"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Adım Agop, memleketim Tokat / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Uzaklaştırıldı ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: Orasi
Mesajlar: 1,254
| Bu kitabi bana bir dostum anlatti ve anlattiklari üzerine getirmesi icin kendisine rica ettim. Fakat sizler icin internette ufak bir bölümünü buldum... Isteyenler buna Ermeni katliami yada Ermeni sürgünü yada Devletin hapisten bu Ermenilere göz kulak olmasi icin serbest biraktigi 60 bin kürtle yolculuklari da diyebilirler. Kitapda zorla sürgüne gönderilen sahip olduklari ellerinden zorla alinan, carcabuk gönderilmek istendigi icin de o zaman kosullari icinde soguga,salgin hastaliga ve sahipsizlige terkedilen Ermenileri birinci agizdan anlatiyor... Belki bazilari bunlara normal ölüm diyebilir. Yolda soguktan yada salgin hastalikdan yada cadirda yasamaktan kaynakli diye. Ama egerki devlet bunlarin elinden mallarini alip suraya gidin size orada mal verilecek diyip de oraya gittiklerinde mal verilmeyen cadirda yasamak zorunda kalan sonrasinda memleketinize geri dönebilirsiniz diyip kendi sürgün ettiklerine dönmelerinde yardimci olmayan ve yine dönüs yolunda soguktan hastaliktan bir sürü Ermeninin ölmesine neden oluyorsa,memleketine döndüklerinde de mallari evleri ellerinden alinip baskalarina verilmisse Bu benim icin bir Katliamdir... kisa bir bölüm.... Havada bulut yok, bu ne dumandır Mehlede ölen yok, bu ne figandır. Havada ne bulut, ne duman vardı ama Ermeniler için bir karar verilmişti ve ondan sonrası hep karanlık olacaktı. Devlet-i Âli Osman´a onca sadık Ermeniler, devletlerine onca nazır, paşa, bürokrat vermiş Ermeniler, günü gelince vatan için can veren Ermeniler. Anamın çok sevip öz anası yerine koyduğu yaşlı Zepür ana anlatırdı: Dellallar sokak sokak, avazları çıktığı kadar bağırıyordu: Yarın, ola ki hiçbir kefere-yi âdem hanesinden ayrılmaya, sayıma girilecektir! Gerçekten de memurlar geldi, evimizin tapusunu teslim ettik. Bütün mal mülk yazıldı. Sürgün, Malatya´ya. Bu evrakı orada defterdarlığa götüreceksiniz. Onlar da size Malatya´da mal mülk verecekler. Neden devlet baba bu göç? Bunun cevabı yok, gideceksin. Hem de üç gün içinde, artık nasıl gidebilirsen. İster at arabanla, ister eşekle, ister trenle, ister yürüyerek. Üç gün içinde Tokat´ta hiç Ermeni kalmayacak. Buna seferberlik dediler, üstümüze şarkılar dizdiler, ismi batasıca seferberlik. Oduna gide gide, dağda odun kalmadı, Seferberlik çıkalı, doğru kadın kalmadı. Altmış bin Kürt mahkûm affedilip Hamidiye Alayları adı altında elbise giymiş, kafilelerin yanı başında, sözde seni bekliyor. Malın, mülkün, namusun onun elindeki süngüde… Can hesabı sorulmuyor, Tehcir başladı. Dedemin, hükümet konağında çok itibarı vardı. Gidem Kerim ağayı görem, belki de bir faidesi olur, dedi. Gözyaşlarıyla, dualarla dönüşünü bekledik, bekledik, acaba bir müjde… Yok, dedi içeri bile giremedim, çünkü konağın kapusuna koca bir yazı konmuştu bez üzerinde, uçarı kaçarı yokmuş, bütün Ermeniler gidecek. Hükümetin önü serili halı Şu giden Ermeniler sevkıyat malı. Yola çıktık. Bazı Türk komşularımız bizden fazla ağlıyorlardı. Kimileri ta şehrin çıkışına kadar bizimle geldiler. Ya Rab, şu iyi insanlara bak! Peki kudurmuş da bizi ısıran it hangisi? Yola çıkanların hepsi insandı. Para döke döke, yolda ölenleri, yeni doğan bebeleri bir kenara bırakarak, azala azala Malatya´ya vasıl olduk. Malatya da aynı Tokat gibi, yemyeşil bağlar bahçeler. Yalnız, elimizdeki mal beyannamesini gösterecek bir merci yok. Sonunda bulduk, bulduk da bu işle ilgili efendi memur:Siz neden bahsediyorsunuz!? Kimin malını kime veriyoruz! Malatya´dan kim bilir hangi Arabistan çölüne sürülmüş Ermenilerin evleri vardı, ama hepsine muhacir Müslümanlar yerleştirilmişti bile. Biz ise bezden, çuvallardan yaptığımız kulübeler içinde, saklamaya muvaffak olduğumuz birkaç kuruşla karın doyurmaya bakıyorduk. Hastalık, sıtma, ishal… Kazdığımız bir çukura gideni gömüyorduk. En büyük yemeğimiz on paraya aldığımız lahanaydı. Kürtler kızımı kaçırdılar, bir daha ne izini gördüm, ne yüzünü. Artık tükenmekte olduğumuz bir anda yeni bir emir geldi: Hepiniz geldiğiniz yere dönebilirsiniz. Daha zor şartlar altında, tüterek, biterek, dökülerek Tokat´a döndük. Bir yarım nüfus daha kayıplara karıştı. Evler… Kim evinin kapısını çalsa aynı cevabı alıyordu: Abe cenabet bir daha ki vurmayasın hanemin kapısını! Yine de Türk komşular bize yer verdiler, ekmek verdiler, aş verdiler, yaramızı sardı. |
|
| #2 | |
Ayrıldı
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 820
| Adım Mehmet, ben ezilenim, ben sömürülenim... BF... __________________
Kitleler sustuğunda ya da susturulduğunda, tarihi kişilerin yaptığı sanılır. Tarihi bizzat kitleler yapar, kişiler sadece kitlenin bilincine sahip figürlerdir. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: SAMSUN/Türk-iş
Mesajlar: 179
| Konunun Türkiye siyasetiyle alakası olmadığı için taşınması uygun olur. Saygılar __________________
İnsan YıĞıNLaRI EvREnSel BiR dEVİniMin pRçası OLDUklarıNI BİLMedEn yAşArlar!!!!!! ----------------------------------------- Varolmak için SAVAŞIM ve En iyi uyum yapan HAYATTA kalır. |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 109
| sn.roj u hev anlaşılan sadece hikaye edilenler sizi ilgilendiriyor, peki ya gerçekler. Agop neden tokatta kestiklerini anlatmıyor, ya da siz kitapda böyle bir yer varsa onu da buraya taşımıyorsunuz. Gidin Tokat'ta kanlı göl diye bilinen bir yer var; tokat ili ile pazar ilçesi arası, adı neden kanlı göl dersin. *** Ayrıca şunu da belirteyim, ben tokatlı değilim, sadece 5 yıl orada bulundum, Tokatın tarihinde birkaç yüz yıl geriye gidersen oradaki ermenilerin ticaret, kuyumculuk, halıcılık gibi sektörleri ellerinde bulundurdukları ve oranın gerçek halkı olan Alevisi,kürdü,çerkezi,Türk'üne tanınmayan ayrıcalıkları ile zenginleştikleri,askere gitmedikleri, diğer insanlara sadece Ölmek kalmışken onlara zenginliğin reva görüldüğünü so bakalım Agop'a, Sor. Hey onbeşli onbeşli Tokat yolları taşlı Onbeşliler gidiyor Kızların gözü yaşlı sen buna da şimdi ermeni türküsü dersin, Türkiye'de in olan ermeni olmak,şu olmak bu olmak; out olan da Türk olmak nasılsa. |
|
| #5 | ||
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 177
| Alıntı:
ben tokat erbaa ilçesindeyim roj arkadaş ermeni felan var diyorda ermeniler genellikle doğu karadenizdedir. bizim tokatta genellikle Rumlar vardı bizim köyde rumlardan kalma birçok yerleşim yeri var ve çok zenginlermiş köye gittiğimde hep anlattırırım... 70-80 likler var ve rumlarla yanyana yaşadıklarını sorunlar olduğunu ama öyle top yekün savaş olmadığını arazi anlaşmazlığı olduğunu söylerlerdi ermenilerden hiç bahsetmezlerdi çünkü yok denecek kadar azdı tokatta 1934 teki yunanistanla nüfus mübadelesinde bölgedeki rumların gittiğini söylediler | |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 109
| sn.Turkorman sizin yaşadığınız yer samsun bölgesi sayıldığı için belki rum yerleşim bölgeleri ondan vardı fakat tokat merkezi ve yaklaşık 20 km.civarında eski ermeni evleri sayıları çok olmasa da varmış, tam sayı bilmiyorum fakat birkaçını gördüm. Tokatlı kümes gibi yerde yaşarken, onlar 2 katlı cumbalı yerlerde yaşamışlar. buradan Tokat'a selam |
|
| #7 | ||
Uzaklaştırıldı ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: Orasi
Mesajlar: 1,254
| Alıntı:
| |
|
| #8 | |||||
Uzaklaştırıldı ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: Orasi
Mesajlar: 1,254
| Alıntı:
Alıntı:
Öyle bana "senin kafan bu kadarina calisir tarzinda laflarinizi kendi zekaniz icin dillendirin...Forum kurallarini iyi okuynuz ... burada sizin gibi cengaverleri cok görüyoruz... Alıntı:
Hey onbeşli onbeşli Tokat yolları taşlı Onbeşliler gidiyor Kızların gözü yaşlı Alıntı:
| ||||
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 109
| Isteyenler buna Ermeni katliami yada Ermeni sürgünü yada Devletin hapisten bu Ermenilere göz kulak olmasi icin serbest biraktigi 60 bin kürtle yolculuklari da diyebilirler. Kitapda zorla sürgüne gönderilen sahip olduklari ellerinden zorla alinan, carcabuk gönderilmek istendigi icin de o zaman kosullari icinde soguga,salgin hastaliga ve sahipsizlige terkedilen Ermenileri birinci agizdan anlatiyor... Belki bazilari bunlara normal ölüm diyebilir. Yolda soguktan yada salgin hastalikdan yada cadirda yasamaktan kaynakli diye. Ama egerki devlet bunlarin elinden mallarini alip suraya gidin size orada mal verilecek diyip de oraya gittiklerinde mal verilmeyen cadirda yasamak zorunda kalan sonrasinda memleketinize geri dönebilirsiniz diyip kendi sürgün ettiklerine dönmelerinde yardimci olmayan ve yine dönüs yolunda soguktan hastaliktan bir sürü Ermeninin ölmesine neden oluyorsa,memleketine döndüklerinde de mallari evleri ellerinden alinip baskalarina verilmisse Bu benim icin bir Katliamdir Bunları diyen benim sanki sn.roj u hev. Bana o zaman bunları yapanları savunmak düşmez. Ama tarihte yaşanmışlar sadece o kitapta yazılanlardan ibaret değil. O zamanın idarecileri yanlış yada kendilerine göre doğru yapmışlar. Bu da beni ilgilendirmiyor, Katliam demişsiniz; katliam ''Topluca öldürme, kırım, soykırım'' demekse eğer agop'a göre de böyle birşey olmamış öyle mi? öyle ise koparılan fırtına nedir? bakın devlet arşivleri herkese açık, Türk halkının yaşadıkları ile o zaman göçedin denilenlerin yaşadıklarını karşılaştırın http://www.devletarsivleri.gov.tr/ki...itap=1&belge=1 Başkalarınından önce kendi canım gelir,kendi milletim gelir, cengaver iltifatı için teşekkürler ama haddimiz değil. siz klavye başında okuduğunuz bir kitapla ilgili yorum yapıyorken, biz orada yaşadık, insanların içinde idik.Onlarla güldük, ağladık. Klavye başından kolay gelir ama iş gitmeye geldi mi, çoğu yan çizer. siz anlamak istememişsiniz ama ben ermeniler ölsün demedim.Fakat onlara orada oldukları son 100 yıl içerisinde verilen ayrıcalıkların onları zenginleştirdiği fakat halkın cephe savaşlarında öldüğünü hem de anlamlı bir türkü ile vermeye çalıştım. ne demiş Herbert Jansky, : Türkü : "Büyük tarihi hadiseler karşısında halk kitlesinin sevinçlerini veya ümitsizliklerini; büyük şahsiyetler hakkındaki saygılarını veya nefretlerini; gençler arasında geçen hazin aşk hikâyelerini, millî hece veznini ölçü alan ve kalpleri fetheden mısralarla, derin bir muhteva içinde dile getiren edebî, aynı zamanda mûsiki bakımından ehemmiyete hâiz olan bu kendine öz bestelerle söyleyen; dar manâsıyla ise tarihi bir vesika mahiyeti gösteren Türk halk şiirinin en eski türlerinden biri". |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 176
| 1970 yılında yazmış olduğu "Gulag Takımadaları" adlı romanıyla NOBEL ödülü kazanan Aleksandr Soljenitsin, kitabında Stalin döneminde rejim karşıtlarının maruz kaldıkları sürgün esnasında yaşadıklarını çarpıcı bir şekilde ortaya koymuş, bu kitabı nedeniyle Sovyet vatandaşlığından çıkarılmıştır. Agop'un yazdığı bu kitapta da kendi ağzından tehcir (sürgün) sırasında yaşananlar çarpıcı bir şekilde dile getirilmektedir. İki kitap; İkisinde de bir ülkede yaşanan zorunlu göç (sürgün) sürecindeki yaşananlar ilk ağızdan kaleme alınmış. Birinin yazarı NOBEL ödülüyle taltif edilip yüceltilmiş, diğerinin yazarı adı sanı bilinmeyen bir anadolu insanı. Ancak internetteki araştırma ile yazdıklarının bir kısmına erişilebiliniyor. İçerikleri tartışıldığında gerçeklilikleri konusunda düşünsel farklılıklardan kaynaklanan nedenlerle savunma/yalanlama kişilere göre değişiklik göstermesi doğaldır. Bu ülkenin geçmişinde yaşananlar her iki halkta da acı anılar bırakmıştır. Karşılıklı yapılanların oransal olarak azlığı-çokluğu tartışılmadan yaranın iyileştirilmesi sağlanmalıdır. Art niyetlerle eşeleme çabalarında bulunmak hiç yarar getirmeyecek, konuya taraf olmayanlara da hiç bir şey kazandırmayacaktır. Tıpkı bir yaranın bağladığı kabuk kaldırılmaya çalışıldığında nasıl yeniden kanamaya başlarsa acılar duyulacak ve geçmişe hiç bir yararı olmayacaktır. Kinle nefretle ilkel kan davası gütmek her iki ülkenin halkına olumlu hiç bir kazanç getirmeyecektir. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|