"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2005 Ülke / Şehir: KIBRIS!!!
Mesajlar: 181
| Yaşlanma Nedir ve Önlenebilir mi ? Yaşlanma Nedir ? İnsanlar son 20-30 yıldan beri nasıl ve neden yaşlandıklarını artık daha iyi anlıyorlar.Hormonların yapısı ve vücuttaki etkileri açıklığa kavuştuktan sonra yaşlanmanın gerşek donelerine de ulaşılmış oldu.Yaşlanmanın gerçekleşmesinde bir çok dış etken rol oynamaktaysa da asıl mekanizma vücudun kendisindeki eksilmelerden kaynaklanmaktadır. Yaklaşık her üç yılda bir vücudumuzda bulunan hücrelerin % 85 – 90 ı yeniden yapılanıyor.İnsan vücudu, sürekli ölen ve yerine devamlı surette yenisi yapılan trilyonlarca hücreden ibarettir.Bunlardan yanlızca beyin ve sinir hücrelerinin yenilenmesi mümkün değil denecek kadar azdır.Bu hücrelerden sadece çok sınırlı bir kısmı mevcut olan hafızayı korumak ve yeni yaşananları kaydetmek için zaman içinde yenilenmektedirler. İnsanoğlu,vücudun temel sayılabilecek,en önemli hormonlarını 30 lu yaşlara geldiğinde kaybetmeye başlar.Büyüme hormonu ( BH - growth hormon ),gelişme çağı boyunca en fazla üretilen hormonlardan biridir ve doku tamiri,hücre yenilenmesi,organların çalışması,kemiklerin dayanıklılığı,beyin fonksiyonlarının sağlanması,enzim üretimi, saç mevcudiyeti ve deri-tırnak gelişimi için gereklidir.Bundan başka, vücudumuzdaki tüm steroid hormonların ana kaynağı sayılan De-Hidro-Epi-Androstenon ( DHEA ) da vücudumuzun bir çok fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için mutlak gerekli hormonlardan biridir. Vücudumuz için büyük öneme haiz olan bu her iki hormonun üretimi de ilerleyen yaş ile 30 lu yaşlara gelindiğinde durur.Üretim durunca buna bağlı fonksiyonlarda da aksamalar ve hatta kaybolmalar ortaya çıkar.Örneğin büyüme hormonunun yokluğuna bağlı olarak hücre yenilenmesi de durur ki bu durum yaşlanmanın en önemli basamağını teşkil eder. Oksidasyon ; bir anlamda vücudun paslanmasıdır diye tanımlanabilir.Oksidasyonun en önemli nedeni vücudumuzdaki serbest radikallerdir.Serbest radikaller ; aldığımız besinlerin,oksijenin de kullanılması ile enerjiye dönüşümleri esnasında oluşturdukları reaktif moleküllerdir.Bunlar hücrelere ve hücrenin ana yapısını teşkil eden DNA ya zarar verir.Bu konuda yapılan bir çok çalışma göstermiştir ki ; serbest radikallerin varlığı,yaşlanmaya ve yaşlanmayla ilgili kanser ve kalp hastalıkları gibi bir kısım hastalıklara daha fazla yakalanmaya neden olmaktadır. Tüm bunların dışında çevresel faktörler de yaşlanmanın ikinci ayağını teşkil ederler.Yavaş yavaş fonksiyonlarını yitiren,cildimiz gibi özellikle dış dünyaya açık olan dokularımıza bir darbe de çevresel faktörler tarafından vurulur.Yıllarca yerçekiminin kesintisiz etkisine maruz kalan cilt ve cilt altı dokusu, kaybolan kollajen ve elastin lifleri nedeniyle sarkmaya başlar.Güneşin UV ışınları,atmosferin değişen kötü şartları,sağlıksız ve doğal olmayan beslenme şekli,gideren daha sedanter hale gelen yaşam şartları ve fiziksel aktivitenin de azalması ile yaşlanma tam olarak oturmaya başlar. Yaşlanma Önlenebilir mi? İnsanoğlu, yüzyıllardır yaşlanma ve ölümün sırrını çözmeye çalışmış, genç ve sınırsız yaşamın formülü için çabalayıp durmuştur. Bu, belki de dünyanın sonuç vermeyen en uzun süreli çalışmasıdır.Çünkü hala beklenilen sorunun cevabı tam olarak verilememektedir. Yaşlanma durdurulabilir mi..? Yaşlanmanın önlenmesi bugün için henüz mümkün olmasa da yaşlanmayı optimal şartlarda geciktirmek ve daha kaliteli bir yaşamı temin etmek mümkün olabilmektedir.Bunlar bilimsel olarak kanıtlanmış dayanaklar üzerine kurulan ve hemen tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlanan kompleks programlarla sağlanabilmiştir. Son 30 yıl içinde yapılan çalışmalar ile yaşlanma konusundaki bilgilerimiz oldukça artmıştır.Yaşlanmanın, çevresel faktörlerin de etkisiyle birlikte esas olarak yapısal bazı maddelerin giderek azalmasından ve sonunda yok olmasından kaynaklandığı ortaya çıktığından bu yana,eksilen bu maddelerin dışardan,tekrar yerine konulması suretiyle yaşlanmayı geciktirebilmek mümkün hale gelmiştir.Ancak sadece bu yeterli olmamakta,aynı zamanda çevresel faktörlerin etkinliğini de azaltmak gerekmektedir. 30 lu yaşlara kadar büyümemizi,gelişmemizi ve hücrelerin yenilenmesini sağlayan büyüme hormonu, bu yaşlardan sonra artık üretilmemektedir.Ayrıca steroid hormonların en önemli ana maddesi olan DHEA hormonu da ilerleyen yaşla azalmakta ve kadınlarda menopoz,erkeklerde ise andropoz ile birlikte yok denecek seviyelere düşmektedir.Her iki hormonun da yaşlanma ile direk ilintili olması,yaşlanmaya karşı tedavi seçenekleri içinde;bunların dışardan telafi edilmesi durumu da söz konusu hale gelmiştir.Bunun yanında,vücudumuza alınan besin maddelerinin enerjiye çevirimi işlemleri esnasında ortaya çıkan serbest radikaller,oksidasyona neden olarak bir anlamda vücudun oksitlenmesini ( paslanma ) sağlamaktadır. Bunlara karşı da antioksidan özellikli maddelerin kullanımı gündeme gelmiştir. Replasman tedavisi dediğimiz bu tedavilerin yanında cildin zararlı dış etkenlerden korunmasını sağlamak,güvenilir ürünlerle ilgili uzmanların denetiminde rutin cilt bakımları yaptırmak,dengeli ve sağlıklı besinlerle doğru bir şekilde beslenmek,düzenli egzersiz yapmak ve bunlara rağmen oluşan yaşlanma arazlarını uygun metodlarla yok ettirmek de yaşlanmaya karşı verilen mücadelenin diğer ayaklarını teşkil etmektedir. 30 lu yaşlardan sonra bu faktörlerin göz önünde tutulduğu bir yaşam şeklini seçtiğiniz taktirde ilerleyen yaşınıza rağmen 20 - 30 yıl daha genç görünmeniz mümkün olabilmektedir. __________________
BaRıŞ iStİyOrUm!!!! :105 PeAcE!!!! :333 |
| #2 | |
Mesajlar: n/a
| Çok hücreli canlılarda yaşlanmanın çeşitli nedenleri var. En önemlisi hücrelerin artık bölünememesi.. Telomerler giderek kısalınca kromozom zedelenmesinin olması. Kanser hücrelerinde telomeraz enzimi var ve her bölünme sonunda kısalan telomerleri tamir ediyor. Kanser hücreleri bu şekilde bir mekanizma ile ölümsüzlüğe kavuşuyor. Örneğin He La hücreleri denen ve 1950'li yılların başlarında servikal kanserden ölen bir kadının kanser hücreleri hala yaşıyor ve ticari olarak satılıyor. Şimdiye dek bu kadının mevcut bütün hücrelerinden binlerce kere çoğaltılmış ve ölümsüzlüğe kavuşmuş... Kadının ismi Henriata Law olduğu için He La hücreleri denmiş. Ya da buna benzer bir isim.. Kanser hücreleri ayrıca doku kültüründe çoğalırken serum gerektirmiyor. Normal hücreler yalnız 50 kere çoğalma siklusuna giriyor ve ondan sonra artık çoğalmıyorlar. Yaşlanmanın diğer nedenleri arasında hücrelerde toksik maddelerin birikmesi ve atılamaması.. Bazı artıkların birikmesi ve atılamaması.. Örneğin lipofüksin denen pigment de içeren bir madde birikiyor. Bazı proteinler birikiyor ve dokuyu zedeliyor. Amiloid bunlardan birisi. Kalpte ve beyinde birikiyor. Damarlarda yağ birikiyor.. Elastik ve kollajen dokuları yozlaşıyor. Onları tamir edecek hücreler ki fibroblastlardır, artık çoğalmıyorlar. Bu yüzden deri buruşuyor, kırışıyor. Damarların duvarlarında kalsyum birikiyor. Damar duvarları zayıflıyor ve genişliyor. Bu da vasküler kazalara neden oluyor.. Mutasyonlar kanserlere neden oluyor. Bakteriler genel olarak ölümsüzdür. Çünkü yaşlanıp ölmeden çoğalıyorlar. Geçenlerde yeni bir bakteri türü keşfedildi. Bazı durumlarda yaşlanıp ölüyorlar. Her tek hücreli hayvan ölümsüz değil. Bazıları eşeysel üreme sikluslarına girmek zorunda. Yoksa ölüyor.. ... Ayrıca bazı hücreler apoptosis denen ölüm şekline yenik düşüyor. İntihar ediyor. Daha doğrusu intihara zorlanıyor.. Hastalıklar ortaya çıkıyor ve onları ölüm izliyor.. ... Telomerelerin yaslanmada etkisi olsa da yukarda anlatildigi gibi tek neden olmadigi biliniyor. Bunu gosteren en temel deney, telomeraz enzimi (telomerrlerin boyunu uzatan enzim) ektif hale getirilmesi ile bir hucrenin olumsuz hale getirilememesi. Kaynak : Bilim Feneri Yukarıda da görüldüğü gibi yaşlanmanın bir çok sebebi var!.. Bunlar bildiklerimiz. Ya henüz bilmediklerimiz?... Yaşlanmanın engellenebileceğini sanmıyorum. ![]() |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,340
| Kaynaktaki toparlayici bilgiler icin tesekürler sn Petricli. Insanligin yillardir arastirdigi konu; yaslanma. Bir kac yildi gen teknolojisinde devrim niteligindeki patlama, yasliligi engelleme üzerine cok degerli bilgiler edinildigini alaman tv leri acikladilar. Yaslilik genlerinin bir kac tane oldugu saptanmis. Bu sasirtici bilgi, arastirmacilari oldukca sasirtmis ve umutlandirmisti. Bu genleri dumura ugratmayi düsünüyorlar. Ama bunun karsiliginda insanda nasil bir etki yaratacagi saptanamadigi icinm saniyorum önce hayvanlarda, sonra da ölümcül hastalarda imza karsiligi denenecegi söyleniyordu. Eger basarilirsa insan yasaminin hareket yetenegini yitirmeden 150 yila kadar uzatilabilecegini saniliyor. Cünkü bu günkü bilgiler, insan beyninin 150-200 yil yasayabilecegini öne sürüyor. __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal canugur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 01-12-05 23:09 . |
| #4 | |
Mesajlar: n/a
| sayın canuğur,kapitalizm genlerede girdi çünkü bu işin maliyeti çok tuzlu zenginle fakirin durumuda değişecek artık zengin"paran kadar konuş demiyecek;ömrün kadar konuş"diyecek |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Nedir bu Masonluk ? | ibra | Dünya Siyaseti | 32 | 31-01-08 00:11 |
| Kader nedir ? | petricli | Arşiv | 140 | 02-12-06 16:59 |