Dergi
 
Blog
 
Evrim
 
Marksizm
 
Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.

2. Geleneksel Yaziyaz Amator Şiir Yarışması



Geri Dön Yazıyaz Forum > Bilim > İnsan Bilimleri

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Kişilikte aile mi çevre mi? / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski05-02-07, 03:10  #1
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,937
Kişilikte aile mi çevre mi?



kişilik gelişiminde çocuğun ailesi mi sosyal çevresi mi daha etkilidir, ya da bu iki faktörün etkileşimi nasıldır?
Benim üzerinde çok durduğum bir konu ve gerek sosyolojik olarak, gerekse de kültürel olarak daha bilinçli nesillerin yetişebilmesi için bunun araştırılması gerekiyor. Gençlikle ilgili birsürü başlık açıldı ve kendimize göre değerlendirmelerde bulunduk. Bir de psikolojinin üstatlarından okursak daha iyi yorumlar yapılabilir bu konuda belki. Çok geç olduğu için şimdilik Erik Erikson'u verebiliyorum. Diğer psikologların da kuramlarının türkçesini bulmaya çalışıcam. İyi geceler herkese.
__________________
Türkiye soluna en çok zararı veren; farklı ülke koşullarını göz ardı etmesi ve Lenin sonrasında SSCB'de karşı-devrimin (irticanın) olduğunu savunması nedeniyle Trotsky olmuştur!
esitlik is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-02-07, 03:13  #2
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,937

ERİK ERİKSON’UN İNSANIN SEKİZ EVRESİ KURAMI


Erik Erikson(1902-1994), ego psikolojisinin en önde gelen kişileri arasında yer almaktadır.Erikson,Freud’un psikoseksüel gelişim olarak tanımladığı ve cinsel gelişmeyi temel alarak hazırladığı gelişimi,psikososyal kuram adı altında yeniden incelemiş,bu gelişimi “İNSANIN 8 EVRESİ” adı altında 8 evre halinde ele almıştır.Her evrede benliğin karşılaştığı bir olumlu benlik,bir de bunun karşıtını belirtmiştir.Temel güven ve bunun karşıtı olan temel güvensizlik gibi.
Aşağıda Erikson’un bu kuramı özetlenmiştir.


1.GÜVEN YADA GÜVENSİZLİK(0-1 YAŞ)Bu dönem,Freud’un oral döneminin karşılığıdır.Çocuğun bu dönemde ilişki kurduğu en önemli kişi anne veya anne yerine geçen kişidir.Anne-çocuk ilişkisinde süreklilik,tutarlılık ve aynılık sağlanabilirse;çocuk,annesinin kendisini hep seveceğinden,isteyeceğinden ve terk etmeyeceğinden emin olma duygusu geliştirebilirse,çocukta temel güven duygusunun çekirdeği oluşur.Bebekteki sosyal güvenin ilk belirtisi,bebeğin beslenmesinin rahat ve tabii hale gelmesi,uykusunun derinleşmesi,bağırsaklarının rahatlamasıdır.
Bu dönemin tehlikesi,temel güven duygusunun sağlıksız gelişmesidir
Erikson’a göre,en sağlıklı şekilde yetişmiş çocuklarda bile geçmişte bir zamanlar ana kucağında yaşanmış güzel bir cenneti yitirmiş olma duygusu ile bu cennete karşı bir özlem kalıntısı vardır.Bu cenneti yeniden bulma gereksinimi,Tanrıya inançta simgelenmiştir.Din, Erikson’a göre,insanda temel güveni sağlar.


2. ÖZERKLİK(OTONOMİ) YADA UTANÇ VE KARARSIZLIK(2-3 YAŞ).Bu dönem,Freud’un anal döneminin karşılığıdır.Çocukta bu evrede birbirine karşıt eş-anlı iki eğilim arasında bir seçim yapabilme yetisi gelişmektedir.Örneğin;çocuk önce annesine sarılır,sonra onu iter.Eline geçirebildiği şeyleri yakalar,sonra atar.Kakasını inatla tutabilir yada bunları öfkeyle fırlatırcasına bırakabilir.Bu,yeni bir durumdur.Yapma yada yapmama,isteme yada istememe gibi.İşte özerklik duygusu birbirine zıt istek ve eğilimler arasında bir seçim yapabilme gücüdür.Çocuk içinde bulunduğu toplumun beklentilerine göre bazı şeyleri yapmayı örn;kakasını,çişini uygun zaman ve yerde bırakmak üzere tutabilmeyi öğrenirken,ağır utandırmalar ve cezalarla karşılaşırsa,utanç ve seçim yapabilme ve irade yetilerinin gelişimi kösteklenebilir.
Bu dönemin tehlikesi,utanç ve kuşkuculuk duygularının aşırı gelişmesidir.


3. GİRİŞİM YADA SUÇLULUK(3-5 YAŞ).Bu dönem,Freud’un fallik döneminin karşılığıdır.İlk iki dönemde çocukta güven ve özerklik duygularının temeli atılmıştı.Bu dönemde ise,çevreyi keşfetme ve ona egemen olma amacıyla girişim duygusunun temelleri atılmaktadır.Çevrenin tutumu çok önemlidir.Çevre tutumları hep baskılı,engelleyici,suçlayıcı olduğu sürece çocukta merak etme,yarışmadan hoşlanma,amaçta ısrar etme,başarmaktan zevk alma duyguları sağlıklı gelişemez.Gene bu dönemde çocuğun motor gelişmesi hızla olgunlaşırken,cinsel organlara yönelik ilgileri de artmıştır.Bu merak onu mastürbasyona,çocuklar arası cinsel oyunlara,büyüklerin cinsel yaşantısına aşırı ilgiye götürebilir.Bu dönemde aşırı korkutma,suçlandırma,ceza çocuğun ileriki yaşamında cinsel sorunlar yaşamasına yol açabilir.
Bu dönem,analitik kuramda Oedipus Kompleksi olarak bilinen dönemdir.
Bu dönemde çocuk,ana yada baba ile özdeşim yaparak çocuk benliğini geliştirir,üst benlik oluşmaya başlar.
Bu dönemin tehlikesi,aşırı suçluluk duygusunun gelişmesidir.


4. BECERİ YADA AŞAĞILIK DUYGUSU(6-11 YAŞ).Bu dönem,Freud’un gizil(latent) döneminin karşılığıdır.Çocuk,bu dönemde tek başına bir şeyler yapamayacağını sezerek başkaları ile işbirliği kurmaktan ve birlikte çalışmaktan haz almaya başlamıştır.Bu yaş grubunun dünyasına artık araç gereçler girmeye başlar,(çekiçle çivi çakmak,oyuncak yada bebekleri kırıp yeniden yapmak vs.).Çocuk,artık ortaya çıkardığı şeylerle başkaları tarafından tanınmak ister.Başarılarından gurur ve zevk alma duygusu gelişmiştir.
Bu dönemin tehlikesi,çocukta aşağılık duygusu ve yetersizliğin gelişmesidir.


5. EGO KİMLİĞİ YADA ROL KARMAŞASI(11-20 YAŞADOLESAN DÖNEMİ.Bu dönem,çocukluk ve yetişkinlik arasında bir geçiş dönemidir.Kişinin toplumsal yerini,mesleksel konumunu ve cinsel kimliğini tanımaya,yerine oturtmaya çalıştığı bir dönemdir.İşte bu çabaya kimlik bunalımı denir.Kimlik bunalımı ile kimlik karmaşasını birbirinden ayırt etmek gerekir.Kimlik bunalımı her gencin kendi kimlik duygusunu kazanabilmesi için bilinçli yada bilinçdışı olarak verdiği bir savaşımdır ve doğal bir süreçtir.Kimlik karmaşası ise,bu bunalımın ağırlaşması;geçici de olsa uyumun oldukça ağır biçimde bozulmasıdır.Kimlik karmaşası,ruhsal çökkünlük,aşırı taşkınlık,antisosyal davranışlar vs.ile ortaya çıkabilir.Danışma ve tedavi olumlu sonuçlar verebilir.Kimilerindeyse bu durum,yıllarca sürebilir.


6. YAKIN İLİŞKİLER YADA SOYUTLANMA(GENÇ YETİŞKİNLİK DÖNEMİ).Bir önceki dönemde kimlik duygusunu yerleştiren genç,bu dönemde kendi kimliğini bir başkası yada başkalarının kimliği ile birleştirebilmeye hazırdır.Bu yakın ilişkiler kurma evresidir.Burada yakınlaşmadan,bireyin somut birleşmelere,eşleşmelere kendini bırakabilmesi,özveri yada ödünlerde bulunabilmesi anlaşılmalıdır.Kimlik bocalamasından henüz çıkamamış kişiler için bu dönemin tehlikesi yalnızlık duygusudur.


7. ÜRETKENLİK YADA KISIRLIK (YETİŞKİNLİK DÖNEMİ).Bu dönemde üreticilik deyince yeni bir kuşağı oluşturmak ve ona rehberlik etmek anlaşılır.Benliğin en önemli işlevi üretme,yaratma ve üretilen,yaratılan şeylere sevgi ile bağlanmadır,(çocuklar,sanat,bilim alanındaki yapıtlar vs.).
Bu dönemin tehlikesi,kısırlık,verimsizlik,durağanlık ve benliğin yoksullaşmasıdır.


8. EGO BÜTÜNLEŞİMİ YADA UMUTSUZLUK.Benlik bütünlüğü,olumlu olumsuz,acı tatlı yönleri ile bir bütün yaşamın olduğu gibi kabullenişidir,geleceğin korku ve endişe ile karşılanmamasıdır.kişi,sonucu belli olan gelecekten yani ölümden korkmaz.Benlik bütünlüğü duygusundan yoksun olan kişi,yaşamını yeni baştan yaşama özlemi duyar ve ölümden korkar.Eğer daha önceki evreler sağlıklı yaşanmışsa,kişi yaşlılığı ve ölümü de yaşamın doğal bir parçası olarak görür ve huzurludur.
Bu dönemin tehlikesi,umut yitimi ve ölüm korkusudur.
Erikson’ a göre,her gelişen dönem kendisinden sonra gelen döneme bir zemin hazırlar ve daha sonra gelen dönem önceki dönemlerden etkilenir.Yani daha önceki dönemler sağlıklı gelişmiş yada gelişmemişse,bundan sonraki dönemlerin gelişimi de bundan büyük ölçüde etkilenecektir.


Figen Nas Sağlam


http://www.mediko.yildiz.edu.tr/Psik...k_erikson.html adresinden alınmıştır.
__________________
Türkiye soluna en çok zararı veren; farklı ülke koşullarını göz ardı etmesi ve Lenin sonrasında SSCB'de karşı-devrimin (irticanın) olduğunu savunması nedeniyle Trotsky olmuştur!
esitlik is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-02-07, 03:29  #3
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,937

SİGMUND FREUD VE GELİŞİM KURAMI

1.ORAL DÖNEM

Bu kuramda Freud, çocukta oluşan psikolojik ve cinsel gelişimi anlatır. Bu gelişim her biri bir önceki dönemin üzerine kurulan ve önceki dönemlerde kazanılan davranışlarıda özümleyen beş dönemde tamamlanır:
Gelişimin ilk basamağı. Yaşamın ilk veya 1 - 1.5 yılı boyunca sürer. İki öğesi vardır: 1.Oral Erotizm: Oral gerginliğin yarattığı duruma, örneğin açlığa, son vermeyi amaçlar.
2.Oral Sadizm: Isırma, çiğneme, tükürme ve ağlama tepkileri ile görülür. İnsanda var olan yıkıcı eğilimlerin ilk belirtileridir.
Bu dönemde bebek, açlık duygusu nedeni ile dış dünya ile ilişki kurmaya zorlanır. Bebek dış dünyayı oral doyuma ve içsel gerilimlerin giderilmesine göre algılar. İhtiyaçları karşılandıkça bebekte dış dünyaya karşı bir güven oluşur. Bebek anneyi onu doyuran ve memenin emilmesinin verdiği hoşlanma duygusunu sağlayan kaynak olarak tanır. Böylece anne bebeğin ilk sevgi objesini oluşturur. Bu nedenle annenin bebeğe karşı sergileyeceği tutum ve davranış çok önemlidir.Oral ihtiyaçların yeterince karşılanmaması veya aşırı oranlarda doyurulması normal dışı kişiliklerin yerleşmesine sebep olur. Bunlar aşırı iyimserlik, yoğun karamsarlık ve diğer insanlardan çok şey bekleme gibi davranışlar olabilir.


2.ANAL DÖNEM


Üçüncü yaşın sonuna kadar sürer. Bu dönemde çocuk, anüsü büzen kaslara giden sinirlerin olgunlaşmaları sonucu dışkının boşaltılması veya tutulması işlevleri üzerinde denetim kurmayı öğrenir.
Tuvalet eğitimi sırasında dışkıyı tutma veya boşaltma konusunda anne ile çıkan çatışmalar sonucu çocuk, bir yandan bağımlılık duyguları, öte yandan ayrılma bireyleşme isteklerini içeren karşıt duyguları birlikte yaşar. Bebek dışkının boşaltılmasından büyük zevk alır. Ancak anne bu zevkin uygun zamanda yapılmasını ister. Bu bir çatışma yaratır. Dışkının püskürtülmesi çocuğun öfkesini dile getiren bir araç olur.
Anal dönemde tuvalet eğitiminin sağlıklı yollardan tamamlanmaması durumunda uyumsuz karakter özellikleri geliştirilir. Örneğin aşırı düzenlilik, inatçılık, katı görüşlülük, cimrilik gibi.


3.FALLİK DÖNEM


Cinsel bölgelerin uyarılmasından heyacan duyma ve cinselliğe karşı aşırı ilgi bu dönemde ortaya çıkar. 3. Yaşın sonlarıana doğru başlar ve 5. Yaşın bitiminde son bulur.Bu dönemde çocuk kendi bedensel özelliklerini cinsiyeti ile özdeşleştirir.

Oedipus Kompleksi : Fallik dönemin en önemli olayıdır. Kız ve erkek çocuklarda ayrı ayrı yaşanır. Erkek çocuk annesine sevgili gibi davranır. Bu yüzden rakibi babası ile çekişme içerisindedir. Ama ondan korkar. Kız çocuk, erkeklerin fazladan bir organa sahip olduğunu fark eder. Bu nedenle penise imrenir. Bu eksiklikten anneyi sorumlu tutar. Kendisine penis vereceği umuduyla babasına yönelir. Oedipus kompleksi sağlıklı çözümlenmezse ileride çeşitli nevrozlara ve karakter bozukluklarına yol açar.


4.LATENT DÖNEM


Gizil dönem 5-6 yaşlarından 11 - 13 yaşlarına değin sürer. Kız ve erkekler kendi hemcinslerine yaklaşırlar. Çocuk bu dönem içerisinde kendi cinsiyetine ilşkin toplumsal rolünü güçlendirir. Beceriler bu dönemde kazanılır.
Bu dönem başarılı atlatılamazsa çocuk becerilerini geliştiremez. Aşırı denetim mekanizmaları kurulup obsesif karakterler yerleşebilir.


5.GENİTAL DÖNEM


Bu dönem 11 - 13 yaşlarından genç yetişkinliğe kadar sürer.
Bu dönemin amacı karşı cinsle olgun ilişkiler kurabilmeyi öğrenmektir. Cinsel nitelikli olanlar başta olmak üzere çeşitli dürtülerin gücü bu dönemde artar. Karşı cinse ilginin yanı sıra, toplumsallaşma, grup etkinliklerine katılma, meslek seçimi, yuva kurma istekleri belirir. Ancak çoğu istek toplumun koyduğu kurallarla çatışır.
Genital dönemin sorunları başarılı çözülemezse ilerisi için kalıcı ve ciddi sorunlar oluşur. Bu dönemde kimlik bunalımları yaşanabilir.
__________________
Türkiye soluna en çok zararı veren; farklı ülke koşullarını göz ardı etmesi ve Lenin sonrasında SSCB'de karşı-devrimin (irticanın) olduğunu savunması nedeniyle Trotsky olmuştur!
esitlik is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-02-07, 04:45  #4
canugur
 
canugur'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 11,232

Bilgilendirdiiniz icin tesekürler sayin esitlik, forumu bylece bilgi ile yüklemis odunuz.
saygiyla
canugur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-02-07, 05:56  #5
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,937

JEAN PİAGET’İN GELİŞİM MODELLERİ:
1.Duyusal-motor dönem ( sıfır-iki yaş arası):
Bu dönemde bebek, farkındalığın hiç olmadığı bir dönemden yakın çevresindeki duyusal motor eylemleri gerçekleştirebilme yetisine sahip, nispeten uygun bir düzene geçer. Bu, pratik bir düzendir ve çevresel fenomenlerin sembolik kullanılışlarından çok, onlara basit algısal ve motor uyumları gerektirir. Duyusal-motor dönemin sonlarına doğru sembolizasyona doğru aşamalı bir geçiş görülür. Doğumdan birinci aya kadar reflekslerin yeterliliğine ihtiyaç vardır. Bu dönemde dahi, piaget’nin dile getirdiği bebeğin pasif değil aktif bir varlık olarak kendisinin dönüşlü eylemi başlatmasıdır.
Duyusal motor dönemin ikinci aşaması birinci aydan dördüncü aya kadar olan bölümdür. Bu dönemde birincil sirküler tepkiler ortaya çıkar. Bunlar bebeğin bedeni bunlar odağı bedeni olan ve düşünce olmadan, gerçekleşen uyum yerleşene kadar tekrar edilen sirküler eylemlerdir. Bu eylemler amaçsızdır. Birincil sirküler eylemlere sürekli başparmağı emme yada battaniyeyi parmaklarının arasına alıp oynama gösterilebilir.
Duyusal motor dönemin üçüncü dönemi dört ve sekizinci ayları kapsar ve daimi bir istemliliğin artışıyla kendisini gösterir. Önemli nokta ikincil sirküler tepkilerin gelişmesidir. Bu dönemdeki tepkiler öncelikle vücudu odak almaktan çok çevreyi tanımaya ve nesneleri kullanmasını gerektirir. Bu nedenle ikincil tepkiler olarak adlandırılırlar. Bu dönemdeki eylemlerde sirküler olarak tanımlanırlar çünkü; birbiri ardına tekrar edilen eylemlerdir. Örnek olarak karyolasının üzerinde asılı oyuncağı hareket ettirmek için devamlı kollarını sallayan bir bebek gösterilebilir.
Duyusal motor dönemin dördüncü aşaması sekizinci ve on ikinci ayları kapsar. İkincil tepkilerin eşgüdümünü gerektirir. Araçlar ve sonuçlar net bir şekilde ayırt edilir. İlk kez amaca yönelik hareket eder ve basit sorunları çözmeye başlar. Daha önceleri eylemin ayrık olan şemaları (belli bir sorunu çözmek için kullanılan genel yanıt ), bu aşamada ben ve ben olmayan ayrılmaya başlar. Nesne devamlılığı kazanılır. Bebek görüş alanından çıkmış bir nesneyi izlerse, nesnenin kendi eylemlerinden ayrı bile olsa hala nesnel bir varlığının olduğunu fark etmeye başlar.
Nesne devamlılığı dördüncü aşamada tamamen çözümlenemez. Bu dönemde nesnenin hareketleri bir parça karmaşık olursa zorluk çeker. Duyusal motor dönemin beşinci aşaması olan on iki-on sekizinci aylar arasında bebek şu gerçeğin farkına varır. Bir nesne uzamsal olarak yer değiştirse de hala devamlılığını koruyabilir. Böylelikle nesnenin değişmezliği daha iyi saptanmaktadır. Artık süreklilik bebeğin nesneyi tek belirli bir yerde bulmadaki eski başarısından ayrı şeydir. Beşinci aşamanın bir diğer yönü üçüncü sirküler tepkilerin gelişimidir. Bu tepkiler yeni nesneleri ve olayları tanımada yani bir başka deyişle yeniliği merak etme, üçüncü sirküler tepkinin karakteristiğidir.aktif deneme yanılma yoluyla bebek hedefe ulaşmanın yeni yollarını bulur. Oysa bu davranışlar dördüncü aşamada daha bir basmakalıptır. Bebek, yeni değişimle, bu değişimin nesneyi ya da onu edinme yeteneğinin nasıl etkileyeceğiyle ilgilenir.
Altıncı aşama iki yaşa kadar olan aşamadır. Bu dönem açık eylemden örtülü soyut betimlemeye geçişle tanımlanır. Çocuk yakın çevresinde bulunmayan nesneleri betimlemek için soyut sembollerden yararlanabilmektedir. Amaçlı faaliyet için mevcut deneyimin sınırlandırılması azaltılır.
Çocuk birkaç sembolik şekil aracılığıyla o an mevcut olmayan modeli betimleyebilme yetisine sahiptir. Bu dönemde soyut betimleme ve icadın ortaya çıkmasıyla çocuk belirli bir davranışı gerçekten eyleme dönüştürmeden önce eylem ya da durumları simgelerle ifade edebilmektedir. Duyusal motor dönemin bu son aşamasında nesne devamlılığı kavramı daha açık bir biçimde yerleşmektedir. Artık çocuk uzamsal olarak yeri değiştirilmiş nesneyi en son saklandığı yerde değil, en son gözden kaybolduğu yerde arayacaktır.

2- işlem Öncesi Dönem : ( iki –yedi yaş arası)
kavram öncesi aşama iki yaşından dört yaşına kadar olan dönemi tanımlar ve işlem öncesi dönemin iki alt döneminden biridir. Bu aşamada çocuk dil yeteneklerini ve sembol oluşturma becerisini geliştirir. Belirteçleri ( nesnel durum, objelerin yerine geçen kelime ve imgeler) anlamlardan ( bu kelime ve imgelerin ima ettiği algılanamayan durumlar-olaylar ) ayırt etmeye başlar. Bu dönemde bebek şu gerçeğin farkına varır. Bir nesne uzamsal olarak yer değiştirse de hala kendi devamlılığını koruyabilir. Sembolik işlevin ortaya çıkması, çocuğu yakın çevrede fiziksel nedenlere göre davranmaktan bağımsız kılar. Sembolik işlev çocuğun geçmiş deneyimini şimdiki durumlara uygulamasına olanak tanır. Bu düzeyin bir diğer temel özelliği modellemenin gittikçe daha az belirgin olması ve artan biçimde içselleşmesidir. Oyun esnasında hayal gücü ortaya çıkar. Çocuk nesnelere, kendileri dışındaki olguların sembolleriymişçesine davranma yetisi geliştirir. ( süpürgeyi at olarak kullanabilir.) bu düzeyde çocuk gittikçe artan bir biçimde dış dünya ve kendi eylemlerinin soyut betimlemelerini denemeye başlar. Fakat düşünce olgun düşünceden oldukça farklıdır. Örneğin Piaget tarafından “suncretism” olarak tanımlanan birbirinden farklı şeylerin aynı kümelerde toplanması ( mutfaktaki tencere, bisküvi, paspas vb. bir gruptur) gibi, kavram öncesi düşünce aynı zamanda ben merkezcidir. Çocuk sadece kendi bakış açısıyla düşünür ve kendini diğer bir kişinin yerine koyma yetisine sahip değildir. Yani kendisini eleştiremez. Kavram öncesi düşünce aynı zamanda, odaklaşma eğilimindedir. Bir sorunun çok yönlü boyutu asla ele alınamaz. Tekil özellikler çok boyutlu, bütünleşmiş bir modelle, bir araya getirilemez.
Sezgisel aşama, işlem öncesi iki alt bölümün yaklaşık dört yaşından sekiz yaşına kadar olan ikinci aşamasıdır. Bu somut işlemler düzeyine hazırlık dönemidir. Bu dönemde, önceki dönemde olduğundan daha karmaşık düşünceler ve imgeler oluşturulur ve çocuk devamlı kavramsallaştırma yeteneğini geliştirir. Temel bir sınıf ve sınıf oluşturma içerme kavramı yerleşir. Fakat; mantıksal ya da ilişkisel nedenlere bağlı değil algısal benzerliğe dayanmaktadır. Örneğin çocuk deniz yıldızını türe dayalı karşılaştırma ve sınıflandırma yerine kaya ya da taş benzeri nesnelere olan benzerliğinden dolayı onu bir çeşit taş olarak sınıflandırabilir. Bu dönemin bir başka özelliğide düşüncenin tersine çevrilememesidir. Yani tek yönlüdür.
Bu dönemdeki bir çocuğa aynı miktarda su; önce biraz dar ve sonrada biraz geniş olan bir kaba boşaltılıp çocuğa hangisinde daha fazla su olduğu sorulursa çocuk dar ve uzun olan kabı gösterecektir. Burada algısal olarak bir boyutuna odaklaşan çocuk iki yada fazla boyut arasında düzen sağlama yetisinden yoksundur.
Sezgisel aşamada çocuklar korunumu kavrayamayabilirler. Çünkü nicelik ya da miktar gibi soyut kavramları tanımlama yetenekleri de sorunun algısal nitelikleriyle sınırlıdır. İşlem öncesi dönemdeki çocuk asıl durumu eskisi haline getirecek işlemden haberdar değildir.


__________________
Türkiye soluna en çok zararı veren; farklı ülke koşullarını göz ardı etmesi ve Lenin sonrasında SSCB'de karşı-devrimin (irticanın) olduğunu savunması nedeniyle Trotsky olmuştur!

esitlik Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-02-07 06:01 .
esitlik is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-02-07, 06:00  #6
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,937

3- Somut işlemler Dönemi : ( yedi ile on bir yaşları arası)
Bu dönemde çocuklar mantıksal düşünüşün temellerini atarlar. Bir önceki dönemle arasında hayli fark vardır. Somut işlem dönemindeki çocuk algıya dayalı değişimlere rağmen niceliğin değişmeden kaldığı fikrini kavrar. Yine bu dönemde işlemleri ters olarak düşünebilir. Artık aynı hacimdeki ince uzun kapla geniş kap arasında hacim olarak fark olmadığını bilir.
Bir önceki dönemle ayıran bir başka özellikte ayırt edilen sınıf ve sınıfsal içerme kavramının çocuk tarafından geliştirilmekte olmasıdır. Parça bütün ilişkiside aynı anda düşünme yeteneğinin gelişmesiyle paralel gelişim gösterir.
Diğer farklar ise; ilişkisel terimleri kullanma yeteneği gelişir işlem öncesi dönemdeki çocuk ilişkisel ifadelere nesnelerin mutlak nitelikleri olarak bakar. ( daha koyu yada daha geniş gibi ), yine bu dönemdeki çocuk nesneleri ağırlık, büyüklük veya niceliksel başka özelliklere göre sıralama yeteneği vardır. Piaget bu kavramsal yeteneğe “serileme” demiştir. Son olarakta somut işlemler dönemindeki çocuk bir dizi eylemin soyut betimlemesinden de faydalanabilmektedir.
Somut işlemler somut fenomenlere genelde yakın zamanda meydana gelen durumlara göre yapılanır ve düzenlenirler. İhtimali göz önüne alma veya gelecekteki olaylara yada durumlara değinme daha çok faaliyet alanıyla kısıtlanmıştır.

4- Soyut İşlemler Dönemi :( on bir ile on beş yaş arası)
bu dönemin en genel niteliği gerçeğin tüm olasılıklar dizisinden sadece bir tanesi olduğunu kavrayıştır. Gençlik çağlarındaki uslamlama tümdengelimsel hipotezdir.
Bu dönemdeki düşünce her şeyin ötesinde önerme niteliği taşır. Yani genç birey karşılaştığı ham bilgileri düzenlenmiş ifadelerde veya önermelerde kullanır ve sonra onlar arasında bağlar geliştirir. Aynı zamanda da ara önerme özelliği taşır. Yani, ham bilgiden şekillenen önermeler arasındaki mantıksal ilişkileri gerektirir. Piaget bunları ikinci düzen işlemler olarak ifade eder. Soyut işlem düzeyindeki birey belirli bir sorunu çözmek için kombinasyonal analiz kullanabilmektedir. Kombinasyonel analizlerden ve basitleştirici kurallardan faydalanma yeteneği matematiksel düşüncenin alt yapısını biçimlendirir ve üst matematiksel uslamlamanın kavranması için kesin bir ön adımdır.
Bu dönemde düşünce mekanizmaları ile zihnin meşgul edilmesi soyut işlem dönemindeki bilişsel işleyişin başlıca özelliği olarak görülmektedir.


http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/cocukruh/piaget.htm adresinden alınmıştır.



isteyenler CARL ROGERS'ın kişilik kuramını http://egebireyselgelisim.com/index....&id=3&Itemid=2
adlı linkten öğrenebilirler.
__________________
Türkiye soluna en çok zararı veren; farklı ülke koşullarını göz ardı etmesi ve Lenin sonrasında SSCB'de karşı-devrimin (irticanın) olduğunu savunması nedeniyle Trotsky olmuştur!

esitlik Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-02-07 06:12 .
esitlik is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-02-07, 18:33  #7
SupHi
 
SupHi'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Ülke / Şehir: Artık Kıbrıs..
Mesajlar: 1,041

Kişisel yorumların yapılması isteniyorsa bu alıntılar uzun ve sıkıcı olmuş..
Bence kişilikte %90 ailenin etkisi vardır..
__________________
Ölüm nerdn ve nsl gelrsegelsn savaş sloganlarmz kulktan kulğa yaylcaksa ve silhlarmz eldnele geçckse bşkalrı mitralyöz sesleryle
savaşvezafer naralryla cenazlrmze ağt yakcklrsa ölüm hşgldi safagldi
SupHi is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-02-07, 22:47  #8
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,937

sayın burchnya bildiğiniz gibi kimse buraya yazılanların hepsini okumak zorunda değildir, istenildiğinde bir alttaki yazıya da geçebilirsiniz. Kaldı ki ben o yazıları bulmak için kaç saat uğraştığımı bilmiyorum, bunlar heryerde bulabileceğiniz türden yazılar değildir. Benim yapmak istediğim bence şöyle deyip bırakmamak ve arkasındaki nedenleri de açıklamak, bu nedenlerin daha iyi açıklanabilmesi için de psikoloji bilimi şarttır bana göre. Biraz sert bir giriş oldu ama umarım yazımı yanlış anlamamışsınızdır. Saygılar.
__________________
Türkiye soluna en çok zararı veren; farklı ülke koşullarını göz ardı etmesi ve Lenin sonrasında SSCB'de karşı-devrimin (irticanın) olduğunu savunması nedeniyle Trotsky olmuştur!
esitlik is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-02-07, 22:53  #9
sosyologgg
 
sosyologgg'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,761

Sn. eşitlik size katılıyorum.Hepimiz bence şöyle bence böyle demekten öteye gidemiyoruz.Bilimin verilerini dayanak göstermek zorumuza gidiyor.Ama ihtiyacımız olan şey biraz da bilimi güven duymak.Bu arada sn. eşitlik Alfred Adler'i sanırım unutmuşsunuz.
__________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim...
sosyologgg is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-02-07, 22:58  #10
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,937

neden büyük ölçüde ailenin etkisinin olduğunu açıklayabilir misiniz sayın burchnya? Bana göre sosyal çevrenin etkisi daha fazladır. Çocuk altı yaşına kadar ailesinin yanında kalır, ondan sonra gününün sekiz saatini okulda kendi yaş grubuyla birlikte geçirir. 6 yaşına kadar çocuk zaten fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması haricinde gerçekleri düşünme evresine geçmemiştir. Yemek yer, uyur tekrar yemek yer, bu basit davranışlar ekrarlanır ve sosyalleşmesinde etkili değildir bence. Dış çevreyle ilişkiye geçtiğinin ilk yıllarında (ilkokulun ilk yıllarında) çevresine karşı davranışlarının ana belirleyicisi ailesinden örendikleridir tamam ama ileriki yıllara doğru hangi sosyal çevreye aitse ve hangi grupta kalmak istiyorsa o grubun özelliklerinde netkilenir. Ailesinden öğrendikleri dışarı açıkdığında cevresideki kişilere ters gelebilir, bu yüksek ihtimaldir ve cocuk davranışlarını, düşüncelerini değiştirmek zorunda kalır. Orta okul ve lise yıllarında aile yanında geçirilen zamanın azalmasının ve nesil çatışmasının etkisiyle çevrenin kişiliği şekillendirmedeki gücü çok daha fazla olur.
__________________
Türkiye soluna en çok zararı veren; farklı ülke koşullarını göz ardı etmesi ve Lenin sonrasında SSCB'de karşı-devrimin (irticanın) olduğunu savunması nedeniyle Trotsky olmuştur!
esitlik is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Aile İçerisinde İlişki Olasılıkları gizemnur İnsan Bilimleri 1 05-02-08 16:13
Aile içi şiddet ve etkileri mavi-yeşil İnsan Bilimleri 10 18-09-07 12:37
Ailenin Evrenselliği. Türesin İnsan Bilimleri 0 11-06-06 12:36
Sağlıklı Aile solfej Arşiv 0 02-08-05 13:45


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 22:50.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz