzde, "Bunlarý rastgele atmýþlar, her biri düþtüðü yerde kalmýþ, karmakarýþýk görünüyorlar" diye düþünürüz. Fakat o sandalyeler belli bir hesap, plan ve ölçüye göre salonda dizilmiþ olarak duruyorsa ortada bir güzellik, nizam, intizam görülür. O zaman "bunlarý akýllý, hesap kitap bilen, zevk sahibi biri, emek çekerek belli bir þekle sokmuþ. Kimin yaptýðýný görmedik ama mutlaka bunlarý düzenleyen biri olmuþ" deriz. Ýnsan, gaflet ve þartlanmýþlýkla bozulmamýþ kalb/akýl gözüyle kâinata bakabilirse, ondaki sanat, düzen ve plân gibi hakikatleri görür ve onlarýn sonsuz bir ilim, kudret ve ihsan sahibi bir Yaratýcý nýn varlýðýný gösteren birer delil olduðuna inanýr. Evet, aklýmýz "Allah var" diyor. O halde insan aklýnýn sesine kulak vermeli, þartlanmýþlýðý bir kenara býrakýp Allah ýn varlýðýný tasdik etmeli. |
| |
| | #35 (permalink) | |
![]() yelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 1.240
| Alnt:
Düzenin düzensizliði de birinin gizli eline iþaret ediyor. Misal hastalýklar...ilaçlar onlar için düzenle ve özenle yapýlýyor. Düzen düzensizliðin anahtarý,anahtarda o gizli alin yolunu açýyor. Bize düþen misafir olmak ve bulduðumuzla yetinmek...baþka þeyler aramamak. saygýyla
__________________ yaamak... | |
| |
| | #36 (permalink) | |
![]() yelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 3
| Alnt:
Allah bir þeyi yaratýrken hayýrlý neticeler vermesi için yaratmaktadýr. Kainattaki düzene baktýðýmýzda hiç bir eksikliðe ve baþýbozukluða rastlanmamakta ve kainattaki düzeni gören her akýl sahibi Allahýn büyüklüðünü anmaktan kendisini alamamaktadýr. Ancak insanlar kainatta yaratýlan bu hayýrlý þeyleri kendi iradeleriyle þerre çevirebilmektedirler. Mesela ateþin yaratýlmasý hayýrdýr. Ancak bir insan gidip elini ateþin içine sokarsa ateþ o insan hakkýnda þer olmuþ olur. Halbuki Allah ateþi, insanlar onunla ihtiyaçlarýný görebilsinler diye yaratrmýþtýr. Ancak o insan kandi iradesiyle elini ateþe sokmuþsa artýk Allah neden bu ateþi yaratmýþ, neden bu ateþ benm elimi yaktý, Allah neden buna müsade etti gibi bir iddiada bulunmaz. Çünkü Allahýn kainatta koymuþ olduðu kanunlar vardýr. Ona riayet edersen menfaat elde edersin, riayet etmezsen zarar görürsün. Bu misaller çoðaltýlabilir. Allahýn bu dünyada kötülüklere direk engel olmamasý ise imtihan dünyasýnda olmamýzdandýr. Bu dünya bir imtihan salonudur ve yanlýþ yapana da doðru yapanada müsade edilmiþtir. Eðer yanlýþ yapanlara müdahale olmasaydý bu imtihan salonunun bir anlamý olmazdý. Sevap iþleyenlarin baþýna güller saçýlsaydý ve günah iþleyenlarin baþýna da dikenler atýlsaydý, artýk bu dünya bir imtihan salonu olmaktan çýkacaktý. Aðýr imtihanlarýn neticeleri de büyüktür. Memur imtihanýyla, meselâ kaymakamlýk imtihanýnda sorulan sorular elbette bir deðil. Birincisi ikinciden ne kadar kolaysa, ikincinin sonucu da birinciden o kadar önemli. Konuyla ilgili harika bir tespit: “Kaderin her þeyi güzeldir, hayýrdýr. Ondan gelen þer de hayýrdýr. Çirkinlik de güzeldir.” Ýnsan öncelikle kendi bedenini þöyle bir gözden geçirmeli. Her organýný ayrý ayrý düþünmeli. Ve sormalý kendi kendine: Hangisinin yeri, þekli, büyüklüðü, vazifesi en güzel þekilde takdir edilmemiþ? Sonra kendi ruh dünyasýna intikâl etmeli ve ayný düþünceyi o âlem için de sürdürmeli: Hafýza mý gereksiz, hayal mi? Sevgi mi fazlalýk, korku mu? Beden bütün organlarýyla bir bütün teþkil ettiði ve ancak o zaman fayda saðladýðý gibi, ruh da bütün duygularý, hissiyatý ve lâtifeleriyle bir bütün. O da ancak böylece netice verebiliyor. Ýnsan ruhundan, akýl ve hafýzayý çekip alsanýz hiçbir fonksiyon icra edemez olur. Endiþe duygusunu alsanýz tembelleþir; ne dünyasýna çalýþýr ne âhiretine. Korkuyu çýkarsanýz, hayatýný koruyamaz hale gelir. Sevgi hissi taþýmasa, hiç bir þeyden zevk alamaz. Ýþte insanýn, hem bedeni hem de ruhu en güzel ve en hikmetli bir þekilde tanzim edilmiþ. Allah’ýn nice rahmet cilveleri vardýr ki, o musibetin verdiði elemleri, acýlarý geçmiþtir.” Ebediyet yanýnda ömür bir an gibi de kalmýyor. Bu kýsa hayatta baþýmýza gelen hastalýklar, belâlar, sýkýntýlar ebedî hayatýmýz hakkýnda hayýrlý oluyorsa, ne gam! Sonsuza göre yetmiþ-seksen yýlýn ne hükmü var?!.. Bu dünyanýn bütün fânî belâlarý ve sýkýntýlarý ebedî saadet yanýnda hiç hükmünde kalmýyor mu? Ama, insanýn nefsi, peþin zevkin tâlibidir; istikbâle nazar etmez. O saha, akýl ve kalbe aittir. Az önce de deðindiðimiz gibi, her musibet mutlaka “kahýr” deðildir. Nefsimizin hoþuna gitmeyen ve fâni dünyamýzý karartan olaylar: Ya Ýlâhî bir ikazdýr, bizi yanlýþ yoldan geri çevirir. Veya, günahlarýmýza kefarettir; acýmýzý bu dünyada çektirir, ebedî âleme býrakmaz. Yahut, insan kalbini geçici dünya hayatýndan, Allah’a ve âhirete çevirmeye bir vasýtadýr. Öte yandan, musibetler insan için sabýr imtihanýdýr; bu imtihaný kazanmanýn mükâfatý ise çok büyüktür. Son olarak, bunlar Ýlâhî bir tokat, bir kahýrdýr. Umumî musibetlerde bunlarýn hepsinin de hissesi olabilir. Bir grup için kahýr, bir baþkasý için ikaz, bir diðeri için günahlara kefaret... Saygýlar | |
| |
| | #37 (permalink) | |
![]() yelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 3
| Alnt:
Aðýr imtihanlarýn neticeleri de büyüktür. Memur imtihanýyla, meselâ kaymakamlýk imtihanýnda sorulan sorular elbette bir deðil. Birincisi ikinciden ne kadar kolaysa, ikincinin sonucu da birinciden o kadar önemli. “Kaderin her þeyi güzeldir, hayýrdýr. Ondan gelen þer de hayýrdýr. Çirkinlik de güzeldir.” Ýnsan öncelikle kendi bedenini þöyle bir gözden geçirmeli. Her organýný ayrý ayrý düþünmeli. Ve sormalý kendi kendine: Hangisinin yeri, þekli, büyüklüðü, vazifesi en güzel þekilde takdir edilmemiþ? Sonra kendi ruh dünyasýna intikâl etmeli ve ayný düþünceyi o âlem için de sürdürmeli: Hafýza mý gereksiz, hayal mi? Sevgi mi fazlalýk, korku mu? Beden bütün organlarýyla bir bütün teþkil ettiði ve ancak o zaman fayda saðladýðý gibi, ruh da bütün duygularý, hissiyatý ve lâtifeleriyle bir bütün. O da ancak böylece netice verebiliyor. Ýnsan ruhundan, akýl ve hafýzayý çekip alsanýz hiçbir fonksiyon icra edemez olur. Endiþe duygusunu alsanýz tembelleþir; ne dünyasýna çalýþýr ne âhiretine. Korkuyu çýkarsanýz, hayatýný koruyamaz hale gelir. Sevgi hissi taþýmasa, hiç bir þeyden zevk alamaz. Ýþte insanýn, hem bedeni hem de ruhu en güzel ve en hikmetli bir þekilde tanzim edilmiþ. ****************** “Bizzat güzelolanlar ” ve “neticeleri itibariyle güzel olanlar ” diye. Gündüz bizzat güzeldir, gecenin de kendine göre ayrý bir güzelliði vardýr. Biri uyanýklýðý, diðeri uyumayý andýrýr. Ýkisine de ihtiyacýmýz olduðu açýk deðil mi? Öte yandan, meyve bizzat güzeldir, ilâç ise neticesi itibariyle güzel. Ýnsanýn muhatap olduðu hâdiseler de ya gece gibidir, yahut gündüz gibi. Sýhhat gündüzü andýrýr, hastalýk ise geceyi. Hastalýðýn günahlara kefaret olduðu, insana âczini ders verdiði, kulluðunu ikaz ettiði, kalbini dünyadan kesip Rabbine çevirdiði düþünülürse, onun da, en az sýhhat kadar büyük bir nimet olduðu görülür. Sýhhat bedenin bayramýdýr, hastalýk ise kalbe gýdadýr. “Gece ve gündüz” bu kâinatta aralýksýz faaliyet gösteren “celal ve cemal” tecellilerinin sadece bir halkasý. Elektriðin eksi ve artý kutuplarý, gözün karasý ve aký, kanýn al ve akyuvarlarý gibi daha nice halkalar var. Ýç dünyamýzda ve dýþ âlemde bu ikililerle kuþatýlmýþýz ve her birinden ayrý faydalar ediniyoruz. Konuyla yakýndan ilgili bir âyet-i kerimenin meâli þöyledir: “Olur ki, siz bir þeyden hoþlanmazsýnýz, halbuki o, hakkýnýzda bir hayýrdýr. Ve olur ki, bir þeyi seversiniz, halbuki hakkýnýzda o bir þerdir.” ( Bakara Sûresi, 216) ************alýntý Netice itibariyle Allah’ýn nice rahmet cilveleri vardýr ki, o musibetin verdiði elemleri, acýlarý geçmiþtir.” Ebediyet yanýnda ömür bir an gibi de kalmýyor. Bu kýsa hayatta baþýmýza gelen hastalýklar, belâlar, sýkýntýlar ebedî hayatýmýz hakkýnda hayýrlý oluyorsa, ne gam! Sonsuza göre yetmiþ-seksen yýlýn ne hükmü var?!.. Bu dünyanýn bütün fânî belâlarý ve sýkýntýlarý ebedî saadet yanýnda hiç hükmünde kalmýyor mu? Ama, insanýn nefsi, peþin zevkin tâlibidir; istikbâle nazar etmez. O saha, akýl ve kalbe aittir. Az önce de deðindiðimiz gibi, her musibet mutlaka “kahýr” deðildir. Nefsimizin hoþuna gitmeyen ve fâni dünyamýzý karartan olaylar: Ya Ýlâhî bir ikazdýr, bizi yanlýþ yoldan geri çevirir. Veya, günahlarýmýza kefarettir; acýmýzý bu dünyada çektirir, ebedî âleme býrakmaz. Yahut, insan kalbini geçici dünya hayatýndan, Allah’a ve âhirete çevirmeye bir vasýtadýr. Öte yandan, musibetler insan için sabýr imtihanýdýr; bu imtihaný kazanmanýn mükâfatý ise çok büyüktür. Son olarak, bunlar Ýlâhî bir tokat, bir kahýrdýr. Umumî musibetlerde bunlarýn hepsinin de hissesi olabilir. Bir grup için kahýr, bir baþkasý için ikaz, bir diðeri için günahlara kefaret... | |
| |
| | #38 (permalink) | |
![]() yelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 1.240
| Alnt:
Yani yaratýlan þeyleri hayýrlara vesile olmasý için yaratýlmýþ olmasý olasýlýðý olmayabilirde. Misal ateþin cehennem vasýtasý ile caydýrýcýlýðý Allah'ý sorgulayan insanlarda yan etki yapabiliyor. Allah yarattýðý kullarýný neden bazý zor þartlar altýnda deneyerek yakma tehdidinde bulunuyor gibisinden ateþe karþý bir tereddüt içinde bulunabiliyorlar.Bu tereddüt halini çok iyi sezen þeytan insaný gaza getirip Allah'a karþý dolduruþa getirebiliyor. Ateþ bazý insanlarý Allah'a karþý korkutup onun dediklerini yaptýrabiliyor.Bu ise vermiþ olduðu iradeyi zorluyor. Kainattaki düzeni bozan insan bile çoðu zaman hayýrlara vesile olmuyor.Allah bu durumu ilmi ile bildiði halde insanlarý neden bu hatalarý yaþamalarý konusunda ikinci kez imtihana tabi tutuyor. Hata denilen þeyi yaratan Allah insana böyle bir þansý deðerlendirmesi konusunda da elveriþli þartlar bile yaratýyor. Nemrut,Dakyanus,Hitler,Bush sadece ünlüleri ve bilmediðimiz birçok hatalý kullar. Bu insanlarýn yapmýþ olduklarý hatalar Dünya'daki düzeni tehdit etmiyor mu? Allah'ýn düzenli yaratmýþ olduðu kainat yine Allah'ýn yarattýðý yaratýklarý tarafýndan bozuluyor. Allah demek ki herþeyi hayýrlý olsun diye yaratmadý.Þeytaný,ateþi ve hatalarý hayýrlý olmayan iþlerde kullanýlmasý için yarattý. Yani Allah bunlarý sonsuz ilmi ile zaten biliyordu.Kullarýnýn dünya denilen imtihan alanýný baþýboþ,düzensiz bir yer haline getirecek hatalarý yapabileceklerini biliyordu. O zaman gerçeði dillendirelim derim... Allah'ýn yaratmýþ olduðu þeyler arasýnda düzeni düzensizliðe çevirecek þeylerde vardýr. Nemrut'un yapmýþ olduðu bir katliamdaki bir kul belkide o an böyle bir ölümü istememiþti.Ama Nemrut bu duruma önayak oldu.Nemrut'a verilen serbestlik ve iradesi hatayý getiren bir baþýbozukluktu.Bu baþýbozukluðu yellendiren,çoðaltan ateþin gücü ise þeytani vesveselerdi. Zaten düzeni düzensizliðe çeviren kabiliyet bile hayýr için yaratýlmýþ gibi durmuyor. Tamam o anki ölüm belki de o insan için þer deðil hayýrdý ama öldüren insan için hala þer.. O insan bu þer halinden nasýl kurtulacak? Tövbe ederek diyebilirsiniz.Peki gururu,o þeytani gurur ne olacak? O zaman hayýr için yaratýlmayan bir kavram daha çýktý karþýmýza... Gurur,kibir,nefs...gurur hayra vesile olabilir mi? Kendisine göre haksýzlýk karþýsýnda ya da uymayacaðý bir emir karþýsýnda kibre kapýlýp hayýrsýzlýðýn kapýsýný açmaz mý? Sonuçta hesap günü Cehennemin yolunu tutan milyarlar ve Allah ve az bir cennetlik insan... Meleklerin Allah'a sözleri; "Ya Rab.Yeryüzünde kan dökücü kullar mý yaratýyorsun?" Ýþte o kullar melekleri haklý çýkaracak ve birçok kul önce cehenneme gidecek büyük olasýlýkla.. Düzen için yaratýlan Kainat ve hayýrlý insan,hayýrlý yaratýlanlar projesi istenilen ölçüye ulaþamayacak sanki... Korkarým "her iþte bir hayýr vardýr" sözü yine insanlýk tarafýndan boþa çýkarýlacak. Bir Allah inanýrý olsamda malesef sizin kadar dünyanýn düzenli yaratýlmýþlýðý konusunda olumlu düþüncelere sahip olamýyorum. saygýyla
__________________ yaamak... | |
| |
| | #39 (permalink) | |
| Yaz?yaz Grup Genel Koordinat?r? yelik tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8.104
| Alnt:
Bir þey soracaðým: Evrende nasýl bir durum olsaydý ( ya da sizin deyiminizle baþýbozukluk) tanrýnýn varlýðýndan kuþku duymalýydýk? | |
| |
| | #40 (permalink) |
![]() yelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 3
| kainatýn kusursuzluðu.................................. Kainatta kusursuz bir düzen bulunmaktadýr. Bu kusursuz düzen içinde güneþ sistemi çok küçük bir yer tutmaktadýr. Ancak kainata göre bir nokta tanesi kadar küçük olan bu sistem, bize göre çok büyüktür. Güneþ sisteminin büyüklüðünü biraz daha detaylý düþünelim. Bu sistem, evrenin içindeki diðer yýldýzlara göre orta-küçük bir yýldýz olan Güneþ'in etrafýnda dönmekte olan dokuz gezegenden ve onlarýn elli dört uydusundan oluþur. Dünya, sistemde Güneþ'e en yakýn üçüncü gezegendir. Güneþ'in çapý, Dünya'nýn çapýnýn 103 katý kadardýr. Ancak bu kadar dev bir boyuta sahip olan Güneþ Sistemi, içinde bulunduðu Samanyolu galaksisine oranla oldukça mütevazidir. Çünkü Samanyolu galaksisinin içinde, Güneþ gibi ve çoðu ondan daha büyük olmak üzere yaklaþýk 250 milyar yýldýz vardýr. Spiral þeklindeki bu galaksinin kollarýnýn birisinde, bizim Güneþimiz yer almaktadýr. Ancak ilginç olan, Samanyolu galaksisinin de uzayýn geneli düþünüldüðünde çok "küçük" bir yer oluþudur. Çünkü uzayda baþka galaksiler de vardýr, hem de tahminlere göre, yaklaþýk 300 milyar kadar!... George Greenstein, bu akýl almaz büyüklükle ilgili, The Symbiotic Universe (Simbiyotik Evren) adlý kitabýnda þöyle yazar: Eðer yýldýzlar birbirlerine biraz daha yakýn olsalar, astrofizik çok da farklý olmazdý. Yýldýzlarda, nebulalarda ve diðer gök cisimlerinde süregiden temel fiziksel iþlemlerde hiçbir deðiþim gerçekleþmezdi. Uzak bir noktadan bakýldýðýnda, galaksimizin görünüþü de þimdikiyle ayný olurdu. Tek fark, gece çimler üzerine uzanýp da izlediðim gökyüzünde çok daha fazla sayýda yýldýz bulunmasý olurdu. Ama pardon, evet; bir fark daha olurdu: Bu manzarayý seyredecek olan "ben" olmazdým... Uzaydaki bu devasa boþluk, bizim varlýðýmýzýn bir ön þartýdýr. 1 Greenstein, bunun nedenini de açýklar; uzaydaki büyük boþluklar, bazý fiziksel deðiþkenlerin tam insan yaþamýna uygun biçimde þekillenmesini saðlamaktadýr. Ayrýca Dünya'nýn, uzay boþluðunda gezinen dev gök cisimleriyle çarpýþmasýný engelleyen etken de, evrendeki gök cisimlerinin arasýnýn bu denli büyük boþluklarla dolu oluþudur. Kýsacasý evrendeki gök cisimlerinin daðýlýmý, kusursuz düzen ve denge insanýn yaþamý için tam olmasý gereken yapýdadýr. Dev boþluklar, amaçsýz yere ortaya çýkmamýþlardýr; amaçlý bir yaratýlýþýn sonucudurlar. Güneþ Sistemi Evrendeki düzenliliði en açýk olarak gözlemlediðimiz alanlardan biri de, Dünyamýzýn içinde bulunduðu Güneþ Sistemi'dir. Güneþ Sistemi'nde 9 ayrý gezegen ve bu gezegenlere baðlý 54 ayrý uydu yer alýr. Bu gezegenler, Güneþ'e olan yakýnlýklarýna göre; Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Neptün, Uranüs ve Pluton'dur. Bu gezegenlerin ve 54 uydularýnýn içinde yaþama uygun bir yüzey ve atmosfere sahip olan yegane gök cismi ise Dünya'dýr. Güneþ Sistemi'nin yapýsýný incelediðimizde, yine büyük bir denge ile karþýlaþýrýz. Gezegenleri dondurucu soðukluktaki dýþ uzaya savrulmaktan koruyan etki, Güneþ'in "çekim gücü" ile gezegenin "merkez-kaç kuvveti" arasýndaki dengedir. Güneþ sahip olduðu büyük çekim gücü nedeniyle tüm gezegenleri çeker, onlar da dönmelerinin verdiði merkez-kaç kuvveti sayesinde bu çekimden kurtulurlar. Ama eðer gezegenlerin dönüþ hýzlarý biraz daha yavaþ olsaydý, o zaman bu gezegenler hýzla Güneþ'e doðru çekilirler ve sonunda Güneþ tarafýndan büyük bir patlamayla yutulurlardý. Bunun tersi de mümkündür. Eðer gezegenler daha hýzlý dönseler, bu sefer de Güneþ'in gücü onlarý tutmaya yetmeyecek ve gezegenler dýþ uzaya savrulacaklardý. Oysa çok hassas olan bu denge kurulmuþtur ve sistem bu dengeyi koruduðu için devam etmektedir. Bu arada söz konusu dengenin her gezegen için ayrý ayrý kurulmuþ olduðuna da dikkat etmek gerekir. Çünkü gezegenlerin Güneþ'e olan uzaklýklarý çok farklýdýr. Dahasý, kütleleri çok farklýdýr. Bu nedenle, hepsi için ayrý dönüþ hýzlarýnýn belirlenmesi lazýmdýr ki, Güneþ'e yapýþmaktan ya da Güneþ'ten uzaklaþýp uzaya savrulmaktan kurtulsunlar. Materyalist astronomi anlayýþý, Güneþ Sistemi'nin kökeninin doðal fiziksel süreçlerle açýklanabileceðini, yani bu sistemin kendiliðinden ve tesadüfen oluþabileceðini öne sürer. Ancak son 300 yýldýr bu konuda ortaya atýlan tüm farklý teoriler birer spekülasyondan ileri gidememiþtir. Güneþ Sistemi'nin kökeni, materyalist bir bakýþ açýsýyla, açýklanamayan bir sýr konumundadýr. Güneþ Sistemi'ndeki olaðanüstü hassas dengeyi keþfeden Kepler, Galilei gibi astronomlar ise, bu sistemin çok açýk bir tasarýmý gösterdiðini ve Allah'ýn evrene olan hakimiyetinin ispatý olduðunu belirtmiþlerdir. Güneþ Sistemi'nin yapýsý hakkýnda önemli keþiflerde bulunan -ve "yaþamýþ en büyük bilimadamý" sayýlan- Isaac Newton ise þöyle yazmýþtýr: Güneþ'ten, gezegenlerden ve kuyruklu yýldýzlardan oluþan bu çok hassas sistem, sadece akýl ve güç sahibi bir Varlýk'ýn amacýndan ve hakimiyetinden kaynaklanabilir... O, bunlarýn hepsini yönetmektedir ve bu egemenliði dolayýsýyladýr ki O'na, "Üstün Kuvvet Sahibi Rab" denir. 2 Dünya'nýn Yeri Güneþ Sistemi'ndeki bu muhteþem dengenin yanýsýra, üzerinde yaþadýðýmýz Dünya gezegeninin bu sistem ve genel olarak uzay içindeki yeri de, yine kusursuz bir yaratýlýþýn varlýðýný göstermektedir. Son astronomik bulgular, sistemdeki diðer gezegenlerin varlýðýnýn, Dünya'nýn güvenliði ve yörüngesi için büyük önem taþýdýðýný göstermiþtir. Jüpiter'in konumu buna bir örnektir. Güneþ Sistemi'nin en büyük gezegeni olan Jüpiter, varlýðýyla aslýnda Dünya'nýn dengesini saðlamaktadýr. Astrofizik hesaplamalar, Jüpiter'in bulunduðu yörüngedeki varlýðýnýn, sistemdeki Dünya gibi diðer gezegenlerin yörüngelerinin istikrarlý olmasýný saðladýðýný ortaya çýkarmýþtýr. Jüpiter'in Dünya'yý koruyucu ikinci bir iþlevini ise, gezegen bilimci George Wetherill "Jüpiter Ne Kadar Özel" adlý bir makalede þöyle açýklar: Jüpiter'in bulunduðu yerde eðer bu büyüklükte bir gezegen var olmasaydý, Dünya, gezegenler arasý boþlukta gezinen meteorlara ve kuyrukluyýldýzlara yaklaþýk bin kat daha fazla hedef olurdu... Eðer Jüpiter olduðu yerde olmasaydý, þu anda biz de Güneþ Sistemi'nin kökenini araþtýrmak için var olamazdýk. Kýsacasý Güneþ Sistemi'nin yapýsý, her türlü ayrýntýsýyla birlikte canlýlar için özel bir tasarýma sahiptir. Bir baþka deyiþle, evrenin fiziksel yasalarý gibi Dünya'nýn uzaydaki konumu da, bu evrenin insan yaþamý için tasarlanmýþ olduðunu gösteren kanýtlar içermektedir. Yapýlan tüm araþtýrmalar bu kusursuz düzenin ve tasarýmýn sonsuz bir güç ve akýl sahibi olan Allah tarafýndan yaratýldýðýný tasdik etmektedir.Kimi insanlarýn bunu kavrayamamalarýnýn nedeni ise samimi ve ön yargýsýz bir biçimde düþünememeleridir. Oysa samimi olarak düþünen her akýl sahibi insan, evrende hiçbir þeyin amaçsýz ve baþýboþ olmadýðýný, "Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasýnda bulunan þeyleri batýl olarak yaratmadýk. Bu, inkâr edenlerin zannýdýr..." ayetiyle bildirildiði gibi, Allah tarafýndan canlýlar için yaratýlmýþ ve düzenlenmiþ olduðunu anlar. (Sad Suresi, 27) Bu derin kavrayýþ, bir baþka Kuran ayetinde þöyle tarif edilmektedir Þüphesiz göklerin ve yerin yaratýlýþýnda, gece ile gündüzün ardarda geliþinde temiz akýl sahipleri için gerçekten deliller vardýr. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ý anarlar ve göklerin ve yerin yaratýlýþý konusunda düþünürler. (Ve derler ki |
| |
Konuyu Toplam 1 ye okuyor. (0 Kaytl ye ve 1 Misafir) | |
| Seenekler | |
| |
Powered by vBulletin® Version (3.8.2)
Drupal - Gomux