"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
PKK demek aynı zamanda gasp ve soygundur./konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| PKK ve onların militanlarının silah kaçakçığının , uyuştucu ile gençleri zehirlemenin dışında, gasp ve soygun çetesi olduğunu. Gasp için gittiği evlerin kızlarının namuslarını da kirlettiklerini de biliyormuydunuz ? Daha fazlası, aşağıdaki linkte..... http://tem.iem.gov.tr/biliyormusunuz...ormusunuz7.php Bebek katili APO'nun resimleriyle dolaşıp, ona adeta tapanların maruz kaldıkları olaylar.5.000.000 milyona yakın kürt kökenli vatandaş oralardan niye göç etmek zorunda kaldılar. Yok pahasına satı savmak ve kaçarcasına oradan göç zorunda kalanların suçları nedir ? Tek suçları PKK'yı desteklememek değilmi ? İbretle okunmasını saygılarımla arz ederim. Türesin Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 29-01-07 14:54 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: Ankara
Mesajlar: 698
| PKK'nın kirli çamaşırlarını ortaya dökmek kolaydır sayın Türesin.. Hiç bir bedel ödenmez bunun için. Asıl zor olan devletimizin, silahlı kuvvetlerimizin kirli çamaşırlarını ortaya dökmektir.. Ne demişti Chomsky: " Devletler terörü toptan satar, örgütler perakende olarak. __________________
Hepimiz Hrant'ız,hepimiz Ermeniyiz. |
|
| #3 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: Antalya
Mesajlar: 691
| Sarhoş atlar zamanı filmini izleyen varmı? Ödüllü bir film ve İran’lı Kürt sinemacı Bahman Ghobadi filmin yönetmeni… Film İran’da sınır köylerinde yaşayan Kürtlerin, yaşam mücadelesini anlatıyor. Daha 15’ine gelmeden bir Kürt çocuğu, ailesine bakabilmek ve sakat kardeşini tedavi ettirebilmek için diğerleri gibi sınır ticaretinin zorlu koşullarında ayakta kalma mücadelesi veriyor… Kışın soğuğunda, kar ve tipi altında donmamaları için atlara alkol içiriliyor, filmin bir halkın dramını anlatan öyküsünün ismi de buradan geliyor… Yaşamı ve insanı anlamak için, önce insan olmak gerekiyor… Tarihi ve uygarlığı doğuran insan ana, hala tutsaktır ve bedel ödemektedir, ışığın, uygarlığın, insanı dönüştürdüğü bu coğrafyada.. İnsanlık için tanrılardan ateşi çalan, bu yüzden zincire vurularak, ölüme terkedilen Prometus’un ardıllarının, zalim Dehak’a karşı duran ve isyan ateşini hiç söndürmeyen Kawa’ların binlerce yıldır ödediği bedelldir bu… Ateşin ışığı, bütün bir insanlığı adım adım aydınlanmaya götürüyorsa da , tarihin ve uygarlığın doğduğu, insanlık evriminin yaşandığı bu coğrfaya’da, insan tutsaktır hala… Ateşi çalmanın bedellerini ödemektedir, zalimlere ve tanrılara… Bütün kavimlerin içiçe yaşadığı, aynı yağmurla ıslandığı, aynı dağlarda türküler söylediği, bu coğraya’da, Sümerlerden, Babillon’a tarihi ve uygarlığı yaratanların çocukları tanrılardan öalarak insanlığa sundukları ateşin bedelini ödemektedir hala… Ateşi ve ışığı almak için gelenlerin; yaşamak için dağlara çekilmek zorunda bıraktığı mezopotamya’nın çocuklarının, tarihi ve uygarlığı verdikten sonra, sadece dağlarda buldukları özgürlüğün, tarihin yazgısında köleliğe dönüşen gerçekliğidir bu… Bir halkı savunmak, aynı zamanda insanı ve insanlığı da savunmaktır.. Bir halkın bölünmüşlüğü, sadece kardeşini, dostunu, akrabasını, ablasını gelin gittiği köyü bir başka ülkede bırakmak değildir.. Sevgisinin, özlemlerinin ve kendi ruhunun da zorla koparılıp alınmasıdır başka, başka ülkelerde yaşamak gerçekliği… İnsanı insanlıktan çıkaran ırkçılık hastalığının tedavisi olmayan iğrenç yüzü, cüzzamdan da beterdir.. Sadece ruhunu karartmaz, aklını ve vicdanını da yitirmesine neden olur.. Düşünmesine, insanı anlamasına, yaşamı kavramasına engel olur.. İnsanı anlamayan kendini bilir mi? Acıyı, hüznü, aşk'ı ve sevdayi bilir mi? İçindeki işe yaramaz özü, hangi ulu düşünce kapatır ve hangi ışık aydınlatır içindeki kör karanlığı… Bu forumda o kadar yazı yazdık ama anladım ki, yaşamı, olayları doğru kavramak doğru olmaktan geçiyor.. Doğru söz, eğri insanın akıl çarpıklığını tedavi etmiyor… Şimdi bakalım neler oluyor Kürt kavminin coğrafyasının içine, içine çizilen, kardeşi karşı ülkeye, amcayı diğer ülkeye esir eden birilerinin tapulu arazisinin sınır boylarında.... Örneğin G.doğu Anadolu’da bundan binlerce yıl önce kavimler içiçe yaşardı… Çoğunlukla kuzeyden gelen Urartu torunu Ermeni diğerlerinin ihtiyacı olan demir sapanı, çapayı, kazmayı kılıcı ve baltayı yapardı..Güneyden gelen semitik-Arap olanı ticaretini yapardı, herkesin ihtiyacı için alır, satardı.. Fırat’ın batısından gelen göçebeydi, at sırtındaydı… Doğuda ve dağların doruklarında, komlarda yaşayan Guti torunları hayvan beslerdi, o yüzden onlara dağlılar denirdi… Dağlı halk… Farklı etnikler ve farklı dinler birbirlerinin ihtiyacı olanı ürettikçe ve paylaştıkça binlerce yıl bir arada kardeşçe yaşadılar… Üretim çeşitlendikçe, egemenlik duygusu büyüdükçe, kabileler, kavimlere, köy yaşamı, krallıklara, imparatorluklara ve ulus devletlere dönüştükçe, halkları kopardılar birbirlerinden… Herşeye, herkese egemen olmak isteyenler kardeşliğin yalan olduğunu söylediler, kan döktüler, ülke için, dinin için, kendiniz için vurun, öldürün dediler… Savşlar ve öfkeler halkları birbirinden kopardı.. Birbirinden en fazla koparılanlar ise sınırların iki yakasında asker pususuna, mayına rağmen birbirlerinin düğününe, cenazesine gittiler… Ulusal devletlerin sınır ve vatan kıskançlığı yüzünden birbirlerinden giderek uzaklaştırıldılar, sömürgeciliğin kurallarına göre başka ulusların köleleştirdiği, paramparça edildiği bir halk oldular… Sınırlar sadece bir halkın elini, kolunu bağlamak için çizilmediler… Halk olma gerçekliğini, ulusal birliğini de zorla unutturma ve bir halkı yok saymanın da gerekçesi ettiler.. Sadece kendi yaşam alanında değil, başkasının toprakları üstünde de sen sen değilsin, sen benim dediğimsin ya da sen bir hiçsin, yoksun dediler.. Bir halkı kutsiyetlerin ardına gizlenerek yıllarca başkalarının vicadanına terkettiler, uyuttular, kendisini bile unutması için ona kurt (kürt değil) masalları anlattılar.. Kendisini arayıp bulmak isteyeni de düşman saydılar, kanını akıttılar.. Bir halkın tarihsel geç kalmış uluslaşma sancısında doğacak çocuğu daha ana karnında ölüme terkettiler ya da doğmadan başını kesip attılar.. Arazinin tapusunu ulus olmanın koşulu saydılar… Ulusu devlet eliyle yaratanlar… Yarattıkları ulus, halkın kendi doğurduğuna değil de bir kurt yavrusuna benziyordu… Analar kendi yavrularını doyasıya bağrına basmak istedikçe, bağrına hançer vurdular, zorla doğuştan vahşi olan kurdun yavrusunu beslesin diye… İşte ulus olma eylemi dört bir taraftan kuşatılanlar, kendi dinamiğini, ulusal pazarını, dilini, kültürünü, ekonomisini geliştiremeyenler sınır boylarında kendi kaderine terkedildiler.. Kardeşlerini görmesinler, tanımasınlar diye dikenli telörgüler, mayınlı sahalarla çepeçevre kuşatıldılar.. Olmak anlamını taşıyan vecd kelimesinden türeyen vicdan, yok sayanda olmayınca yok sayılana köle olmak, çoban olmak kalıyordu… Kendi ülkesinde bankaları hortumlayan, devlet eliyle ihalelere giren, yolsuzlukları arş-ı ala’ya ulaşan arsızların, hırsızların ve çetelerin düzenin de baklava çalan, sınırda at sırtında 2 bidon mazot taşıyan kaçakçı, vatan haini oluyordu… Faşizmin doğasıdır bu, insanlık düşmanıdır, her zaman zalimin sopasını tutar elinde, yalanın bini bir paradır dilinde.. Öykündüğü ululukları da beş para etmez, hiçbir hayrı, getirisi yoktur kimseye.. ....................... devam edecek .............................. ilkiz Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 30-01-07 02:07 . |
|
| #4 | |
Ayrıldı
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 820
| Milliyet ve Hurriyet haberi verdi. Ancak sadece NTV haberi yayınlayan AFransız - Alman kanalının "Bölgedeki ülkelere ait silahlı kuvvetlerin, yeterli kontrol yapmayarak göz yumduğu" yorumunu aktarmadı. Kim bu ülkeler: Türkiye, İran, Irak.... Kaçırılan şeyleri savunuyor değilim. Ama yorum verilmez ya da göz ardı edilirse, o zaman at gözlüğü ile bakıyoruz demektir. BF... __________________
Kitleler sustuğunda ya da susturulduğunda, tarihi kişilerin yaptığı sanılır. Tarihi bizzat kitleler yapar, kişiler sadece kitlenin bilincine sahip figürlerdir. |
|
| #5 | |
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,046
| Emperyalizme,feodalizme,komprador kapitalizme ve her türden gericiliğe karşı örgütlenerek,demokratik halk devrimi mücadelesini yürüten insanlara iftirayı atmak kolaydır.Alınan yazı bizzat TMŞ tarafından yazılmıştır.Gerçekliği ispat edilmemiştir.Uyuşturucu ticaretinden haberi olanlar niye sesini şimdi çıkartıyor,o zaman nerdeydiler.Ortakmı yapıyorlardı? __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! |
|
| #6 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: Antalya
Mesajlar: 691
| Sarhoş Atlar Zamanı (2) Sınır ticareti, yaşama standartları iyice düşen bir toplumun ayakta kalabilme çabasıdır.. PKK gerçekliğinden çok öncede vardı sınır ticareti.. Bu sınır boylarında geri kalmışlığın, geri bıraktırılmışlığın ekonomik ve toplumsal gerçekliğidir..Yaşı 40-50 olanlar sanırım bunu bilmeli; eskiden doğuyu, güneydoğuyu anlatan filmlerde dağlarda yaşamak için kaçakçılık yapan Kürtleri görürüz…Bu Osmanlıdan sonra parçalanmış bir halkın kendisine zorla dayatılmış olan sınırlardan çok önce de var olan, doğal ekonomik ve ticari yaşam tarzıdır.. Doğu ve G.Doğu’da bölge insanı bu ticareti 70-80 yıldır yapar. Çünkü toprak reformu yapılmamıştır, nüfusun ihtiyacını karşılayacak tarım üretimi yoktur. Topraktan en büyük rantı kazananlar, çok geniş arazileri zaptetmiş olan ağalardır ve emek yoğun düşük üretime rağmen kendilerine uygun bir tarımsal üretimi sürdürmektedirler.. Köylü yoksuldur, batıda olduğu gibi hayvancılık bitme noktasındadır. Ekonomik yaşam sadece sınır ticareti olan yerlerde insanı ancak ayakta tutabilmektedir. Örneğin Van’a sınır ticaretinden sadece Kürtler değil, Türkmenler de yarar görmektedirler.. Son yıllarda en fazla getirisi olan benzin, mazot ticaretidir… Örneğin mazot ticareti nasıl yapılır onu anlatayım Sınıra yakın olan köylerin hepsi İran tarafınındaki Kürt köyleri ile akrabadır.. Örneğin bir Kürdün dedesinin diğer torunu, ya da karşı tarafa gelin giden teyzesi o köylerdedir, sadece aynı etnik kökenden olmanın dışında akrabalık ta vardır.. Karşılıklı bir ticaret yıllardır sürdürülür, cumhuriyetin ilk yıllarında da vardır… Yani bu PKK ile ilgili bir durum değildir, üstelik savaş koşulları ticareti hem zorlaştırmış hem de zorunlu hale getirmiştir tarim ve hayvancılık, yayla yasağı, mayınlı araziler v.s. nedeniyle bitme noktasına geldiği için… Yüzlerce sınır köyünün yaptığı bu kaçakçılık, deyim yerindeyse, şehir ve ilçelerdeki esnafı ve diğer yoksulları da besler.. Köylerde hazırlanan yüzlerce at ve katıra, karşı tarafta mal değişimi için, orada para eden mallar, örneğin kot pantolon, kumaş vs.. yüklenir.. Bunların karşılığında her katıra 75 kiloluk iki benzin, mazot bidonu yüklenir ve Türkiyeye getirilir… Orada ucuz olan akaryakıt ortalama litresi 0.5 YTL’leye alınır, Türkiye tarafında 1 YTL’ye satılır… Tabi litre başına 0.5 YTL kazanç gelir bir at ya da katır bu şekilde 75 YTL kar getirir.. Ancak sınır ticareti kolay değildir.. Türk askeri ya da İran pastarları yakaladığı zaman Hem mazota hem de atlara elkoymaktadır.. Ayrıca, duruma göre hapis ya da para cezası da verilmektedir…. Zaman zaman sadece insanlar değil atlar da vurulmaktadır… (İnsanların vurulması çok olağan, atların vurulması haber değeri taşıdığı için böyle yazdım) http://www.haberx.com/n/92556/atin-sucu-ne-uyusturucu-trafigi.htm http://www.kurdistan-post.com/News-file-article-sid-121.html http://www.rojname.com/article.php?sid=4506 Binbir zahmetle sınırın öteki tarafından getirilen mazot ve benzin evlerin bodrum ya da ahırlarında canın güvenliği hiçe sayılrcasına depolanır.. Çünkü canın sınrıda da hiç güvenliği yoktur, güvenliksiz bir iştir yaptıkları boğaz tokluğuna.. Ve sonra araçlarla taşınarak, ilçe ve şehir merkezlerinde satılır. Şöforler daha ucuz olan bu mazotu tercih ederler. Örneğin otobüs şoförleri bu mazot olmasa asla şehirler arası yolcu taşımacılığı ie ayakta kalamazlar… Batıdan mal getiren kamyoncular için de bu geçerlidir. Yani mazot ticaretinden Batıdan gelen araç sahipleri, bölge esnafı, köylüler, ilçe ve şehir sakinleri bir şekilde yararlanmaktadır… Ülkede günah keçileri ve yürütülen kirli savaş ortamının ekonomik ve siyasi getirileri ile ayakta kalan çeteci sistem; ideolojik ve politik saldırısını her ortamda sürdürmektedir… Bizim de boynumuzun borcudur bu saldırıya karşı durmak, halkın gerçek çıkarlarını savunmak.. Çetecilik iyi Kürdünü de yaratmıştır, kirli savaş rantının sınır boylarında.. Örneğin daha çok ajanlaştırılmış olanlar ve korucularla ittifak halinde, mazot taşıyanlar, evlerinde depolayanlari takip edilip, yakalananların yüklerine el konulur, devreye giren işbirlikçi çete elemanı, mazotu ve aracı (ya da atı) kurtarmak için köylüden rüşvet talep eder. Kaçak mazot yakalanınca araçlar da gümrüğe gider… 1-2 milyar gibi makul bir parayı her araç sahibinden alan çeteci, aracı kurtarma karşılığnda parayı kirliliğin içindeki astsubay ve subaylarla birlikte paylaşır. Batıdan en doğuya sınırlara kadar çete üreten bu sitem Kürdün içinden çetesine dahil ettiğini iyi Kürt sayar.. Nemalanmak için pusuya çıkan başka çeteler de ranttan pay almak, rüşvet yemek isterler. Bazı bölgeler de JITEM’in sıkı kontrolu vardır, küçük çeteciklere karşı büyük olanın çıkarını korumak adına... Alt birimlerdeki nemacılara yedirmemek için rantı JITEM de gizli kontroller yapar… Bu şekilde spontane her taraftan, kanser metastazı gibi çetecikler üreten, asıl çeteci kanserleşmiş sistem, vurgunu daha başka bir yoldan yapmaktadır.. Rüşvetle küçük çetelerden kurtulan mazot taşıyıcıları büyük çetenin ağına düşünce kurtuluş yoktur… Malına el konur, sonra alaydan, tugaydan torpilli, petrol istasyonları sahibi ağa, yedi emin olarak malları teslim alır. Binlerce köylünün ekmek kapısı olan yakalnmış yüzbinlerce YTL tutarındaki mazotlar, büyük oranda su ile değiştirilir, ya da düzmece yangınlarla yandı bitti kül oldu raporları düzenlenerek iç edilir… Çetelerin Batı bağlantıları da vardır.. Batıdan gelen sulu mazot? Taşıyan tankerler doğuya getirdikleri sulu mazotu boşaltır, yerine İran mazotunu doldurur, yükümü teslim etmedim dümeniyle gerisin geriye Batıya petrol istasyonlarına geri götürür… Avrupa’ya giden uyuşturucunun bir ayağında, Susurluktan yırtanlar gibi işbirlikçi Kürt feodalleri,Batıda diğer Batı ayağında da ülkesini, vatanını çok seven faşist reisler, babalar vardır.... Uyuşturucuyu dağıtanın Kürt kimliğine bakılmaz.. Sarışın Bayan'ın başbakanlığı zamanında Almanya'da bile skandal yaratan bazı devlet büyüklerimizin uyuşturucu pazarındaki rolleri için ihtiyaca binaen reisi de , kurdu da , kürdü de kullanılır.. Rantın milliyeti olmamasına karşı halkın milleyeti olmasını zorunlu görenlerin çeteci düzeninin çarkları işte böyle döner.. Ve bu çeteci düzen iyi Kürdü ve kahraman Türkü ile böylece sürer gider… Milletin anasını ağlatan, halkın kanını emen çetecilerin anlattığı öcü masalları, vatanı korumak kaygısı çekenlerce ezberlenir, akılları dumura uğratan şoven zehirin etkisiyle kendinden geçenlere, bir tapınma ayini içindeyken yedirilir ve sonra itaatkarlardan sürüye yeni katılacak kurbanlar için yer açılır…. Aslında yıllardır Habur gibi sınır kapılarında, JITEM’in de ortak olduğu çetelerce yürütülen kaçakçılığın boyutları çok daha büyüktür.. Batıdan doğuya ve güney kadar bütün sınır kapıları ve gümrüklerde çeteleşme ve rant sağlama korkunç boyutlardadır. Silahlı bürokrasi ve siyasi bürokrasinin mafyalarla içiçe yürüttüğü bu kirli ticaretle köylülerin sınır ticareti karşılaştırılacak olursa, köylülerin ki çok daha insani ve toplumsal yönü ile devede kulak kalır. Ülkede rafinerilerde üretilen akaryakıtın maliyetinin 5-10katı fiyatlarla tüketiciye satılması, aradaki büyük farkın vergi olarak alınmış olması bile bu gerçeği değiştirmez. Çünkü vergilerden en çok yararlananlar yine sistemin su başlarını tutanlardır. Yıllarca Trabzon’da, İstanbul-Laleli’de bavul ticaretine göz yumanlar, birlikte yürütülen fuhuştan rahatsız olmayanlar çetelerin kabahatini örtbas etme yöntemi olan PKK söylemiyle yine günah keçilerini hedefe koydular… Katırlarla yapılan bir ticareti işte PKK diye önümüze koyanlar, TIR’larla götürülen uyuşturucu ve diğer kirli ticareti görmezden geldiler.. Ülkeyi sevmenin çetelerin düzenine alkış tutmak olduğunu sananlar milleti unuttular…Devleti çok sevdiler.. Çünkü bütün kapıkullarının nemalandığı araç, yıllardır halkı soyanların düzenini bekleyen aracı titizlikle korudular.. ...............devam edecek................ ilkiz Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 29-01-07 21:32 . |
|
| #7 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: Antalya
Mesajlar: 691
| Sarhoş Atlar Zamanı (3) PKK üzerine atılan sınır kaçakçılığının, devletin üst düzey yöneticileri, istihbarat ve askerler tarafından yapıldığı Meclis Akaryakıt Kaçakçılığı Komisyon Raporu'yla resmileşti. Medya ise PKK'nin katırlarla kaçakçılık yaptığı iddiasını gündeme taşıyarak, TIR'larla yapılan kaçakçılığı görmezden geldiler. http://www.ozgurpolitika.org/2005/07/15/hab01.html Habur Gümrük Kapısı'nda büyük çaplı kaçakçılık yapıldığının belirtildiği Türkiye Meclisi Akaryakıt Kaçakçılığı Komisyon Raporu'nda, bunun içinde resmi görevlilerin olduğuna dikkat çekildi. Raporda, istihbarat elemanları, askerlerin ve 14 kuruluşun görevlilerinin bu işin içinde olduğuna dikkat çekildi. Raporda Türkiye'yi son 2 yılda 10 katrilyon 750 trilyon Lira zarara uğratan gemilerle, TIR'larla akaryakıt kaçakçılığı yapan dağıtım tekellerini görmeyen medya, Van'ın Başkale İlçesi'nde katırlarla taşınan akaryakıtı manşete taşıdı... Türkiye'nin tüm dağıtım şirketlerinin, devletin üst düzey bürokratlarından bazıları ile alttaki erlere kadar herkesin nemalandığına dikkat çekilen rapora medya sadece Başkale köylüleri boyutuyla bakmayı yeğledi…………. Habur Gümrük Kapısı'nda büyük çaplı kaçakçılık yapıldığını ve bunun içinde resmi görevlilerin olduğuna dikkat çekilen raporda, istihbarat elemanları, askerlerin ve 14 kuruluşun görevlilerinin bulunduğunu ve bu işin organize bir biçimde götürüldüğü vurgulandı. Raporda bu organizasyona ilişkin şöyle denildi: "Özellikle, Irak'tan Türkiye'ye giren petrol ve ürünlerinin miktarı…………. Habur Gümrük sahasında 14 ayrı kuruma bağlı idari birimlerin olduğu dikkate alındığında, sahada özellikle güvenlik ve istihbarat unsurlarının da varlığı ve sahanın Irak'tan Türkiye'ye giriş noktasında asker tarafından tankerlerin fiziki kontrolünün yapıldığı göz önünde tutulduğunda, ayrıca 3 milyon tonu aşkın oldukça büyük bir miktarın yurda kaçak girişi söz konusu olduğuna göre, ……………………” Devletin üst düzey yöneticilerinin bu işin içinde olduğuna dikkat çekilen rapora şöyle devam edildi: "Bazen de mücadeleci kurumların akaryakıt kaçakçılığını men ve takip görevlerini yerine getirmeyerek bu ticaretten nemalanma yoluna gittikleri, hatta yakınları vasıtasıyla bu ticaretten pay kapma biçiminde de haksız kazanç temin ettikleri görülmektedir. Özellikle Habur ve Van çevresinde yapılan kaçak akaryakıt ticaretinde mücadeleci kurum görevlilerinin hatta temel askerlik görevini yapmak üzere bu yörelere gelen 'er'lerin dahi bu ticaretten nemalandıkları bilinmektedir." Bütün çetelerin ülkede yaptığı kirlilikleri gizlemenin, çeteci egemenliği sürdürmenin en önemli aracı, ülkedeki ‘terör’ ortamı, ‘şehitlik’ ve ‘PKK’ söylemi üzerinde yürütülen halkı uyutma, uyananı etkisiz kılma yönetimi ne yazık ki halk düşmanı, emperyalist uşağı, soyguncu bir düzenin sürdürülmesini işte bu yöntemlerle sağlamaktadır… Saygılarımla |
|
| #8 | |
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,046
| Sayın ilkiz bundan güzel cevap verilemezdi.Yüreğinize,elinize sağlık.Bugün halen çetelerin içinden güvenlik elemanları çıkıyor.Bunların soruşturmasını yapmayanlar,yapılan yapılmayan herşeyin bedelini PKK'ya yüklemeye çalışıyorlar. __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! |
|
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,579
| Alıntı:
__________________
Birer birer, biner biner, biner ölürüz Yana yana, döne döne, yine geliriz ay canım Biz dostu da düşmanı da elbet biliriz Vurulup düşenler gülüm, darda kalmasın ay canım | |
|
| #10 | |
İnançlar ve Dinler ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: şarap şişesi..
Mesajlar: 3,033
| Sn. Nostrum Sn.Rojin neyi keybetti acaba? |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|