| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Arkadaş/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: Ayvalık
Mesajlar: 11
| İnternette bir dostun gönderdiği aşağıdaki mail'i okuduğum da çok etkilendim.Bazı arkadaşların maillerine de gönderdim. Ancak Forum'daki diğer arkadaşları bundan mahrum etmeyi içime sindiremedim. Sevgi ve saygılarımla H.Hikmet Esen ************************************************** ** İki liseli arkadaş, liseyi bitirdiklerindeyurt dışında eğitimlerine devam etmek üzere yıllardır harçlıklarını biriktirmişler. Bu birikimlerini yıllarca herşeyden mahrum kalarak, fedakarlıklar göstererek yapmışlar. Liseyi beraber bitirdiklerinde Milli Eğitim Bakanını ziyarete gidip, yurtdışında okumaya gönderilmelerini talep etmişler. Ancak, Bakan gençlerden birini dışarı çıkartmış ve içerdekine, - Seni gönderebilirim, ama arkadaşını gönderirsem dedikodu olur 'oğlunu gönderdi derler' onun için onu gönderemem der. Bu durum dışarıdaki öğrenciye de söylendiğinde, durumu algılamasının ardından arkadaşına, - Madem öyle benim biriktirdiğim parayı da sen al, hiç olmazsa biriktirme amacımı kısmen gerçekleştireyim, der ve yıllardır fedakarlıklarla biriktirdiği tüm parayı arkadaşına verir. Evet, bu Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL dir. Dedikodu olmasın diye göndermediği oğlu ise, bugünün unutulmayan şairi,şairlerin "Can Babası" Can YÜCEL dir. Bu gerçek hikaye henüz bitmedi. Arkadaşı, İsviçre'ye gider ve burada tıp eğitimi alır. O kadar başarılı olur, o kadar başarılı olur ki, dünyada O'nun adını duymayan bir tıp adamı kalmamıştır. Bu profesör Türk olduğunu her fırsatta haykırmış, kendi icat ettiği, tasarladığı ameliyat aletlerine; Ayşe, Ceylan, Leyla, Eşek Semeri gibi Türkçe isimler vermiş ve konusundaki her tıp adamı bu isimleri kullanmaya başlamıştır. Tahmin edeceğiniz üzere bu kişi Türkiye de bir hastane açmak istemiş ama Türk Bürokrasi duvarını aşamamış ve halen bunu gerçekleştirememiştir. Oysa İsviçre; ülkede 60 yaşını aşan doktorlara ameliyat izni verilmemesine karşılık iki sene üstüste yasalarını değiştirerek ona bu hakkı tanımıştır. Evet arkadaşlar bu hikayeyi hiç unutmayacağım. Bu ünlü cerrah sonunda Türkiye de tüm üniversitelerimizden takdir edildi ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez, TBMM tarafından "Onur Madalyası" aldı. Bu kişi; Profesörlerin Profesörü, Profesör GAZİ YAŞARGİL di. Hikaye hala bitmedi, Ünlü şairimiz Can YÜCEL'in oğlu, Yeni Can YÜCEL doktor olarak mezun oldu ve babası onu can arkadaşı Gazi Yaşargil'e gönderdi. O da onu beyin cerrahı olarak yetiştiriyor. Şu an Doç. Dr. Yeni Can YÜCEL..... |
|
| #2 | |
Onay bekleyen Yazar Adayı Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 25
| çok etkileyici bi olay bu...dogrusu şaşırdım ..bravooo. __________________
biz üzerine köprü kuramadıgımız şeye uçurum deriz :74 |
|
| #3 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Evet, sn.songül'e katılıyorum. Gerçekten çok güzel. Hasan Ali Yücel ve Can Baba'yı da anmış olduk. Ellerine sağlık arkadaşım. |
|
| #4 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Arkadaş dedik, Can Baba dedik, O'nun bir şiirini okumadan olur mu? 4 aralık,1973 günlü Cumhuriyet'te Descartes'ın ünlü sözüne atfiye DÜŞÜNÜYORUM, O HALDE YOKUM diye Bir karikatürü çıktı Ali Ulvi dostumuzun. Ama aslı, yani latincesi ve doğrusu: CAGİTO ERGO mahpuSUM olacak bunun. Düşün adamlarımızın çilesi, sanıyorum, bu ülkenin ne denli çilelerden geçtiğinin de bir göstergesi... Ya da tersi... |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: manisa
Mesajlar: 921
| Böyle bir babadan böyle bir evlat.helal olsun hepsinede. iyilik yap denize at diye bpşuna dememişler |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341
| Uyumayan Umut Uyumayan bir yatak... İçine uyuyanlardan önce Tut ki uyandı bulut... Ve sonra koynunda uyuyanlar .......... Can Yücel __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,163
| Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim Hayatta ben en çok babamı sevdim Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek- Nasıl koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben öyle sevdim Bilmezdi ki oturduğumuz semti Geldi mi de gidici-hep, hep acele işi! - Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi Atlastan bakardım nereye gitti Öyle öyle ezberledim gurbeti Sevinçten uçardım hasta oldum mu 40'ı geçerse ateş, çağrırlar İstanbul'a Bir helalleşmek ister elbet, diğ'mi, oğluyla! Tifoyken başardım bu aşk oyununu Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu En son teftişine çıkana değin Koştururken ardından o uçmaktaki devin Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için Açıldı nefesim, fikrim, canevim Hayatta ben en çok babamı sevdim Can Yücel __________________
İnsanla ilgili hiçbir şey bana yabancı değildir.Terentius |
|
| #8 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,604
| "öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri çöpçülerin elleriyle okşardın beni" Can Yücel - Sevgi Duvarı __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. |
|
| #9 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 812
| Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün Gülebildiğin kadar mutlusun üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin işte budur hayat! işte budur yaşamak Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sevdiğin Kadar Sevilirsin CAN YÜCEL Madem CAN YÜCEL üstadımızı anıyoruz çorbada benimde tuzum bulunsun... beysim Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 19-12-07 20:45 . |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2007 Ülke / Şehir: Cehennemin dibinden.
Mesajlar: 1,316
| Harika bir şiirini yazmışsınız sayın beysim. Muhteşem bir diyalektik ve sosyalist gerçekçilik. __________________
Sivil ve askeri bürokrasinin (oligarşi) dikta rejiminden ,onların kurumlarını özelleştirerek kurtulabiliriz. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bilgisayar mühendisi arkadaş! | ibra | Arşiv | 13 | 23-08-06 09:25 |