"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Tam bağımsızlık ve çelişen gerçekler./konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Değerli arkadaşlar, kıymetli katılımcılar ! "Tam bağımsızlık " fikri ; bazı kesim ve gruplarca sık sık söylenen, kulağa da hoş gelen ve istismara yönelik , gerçeklere de aykırı bir söylem biçimi olarak bilhasa bazı siyasi görüş ve ideolojilerin ağızlarında sakız ettikleri bir kavram haline gelmiştir. Dar ve kısıtlı bakış açısının ürettiği , deyim yerindeyse sık sık söylenen " fotoğrafın bütünü görememek " demek olan bütünselliği kavrayamamanın zorluğu içinde söylenmiş bir söz olarak ta izah edilebilir. KAİNATTA TAM BAĞIMSIZLIK KURAMI İŞLEMEZ. Öncelikle uzayın derinliklerine giderek tam bağımsızlık varmıdır diye seyreyelim. Uzayda sayısını tam olarak bilemediğimiz güneşler ve günes sistemleri, galaksiler ve yıldızlar topluluğu vardır. Her biri belli yörüngelerinde bağımlı olarak dolaşmaktadırlar. Kendi bağımlı yörüngelerinin iacabettirdiği şekilde dolaşmak durumundadırlar. Güneş sistemlerinin gezegenleri ve bu gezegenlerinde kendilerine bağımlı olduğu uyduları vardır. Hiç biri tam bağımsızlık esası içinde bağlı oldukları galaksilerden, güneş sistemlerimden ve bağlı oldukları gezegenlerden ayrılarak istedikleri gibi bir yörünge tayin etme gibi bir durumları da toktur.Her bir güveş , gezegen ve uydular karşılıklı bağımlılık esasları dahilinde birbirleri ile etkileşim içindedirler. Bu etkileşimleri ve karşılıklı bağımlılık düzeni aynı zamanda birbirlerin varlığını tehdit etmeyen bir düzen içinde , varoluşlarını destekleyen karşılıklı bağımlılık ilkesi ve yararları çerçevesinde bir düzen tutturarak devam eder gider.Bütüne baktığımızda saat gibi işleyen bir karşılıklı bağımlılık teorisi, birbirlerinin varlığını da olumlu yönde etkileyerek varoluşlarının da bir yerde teminatı gibidir. Aksini düşünmek ise kıyamet kuramını gerçekleştirir. DÜNYA DÜZENİ İÇİNDE DE TAM BAĞIMSIZLIK DÜZENİ YOKTUR Dünya ; karşılıklı bağımlılık esası üzerine güneş etrafıda belli yörüngede dönerken aynı zamanda da kendi etrafında dönerek, kendi üzerindeki varlıkların hayat kaynağı olan gece ve gündüzü , mevsimsel döngüleri, çeşitli hava şartlarinı oluşturarak kendinin ve üzerinde yaşayanların karşılıklı bağımlılık esası üzerinde onların varlığını da teminat altına alır. Denizler ve karalar yine karşıulıklı bağımlılık etkisi altında sürekli birbirlerini etkilemekte ve birlerini besleyen hayat zincirleri oluşturmaktadırlar. Okyanuslar ve denizler de birbirleri ile karşılıklı bağımlılık sistemi içinde bünyelerinde bir hayat kaynağı oluşturarak birbirlerinin varlığının teminatı olurlar. Okyanusların üzerinde ve derinliklerinde oluşan sıcak ve soğuk su akımları denizlere onların içindeki hayatlara yaşam ve enerji kaynakları olarak işlevler görür. Dağlar, ovalar, nehirler ve göller hayatın devamı için sürekli birbirlerini etkileyen karşılıklı bağımlılığın güzel sonuclarına imkan sağlarlar. Dünyadaki ; yeryüzü ,yeraltı ve atmosferel kaynakların hepsi birbirleriyle sürekli etkileşim ve karşılıklı bağımlılık ilkeleri üzerinde hayatın güçlü kaynaklarını oluşturarak sürekli değişimin ve onun getirdiği canlılığın güç kaynaklarını tesis ederler. Bu kaynakların hiç biri de dünyanın her yöresine eşit bir şekilde dağılmış ta değillerdir. Bu dağılımdaki eşitsizlik, aslında karşılıklı bağımlığın gerektirdiği doğal düzendir. MİLLETLER ARASI İLİŞKİLERDE DE KARŞILIKLI BAĞIMLILIK VARDIR Atatürk bütün insanlık alemini bir bütün sayarak şöyle der.... " Bütün dünya hadiseleri bize bunu açıktan açığa ispat eder.En uzakta zannettiğimiz bir hadisenin bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için insanlığın hepsini bir vucut ve bir milleti bunun organı saymak gerekir.Bir vucudun parmağının ucundaki bir acıdan diğer bütün organlar etkilenir.Dünyanın filan yerindeki bir acıdan bana ne dememeliyiz. Böyle bir rahatsızlık varsa tıpkım kendi aramızda olmuş gibi onunla alakadar olmalıyız.hadise ne kadar uzak olursa olsun bu esastan şaşmamak lazımdır. İşte bu düşünüş, insanları,milletleri ve hükümetleri bencillikten kurtarır. Bencillik şahsi olsun, milli olsun daima fena sayılmalıdır. O halde konuştuklarımızdan şu neticeyi çıkaracağım : Tabii olarak kendimiz için bütünlazım gelen şeyleri, düşüneceğiz ve gereğini yapacağız. Fakat bundan sonra bütün dünya ile alakadar olacağız." Coğrafi, iklimsel özellikler, yeraltı ve yer üstü kaynaklarının farklılığı yüzünden dünyanın çeşitli bölgelerine dağılan insanlık, her zaman bir birine karşılıklı bağımlılık ilkeleri gereği birbirlerine muhtaç haldedirler. İNSAN BEDENİDE KARŞILIKLI BAĞIMLILIĞIN ENGÜZEL ÖRNEĞİDİR İnsn bedeni ; değişik dokulardan, organlardan, ve farklı uzuvların bir beden üzerinde karşılıklı bağımlılık esasları üzerine tesis edilmiş mükemmel bir varlıktır. Her bir doku , organ ve uzuvlar bedenin sağlıklı bir hayat sürebilmesi için birbirlerin varlığının teminatı olup, birbirleriyle olumlu etkileşim içinde bir birleinin faaliyetlerine ihtiyaç duyarak, bir birlerini besleyen enerji ve alt yapı olarak işlevlerini güzel bir şekilde yerine getirirler. Ünlü islam düşünür ve tarihçisi İbni Haldun bu nedenle insanı alemlerin varlığının küçük bir örneği olarak görerek, " Alem büyük bir insan, insan ise küçük bir alemdir " benzetmesini yapmıştır. SON SÖZLER Bütün bunlar bize gösteriyor ki bütün alemler, varlıklar ve insanlık karşılıklı bağımlılık esasları üzerine varlığını sürdürmektedir. Hiç bir varlık yoktur ki yaşamı bir başka varlığa muhtaç olmasın. Bütün bu muhtaçlık bize gösteriyorki alemler üzerinde asla tam bağımsızlık ilkesi diye bir şey yoktur. Karşılıklı bağımlılık temeli üzerine kurulan alemlerin ve doğanın düzeni ; birbirlerimizin varlığına muhtaçlık içinde, diğerlerinin de varlığını kabul edip, karşılıklı yararlar üzerine ve kazan- kazan prensibine bağlı kalarak her bir varlığa onurlu yaşam hakkı tanımaktır. Saygılarımla. Türesin Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 28-01-07 18:41 . |
|
| #2 | ||
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 319
| Bu yazının anlamını çözemedim. Tam bağımsız olmamamız gerektiğimi vurgulanıyor ? Yoksa başka ülkelerin hareketlerini takip altında tutmak ve bunların bizi etkileyebileceği mi söylenmek istenmiş, ben bunu anlamadım. Elbette bütün toplumlar birbirini etkiler ancak bu koşulludur, karşılıklı ve asla sömürgeye dayatma olmamalıdır. Ülkelerin kendi maddi manevi çıkarlarını rencide etmeyecek şekilde kurulmalıdır ilişkiler. Alıntı:
Saygılarımla __________________
Çekirgeler gaza geliyor, 1 , 2, üüüüüüç... | |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: İstanbul-Denizli
Mesajlar: 1,787
| Bağımsız Türkiye derken kimse ,dış dünyayala bağlarını koparmış ,tamamen içe dönük bir ülke istemiyor ki.Sadece kendi kararlarını özgürce veren ,başkasının manda sı olmayan bir Türkiye isteniliyor.Tam bağımsızlıktan kasıt budur. __________________
kağıt bir gemidir devrim kim bilir kaç yunus görmüş kaç DENİZ GEZMİŞ... |
|
| #4 | |
Uzaklaştırıldı ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: Orasi
Mesajlar: 1,256
| Tam bagimsiz olabilmesi icin icindeki kardes unsurlarla barisilmasi lazimdir. Hatta zaman geldi gecti bile artik...Yoksa kendini bagimsiz zannedip ic dinamizmindeki halklardan sadece Türklere uygularsan,ne kadar bagimsizim desende yurt disi kaynakli bir cok tuzak ülkende peynir ekmek gibi gider. Ama tabi ozaman da isin kolayi olarak "bunlar emperyalis ülkelerin Abd nin oyunu vs" cümleleri gelir. Ama birsey degismez. Yada tam bagimsizken ülkenin derinlerine kadar istedigi politikayi uygulayabilen baska ülkelerin önünde ne gibi bir ciddiyetin kabul görürki |
|
| #5 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Alıntı:
Atatürk kurtuluş savaşının akabinde şunları söylemiştir. " Savaş meydanlarında kazanılan zaferler, ekonomik zaferlerle taçlandırılmadıkça bağımsızlık kazanılmış olmaz " Reçete bellidir, gayet net ve açık. Bu ülkede 28 isyan ve PKK belası olmasaydı savaş meydanlarında kazanılan zaferler ekonomik zaferlerle taçlandırılırdı. Saygılarımla. | |
|
| #6 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Alıntı:
| |
|
| #7 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 3,205
| Alıntı:
Emperyalistlerin tamamı zaten sizin sözünü ettiğiniz Kazan Kazan prensibi üzerine sistemleri kurmuşlardır.Kazanan sadece onlar oldukları sürece onlar için sorunda yok zaten.Sömürülenin kazancı ne oluyor? Sopayı yesede bu acılardan da zevk almasını öğrenmekmi? Onurlu yaşam onlara ait, sömürülmek ve onursuzluk ise emekçiye kalmakta. Dışa bağımlı kendi ayakları üzerinde duramıyan,her geçen gün kendine ait değerlerden ödün veren bağımlı toplumların onuru ile yaşamaları ne kadar mümkündür? Biz ülke olarak ekonomik ve Siyasi anlamda tam bağımsız olalım.Emperya listler kazı kazanını kendi aralarında paylaşsınlar. Saygılarımla | |
|
| #8 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Alıntı:
Eğitim ve bilimden geri kaldıkça teknoloji üretemezsiniz. Teknoloji üretemeyen toplumlar, kendi topraklarındaki hammadeeleri değerlendiremediği için bu kaynakları yok pahasına satmak ve işlenenleride çok daha fazla ödeyerek almak zorunda kalırlar. İşte sömürünün gerçek nedenlerinden en önemli konulardan biri de budur. Kaldırım taşlarını sökerek sileh yerine kullanmakla eğitim ve bilim gelişemez. eğitim ve bilimin olmdığı yerlerde de teknoloji dışa bağımlıdır ve onların eski teknolojilerini almak zorunda kalırsınız. Eski teknolojilerde size dış satımda rekabet olanakları bırakmaz. Kaldırım taşlarını sökerek panzerlere atmakla devrim yaptığını zanneden düşünce var oldukça biz daha çok uzun seneler sömürüye açık hale geliriz. Saygılarımla. | |
|
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 3,205
| Alıntı:
![]() Sayın Türesin Değindiğiniz gibi tam bağımsızlığın unsurlarından biri hatta en önemlisi eğitimdir.Eğitim ve bilimden niye geri kalınmıştır pekala?Şu andaki ve doğrusu 1940 ların 2. yarısından sonrası eğitim sistemi niye geliş memiştir.Kaldırım taşlarını söküp panzerlere atanlarmı eğitimi bu hale getirdiler?Kaldırım taşlarının sökülmesi,yada panzerlerin hasar görmesi ülkeye büyük masraf açtığından dolayımı eğitime yatırım yapılamadı ![]() Ülkenin kaynaklarını devrimcilermi peş keş çekti yada hoyratça kullandılar? Ülkenin sömürüye açık hale gelmesinin bu ülkenin eğitimsizliğinin baş sorumlusu demekki devrimciler oluyor? 1980 den bu yana kaldırımlar durmadan sökülüp yenileniyor?bende nedenini merak eder dururdum.Demekki devrimciler sökmesin yada kullanmasın diye belediyeler bu işi üstlenmişler. Devrimci demek yenilikçi demek;bunu görmezden gelmeyin.Hiç bir devrimci teknolojinin önünde engel teşkil etmez.İlime bilime sahip çıkmayan,ilim irfan yuvalarını,dergaha çevirenler devrimciler değil. 1938 den bu güne kadarda devrimciler hiç bir zaman iktidarda olmadıkları için bunun sorumluluğunu devrimcilere yüklemek demek eve giren hırsızı değil ev sahibini suçlamak olsa gerek. saygılarımla | |
|
| #10 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Sayın MK DEVRİM ! Alıntı:
Saygılarımla. | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|