![]() |
| ||||||||||||||||||||
Haber | Ltfen Kurallar Okuyunuz. Yeni yelerimizin Dikkatine! Uyarlar ve Uyar Puanlar
Yazyaz letiim | ||||||||||||||||||||
| "Seviyenin olmad yerde ne zgr dnce, ne de demokratik bir ortam oluabilir." | |||||||||||||||||||||
| Yazyaz Forum'a hogeldiniz. Bir dakikanz ayrarak Trkiye'nin en zgr platformuna ye olabilir ve hemen yararlanmaya balayabilirsiniz. ye olmak iin ltfen tklaynz... |
| |||||||
| Siyasi deolojiler Tm siyasal ideolojilerin zgrce incelenip tartlabilecei blm. |
| Seenekler |
| | #1 (permalink) |
| Yaz?yaz Grup Genel Koordinat?r? yelik tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8.104
| Baþlýk böyle: Enternasyonal ölçekte mücadele mi, ulusal ölçekte mücadele mi? Doðru bir soru mu bu? Hayýr, deðil. Marksist sol için hiç bir anlamý olmayan bir soru bu. Ama ülkemizde, özellikle 12 eylül sonrasý kuþaklara býrakýlmýþ teorik bir birikim olmadýðý için, kapitalist sisteme karþýtlýk pek çok pasifist ve liberal yaklaþýmlarý da beraberinde getirebiliyor. Buna neoliberal sistemin bütün ülkelerde kendine uygun bir sol yapýlanma çabalarýný da eklediðinizde, sonuçta, sýnýfsal mücadeleden soyutlanmýþ ve muðlak ifadelerle donatýlmýþ bir sözde kapitalizm karþýtlýðý kimi zaman karþýmýza Marksist sol olarak çýkabiliyor. Bu liberal tezlere bulanmýþ solun(!) son zamanlardaki buluþu da bu: "mücadele enternasyonal düzeyde olmalý!" Madem ki küreselleþen sermaye enternasyonal düzeyde bir basýnç uyguluyor, karþý koyuþ da ulusal çerçevede deðil, enternasyonal düzeyde olmalý!" Kulaða hoþ mu geliyor, bilmiyorum ama, hiç bir anlamý, hiç bir temel dayanaðý bulunmayan, Marksist kurama da özünden ters ve olabilirliði hiç bir þekilde mümkün olmayan bir söylem. Bir ülkede kapitalizm karþýtlýðýný pasifize etmekten ve bilerek ya da bilmeden kapitalizm-emperyalizme arka çýkmaktan ve emperyalist örgütlenmelere dahil olma çabasýný gizlemekten baþka bir iþlevi olmayan bir tartýþma. Sýnýf mücadelesini yok sayan, iþçi sýnýfýnýn egemen güç olma hedefini görmezlikten gelen ve her türlü toplumsal soruna sermayenin gözlüðü ve çýkarý açýsýndan bakan bir anlayýþýn solu hedefsiz býrakma pratiðinden baþka hiç bir sonuca yol vermeyen bir tartýþma... Ve böyle bir tartýþma da zaten ortada yok. Yazýyaz forum olarak biz baþlatalým ve konuyu biraz açalým: Dünyada eþ zamanlý bir devrim olabilmesi her þeyden önce eþitsiz geliþme diye bir olgunun olmamasýna baðlý. Oysa böyle bir gerçeklik var. Hadi bunu görmezlikten geldik, devrim her þeyden önce sýnýfsal mücadelenin uygun koþullarda doðru stratejiler ve taktikler sonucu kazanýlan bir hedeftir. Kaldý ki, böyle bir mücadelenin veriliyor olmasý bile sonuçta sermayenin mutlak yenilgiye uðratýlmasý anlamýna gelmez. Bir ulusal ölçekte sýnýfsal mücadelenin siyasal devrimle sonuçlanmasý bir yðýn etkenin bir araya gelmesine baðlýdýr. Egemenlerin yönetememe ve sýnýfýn yönetilmeme iradesi ortaya çýksa bile, bu mücadele içinde yanlýþ zamanda ortaya çýkacak bir ileri hamle, veya zamanýnda atýlmayan adýmlar, yanlýþ geri çekiliþiler, burjuva saflarýna katýlýþ, hatalý önderlik siyaseti, farklý katmanlarla kurulamayan beraberlikler gibi bir yýðýn faktör bu mücadelenin belirleyicisi olacaktýr. Üstelik mücadele zemini ne kadar büyürse mücadelenin daha da zor olacaðý apaçýk bir gerçek. Emperyalizm ve eþitsiz geliþme yasasýný bir kenara býraktýðýmýzda bile ( çünkü eþitsiz geliþme yasasý zincirin zayýf halkalarýndaki sistem memnuniyetsizliðini çok daha belirgin bir þekilde ortaya çýkarabilmektedir) ulusal ölçekte gerçekleþtirilmesi bir hayli zorluk taþýyan siyasal devrim hedefini uluslarasý ölçeðe yaymak ve bunun pratikte gerçekleþeceðini söylemek akýl almaz bir iddiadan öteye geçmez. Bir ülkede, býrakýn bir ülkeyi, bir kentin iki yakasýndaki toplumsal muhalefeti ayný önderlik altýnda bir araya getirmek ve bu hareketi geniþ bir ölçeðe yayarak burjuva devletin yönetim mekanizmalarýný ele geçirmek bu kadar zorluk içeriyorken ve gerçekleþebilmesi bir yýðýn faktörün bir araya gelmesine baðlýyken, sýnýfýn bir anda, enternasyonal düzeyde egemen güç olabileceði anlamýna gelen sözler sarfetmek, neoliberal siyasetin oyunlarýna gelip sermayenin uluslarasý yaygýnlaþma siyasetine entegre olmaktýr, bunun baþka bir anlamý yoktur. Emeðin enternasyonali ile sermayenin enternasyonalini birbirine karýþtýrmamak gerek. Sermaye küreselleþirken kendine muhalefet edecek tüm devrimci kadrolarý uysallaþtýrmak çabasýndadýr. Buna ihtiyacý var. Bunun için tek direnç noktasýnýn da Marksist sol olduðunu biliyor. Emperyalizm krizden krize girerken ona mümkün olduðunca darbe vurmak ve geriletme mücadelesinde bulunmak yerine emperyalizmin elini güçlendirici siyasetlere sol olarak sarýlmak ve böyle deðerlendirmek baþlý baþýna bir yanýlgýdýr. Kapitalizm karþýtlýðý liberal tezlere bulanmamalý... Tarihin devindirici hareket yasasýnýn sadece sýnýf mücadelesinde yattýðýný, sýnýf mücadelesini siyasal devrim ve proletarya diktatörlüðüne ( iþçi devleti) uzatmadan ve bunu savunmadan Marksist sol olabilme ve dünyada sýnýfsýz toplum kurabilme iddiasý içi boþ bir söylem olmaktan öteye geçmeyecektir. Enternasyonal mücadele ve ulusal ölçekte mücadele birbirinden soyutlanamaz. Bir ülkedeki devrimci muhalefet her koþulda uluslarasý devrimci örgütlerle dayanýþma ve birlikte mücadele etme perspektifini korumalýdýr. Bu, Marksist sol için olmazsa olmazdýr. Ne var ki, ulusal ölçekte sýnýfý egemen güç haline getirme mücadelesi verilmeden böyle bir çabanýn hiç bir anlam ve deðeri de yoktur. Lenin bu konuda ulusal ölçeði dünyada kabul gören meþru sýnýrlar olarak tanýmlar. Bu anlamda enternasyonal ve ulusal ölçekli mücadele iç içedir ve birbirinden soyutlanamaz. |
| |
| Sponsor |
| |
| | #2 (permalink) |
| Uzakla?t?r?ld? yelik tarihi: Mar 2006 Bulunduu yer: Ankara
Mesajlar: 1.127
| ''.... ülkemizde, özellikle 12 eylül sonrasý kuþaklara býrakýlmýþ teorik bir birikim olmadýðý için....'' Sn.melnur'un bu saptamasýna katýlmak mümkün deðil...Birikim ve miras çok... Ama alacak,deðerlendirecek kafa yoracak adam yok...Þef belledikleri zýrtapozlarýn aðýzlarýna bakýp...örgüt(!) ün çýkardýðý derginin yazdýðý uydurma ve tahrif edilmiþ makaleler(!) kadar geliþebilen þablon kafalý sol çocuklar var.... Sn.melnur liberal solculardan aktarýyor; ''Bu liberal tezlere bulanmýþ solun(!) son zamanlardaki buluþu da bu:"mücadele enternasyonal düzeyde olmalý!. Madem ki küreselleþen sermaye enternasyonal düzeyde bir basýnç uyguluyor, karþý koyuþ da ulusal çerçevede deðil, enternasyonal düzeyde olmalý!" Bu eleþtirel ve ironik gözleme katýlmamak mümkün deðil... Kapitalizm Avrupa'da ''enternasyonalist'' düzeyde alt yapý ve üst yapý kurumlarýyla örgütlendi...birleþti ve AB oldu...ve iþçi sýnýfýna enternasyonal düzeyde (küresel) bir basýnç uyguluyor...peki bu dev kapitalist ülkelerin dev(!) proleteryasý neden enternasyonalize olamadý...neden birleþemedi...neden ABÝS (Avrupa Birleþik Ýþçi Sýnýfý)olamadý... ve neden kapitalizmi þöyle gümbür gümbür bile sallayamadý?... Elbette ki biz bunun yanýtýný biliyoruz...ama nezaketimiz gereði... önce, 'baþaþaðý duran sosyalistlerin'' ve bilimsel sosyalistlerin yanýtlarýný bekleyeceðiz.... Sn.melnur'un yazýsýnýn devamýna bütünüyle katýlmakla birlikte...bu tartýþmanýn yine küçük burjuva solcularýnýn teorik havanlarýnda su dövmelerine dönüþeceðinden endiþe duyuyorum... Yapýlacak tartýþmalarýn her düzeyden üyelerin ve emekçi kitlelerin de bir þeyler alabileceði nitelikte... üslupta... ve jargonda olmasý gerekir... Yine ''biz bize teori satalýmcýlýk'' oynanacaksa... bunun kumda beþ taþ oynamakla hiç bir farký yoktur... Devrimci/teorik söylemi Türkiye devrim pratiklerinin yataðýndan üretilmiþ...ama teoride ayný anlama gelen sözcüklerle konuþmaya ihtiyaç var... Devrim halksýz yapýlamayacaðýna göre...halkla birleþmenin ve devrimi gerçekleþtirmenin biricik yolu; Devrimcinin... emekçinin ''tarih ve zaman içerisinde oluþmuþ'' kafasýnýn ve vicdanýnýn(deðerlerinin)ne olduðunu anlamasý ve ona göre bir söylem geliþtirmesidir... Özellikle Türkiye'de, devrimin vicdanýný ve halkýn vicdanýný ortak bir potada buluþturmadan...baþka ülkelerin simge ve sembolleriyle Türkiye halkýný teorik/pratik bilince ve devrim yoluna sokmanýn olasýlýðý yoktur....Emeðin deðil,patronun ve bürokrasinin en yüce deðer olduðuna inanýyor hala halkýmýz... Baþaþaðý duran sosyalistlerin kýzacaðýný bile bile söylüyorum... Bu halký Türk bayraðý varken...Orak çekiçli bayraðýn arkasýnda yürütemezsiniz... Oraðýn köylüyü...çekiçin iþçiyi sembolize ettiðini bu halkýn vicdanýna kaç on yýldýr yerleþtirme becerisini bile gösteremeyen ''enternasyonalistçi'' ve ulusuna ''yabancýlaþmýþ'' solcularýn(!)....aslýnda bize kýzmaya haklarý bile yoktur... Ýkinci Dünya Savaþýnda Stalin sovyet ordularýna;Çarlýk döneminde Napolyon'a karþý muazzam savunma yapmýþ ve her iki dönemde de halkýn vicdanýna yerleþerek kahramanlaþmýþ bir generali kastedip;''Haydi Kuduzov'un askerleri'' diyerek savaþma ruhu aþýlýyordu hiç bir komplekse kapýlmadan... Tartýþmanýn akademik hava ve tavýrlardan uzak geçmesi dileðiyle... |
| |
| | #3 (permalink) |
| Yaz?yaz Grup Genel Koordinat?r? yelik tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8.104
| 61 Anayasasý'nýn getirdiði nispi özgürlük ortamýnda sol giderek kitleselleþmiþtir. Ne var ki burada MDD, YÖN ve DEVRÝM çizgisi daha çok kitleden kopuk bir siyaseti, asker ve sivil aydýnlarýn yukardan aþaðý bir devrim stratejisi üzerinde yoðunlaþtýklarýný görürüz. Buradan, bugüne hiç bir teorik miras kalmamýþtýr. 71 silahlý halk hareketleri ise tamamen eklektik bir teorinin pratiðe dökülmesiydi. Buradan da yine sol bir teorik miras çýkmamaktadýr. Geriye TÝP'in sosyalizm stratejisi vardý. O da kendini iyi anlatamýyor ve özellikle gençlik arasýnda "barýþçýl geçiþ" olarak adlandýrýlýyordu. (Aslýnda TÝP olayý baþlý baþýna irdelenmelidir.) Eski TKP ise, CHP kuyrukçuluðundan öteye de pek gidemedi. Burada bugünün gençliðine üzerine basarak yol alacaklarý hiç bir teorik miras kalmamýþtýr. Bugünün devrimci gençliðini el yordamýyla yol almaya çalýþan samimi unsurlar olarak görüyorum. 12 Eylül'ün kafalarýmýzýn içine soktuðu örgütlenme konusundaki kuþkular nedense bireysel öðrenme çabasýný gündeme getiriyor. Bunu da kendi baþýna baþarmak hiç kolay deðil. Neoliberalizmin solu uysallaþtýrma ve kendine uygun bir yapýlanma içine sokma çabasý bu yüzden çok daha fazla etkili olabiliyor. Kuþkusuz SSCB'nin çözülüþü ve buna ekleyeceðimiz pek çok neden de, gençliðin geçmiþi ( ML öðretiyi) reddiye haline getirmesine yol açýyor. Oysa ML öðretinin iþçi sýnýfýnýn eylem kýlavuzu olduðu içselleþtirilemeden, biraz ordan biraz burdan edinilen bilgilerin bir bütün olarak anlaþýlabilirlik kazanmasý pek mümkün olmuyor. Aradaki boþluklar da hep kapitalizme içkin kavramlarla dolduruluyor. Çoðu kez burjuva demokrasisini yücelten ve burjuva örgütlenmelerine eklemlenmeye çalýþan batý tipi sosyal demokrat anlayýþ sosyalizm olarak niteleniyor. Bütün bunlarýn nedenini teorik mirasýn olmamasýna ( en azýndan yeterli olmamasýna) baðlýyorum. |
| |
| | #4 (permalink) |
| Yaz?yaz Grup Genel Koordinat?r? yelik tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8.104
| Komünizm sýnýflarýn ve hiç bir baský gücünün olmadýðý çalýþmanýn bir zorunluluk olmaktan çýktýðý "özgür bireyler" veya "sahici insan" toplumudur. Emperyalist kuþatmanýn kýrýldýðý bir zaman diliminde ve yeryüzü ölçeðinde gerçekleþtirilebilecek bir toplumsal yapýdýr. Emperyalist kuþatma var olduðu sürece ve tekil devletlerde hiç bir zaman gerçekleþtirilemez. Þu sorulabilir: Madem ki ML'lerin nihai hedefi komünizmdir ve komünizm de enternasyonal düzeyde gerçekleþtirilebilecek bir olgudur, o zaman komünizme ulaþmak için enternasyonalist mücadele vermek gerekmiyor mu? Tek ülkede sýnýfsýz ve devletsiz bir aþamaya geçilemiyorsa neden ulus devlet ölçeðinde bir devrim çabasý içinde olalým? Dünyada eþitsiz geliþme yasasý nedeniyle eþ zamanlý bir devrim olabilmesi mümkün deðildir. Bir ulus devlette sýnýflar arasýnda nasýl bir fark varsa, ayný þekilde coðrafi bölgeler arasýnda da fark vardýr. Týpký bunun gibi, dünyada devletler arasýnda da böyle bir fark bulunmaktadýr. Her ülkenin geliþmiþlik düzeyi birbirinden farklýdýr. Emperyalist aþamaya geçmiþ ülkeler ile geri kalmýþ ülkeler arasýndaki ekonomik ve toplumsal farklýlýk eþ zamanlý bir devrim beklentisini boþa çýkartýr. Emperyalist ülke halklarýnýn sistemin temellerine yönelik bir memnuniyetsizliði hiç bir þekilde geri kalmýþ ülkelerdeki gibi olamaz. Sanayileþmiþ ülke proletaryasý halinden çok fazla þikayetçi deðildir. Revizyonist önderliklerin barýþ için bir arada yaþama veya barýþ içinde dönüþüm adý altýnda sergiledikleri ideolojik mücadele hiç bir þekilde sistemin temellerine yönelik deðildir.Hem sanayileþmiþ olmanýn getirdiði nispi rahatlama ve hem de emperyalist devletin dünyanýn dört bir yanýndaki halklar üzerinden elde ettiði sömürü dilimleri bir ölçüde kendi ülkesine de akmaktadýr. Bu geçici denge durumu emperyalist ülke proletaryasýnýn ( ve önderliðinin) sistemle karþý karþýya gelmesini engellemekte ve özel mülkiyete ve onun üstyapý kurumlarýna yönelik bir mücadeleyi hiç bir koþulda gündeme getirmemektedir. Bu nedenle enternasyonalist düzeyde eþ zamanlý bir devrim olabileceði beklentisi hiç bir þekilde doðru ve gerçekçi bir perspektif deðildir. Enternasyonalizm ekonomik anlamda sermaye tarafýndan gerçekleþtirilmekte, uluslararsý sermayenin güvenliði ve rahat dolaþýmý için siyasi ve hukuki anlamda da gerçekleþtirilme çabasý verilmektedir. Bu durum özellikle ülkemizde liberaller tarafýndan kullanýlmakta ve enternasyonalizm kavramý üzerinden sol uysallaþtýrýlmak ve siyasal iktidar hedefinden uzaklaþtýrýlmak istenmektedir.Bu durumun komünist enternasyonal ile karýþtýrýlmamasý gerekir. Devrimci solun sýnýfsýz ve devletsiz yolda atacaðý ilk adým sýnýfýn ulusal ölçekte egemen olmasý ve emperyalist sömürününün dýþýna çýkmasýdýr. Kendi ülkesinde egemen olan proletarya ayný zamanda kendi ülkesindeki yeraltý ve yerüstü kaynaklarýnýn da sahibi olacak ve buralardan sanayileþmiþ ülkelere akan doðal zenginliklerin önünü kesebilecektir. Yineliyelim: Enternasyonal her devrimci için nihai bir hedef ve temel bir ilkedir. Ne var ki, enternasyonalizme giden süreç öncelikle ulus ölçeðinde egemen olmaktan ve emperyalist zincirin dýþýna çýkmaktan geçmektedir. |
| |
| | #5 (permalink) |
![]() yelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 582
| Sermayenin, Marksist öðretinin ortaya çýktýðý, 19.asrýn sonundaki hâlinde olmadýðý gerçektir. Bugün, sermaye çok daha küreseldir. Hele ki bizim gibi, yarý sömürge ülkelerde, yerli burjuvazi baþlýðý altýnda toplanabilecek bir burjuvazinin olduðunu dahi iddia etmek zordur. Çünkü yerli sermaye diye görebileceðin kim varsa, mutlaka yabancý iþ ortaklarýna sahiptir. Bu nedenle, bu konu üzerinde uzun uzadýya düþünmek gerekir. Ýþçi (sýnýfsal bir irade olarak) bugün için ne yapacak? Bir sosyalistin önce buna yanýt vermesi gerekiyor. Öncelikli iþ, örgütlenmedir. Ýþçinin evvela, bir partisi olacak ve dahasý o parti, marjinal aydýnlarýn, üniversite öðrencilerinin, tiyatrocularýn partisi deðil, emekçi Hüseyin'in, Ayþe'nin oy verdiði bir parti olacak. Dahasý; ilk saydýðýmýz aydýn takýmý, partisini, ikinci saydýðýmýz emekçi takýmýnýn partisi yapmaya gayret edecektir, etmelidir. Tabii bunu yapmak da kolay deðil, Türkiye þartlarýnda. Diyelim ki yaptýk; Türkiye sosyalistinin devrimci perspektifi nedir? Sosyalist devrim deyince ne yapmayý anlýyor? Bunlar önemlidir. Devrimci kendine þunu sormalý; "benim devrim dediðim þey, enternasyonal düzeyde, bir kerede yapýlabilecek bir þey mi?". Bu sorunun cevabý, bu konunun baþlýðýnýn da cevabýdýr zaten. Üretim araçlarýný kamu mülkiyetine alabilmek, üretim araçlarý üzerindeki özel mülkiyeti yok edebilmek, sosyalistin baþlýca hedefi deðil midir? Peki, bu iþi, þöyle bütün dünyada, bir seferde yapmak kulaðýnýza mantýklý geliyor mu? Bana hiç gelmiyor açýkçasý. Ama tek bir ulusal pazarý yýkmak ve üretim araçlarýný kamulaþtýrmak mantýklý geliyor. Þimdi iþin daha çetrefil yanýna geldik. Ulusal devrimi yaptýk, peki þimdi ne olacak? Sosyalist müttefikleri olmaksýzýn, ülkesel düzeydeki bir sosyalizmin, yaþam ömrü kýsýtlýdýr. Etrafý, kapitalist üretim iliþkileriyle örülü olduðu müddetçe, ne kadar iyi idare edilirse edilsin, tek baþýna kalan iþçi devleti, kendini kapitalist propagandanýn, kapitalist/piyasacý baskýlarýn dýþýnda tutamaz. Bu mümkün deðil. Tito'nun ölümünün ardýndan kendini IMF kucaðýna býrakan Yugoslavya'da gördük bunu. Bu nedenle, enternasyonalizm, sosyalizmin olmazsa olmazýdýr. Ama her þeyi birbirine karýþtýrmaya ve dahasý çarpýtmaya meraklý bazý post-solcular, enternasyonalizmi bulandýrdýlar, içini boþlattýlar, AB'ciliðe indirgediler. Ve tüm bunlarý yaparken, ulusal çapta verilecek olan her türlü devrimci mücadeleyi de (silahlý veya demokratik) nasyonalist diye suçladýlar, yetmedi faþist bile dediler. Bu ciddi ve üzerinde tartýþýlmasý elzem bir sapmadýr. Ulusal ölçekteki devrimci hareketler, iþin baþlangýcýdýr, enternasyonalizmin de baþlangýcýdýr. Belli bir ulusal pazarý yok etmek, orada kamu mülkiyetini tesis etmek, az iþ midir? Tabii ki sosyalist için yeterli deðildir bu. Baþka ülkeler de, kendi ulusal ölçekteki devrimlerini yapmazlarsa eðer, yaptýklarýnýn ileriye yönelik bir anlamý kalmaz, sadece, eðer iyi bir uygulamaysa, üç beþ nesil, âdil koþullarda yaþamýþ olur. Sovyetler de, diðer sosyalist deneyler de, bu yanýlgýya düþtüler. Sosyalizmi bir hayat projesi olarak deðil, bir devlet politikasý olarak aldýlar ve diðer sosyalist ülkelerle birbirlerine yanaþmadýlar. Ýþte, sonunda hepsi tek baþýna kaldý. Sovyet daðýldý, Yugoslavya bölündü, Çin küresel sömürünün merkezlerinden olup, sakil bir devlet kapitalizmine yozlaþtý, Küba desen, teknolojik olarak 60'larda kaldý. Kuzey Kore, Vietnam ve Laos bahislerini hiç açmayalým. Görüyoruz ki sosyalistlere darbe vuran þey, devrimi nasyonal ölçekte býrakmak. Bu iþçi devletleri birbirleriyle 'paslaþarak', hem sosyalizmlerini geliþtirmeye hem de birbirleriyle yardýmlaþmaya çalýþsalardý eðer, bir çeþit, Sosyalistler Birliði’ni oluþtursalardý eðer (Rusya merkezli ve Soðuk Savaþ'a hizmet eden bir Komintern yerine), bence, bu devletler ayakta kalýrlardý. Ayrýca, çok da güçlü olurlar ve bu güç dünyanýn diðer kapitalist ülkelerindeki solculara, iþçilere ilham verirdi. Uzun sözün kýsasý; ilk adýmda mücadele ulusal ölçektedir ancak enternasyonalist eylemler içinde olmayan bir devrim, baþarýsýzlýða mahkûmdur.
__________________ karþýtýyla yüklüdür herþey mutlak çözümlerden vazgeç bil ki dünyayý sarsan sýçramalar birikmiþ þuurlarla gelir |
| |
| | #6 (permalink) | |
![]() yelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 684
| Alnt:
Türkiye'de sermaye birikiminin veya artýk deðer üretiminin yetersiz düzeyde kalmasýnýn pek çok sebebi var. Ama son tahlilde, sermaye gruplarýnýn yabancý ortaklarla çalýþmak durumunda kalmasýnýn temel nedeni, ekonomik faliyetlerin yüzyýllar boyunca yabancýlar eline býrakýlmýþ olmasýndan da kaynaklanýyor. Cumhuriyet sonrasý ekonomik faliyetlerin, yabancýlarýn elinden alýnýp devlete verilmesi, Türkiye'de sermaya birikiminin devlet eliyle regüle edilmesine yol açmýþ. Kamu yatýrýmlarýnýn özelleþtirilmesi veya sektörün rekabete açýldýðý durumlarda ve dönemlerde ise, yetersiz sermaye ve bilgi birikimi, Türkiye kapitalizminin karþýlaþtýðý önemli sorunlar olmuþtur. | |
| |
| | #7 (permalink) |
![]() yelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 24
| Emperyalizm, küreselleþme döneminde ulusal sýnýrlarýn önemsizleþtiðini ve ulus-devletin sonu geldiði yalanýný temcit pilavý gibi önümüze sürmekte. Ancak, ulusal ölçekte mücadele hiçbir zaman ikinci plana atýlamaz. Ulusal ve enternasyonal mücadeleler birbirinden baðýmsýz düþünülemez; aksi diyalektiðin tabiatýna aykýrý olurdu. Marks'ýn sözlerini; yani, önce kendi ülkemizin burjuvazisiyle hesaplaþmamýz gerektiðini unutmamamýz gerekiyor. Öncelikli görev, bu topraklarda sosyalist iktidar perspektifine sahip mücadele verilmeli; sosyalist iktidarcý siyaset yükseltilmeli. Bu nedenle uluslararasý alanda yürütülen bütün etkinlerin ülke içindeki sýnýf mücadelesine saðlýklý bir biçimde baðlanmasý gerekmektedir.
__________________ "Egemen sýnýfýn düþünceleri, bütün çaðlarda egemen düþüncelerdir." Karl Marx |
| |
| | #8 (permalink) | |
| Yaz?yaz Grup Genel Koordinat?r? yelik tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8.104
| Alnt:
Ya da ne yer ne içilirdi? (Hangi fabrikalar kimlerin elinden alýnmýþ, kim kime ne vermiþ? Neyi eleþtirdiðiniz pek anlaþýlmýyor.) | |
| |
| | #9 (permalink) |
![]() yelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 718
| sn toplumcu Sermayenin, Marksist öðretinin ortaya çýktýðý, 19.asrýn sonundaki hâlinde olmadýðý gerçektir. Bugün, sermaye çok daha küreseldir. Hele ki bizim gibi, yarý sömürge ülkelerde, yerli burjuvazi baþlýðý altýnda toplanabilecek bir burjuvazinin olduðunu dahi iddia etmek zordur. Çünkü yerli sermaye diye görebileceðin kim varsa, mutlaka yabancý iþ ortaklarýna sahiptir. Bu nedenle, bu konu üzerinde uzun uzadýya düþünmek gerekir. bizimgibi yarý sömürge ülkeler ne demek oluyor bu cümleler 1980 öncesi duyuyorduk hala kurtulmadýmý bu ülke sömürge olmaktan kýbrýs gibi bir ülkenin siyasetini belirleyen kürtlerin birtakým sorunlarýný çözemeyen ve bölgenin en güçlü devletlerinin içinde sayýlan ve dünyanýn 16 ýncý büyük ekonomisini yönettiðini iddia eden bir ülke hala sömürge (yarý sömürge) nasýl olabilir eðer böyle ise bu ülkede devrimden (sosyalist)basetmek doðru olamaz önce sömürge olmaktan kurtulmasý gerekmezmi buda baðýmsýzlýk mücadelesini gündeme getirir sonra geliþmeyi daha sonra geliþtikten yani baðýmsýz preleteryanýn olþumundan sonra sosyalist devrim o zaman devrim küreselmi ulusalmý uzun bir yoldur ama bence türkiye anlatýlan gibi ortanýn üstünde bir geliþmiþlikte bir ülkedir ve yeni projeleri bölgenin devleti olma yolundadýr ve hesaplar küresel düzeyde yapýlmalýdýr dünyanýn krize girdiði þu zamanda türkiyeye dýþardan para girmektedir avrupadan irandan bunu basýndan duyumumuz budur son ekonomik durumda bahsediliyorsa türkiye toplumu soyulmaktadýr bu doðrudur butün halklar soyuluyor iþte alman halký pahalý doðal gaz kullanýmýnda iþte türkiye halký pahalý kredi kullanýmýnda artý bu kapitalist sistem büyüyerek sömürü yapamýyor soyarak yapýyor bu dünyanýn bugünkü politikasý onun için kapitalizm normal seyrinde gitmiyor yani deðer yaratarak deyil soyarak ayakta duruyor onun için bu kapitalizm artýk barbarlýða dönüþüm aþamasýna gelmek üzere dostça |
| |
| | #10 (permalink) | |
![]() yelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 684
| Alnt:
II. Dünya Savaþý sonrasýnda dünyada deðiþen dengeler, Türkiye'yi farklý bir güzergaha sokmuþtur. Bürokrasi ve siyasi iktidarlar Türkiye'yi, demiryolu taþýmacýlýðýndan karayolu taþýmacýlýðýna, savunma sanayi kurmak için yapýlan çalýþmalardan silah ithalatýna, devlet eliyle yapýlan yatýrýmlardan yabancý sermaye ile ortaklaþa yapýlacak özel üretimin teþvik edilmesine doðru, savurmuþlardýr. Bu döneme verilecek güzel bir örnek, Devrim arabasýdýr. Bu otomobilin seri üretimine geçilmemiþtir. Çok deðil, bir kaç sene sonra ise, yabancý sermaye Türk ortaklarýyla lisans anlaþmalarý çerçevesinde otomobil üretmeye, giriþmiþlerdir. Kimilerine göre bu rastlantýdýr. Oysa ki, bu durum rastlantýdan çok, devleti yönetenlerin yapmýþ olduðu bir tercihdir. Derinlemesine yapýlan sanayi yatýrýmlarý, yan sanayi ve bilgi birikimine ihtiyaç gösterir ki, o dönem Türkiye kapitalizminde, kýt olanda budur. | |
| |
Konuyu Toplam 1 ye okuyor. (0 Kaytl ye ve 1 Misafir) | |
| Seenekler | |
| |
Powered by vBulletin® Version (3.8.2)
Drupal - Gomux