| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005
Mesajlar: 1,650
| Yöneticinin Notu: Kaynak Konu: http://www.yaziyaz.com/forum/showthr...=3736#post3736 Konu Turan Dursun hakkında bir tartışma halinde devam edince, ilgili mesajlar farklı bir başlık altında toplanmıştır. - Saygılarımla, Türker -------------------------------------------------------------- İslam tarihi konusunda bir din düşmanı veya İslamiyet düşmanı bir kişi otorite kabul edilemez. Eğer edersek, bununla beraber gelebilecek önyargılı bilgileri da kabul etmemiz gerekir. Yukarıda belirttiğiniz kitaplarda geçen her yazıya olaya doğru diyemeyiz. Bazıları zayıf rivayetlerdir, bazıları ise belki onlarca yüzlerce kişinin bildiği bizzat aktardığı kesin bilgiler, sözler olaylardır. Hem kaynağın kesinliği hakkında bilgimiz yok, hem aktarıyı yapan kişinin (T. Dursun) kimliği, hayatı, önyargılı bakmamıza neden oluyor. __________________
Beni öldürmeyen her şey, beni daha güçlü yapar. Beyin Fırtınası Geri Döndü Antioksidan Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 17-08-05 18:06 . |
| #2 | |
Mesajlar: n/a
| Sayın che, Tarık Dursun'un kitaplarını okumadım. Para verip almak içimden gelmedi, hiç bir arkadaşımda da olmadığından okuyamadım. Aslında okumak isterdim. Bu sebeple neler yazdığını ve hangi iddialarında hangi kaynakların hangi sayfasını belirtiğini bilemediğimden yorum yapamıyorum. Eğer alıntılar yaparak yazarsanız araştırıp size dönebilirim. Ayrıca T. Dursun azılı bir din düşmanı olarak tanındığı için tarafsız olduğunu sanmıyorum onun. Bir çok şeyde istediğiniz anlamı çıkarabilirsiniz. Size bir hikaye anlatmak isterim bu konu ile ilgili olarak. Cuma günü hoca camide vaaz vermektedir. Anlatır. Çölde giden bir köylü suyunu da eşeğe yüklemiş giderken eşek kaçıp kaybolsa, adam eşeğini bulamasa namaz vakti gelince teyemmüm abdesti alıp namazını kılabilir. Fakat Namaz kılarken .... (Tam bu sırada camiye bir köylü girer.) eşek anırsa namazı bozulur... Bunu duyan köylü hemen camiden çıkar ve koşa koşa eve gelir. Kalk hanım der, kalk bizim namazlar hep bozulmuş, yeniden kaza edeceğiz. İşte bu köylüde olduğu gibi, bir olayı başından almazda istediğimiz bir kesitinden alırsak çok farklı anlamlara gelebilir. Oysa hoca şunu anlatmaya çalışmıştı. Eşek anırınca yerini öğrendiği için köylünün suyuna ulaşması mümkün olacağından, suyun olduğu yerde teyemmüm abdesti geçersiz olur ve abdestsiz namaz kılınmaz. Köylü ise olaya ortada girdiği için, eşek anırırsa namaz bozulur şeklinde anladı. Bu sebeple T. Dursun'un hangi olayı nasıl anlattığı ve kaynak (delil) olarak kangi kitabın neresini gösterdiğini bilmeden yorum yapma imkanım yok. |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: Konya
Mesajlar: 1,023
| merhaba ibra düşman dediğin turan dursun 7 ile 18 yaş arası türkçe,farsça,kürtçe din dersi almış 14 yaşında hafız ve müezzim olmuş bir araştırmacıdır. neden otoriter olamaz? önyargı değil yazdıkları iddiaları altta kaynaklarıyla veriyor. o zaman peygamberin hayatını anlatanlardan nasıl emin olacağız? merhaba petriçli hikaye ilginç.kitab isimlerini ve kişileri yazdım yukarda bakabilirsin.üstten 3.sırada. |
| #4 | |
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005
Mesajlar: 1,650
| "Dinler, inanışlar insanlara kan ve gözyaşları getirmiştir, buna İslam da dahildir." diyen bir kişiden tarafsız yorumlar bekleyemeyiz herhalde. Böyle bir araştırması veya bu düşüncelerdeki bir otorite, elbette tarihe bakıp işine yarayacak kendi fikirlerini destekleyecek kırıntıları sağlam kaynaklarmış gibi verebilir. Dediğim gibi yukarıda verdiğiniz kitaplarda yazanların tamamı gerçektir diye kesin bir yargıya varamayız. Sağlam olanları olduğu gibi, çok zayıf olanları vardır. Bunun yanında, insanın herhangi bir konuda çok araştırma yapması ve ilerlemesi o konuda otorite olduğunu göstermez. Suudi ler kendi dillerinde olan Kur'an ı yazı olarak belki anlıyorlar hiç uğraşmadan, ancak hayatlarına geçirmede (en azından önemli bir kısmı)ne kadar Kur'an a sadıklar. __________________
Beni öldürmeyen her şey, beni daha güçlü yapar. Beyin Fırtınası Geri Döndü |
| #5 | ||
Mesajlar: n/a
| Alıntı:
Kitap isimleri var ama, T.Dursun'un iddiaları ve ona karşılık hangi kaynağın kangi sözünü delil gösteriyor? Bunları bilmeden yorumlayamam. Dediğim gibi O'nun hiç kitabını okumadım. | |
| #6 | |
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005 Ülke / Şehir: 23185
Mesajlar: 3,827
| Turan Dursun'un Resmi sitesi http://www.turandursun.com/ Kitaplarını http://www.turandursun.com/modules.php?name=Downloads adresinden indirebilirsiniz. __________________
En güzel besinler, içinde antioksidan barındıranlardır :) |
| #7 | |
Mesajlar: n/a
| Şu anda indiriyorum. Okumak biraz zaman alacak. |
| #8 | |
Mesajlar: n/a
| Turan Dursun konusuna buradan devam etmenin daha doğru olduğuna inanıyorum. Çünkü ana dilde ibadet sohbeti bu konunun içinde kaybolacak. O sebeple buradan devam edelim. Siteden kitaplarını indirdim. Okuyacağım. fakat sitesinde ana sayfada şunlar yazılıydı; -Muhammed'in, Medine döneminde birbuçuk yıl kadar süre kıbleyi Yahudilerin kutsal kenti Kudüs'e çevirdiğini, ancak Yahudilerin dalga geçmesi nedeniyle daha sonra kıbleyi Kabe'ye çevirdiğini. -Muhammed çok küçük iken ölen babasının adı olan Abdullah'ın, Arapçada "allahın kulu" anlamına geldiğini. -İslam öncesine ait arkeolojik bulgularda elleri ay'a dönük olarak dua eden heykellerin olduğunu. (British Museum) -Muhammed'in sünnet olduğuna dair hiçbir İslami kaynağın olmadığını. -Muhammed öldüğü sırada Kuran ayetlerinin dağınık vaziyette bulunduğunu. Uzun yıllar sonra duyuru yapılarak çeşitli kişilerden parçaların toplatılarak derlendiğini. -İlk indiği söylenen ve "oku" diye başlayan Alak Suresi' nin Kuran''da 1. sırada değil 96. sırada olduğunu. Diğer tüm Surelerin de rastgele yerleştirildiğini. -1200'lü yıllarda Muhammed'in mezarının bulunduğu Mescid-i Nebevi'ye düşen yıldırım nedeniyle mescidin tamamen yanıp kül olduğunu. -Kuran'ın orijinalinin bu gün bulunmadığını, çünkü yakıldığını. -Şeytan taşlama eylemini, güneşe tapanların, güneşe musallat olduğuna inandıkları ifrit cinini kovmak için başlattığını. -Müslümanların, allahın evi olarak kabul ettiği Kabe'nin, tarihi kayıtlara göre çoğu zaman sel nedeniyle, bazen ise savaşlarda en az 15 kez yerle bir olduğunu. -Muhammed'in, kadınların aleyhindeki tüm kuralları, otoriter olan ilk eşi Hatice'nin ölümünden sonra ortaya atabildiğini. Hatice hayatta iken ise, büyük kızı Zeyneb'in bir müşrikle evlenmesine (As) bile istemeden razı olduğunu. -Bedir Savaşı'nın, Şam'dan dönmekte olan çok büyük bir Mekke müşrikleri ticaret kervanını yağmalamak isteyen Müslümanlar tarafından çıkarıldığını. Böylece ilk savaşı müslümanların çıkardığını. - İslam inancında yer alan sırat köprüsünün, eski İran dini Zerdüştlük'deki Şinvat köprüsü inancından kopyalandığını. Zerdüştlüğün tek tanrılı bir din olduğunu. |
| #9 | |
Mesajlar: n/a
| Doğu da Batı da Allah’ındır; hangi tarafa dönerseniz, orada Allah’a itaat ve ibadet ciheti vardır. Muhakkak ki, Allah’ın lûtfu ve rahmeti geniştir, ilmi her şeyi kuşatır. (Bakara/2-115) Bu âyetten bir önceki âyet şudur: Allah’ın mescidlerinde Allah’ın adının anılmasını engelleyip, oraların ıssız ve harap hâle gelmesine çalışanlardan daha zalim kim olabilir? Bunlar, oralara ancak korka korka girebilirler. Onlar için dünyada zillet, âhirette ise müthiş bir azap vardır. (Bakara/2-114) Müfessirlere göre, bu iki âyet arasında şöyle bir münâsebet vardır: Allah’ın mescitlerini, içlerinde Allah denilmekten menetmek ve harap olmalarına çalışmak, hem Allah’ın, hem mescitlerin, hem de insanların hakkına çok büyük bir tecavüzdür. Şu hâlde, mescitlere saldırmak ve onların maddeten veya manen harap olmalarına çalışmak, zulümlerin en büyüğüdür ve bunu yapanlar en zalim kimselerdendir... O mescitlerden men edilen ve Allah’a cidden ibadet etmek isteyenler asla ye’se kapılmamalı ve ümitsizliğe düşmemelidirler. O mescitlerde ibadet etmekten engellendik diye Allah’tan ve Allah’a ibadetten vazgeçmemelidirler. Çünkü sadece o mescitler değil, doğusu ve batısı ile bütün yeryüzü, bütün yönleri ve istikametleriyle bütün yeryüzü Allah’ındır (Ebû Hayyan 1-530; Bikâî, 2-122). Şu hâlde, her nereye dönerseniz dönünüz, orada, Allah’a ibâdet edecek bir yön, bir cihet vardır. Allah’ın bir mekânı yoktur. O, aslında yönden de, cihetten de münezzehtir, fakat bütün yönler, bütün cihetler O’nundur. Namaz kılmak için, mutlaka bir mescitte bulunmak zarurî değildir. Açık olan şu ki, yeryüzünün her tarafında, hatta zaruret hâlinde her yana, her cihete namaz kılınabilir. Allah’ın, Peygamberlere bir kıble emretmesi darlıktan veya bilgisizlikten değil, kullarını korumak ve onları birlik ve beraberlik demek olan tevhid sırrıyla terbiye etmek içindir. Allah, lûtfu ve rahmeti geniş olduğu için daha önce emrettiği bir kıbleyi değiştirerek, ona benzer ve hatta ondan daha hayırlı bir başka kıbleye tahvil edebilir (Taberî, 1-501; Kurtubî, 2-82). Büyük müfessir Taberî’ye göre: 115’nci âyette kıblenin çevrileceğine işaret vardır. Elmalılı da, âyetle ilgili açıklamalarında aynı hususa yer vermekte ve “Bakara sûresinin bu 115’inci âyetinde ibadet için, özellikle namaz kılmak için büyük bir genişlik öngörülmüş ve kıblenin değişmesi işine de güzel bir mukaddime (başlangıç) yapılmış, âdeta kıblenin değişmesi gerektiğine işaret edilmiştir” demektedir (Yazır, 1-394). 115’inci âyette kıblenin ileride değiştirileceğine dair bu işaretten sonra, kıble değiştirildiği zaman sefihlerin söyleyecekleri şeyler önceden haber verilerek şöyle deniliyor: سَيَقُولُ السُّفَهَآءُ مِنْ النَّاسِ مَا وَلاَّهُمْ عَنْ قِبْلَتِهِمُ الَّتِي كَانُوا عَلَيْهَا قُلْ ِللهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ يَهْدِي مَنْ يَشَآءُ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ Akılsız insanlar: “Bu Müslümanları daha önce yöneldikleri Kıbleden çeviren sebep nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da Batı da Allah’ındır. O, dilediği kimseyi doğru yola yöneltir. (Bakara/2-142) İnsanlar içinden birtakım beyinsizler, hafif akıllı anlayışsızlar diyecekler ki, bunları, yani Muhammed ve ümmetini, bulundukları kıblelerinden yani Beyt-i Makdis’den çeviren nedir? Bu söz, neshi inkâr eden ve kıblenin tahvîline itiraz etmek isteyen Yahudiler, münafıklar (Vahidî, 42-43; Taberî, 2-1) ve Mekkeli müşrikler (Kurtubî, 2-148) tarafından ileri sürülmüş, âyet de onlar hakkında inmiştir. İşte bütün bunlara karşı ve daha doğrusu, kıblenin değişmesinden önce sefihlerin ne diyecekleri ve onlara nasıl cevap verileceği hususuna işaret etmek üzere (Taberî, 1-2; Zemahşerî, 1-242; Nesefî, 1-83) 142 ve 143’ncü âyetler inmiştir. Asrımızın değerli müfessirlerinden Seyyid Kutub’a göre de bu âyet, gelecekten haber vermektedir. Bu âyet, kıblenin değiştirilmesi neticesinde beyinsizlerin söyleyecekleri uydurma lâflar ve sorulara bir mukaddimedir. Âyet-i kerîme, söyleyecekleri şeylerin belli, plânlarının malûm ve cevaplarının hazır olduğu hissini vermek için istikbâl sigası ile başlıyor. Hem yersiz soru sorma hareketlerinin tesirini tedavi ediyor, hem de Resûlullah’a onlara verilecek cevabı telkin ediyor... (Kutub, ilgili âyet) Peygamber Efendimiz (s.a.s.), Mekke’de iken, bazılarına göre Kâbe’ye, bazılarına göre Beyt-i Makdis’e, doğru namaz kılıyordu. Bu iki görüşü telif edebilen daha başkalarına göre ise, Kâbe’yi önüne alarak Beyt-i Makdis’e doğru namaz kılıyordu (İbn. Kesir, 1-226). İbn Atiyye ve Cessâs gibi bazı âlimlere göre Mekke’de –Kâbe öne alınarak– Beyt-i Makdis’e doğru yönelmenin emredilmesiyle Müslümanlar, Kâbe’ye yönelen müşriklerden ayırdediliyor ve aynı zamanda da imtihan ediliyorlardı. Fakat Medine’de, Kâbe ile Beyt-i Makdis’i cem’etmek mümkün olmadığından, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Beyt-i Makdis’e doğru namaz kılmaya başlayınca, bu iş putperest Araplar’ın gücüne gitti. Daha sonra tekrar Kâbe’ye dönülerek namaz kılınması emir buyurulduğu zaman putperest Araplar sevindi, yahudiler rahatsız oldu (İbn Atiyye, 2-7; Cassas, 1-106). Yahudiler ve münâfıklar: “Bu ne iş böyle, kâh buraya, kâh oraya? Bunda kesinlik yok ve kararlılık olsa böyle olur mu?” diyerek, Müslümanlar arasına şüphe ve fitne sokmaya çalıştılar. Medine döneminin başında Peygamberimizin Beyt-i Makdis’e dönmesinin emredilmesiyle (Taberî, 2-5; İbn Ebî Hatim, 1-248) kendi Kâbe’lerini bırakmaya hazır olmayan müşrik Araplar denendi. Bu, kabilecilik geleneğini, bu tür cahiliye değerlerinin tesirlerini yok etme adına zorlu bir imtihandı, fakat samimi mü’minler başarılı oldular, kabile taassubu içinde olanlar ise imtihanı kaybettiler. Kıble, Kudüs’ten Kâbe’ye çevrildiğinde ise Müslüman olan Yahudi ve Hırıstiyanlar deneniyordu. Atalarının kıblesinden başka bir kıble kabul etmek onlar için çok zordu. Bu şekilde İslâm’dan yüz çevirenler, Allah’ın gerçek kullarından ayırdedildi ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) yanında sadece gerçek mü’minler kaldı (Mevdudî, 1-107). Onlar kıble değişikliklerine itiraz etmedikleri gibi, imanlarında ve imanlarının gereği namazlarında samimi olduklarından ve diğer Müslüman kardeşlerini kendi nefisleri kadar sevdiklerinden: “Vefat eden arkadaşlarımızın kıldıkları namazlar ne olacak?” diye telâş ve endişeye kapıldılar. Bunun üzerine şu âyet indi: وَكَذَلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِتَكُونُوا شُهَدَآءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّتِي كُنتَ عَلَيْهَآ إِلاَّ لِنَعْلَمَ مَنْ يَتَّبِعُ الرَّسُولَ مِمَّنْ يَنقَلِبُ عَلَى عَقِبَيْهِ وَإِنْ كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلاَّ عَلَى الَّذِينَ هَدَى الله ُوَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُضِيع َإِيمَانَكُمْ إِنَّ اللهَ بِالنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَحِيمٌ Ve işte böylece Biz sizi örnek bir ümmet kıldık ki, insanlar nezdinde Hakk’ın şahitleri olasınız ve Peygamber de sizin hakkınızda şahit olsun. Senin arzulayıp da şu anda yöneldiğin Kâbe’yi kıble yapmamızın sebebi, sırf Peygamberin izinden gidenlerle O’ndan ayrılıp gerisin geriye dönecekleri meydana çıkarmaktır. Gerçi bu, oldukça ağır bir iştir, ancak Allah’ın doğru yola erdirdiği kimseler için mesele teşkil etmez. Allah, imanınızı (Beyt-i Makdis’e doğru kıldığınız namazlarınızı) zayi edecek değildir. Çünkü Allah, insanlara karşı pek şefkatlidir, çok merhametlidir (Bakara/2-143).” (Ebû Davud, sünne 16; Tirmizî, tefsir 3; Süyutî, 29) Hz. Peygamber (s.a.s.), yukarıdan beri devam edegelen bu işaretler üzerine artık kıblenin değişmesiyle ilgili vahiy emrinin gelmesini bekleyip duruyordu. Adeta semadan Cibril’in yolunu gözlüyor ve atası İbrahim aleyhisselâmın kıblesi olan Kâbe’ye yönelmek için Allah’a duâ ediyordu. Nihayet şu âyetler nâzil oldu: - قَدْ نَرَى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَآءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَاهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ وَإِنَّ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ وَمَا اللهُ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ Elbette ilâhî buyruğu bekleyerek yüzünün semada aranıp durduğunu görüyoruz. Artık müsterih ol, işte memnun olacağın kıbleye seni yöneltiyoruz. Haydi çevir yüzünü Mescid-i Haram’a doğru! Kendilerine Kitap verilmiş olanlar, kıbleyi çevirmenin gerçekten Rableri tarafından olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. (Bakara/2-144) Kıblenin çevrilmesi hakkındaki 115’nci âyetle başlayıp, 142 ve 143’ncü âyetlerle devam eden işaretler, bu 144’ncü âyet ile son ve kesin şeklini almıştır. Artık namazda Kâbe’ye yönelmek farz olarak kesinlik kazanmıştır. (Yazır, 1-436) |
| #10 | |
Mesajlar: n/a
| İslam öncesinde de Allah'ın gönderdiği dinler vardı. İlk insan Hz. Adem aynı zamanda ilk peygamberdir. |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|