"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Zekeriya Aydemir'in anısına.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 660
| Zekeriya Aydemir (14 Şubat 1981) Devrimci Yol da çeşitli ihtiyaçlar bağlamında veya duruş noktasına göre; direniş komiteleri, Yeraltı Maden-iş, Fatsa, devrimci savaş birlikleri, 80 sonrası gerilla süreci, vb. ile anılır. Gerçekte bu olguların hiçbiri tek başına, Devrimci Yol'u anlatmaz. Veya bir öğrenci Devrimci Yol'da ÖTK'yı görür; okul işgallerini, boykotları görür. Sendikal zemine veya çalışma yaşamına bakan, Yeraltı Maden-İş, Çeltek, Tariş, vb. pratikleri görür. Sorunun askeri boyutu söz konusu olduğunda DSB veya gerilla süreci akla gelir. İşte ancak bu olguları bütünün bir parçası olarak algılayıp toplamını alabilenler, Devrimci Yol'un ne olduğunu anlayabilirler. Ve ancak böyle bir kavrayışın sahipleri, Devrimci yol'u bugüne taşıyabilirler. Devrimci Yol, dün olduğu gibi bugün de sınıflar mücadelesinin ihtiyaçlarına verdiği doğru ve yeterli yanıtlar oranında Marksizm'in bilimsel bir öğreti olarak hakkettiği konuma taşınmasında tayin edici rol oynayacaktır. Bugün Marksizm söz konusu olduğunda A. Öcalan, " Marksizm kapitalizmin bir mezhebidir. " diyebiliyor ve " fırsatım olsaydı kapitalizmi Marks'tan daha iyi çözümlerdim ." iddiasında bulunabiliyorsa; bu fikirler önemsenip dikkate alınabiliyorsa; soldaki boşluk ve üretimsizlik sebebiyledir. Bu boşluğun da üretimsizliğin de panzehiri Devrimci Yol'dur. Devrimci Yol, devrimci geleneklerin de yenilenmenin de dinamiklerini bağrında taşıyan bir harekettir. 1980 sonrasında, yenilginin hazırladığı toprakta çimlenme fırsatı bulan ve 90'lı yıllarda boy vererek serpilen, daha güçlü iddialarla devrimcilerin ve halkın karşısına çıkan olgulardan biri de solda ehlileşme olmuştur. "Yenilenme" ve "geleneksel solu aşma" iddialarıyla dışavuran söz konusu eğilim, özellikle 1980'e kadar üretilmiş olan hemen her devrimci değeri "geleneksel" ilan etmiş, gelenekselliği dogmatizmle beraber anmış ve tüm bu birikim zincirini koparıp atma işlemini "yenilenme" olgusunun yaptığı olumlu çağrışımının arkasına sığınarak yapmıştır. Bu çaba, hangi öznel nedenlerle gerçekleşmiş olursa olsun, sonuçta egemen güçlerin solda yaratmaya çalıştığı kuşak kopmasını "içerden" desteklemiş ve bugün geleneği mumla arayan bir solun ortaya çıkmasında etkili rol oynamıştır. “Kuşak kopması yaratmak için Arjantin'de olduğu gibi devrimcileri uçaklara bindirip uyuşturulmuş halde okyanusa atmak, idam etmek veya kurşuna dizmek şart değildir. Bunun için ideolojik ölüm de bir yöntemdir ve son yıllarda bu, özellikle tercih edilmektedir. Sözünü ettiğimiz kuşak kopması sıradan bir olgu değildir. Bunun önemini emperyalizm çok iyi kavramış durumda; biz de bu önemin ayırdında olmak durumundayız. Çünkü bir siyasal hareket salt yazılanlarla-çizilenlerle değil; insan ilişkileriyle, bu ilişkilere bakışıyla , kültürüyle, yaşattığı bütün değerlerle bir harekettir. Siyasetler, salt yazılı ürünlerle geleceğe taşınamaz. Devrimci Yol, en sıradan ilişkilerden, en organik ilişkilere kadar bir alternatifti. Yaşamın her alanında, sistemin dayattığı normlara karşı durulmuş; özlemlerin, umutların, geleceğin içerildiği normlarda ısrarcı olunmuştur. O kopuştan sonra bugün gelinen noktada insanlar yine boşluğa düşürülmüş; umutsuzluk, değersizlik, hiçlik yaygınlaşmıştır. Bugün insanların feodal değerlere öykünmeye başlaması; sistemin dayatmış olduğu yoz, bireyci ilişkiler yerine geçmişteki feodal değerlere, feodal dayanışma geleneklerine sahip çıkması; bir çeşit zorunluluğun, alternatif sorununun dışavurumudur. Geçmişte biz, hem feodal değerleri aşmayı hem de burjuvazinin bize dayatmış olduğu değerleri reddederek alternatif bir yaşama dair normlar bütünü oluşturmayı başarabilmiştik. Bu, Devrimci Yol'un niteliksel farkıydı. İşte bu gelenek öldürülüp, bir nesil kopuşu sağlandığında, üretilmiş o değerler bugüne taşınamadı. Son 20 yıla baktığımızda, o değerlerin ilk önce, bugün sahibi gibi davrananlarca terkedildiğini, “taban”da ise uzun süre korunduğunu gördük. Yukarıdan aşağı iradi biçimde gerçekleştirilen erozyona rağmen, Devrimci Yol kültürü almış kesimlerde bu değerlerin uzun süre yaşatılmaya çalışılmış olması, kimin neyi ne derece sindirmiş olduğunun da göstergesidir. Türkiye'deki kuşak kopmasının öneminin anlaşılması, dünya ölçeğinde sosyalizme dair gerçekleştirilen kopuşun anlaşılmasından geçiyor. Dünya'da bir dönem gerçekten çok güzel şeyler yaratıldı. Ve bugün onların kalıntıları dahi büyük önem taşıyor. Bu çerçevede, dünden bugüne devamlılık bizim için bu denli önemli idiyse, birileri içinde o zinciri koparmak çok önemliydi. Bilinir ki, herhangi bir kuşak kopuşunun sağlanması, bireysel olarak hiç kimseye, hiçbir gruba, düşünce sistematiği ne olursa olsun hiçbir bireye çıkar sağlamaz. Bunun ancak, sola bir bütün olarak düşman olan, solun başarılarına hiçbir zaman tahammül edemeyen, onu mutlaka engellemesi gereken birilerine yararı olur. Öyleyse, böyle bir kuşak kopmasının yaratılmasında kesinlikle emperyalizmin müdahalesi vardır. Başka türlüsü mümkün değildir. Çünkü, bir siyasal yapıya bu kadar kötülüğü hiçbir birey, birey olarak kendi başına yapamaz. Bu nedenle, bunun arkasında mutlaka emperyalizm gibi çok büyük örgütlü bir gücün aranması gerekiyor. “Çok büyük örgütlü bir güç” derken; her yere her biçimde girebilen, uzanabilen; olanaklara, araçlara, mekanizmalara sahip olabilen bir gücü kastediyoruz. '80 sonrasında ülkemizdeki istihbarat örgütlerinin, sol yapılar içerisine yeteri kadar sızamamış olmaktan yakındıkları, özeleştiri verdikleri bilinir. Ve herhalde daha sonra ilk yaptıkları şey, bu eksikliği çeşitli biçimlerde telafi etmek olmuştur. Biz, bunun sonuçlarıyla, doğrudan veya dolaylı etkileriyle 1981-82'lerde karşılaşmaya başladık. O günkü süreçte bilinçli, örgütlü tahribat şu biçimlerde gözlendi: * İdeolojik kimliğin bulanıklaştırılması ve giderek yok edilmesi. * Örgütsel yapı sekterlik boyutuna vardırılarak, insanların önce örgütlü ilişkilerden soğutulması, sonra da örgütlü ilişkilerin dağıtılması. * Oldukça uzun erimli bir dönemde, her türlü örgütlü ilişkinin, bireyin özgürlüğünü kısıtlayıcı, özgür gelişimini köstekleyici olduğu vurgulanarak, örgütsüzlük vaazedilerek bir geleneğin öldürülmesi .” (E. O. Devrimci Hareket, s: 12) Bugün yaygın biçimde sol kültüre yabancılık, boşluk ve değersizlik hali, kişilik savrulması, fala ve metafiziğe ilgi, alkol ve uyuşturucuya sığınma, kaşlar dahil baştaki kıllı tüm bölgeyle adeta her gün ve mümkün olduğunca aykırı biçimde oynama ihtiyacı; böyle bir sürecin sonunda doğmuştur. Bizler bugün bu nedenle hiçbir şey değişmemiş gibi davranamaz; bu planlı saldırının yarattığı tahribatı ve onu kalıcılaştırmaya hizmet eden örgütlülük biçimlerini yok sayamaz, görmezden gelemeyiz. Devrimci Yol'un, süreçteki artıları da eksileri de görerek politika üreten ve ezberle değil ihtiyaca bağlı olarak rol alan niteliğine, bugün belki de görülmemiş boyutta ihtiyaç vardır. Çünkü geleneklerin gözetilmesi, yitirilenlerin yeniden üretilmesi ve güne uygun yenilenme bir ustalık gerektirmektedir. Bu ihtiyaç, "ben ustayım/yeterliyim" demekle karşılanamayacak ciddiyette bir ihtiyaçtır; büyüklük ve güç kadar, olgunluk ve mütevazılık da gerektirmektedir. Süreç, solda gerçek anlamda bir yenilenmeyi zorunlu kılmaktadır. Bunun da koşulu, "yeni"yi; edilgenliğin, sisteme yakınlaşmanın, taviz ve tükenmenin kulvarında değil, hemen her açıdan çıta yükselmesini gözeten bir duruşta aramaktır. 17 şubat 2007'de özgürlük ve dayanışma partisi tarafından denizli'nin kumkısık köyünde bir anma töreni düzenlenecektir... denizli ve yakın çevrede bulunan yoldaşlarımızı bu anma törenine bekliyoruz cnk Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 22-01-07 13:20 . |
|
| #2 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,523
| Anlayamadığım yukarıdaki düşünceler ÖDP'ye mi ait?Zekeriya Aydemir çatışmada öldü.Şimdi burdan ÖDP ile bağ mı kurmak gerekiyor?Zekeriya Aydemir ve Aşkın-Devrim'in Partisi ÖDP.Organik bağa bakın. Diyalektik bu mu: THKP-C(Kızıldere)=Devrimci Yol(Fatsa)=ÖDP Sayın Kamf yazınızı alıntılamadım.Sadece kalın ve koyu yerleri,özellikle de ilk satırı tekrar gözden geçirin derim. __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. |
|
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 660
| Alıntı:
| |
|
| #4 | ||
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,523
| Alıntı:
Devrimci Yol Şehitleri'ne sahip çıkmanın ön koşulu Devrimci Yol'a sahip çıkmaktan geçer.Bunun yöntemide bu değildir. Bu ÖDP'nin işi hiç değildir.Eleştirim bu benim doğal hakkım,buna engel olacak güç,yapı,parti yok.Burda bu konuyu tartışmanın anlamıda yok.ÖDP bu tartışmanın altında kalır.Konuyu açtığınız ilk yazınız ile ÖDP arasındaki bağı kuramadığım için yazmak zorunda kalmıştım,şimdi tartışmada başka bir yatağa akmaya başladık.Saygılar. __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. | |
|
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 660
| Alıntı:
hiçbir iş yapmayanların da ÖDP'yi eleştirmeleri de mantıklı gelmiyor dogrusu | |
|
| #6 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 707
| Alıntı:
Syn Anadolu... bu gün zekeriya aydemir'i biz zaten devrimci yol cu olduğu için anıyoruz.... Merak etmeyin ÖDP devrimci yol tartışamlarının altında kalmaz... Çünkü ÖDP liler şunu çok iyi bilirki devrimci yol ile ÖDP yi ortaya çıkaran sebepler farklıdır..... onedenle ÖDP= devrimci yol gibi komik bir savunmayı yapmazlar.... Ama bu devrimci yol geleneğini sahiplenmemek demek değildir... zira devrimci yol kimsenin tekelinde değildir.... hala devrimci yol özlemi içersinde olanlar marksizmi yeterince kavrayamıyan ve "somut durumun somut tahlilini" benimsemeyenlerdir.. Zekeriya aydemir denizlinin yetiştirdiği önemli devrimcilerdendir..devrimci yolcu olması o gelenekten gelen insanların bir kısmının oluşturduğu bir parti gençliği tarafından anılmasının altında siyasi tartışma değil..... o öldüğünde henüz doğmamış olanların zekeriya Aydemir'î unutmadıklarıdır... Ailesinin o gülen gözlerini ve il binasında açaçağımız sergi için resimlerini istediğimzde bizi teşekür ederek uğurlaması vefadır.... zira o anmaya ÖDP bayrakları götürülmeyecektir... Sadece karanfiller ve resimleri olacaktır | |
|
| #7 | ||
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,523
| Alıntı:
Gidenlere sahip çıkılıyor,bunu dert etmeyin lütfen.Saygılar. __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. | |
|
| #8 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 707
| Alıntı:
Olayı farklı bir yöne çekmeyin syn Anadolu... devrimci yol kimsenin tekelinde değildir.... | |
|
| #9 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,523
| Hangi Devrimci Yol,hangi farklı yön,kimin tekeli Sayın Karabağlı.Ne var karşı çıkacak o yazıda.O yazı basit bir gerçeğin ifade edilişi.Neresine karşınız?Olmayan yapıya herkes sahip çıkar.Mesele bu mu? __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. |
|
| #10 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 707
| Alıntı:
Bende onu diyorum zaten..... Devrimci ytol ne zaman yazılsa ÖDP yi karıştırıyorsunuz... ÖDP li gençler zekeriya abilerini anacaktır... devrimci yol cu zekeriya abilerini ÖDP li olarak anacaklardır.... sadece anacaklardır.... bayraklarını pankartlarını ÖDP amblemleri ile değil... Ellerinde karanfillerle anacaklardır... sadece "anacaklardır"" | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|