| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,183
| Sen ne uslanmazsın.Allah Ademi yaratıp meleklere secde etmeni istedi de sen Olmaaaz! Sen beni ateşten yaratmıştın, o ise çamurdan geldi... Ben ondan daha üstün iken, nasıl olur da ona secde etmemi istersin!.. Etmiycem işte!..”dedin. Şu yasak meyvedeki hamleni asla affetmeyeceğim.O hamleyi yapmasaydın şimdi hepimiz cennette olacaktık.Senin okpmplo ve o iki insanı ayarlaman sayesinde cümbür cemaat nasılda dünayaya geldiniz. Neden o pskolojik sorunlarla bir psikologa gözükmedin.Melekler arasında muhabbetinin fazla olduğu hiçkimse yokmuydu?gördün mü şimdi bizi ve kendini,Madem ki sen cennette yaşıyorsun... Ve o kadar sevdiğin Allah, senden bir şey istemiş... Ne olur sanki, be adam; “ben”lik tutkusundan bir anlığına sıyrılıp da, Âdem’i selamlasan... İncelediğimiz olayın belki de en önemli yanı ya ben ya o..beraber olmaz tavrı..Eğer bizlerde bu harekette isek vay halimize..Gerçi, şeytan da haklı. O zamanlar henüz İş Stratejileri konusundaki kitap furyası başlamamış ki ortak iş olayına girsin.. Neyse uzun lafın kısası Allah ötelerde aranmadığı gibi şeytan da ötelerde aranmaz.Şeytan kişi değil kişiliktir.Böyle olmazsa birazda şaka içiiçe anlattığımgerçeklerden da anlaşıldığı gibi Allahın kullarını kullanması ortaya çıkıyor.ifadelerden biri şu iki elimle yarattığım ademe neden secde etmiyorsun.. Şeytan insanla artık ebedi düşmanlığagirmiş ya..Hepsine musallat olmuş..En büyük metodu da kibir...NERDEN Mİ DEDİN...Aynı tanrıya inanan farklı dinler, birbirlerine “sen şeytanın uşağısın” deyip, savaşır oluyorlar... Aynı dinin mensupları farklı mezheplere bölünüp, birbirlerini “münafık” diye öldürüyorlar. Aynı dünyada yaşayanlar, o biricik dünyanın küçücük bir kısmına sahip olmak için tamamını tehlikeye attıklarını göremiyorlar... |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,183
| Mutlak sonsuz ilk varlık iblis olarak sembolize edilen dürtünün işleyiş sisteminde isyan etmesi kaşısında hemen onu aşağılamamış ve soru sormuştur iki elimle yarattığım insana neden saygı göstermedin.? Allaha hiçbir şey benzemez genel kuralı düşünüldüğünde iki elle yaratılmanın da ancak bir sembol olması gerekir.Bunlar fiziki ve manevi güçler mi? Kötülüğün sembolu olan bu varlığın ondan üstünüm demesi karşısında hemen hzurundan kovulduğu anaşılıyor.Hani Allaha yer isnad edilmiyordu.İnsan bir hata karşısında bu hatanın sebebini söylediğimizde Allah bizi hemen huzurundan kovmuyor bilakis ölene kadar düşünme şansı veriyor.Şeytan hakkında neden o kadar acele davrandı acaba.Özür dilemesine zaman bile tanımadan huzurdan kovulan bu varlığın insana musallat olmasına ise izin veriliyor.hemde bu varlık meydan okuyor göreceksin nasıl kullarını yoldan çıkaracağım.Allah da sen ve sana tabi olanları bende ateşimde yakacağım.diye tehdit ediyor. Yer ve göğün yaratıcısı herşeyin aslı ve özü olan bir varlığın insan ait psikolojik durumlara sokulduğunu görmekteyiz.hemde iyi gözükmeyen hallere sabırsızlık,affetmeme,çabuk kızma, tehdit etme,zavalı kuluyla söz düellosuna girme v.s........ Kuranın ilk bakışta okunmasından anlaşılan budur.Genel kurallar olarak bildiğimiz Allahın sabırlı,affedici,kullarıya karşı eşit yaklaşımı anlamındaki adalet özelliği ile bu anlatılanlar elbette çelişiyor. Adem kavramı hakkındaki konulara girmeden İblisi ele alsak, her şeyden önce isyan ruhunu taşıyan bir benlik sahibi olarak divanelik olarak ifade edilen bir tür yaratıcı atılganlığın sembolüdür. İnsan ve İblis, her ikisi de kendileri hakkında İlahi takdir gereği verilen hükmün yerine gelmesi ve programlarının değişmezliği noktasında gam ortağıdırlar. Hallac, İbni Arabi, Abdulkerim Ceyli gibi bilginler, İblis’in kıyamet gününden sonra artık lanetinden kurtulacağını umuyorlar. Bazı bilginler de Allah’ın karşısında müstakil bir kötü kuvvet tasavvuru şeklinde düalist bir yaklaşım sergilemek yerine vahdet noktasında Allah’a ait bir kuvvet ve özellik olarak kabulleniyorlar. Yani İblis, Allah’a rağmen hareket eden bir varlık değil, bizatihi varlığını Alahın varlığından alan ve O’nun iradesinde hareket eden bir yapıdadır. Başka bir deyişle Allah’ın zatında mevcud olan gazap ateşi, kendi kibriyası ve öfkesi yüzünden ezeli ahengin dengesini değiştiriyor ve bu gazap özelliği doruk noktaya ulaşarak cehennemi husule getiriyor. İblis’in Allah’ın Kahır sıfatına bağlı oluşu da O’nun ebedi yaşamı noktasında fayda teşkil ediyor. İblis ve olayını bu sahnede ele aldığım gibi bir anlık bir tiyatro olarak görmek yanlıştır.Çünkü anlatılanlarda ruhsal özellikler baskındır.İblis kişiliğinde önce kibir vardır.Bu anlık bir kibir değildir.Eğer anlık olsaydı ben ondan üstünüm dediği vakit hayır üstünlük takvadadır denilir ve ona net bir şekilde yeni varlık hakkında bilgi verilirdi.Burada bize anlatılan bu varlı şahsında üstünlüğün kökende olmadığı,hatalar yapılsa dahi itiraf edilmesi gerektiği ve büyüklük taslamamak durumudur.İblis bu üç mantık sayesinde tevbe etmemiştir.O herşeyi bilmiş ve bilinçli olarak yapmıştır.o artık bizim için bir vesveseden ibarettir ve adı da şeytan olmuştur.Bizdeki şeytani yönler tamamen iblis kişiliği ile benzerlik göstermektedir.Bizdekiinsani yönler ise tamamen adem sembolünde gerçekliğini bulmaktadır. Kutsal kitaplar neden bunları neden sembolik bir dille ifade etmiş olabilir. Toplum değerlerimize paralel olarak, bilindışı dillerin sembolik olması kaçınılmazdır.Sembol dilinin temelinde kişisel tecrübe, his ve düşüncelerin sanki çevremizde oluşan olaylar ve bunların algılanmasıymış gibi olması yatar.Bu dilin mantığında önemli olan zaman ve mekan değilyoğunluk, anlam ve çağrışımdır.Bundan dolayı sembol dili, bütün insanlar tarafından paylaşılabilen, insanlığın geliştirdiği tek evrensel dildir. Kutsal kitaplarda anlatılan bu olayların bili dışında olduğu düşünülürse bunların kişileştirme ve her insanın anlayabilmesinisağlama noktasında bir zarurretten kaynaklandığıı görebiliriz |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 293
| Sayın Özedönüş! Var sayalım ki, yazdıklarınız bir şekil doğru. Ama bir tutarsızlık yinede var! Allah ADEM'i yarattıktan sonra, ona secde edilmesini istiyor. İblis ise buna kafa tutuyor ve karşılığında lanetleniyor. Fakat, bundan sonra gelişen konuşmalar hayli ilginç. İblis diyor ki: "Bana insanların tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver" ve Allah "haydi, sen mühlet verilenlerdensin", diyor! Olayın ilginç yanı şu: Havva henüz yaratılmamış. Havva'nın yaratılacağını dahi kimse bilmiyor henüz. Öyleyse, İblis burada hangi "insanlar" dan bahsediyor?? Ortada Adem'den başka biri daha varmı?? Adem'le Havva'nın sonrası cennete koyulacaklarını ve oradaki yasak meyveden yememeleri emrinin verileceğini de daha henüz kimse bilmiyor. O yasak meyveden yeyip yemeyecekleri de belirsiz. Taa ki, bu ikisi bu suçu işledikten sonra herşey bir boyut değiştiriyor ve Allah onları cennetten kovup dünyaya sevk ediyor. "İnsanların tekrar dirilecekleri gün" meselesi de böylece gelişiyor. İblis, tüm bu olaylar henüz gelişmeden, herşey belirsizken "AHİRET" gününden nasıl söz edebiliyor?? Yani kısacası, İblis ile Allah arasında gelişen konuşmalar, çok sonraları vuku bulacak olaylar üzerinedir. Bu nasıl oluyor? Sizce burda da bir çelişki yokmu? |
| #4 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,572
| Alıntı:
Hem sonra, koskoca evrende neden bir garip Adem'le uğraşırlar ki? | |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,183
| Sayın Bol Dediğin gibi eğer olayı bir anlık tiyatro perdesi olarak görsek henüz rolde olmayanlardan bahsedilme olayı da var.Ortada ilk insan olduğuna inanılan Adem tek var.Ama İblis onların hepsine bir de kıyamete kadar musallat olma iznini alıyor.Allah da onu huzurdan kovduğu halde her nedense bu konuda izin veriyor.Burada İblisin bilgili olduğu da anlaşılıyor. İşte burdan baktığım pencerden şu anlam çıkmaktadır.İnsanın halife atanması sürecinde veya başka bir deyişle kültürel evrim geçirme esnasında kendisine varlıktaki arınmış bilinçler(melekler)bunu sebebini de öğrendikten sonra kabullenmiş ama ateş kökenli olan ve arınmamış dürtülerin sembolu olan bilinç(şeytan) ise kendi penceresinden bunu almıyor.Burada bu biliçsel varlığın en önemli özellikleri olarak kibir ortadadır ve kabulllenmemesini ona bağlıyor.Hem arınmış bilinç(akıl=melek) hem de ateş kökenli enerjik yönü de olan maddeden(nefis) oluşan adem(insan)ise hata yaptığı halde kabulleniyor. İnsanın varlık arenasına çıkışın tamamen soyut ifadesi olduğundan ikinci dirilişi de o anlamda biliyor.Çünkü insanın gidişatı hakkında bilgi alınmıştır.Bunların kişileştirilerek anlatılması dönem insanlarının anlaşılmasını sağlamak içindir. |
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 293
| Sayın Özedönüş! Iblis'in bilgi düzeyi öylesine sınırsız ki, Allah fırında ekmeği pişirmeyle uğraşa dursun, İblis sofrayı çorbasından turşusuna, tuzlusundan tatlısına varıncaya kadar döşemiş bile. Böyle bir şey mümkün mü hiç?? Bu ne tezatlık? Yukarıda yaptığınız açıklamalara gelince; söyleyecek söz bulamıyorum inanın. Es geçeceğim bu yüzden. Fakat, sayın Melnur'un bu hususta getirdiği yorum da hayli ilginçtir. Şöyle ki: ADEM'e secde edilmesi beklentisi de ne oluyor? Bir Allah, bu denli nasıl basitleşe bilir? Böylesi gurur kırıcı bir hareketin yapılmasını nasıl isteye bilir? Hangi amaç ve hangi mantıkla? Allah'ın bu yapmaya çalıştığı, bir hiyerarşi düzeni meydana getirmektir ki, yücelik fikriyle asla bağdaşmaz! Bir Allah, İblis'in tutumunu "yermek" şöyle dursun, bilakis, 'var ettiği bir varlığın' gururunu değer bilip onu üstün tuttuğu ve çiğnenmesine izin vermediği için, aslında kendisiyle "iftihar" etmesi gerekirdi! Haksızlığa karşı çıkmasını ve isyan etmesini bilen 'İblis'i, -eğer o Allah "Allah" ise, kovup def etmek bir yana ve fakat onu yüceltirdi!.. İyi de, ben bunları size niye yazıyorum ki? |
| #7 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 11
| şeytan niye yaratıldı ki ? .. Yoksa başka amaçlar mı var.. |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006 Ülke / Şehir: Paris
Mesajlar: 1,713
| Neden Tanrı meleklerin Adem'e secde etmesini istedi ki? En büyük olan Tanrı değil miydi? __________________
Afyon Garı'ndaki küçük kızı anımsa, hani, Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı; Varto Depremi'ni düşün, yardım olarak Batı'dan Gönderilmiş bir kutu süt tozunu ve sütyeni. |
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,183
| Zaten konuyu açma amacım sınırlı düşünmemizi sorgulamak.Dünyaya özgü yapımız gereği, kısıtlı boyutlarla düşünmeye alışmışız. Bize göre; bir varlığın kavranabilmesi için illa da somutlanması gerekiyor.Burada toplumda din ve bilimin ayrı kulvarlarda öğretilmesinin de etkisi vardı.Söylediği bu tiyatro da onun bir parçası işte. Onun için şeytan kendi başına yoktur. Şeytan basit olarak Tanrının yokluğudur. ve o insanin tanrısal sevgiyi yüreğinde duyumsamadığı zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur.İçimizdedir.Dini literatürde iç alemdeki düşman dendiği halde öteye atılmıştır. |
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,151
| Alıntı:
Eger seytan sizin deyiminizle somut anlamda yoktuysa, Allah Adem'i yarattiktan sonra meleklerine secde edin dediginde secde etmeyen kimdi? Ahiret gününe kadar mühlet isteyen kimdi? Tipki Kuran'da anlatildigi gibi, "atesten var oldugunu" öne süren kimdi? Siz diyorsunuz ki, Allah'in olmadigi yerde, yani kisaca kalplerde hisedilmedigi an da seytan var olur. Size göre seytan soyuttur. Bana göre de öyle. Ama malesef kuran'a göre ve ona inanan insanlara göre bu böyle degil. Siz kalkip inanan bir insan olarak diyemezsiniski, bu seytan hikayeleri tamamen bir tiyatro sahnesi gibidir. Kuran bizi kandirdi mi bunca yil? Siz gidin, Türkiyenin geri kalmis en ücra bir köyünde yasayan yasli birilerine sorun. Bu sizin anlattiklarinizi bunlarin hic biri bilmez. Bilmemeleri ve sizin gibi anlamamalari, bana göre kuran'in eksikligini, yetersizligini ve dolayisiyla ilahi olmadigini gösterir. Saygilar | |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|