Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

 
 
Konu Araçları
Eski26-01-07, 06:19  #1
sonmehdi
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 13
Dinlerin doğuşu



İnsanoğlu var oluşundan beri,kainatı kim yarattı arayışı içindedir.bu arayış içinde duma bir çözüm bulmak için çeşitli var sayımlar üretmiştir.İnsanların bu yaratanını arama ve ona tapınma ihtiyacını karşılak için içlerinden zeki olanları yaratıcı tarafından geldiklerini söylemişler ve diger insanlara kabul ettirmişlerdir,biz bunlara günümüz dilinde türkçede peygamber diyoruz yaratıcıyada allah diyoruz.Tabiki bunlara bu isimleri takan yine insandır.gaipten ben yaratıcıyım diye bir ses gelmemiştir.hele hele gökten kitap indigi günümüz düşüncesinde çok komiktir ama bu komiklige yüzmilyonlarca insan inanmaktadır.Dinlerin kurulduğu zamaını şartlarına göre olay belki gerekliymiştir,mesela kız çocuklarının diri diri neden kız olarak doğdun diye kuma gömüldükleri ve onu doğuran anaya da neden kız doğurdun diye işkence yapıldığı bir zamanda muhammet çıkmış allahın varlığını ve herşeyin onun istegi ile olduğunu söylemiş ve içinde yaşadığı toplumu saçmalıklardan kurtrarmaya çalışmıştır.Görünmeyen bir gücü kullanarar bir düzen getirmiş bu düzene birde kanun kitabı anayasa yazmıştır ve onuda allah tarafından geldigini söylemiştir.Ama bu düzen bu günün şartlarına artık uymamaktadır ama ülkemizde din bir sektör haline geldigi için bazılarının çıkarına ters geldiginden kılına bile dokunulamamaktadır.dinler tarihine baktığımızda her dinde çıkar hesapları yapılmış rant kavgaları olmuştur günümüzdede olmaktadır.Önemli olan toplumun bu olayların farkında olamsıdır benim bu konuda özet olarak düşüncelerim böyledir. bana fikirlerimi açıklama imkanı verdiginiz için teşekkür dederim.
sonmehdi is offline  
Eski26-01-07, 15:15  #2
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124

Sonmehdi öncellikle foruma hoş geldiniz.Gerçi fikirleriniz sonmehdinin fikirlerine pek benzemiyor .Ama önemli olan elbette ki anlatmak ..

Neyse konuya geçelim.Hz.Muhammedin çağını şartlarına göre bir büyük devrimci olduğu konusunda insanlar arasında görüşbirliği olmala beraber bunun ne kadarı anlaşıldığı konusunda ise ayrılıklar vardır.

Modern hayatla beraber Dinler,hayattan koptuğundan dini olan her kavramda hayatın dışına itilmiştir.Halbuki 5000-6000 yıl öncesinin şartları düşünüldüğünde dinler medeniyetin ve gelişmişliğin sembolu olmuşlardır.İnsanlık bilinç evrimi geçirdikten sonra dinlerle tanışmıştır.Çünkü din onların bu yaşamları ile diğer yaşamlar arasında önemli bir köprü olacağı gibi onları ahlaka ve erdemliğe davet etmek suretiyle bu hayata da daha bilinçli bakmalarını sağlamışlardır.

Mezopotamya,Afrika ve Ortadoğu üçgenindeki ilerlemeler birçok sebepten dolayı diğer yerlerden hızlı olmuştur.Peygamberler de bu bölgelerde daha fazla çıkmıştır.Hz.İbrahim ile beraber başlayan ve hz.Muhammedle sona eren 3000 yıllık dönemde ise Allahın elçisi olduğunu söyleyen insanlar olmuştur.Bu konudaki en önemli tespitimiz bu insanların kendi insanları içerisinde en saygın,erdemlik ve ahlakta en önde giden insanlar olmalarıdır.Bu kadar saygın ve iyi niyetli insan neden insanlara bir gerçeği açıklamak isterken uydurma yoluna gitsinler.Bir ahlaki öğreti yolunu açarak ve kavimleri ile yer yer ortak meselelerde anlaşarak ve işkencelere uğramadan rahatlıkla bunu yapabilirlerdi.Nitekim günümüzün mesihleri bu şekilde davranmaktadırlar.Tüm bunlar peygamberlerin çıkar peşinde olmadıkları ve akıl dengesi yerinde olan insanlar olduklarını ortaya koymaktadırlar.

İnsanlık artık yer yer onları eğitmek için peygambere ihtiyaç duymadıkları esnada bu kurum da bitmiştir.Artık onun öğretileri bilinç evrelerinde sona ulaşmış insanlık için formül olarak yeterliydi.Artık yeni bi din bundan dolayı gelmemiştir.

Ancak dinin hayattan kopuk olması sebebiyle insanlar dini kavramları ve gerçekleri hayal olarak görmeye başladılar.Bunda İslam aleminin içine düştüğü kültürel yozlaşmanın etkisi de büyüktür.Bu bakımdan Allah melek cin gibikavramların hayattan atlmasının daha mantıklı olduğu anlayışı gelişmiştir.Kuranda bu mantıkla okunduğunda mantıksız bir kitap olarak gözükür.

Allah kavramını varlıkta veya başka bir deyişle evrende göklerin ucunda ve hissedilmez bir Tanrı olarak mı alglıyoruz.Yoksa sonsuz sayıların biri gibivarlığın ve evrenin oluşturucusu olarakmı biliyoruz.Kuranda Allah varlığın nurudur denilmesini varlıklardaki potansiyel enerji olarak neden anlamayalım.

Deizm gibi Allahı varlıklardan kopuk görmek elbette hayali bir kavrama sürükler.Panteizm gibi onu varlığın kendisi olarak görmek te onun ilk güç olmasıı zorlaştırdığından hayali bir kavrama iter.Teizm gibi Onu herşeyde belirleyici görüp de varlığı mutlak anlamda etkisiz bırakmak da mantıken a-Teizmi doğurmaktadır.

Kuran bakışlı Allah kavramını varlıklarla ilişkisi bağlamında klasik dönem bilginleri ne o ne de kendisi olarak açıklamıştır. Buna göre Allah ile evrenin "birliği" veya "ayrılığı" değil "birlikteliği" söz konusudur. Allah ile alem kozmik bir yolculuk halindedir. Molla Sadra'nın tabirleriyle aslolan "Allah ile" yolculuktur, "Allah'a" veya "Allah'ta" yolculuk değil...

Kader veya yaratılış işte bu bağlamda , İkbal'in deyimi ile Allah'ın insanla birlikte gerçekleştirdiği tarihsel yürüyüşün adıdır.Bu birlikte varoluşun dinamik temposu ile gerçekleşmektedir. Bu varoluşsal tempoya zerresine kadar bütün varlıklar kendi ontik karakterleriyle katılmaktadır. Birliktelik böylece sorumluluk getirmekte, bu birliktelikte en büyük sorumluk da Allah'a düşmektedir. Çünkü büyük güçle birlikte büyük sorumluluk gelmektedir. Nitekim Kur'an'da "Rahmeti üzerine yazmıştır" denilmiştir.Ama burada yanlış bir anlaşılma olmasın. Bu sorumluluk bizim ona yüklediğimiz bir görev değil, O'nun kendi kendini sınırlamasıdır. Bu ise özgürlüğün ta kendisidir. Zira özgürlük dışardan dayatılan bir mecburiyet değil, aksini yapmaya muktedir olduğu halde kendi kendini sorumlulukla yüklemektir...Kurandaki biz kavramınıda bu bağlamda anlamak mümkündür.İşte bu kavram bilinç evrimi ile beraber erdemli insanların vicdanlarında yani peygamberlerde kendi ifadesini bulmuştur.Kuran insan merkezli bir anlatım seçtiğinden bu gerçeğe devamlı olarak Allah demiştir.

Melek kavramını Cin kavramınıda bu bağlamda hayatın içinde bulmakmümkündür.Melek neden kemime olarak bilinç ve zeka gücü anlamındadır.Cin neden karmaşık anlamındadır.Bunlar araştırıldığında bilimbiraz daha ideoojik kabuktan çekilipne iman ne de inkarı işin içine atmadığında bu gerçeklerin hepsinin farkına varacaktır.
özedönüş is offline  
Eski12-02-07, 12:28  #3
sonmehdi
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 13
yaratıcı

Benim her dil de farklı ismi olan bir yaratıcının olmadığını iddia etmiyorum,
bir yaratıcı vardır,ama bu yaratıcı her şeye aynı mesafede yaklaşır.
Onun gözünde inançlı inançsız yada şu inançtan bu inançtan diye bir şey yoktur.Yağmuru yağdırır onun altında inançlısıda inançsızıda ıslanır,faydalanır veya zararını görür.Deprem olur hesapsız sağlam olmayan binalar yıkılır,yüce yaratıcı sahibinin yada içindekilerin inacını hiç önemsemez bunları yaşayarak gördük.Yine iddia ediyorum dinler aynı günümüzdeki siyasi partiler gibi kurulmuştur,nasıl parti kurulurken önce tüzük yapılır dinlerin kitaplarıda dinin tüzügüdür.O zamanlar yönetim din liderlerinin elinde olduğu için kitabı anayasa olarak kullanmışlardır ve olması gerekende odur.Ben din kurucularının yanlış yaptıklarını asla söylemiyorum, o günün şartlarında en doğrusunu yapmışlardır,çünkü en kötü düzen düzensizlikten iyidir.Kuranın arapçanın dışında yeteri kadar anlaşılamadığına gelince yaratıcı yani tanrı gönderdiyse diger dillerdede göndere bilirdi.Benim tanrıyı insan yarattı sözüm yanlış anlaşıldı biraz daha açayım,bütün herşeye ismi veren insandır,gaipten ben sizin yaratıcınızım benim adım şudur denmemiştir.insanlar var oluşundan beri bu kainat nasıl yaratıldı arayışı içindedir,kimisi kendine göre bilimsel yoldan kimisi felsefi yoldan ararlar ve varsayım üzerinde hüküm yürütürler.Vahi olayı ise nasıl biz bir iş yaparken çeşitli yollar arıyoruz nasıl yapacağımızı düşünürken birden aklımıza bir şey geliyor işte din kurucularıda düzensiz bir topluma bir düzen kurarken boş durmamışlar hep arayış içinde birşeyler aramışlar ve akıllarına gelenede vahi adını vermişlerdir.
sonmehdi is offline  
Eski12-02-07, 15:50  #4
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124

Anladığım kadarıyla peygamberlik kurumunun çağın ihtiyacına göre oluşan bir kurum olduğu konusunda hemfikiriz.Anlaşamadığımız nokta dinlerin ve vahyin gerçeği üzerinedir.Elbettte Allahın konuşması bizim anladığımız şeklinde değildir.Kutsal kitaplar Allahın insan diliyle konuşturulmasıdır.Ancak bu konuşmasını insan diliyle yaptığında bilinçlerini tam arındığı insanların kalbine bunu nakşetmiştir.İnsanlar bu yolla bilgi alımına muhtac oldukları sürece vahye muhatap olmuşlardır.Artık ihtiyaç hissedilmedikten sonra kesin bilgiyi bilime bırakmıştır.
özedönüş is offline  
Eski13-02-07, 22:48  #5
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,617

sn sohmehdi, bana senin "peygamberler o zamanın en mantıklı düşünen insanlar olduklarından ve toplmda kabul gören kişiler olduklarından peygamber olduklarına inanılmışlardır" anlamını çıkarttığım sözlerin pek akılcı gelmedi. Eğer bir toplumda en mantıklı olanlar ve büyük nüfuza sahip olanlar peygamber olarak kabul edilselerdi m.ö. 5. ve 6. yüzyılda sofistlerin, soktakes'in ve plato'nun da insanlar tarafından peygamber olarak algılanması gerekebilirdi. Kaldı ki hz. isa'nın doğum tarihi sofistlerinkinden daha sonraya denk geldiğine göre İsa zamanında insanlar m.ö. 5. yüzyıla göre daha kör, gerici bir düşünceye sahiptiler sözü yanlış olur. ( Tabi bu durum farklılık gösterebilir, örneğin Roma medeniyetinin Osmanlı medeniyetinden sosyal olarak daha adil ve ileri bir medeniyet olduğu söylenebilir, fakat zaman kavramını medeniyetin ve sosyal hayatın gelişme göstermesi yönünde önemli bir etken olarak düşünürsek Hz.İsa döneminde yaşayan İsrailoğullarının antik yunan'dan çok da geri olmadığını düşünebiliriz.) 500 yıl önce büyük filozoflara peygamber gözüyle bakılmadığına göre 500 yıl sonra da en zekileri peygamber olarak görme fikri yanlış olur.
Burada önemli bir ayrıntıyı atlamışsın sanki; bilindiği gibi peygamberlerin birsürü mucizeleri vardır. Ve bu kişilerin büyük düşünce adamı değil de peygamber olarak görülmeleri onların insanlara sunduğu bu mucizeler sayesinde olabilir. İnsanoğlu akıllı varlıktır, ikibin yıl öncesinde dahi insanların ben peygamberim diyen bir kişinin mucizelerini görmeden onu peygamber olarak kabullenmesi düşünülemez bence. Ve bilindiği gibi insanlar bu peygamberlere önceleri şiddetle karşı çıkmışlar, mucielerini gördükten sonra onlara inanmışlardır.

Gökten kitap indiği düşüncesi bence hiç komik değildir, kutsal kitapların zembille indirilmeyip Cebrail aracılığıyla sözlü olarak anlatıldığını düşünürsek bunu daha iyi kavramış oluruz. Zaten İsa ve Muhammed bu kitapları hazır olarak almamışlardır. İncil'i ve Kuran'ın ikisini de peygamberlerin çevresindeki, o zamanın insanlarına göre daha bilgili olan kişiler kaleme almışlardır.

Kutsal kitapların günümüz dünyasına uymamalarının nedeni onların insanoğlu tarafından değiştirilmeleridir, eğer üç kitap da değiştirilmeyip saf halleriyle kalsalardı üçünde de yazılanlar aynı şeyler olacaktı ve bugünkü dünyaya gayet güzel uyacaklardı ( kuran'ın da değiştirilmiş olduğunu ve bu nedenle günümüz gerçekliğinden uzak kaldığını belirtmek isterim).
__________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI
esitlik is offline  
Eski13-02-07, 23:02  #6
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,617

bu konuda önemli olduğuna inandığım bir şey söylemek isitiyorum; ben de önceden üzerinde şüphe ile duruyordum, insanlık tarihi çok daha eskilere dayanmasına rağmen niye bulunan en eski tutarlı kutsal kitap günümüze çok yakın zaman olarak değerlendirilebilecek olan m.ö. 9. yy'a ait olan tevrat'tır diye. İnsanların dünyada ilk ortaya çıktıklarından itibaren peygamberler gönderilmiştir, fakat yazılı kutsal kitaplar haliyle yazının bulunmasından dolayı olacaktır. Davut ve Süleyman öncesinde gönderilmiş ilahi emirler yazının bulunmasından önceki döneme rastladıklarından haliyle sadece sözlü olarak yüzyıllar sonrasına taşınan ilahi emirler çok saçmalaşacaktır (bugün mitleri yazının bulunması öncesinde insanoğluna gönderilen ilahi emirlerin yozlaşmış versiyonu olarak kabul edebiliriz).

Bu konuda bilgili kişiler varsa bizi aydınlatabilirler, benim söyeyebileceklerim bunlardan ibaret.
__________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI
esitlik is offline  
Eski13-02-07, 23:39  #7
göktürk
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 1,437

Arkadaslarin fikirlerine hürmet ederim fakat su son 3 bin yila bakarsak dünya yanliz insanlarla deyil insanimsi varliklarla doluydu devler mezepotamyada bulgaristanda cikan fosiller canavar kafatasli insan fosilleri anadolumuzda bile bin sene evelki acagip yari insan fosilleri misir zaten basi cekeyiyor Nuh peygamber bile insanimsi olsugu kesin bilgilerde yer aliyor, dinlerin cikislari da kozmopolik olarak deyerlendirdiyimizde netice almamiz cok zor, hatda bagzi peygamberlerin bile normal insan görünümü disinda olmasi muhtemel ki kavimleri pesinden sürüklemis bu benim tezim, ama Nuh olayini bilenler belki benim tezime yakin bir görüsü olur.
Tirakya demek eski anlami tirakiya demektir yani canavarlar bölgesi.
göktürk is offline  
 


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 11:58.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz