"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Atatürk Güneş Dil Teorisi'ne destek vermiş midir?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: Evrenin Merkezi
Mesajlar: 1,038
| Evet. "Güneş Dil Teorisi": Bildiğimiz gibi bu teori tüm dillerin, ilk kelime olan "a" dan türediğini varsayar. Güya bu kelime Türkçe'dir ve güneş demektir. Çok komiktir de aslında bu teori. Tüm ırkların da kökenini götürüp Orta Asya Türk varlığına bağlar! Bu teori komiktir komik olmasına, fakat bazı acayip icraatları da vardır. Mesela "oturgaçlı götürgeç" gibi Türkçe olmayan Türkçe kelimeleri dayatmaya girişen garip derecede tasfiyeci-ırkçı teorileri de aynı zihniyetten gelmesine rağmen frenlemiştir; zira tüm dillerin Türkçe'den geldiğini iddia eder ve tasfiyeye gerek olmadığını buyurur. Geçenlerde bu teorinin Atatürk'e ait olduğuyla ilgili bir iddia gördüm. Şahsımca tabiidir ki, inanmıyorum. Sizin bu teori ile ilgili görüşleriniz nedir? Atatürk'le bağlantısı var mıdır? __________________
SAYGILAR ------------ Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! (NECİP FAZIL KISAKÜREK) |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: Evrenin Merkezi
Mesajlar: 1,038
| Şu an bulduğum, bu teori ile ilgili bir makale: http://www.compmore.net/~tntr/turan10.html Bilimselliği ayrıca tartışılır. Bunu da ek$i sözlük'ten almış bulunuyorum. Gerçek midir, değil midir? Kanımca yalandır: "Mustafa Kemal Atatürk, ekim 1934 tarihinde türkiye’yi ziyaret eden isveç veliahdı güstav adolf şerefine verdiği yemekte şöyle bir konuşma yapıyordu: “altes ruayal; bu gece, ulu konuklarımıza, türkiye’ye uğur getirdiklerini söylerken, duyduğum, tükel özgü bir kıvançtır. burada kaldığınız uzca, sizi sarmaktan hiç durmayacak ılık sevgi içinde, bu yurtta, yurdunuz için beslenmiş duyguların bir yankusunu bulacaksınız. isveç-türk uluslarının kazanmış oldukları utukuların silinmez damgalarını tarih taşımaktadır. süerdemliği, önü, bu iki ulus, ünlü sanlı sözlerinin derinliğinde sonsuz tutmaktadır. ancak, daha başka alanda da onlar erdemlerini o denlü yaltırıklı yöndemle göstermişlerdir. bu yolda kazandıkları utkular, gerçekten daha az özençe değer değildir. avrupa’nın iki bitim ucunda yerlerini berkiten uluslarımız, ataç özlüklerinin tüm ıssıları olarak baysak, önürme, uygunluk kıldacıları olmuş bulunuyorlar; onlar bugün en güzel utkuyu kazanmaya anıklanıyorlar: baysal utkusu..” __________________
SAYGILAR ------------ Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! (NECİP FAZIL KISAKÜREK) 9mm Parabellum Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-02-07 21:14 . |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 3,331
| Utanmazca Ulusal Düttürü Penceresinden Bakanlar,Kendi Düttürü Biçimlerini Sorgulasın! Sayın dmjurnal'ın ''Yok inanmıyorum ama yan cebime koy babında!'' çirkin amaçlı iftirası ve az gelişmiş aleyhte , yıpratma amacı güden basit ,gayrı ciddi bir komplo teorisine inanarak verdiği bir destektir. Atatürk hiç bir zaman bu uyduruklaştırılmış bir tarzı kullanmadığı gibi Türkiye de hiç kimse de böyle bir tarz kullanmamıştır. Bu tarzı kaleme alan şahsın ve bu şahsın yazısına hayran olan art niyetli ,sığ beyinler de ki hayranlık ölçüsü ancak Banu Alkan hayranlığı ile açıklanabilir! Padişah Abdülhamit Han'ın istibdat döneminde jurnalcının anlamı Fransızca'da olduğu gibi haberci anlamında değil de müzevir,ispiyoncu analamını karşılardı. Bu gün de bu Türk Halkı arasında müzevir,ispiyoncu anlamını verir.Halk indinde güvenilmez anlamına gelir. 1980 öncesi ,direnielbilindiği kadar sonrasında da ,Sayın Kenan Evren Türk Dil Kurumu'nu önce kapatıp , sonra yapısını değiştirmeden önce, Atatürk'ün bu kurumun kuruluş ve gelişmesine olan katkısı Karamanoğlu Mehmet Bey'den sonra ilk ciddi kamusal yani halk yararına girişim olma özelliğini taşır. 1980 yılını tam ortaya milat olarak koyarsak Türkçe'nin gerek Batı ve gerekse Doğu dilleri boyunduruğundan kurtulması için Öz Türkçe'leşme akımına destek olan kesim özellikle ulusalcı sol, resmi , yasal bazı sol partiler olmak üzere , bu akımı Kurtuluşçular,Halkın Kurtuluşçuları,Devrimci Yolcular,Devrimci Solcular ....vb. bu akımı olabildiği ya da kabul gördüğü anlamda desteklediler. Bu legal yada illgal olarak dağıtılan basın bildirilerinde satılan ya da el altından dağıtılan dergi ve gazetelerde Öz Türkçe tavır net olarak görülür.Bu gün bile geçmişte yasal ya da yasal olmayan kuruluşlerın bu gün mirasına sahip çıkma gayreti içinde olan yeni mirasçıların yayyınlarında bile bu etki eskisi kadar olmasa bile görülür. O dönemde Tercüman gazetesi marifetiyle Sayın Nazlı Ilıcak'ın imzasıyla ; ''havada uçan konuksal avrat/hostes ; çok oturgaçlı götürgeç/otobüs dedikleri gibi o kopasıca dillerini çok çirkin biçimde ''İstiklal Marşı'na bile uzatarak /''uklusal düttürü '' demeye bile cesaret etme aymazlığını göstermiştir. Uzun yıllar sonra aile boyu dönekler ,2. Cumhuriyetçilik kervanını açan Çetin Altan da bu çirkin yakıştırmaları görüleceği gibi kendi seviyesine uygun biçimde dillendirmiştir. Sayın Süleyman Demirel'in yapılmasına vesile olduğu 1. Boğaziçi Köprüsü'ne ilk muhalif olanlar, Sayın Çetin Altan ve Sayın Nazlı Ilıcak;''İki Dünya'nın Bir Araya Gelmeyeceği! '' bir dönemde bizim Meşhur Siyanürlü Altın Madenine Karşı olan Bergamalılar gibi ; dün ve bu gün Boğaz Köprüsü'nün yapımına karşı olan Ortaköylüler,Arnavutköylüler,Hisarlılar gibi bu kervana birdenbire katılıverdiler. Şimdi bu şahsına münhasır kişilerin İstanbul'un dokusu zarar görecek diye entellektüel bir kaygıyla mı karşı çıkarak birdenbire Sosyalizm ve Turancılık ülkesini bir süreliğine rafa kaldırarak mı bir araya geldiğini düşünüyorsunuz? Hayır bu doğru değil! Birisi ev hanımı olmak için İsviçre-Zürih'te okuyan bir yarı Karadeniz feodalitesinin Burjuva İstanbul ayağı kuşağı Sayın Nazlı Ilıcak ile Osmanlı'yı çürüten Saray Erkanı torunu, Son modası geçmiş Paşazadesi ve yeni Cumhuriyet Burjuvası,Şimdilerin 2. Cumhuriyetçilerinden Sayın Çetin Altan'ın tam da Boğaz Köprüsü'nün Anadolu Yakası Ayağı ve yakın yerlerinde Sayın N.Ilıcak ile Ç.Altan'ın babadan kalma köşkleri olduğu ortaya çıktı. Alın Eski Saraylı Sahte Sosyalist ile sülalesi ve gelini olduğu ailenin erkeklerinin arasından aydın,dobra kadın imajıyla sıyrılan Sahte Turancı bu hanım burjuvanın anamalcı düzene uymaları pek de uzun sürmedi. O dönemde kendisine sağcı diyen sahte az okumuş kendisini milliyetçi ilan eden bir acaip kesimin Türk Dil Kurumu (Bugün doğmuş olsa bile..)saldırılarını bu gün kendisine solcu adını takan sahte solcular,kendisine solco diyen ama bal gibi Kürt şovenleri,Ermeniler',Rumlar'Kürtler'i ''bal-kaymak ile beslemek ,pamuklara yatırmak iddiasında olan bir kesim , kin ve nefret içinde her daim Türkler'in,Türklüğün her biçimine saldırıyor. Bir şahıs Türkler Ermeniler'i soykırıma uğrattı ama ben sosyalistim aynı zamanda Laz milliyetçisiyim diyor.Bir şahıs benzer saldırıyı gerçekleştirdiği zaman Kürt olduğunu söylüyor.Bir başkası başka bir yerel orijinden bahsediyor. Devleti Sosyalist değil diye düşmanca tavur sergiliyor.Halkların kardeşliği diyor;her etnik kimliğe kan kardeşi davasıyla sahip çıkıyor;bir tek Türkler'e kötü diyerek her türlü çürkin söylemi Türkler'e atfediyor. Daha olmadı ırkçı orijine baş vurarak Türkler yoktur.Karışmıştır diyor.Kimse de saf kan , fiziksel anlamda Türk olduğunu iddia etmezken.. Her nedense her Kürde safkan Kürt ,her Ermeni'ye safkan Ermeni, her Laz safkan Laz ya da Arap ya da Süryani..Bu böyle gidiyor. Bütün bu etnik kültürler safkan bir tek Türkler kendilerini Türk zannediyor bu aymazlara göre... Nefret tohumları o kadar net ve acımasız dile getiriliyor ki! Bu insanlar Marksism'e gerçekten kişisel olarak ne kadar inanır ,inanır mı görünür bilimez ama etnik şoven yapılarının ardından bakar olmuşlar.. SSCB'nin Rusça'yı hem Birlik içinde , hem de birlik dışı ama Sosyalist Blok içinde öyle güzel ihraç etti ki bu nasıl bir görüştür bilinmez,bugün bile Ortak Dil konumundadır Rusça! Ancak sınır ötesinde Rusça'ya duyulan bu sevginin bırakın kırıntısını ,nefret dozuyla Türkçe'ye yönelmiş durumda.. Dün Faşist diye adlandırdıkları insanların Türkçe'ye olan cahil bağnazlığını;bu gün çalakalem kendisine düşünmeden devrimci diyen bir kesim geçmişin mirasına sahip çıktığını iddia ederek kötü kopyalar halinde dolanıyorlar.. Parkalar ile Mekap ayakkabıları Ümmetçilere ,demokratik söylemleri Ülkücülere,silahlı eylem stratejileri Şoven Kürtlere,propanda başarısını ise Ermeniler'e kaptırdılar.Sosyalist Enternasyonel'in yerini de AB'ye kaptırdılar. Şimdi içeri de ise kimisi bilinçli,kimisi bilinçsiz bir Soros stratejisi ile Turuncu Devrim hayali kuruyorlar. Söylenecek çok şey var ama bu Türkler'e nefret siyaseti karşı nefreti körüklemeye devam ediyor. Kimilerinin amacı için bir kaos yani Anarşi ortamı hayal ettiği amacına hizmet etmek için bir araç olacaksa bu ortama katkı sağlamak için çekinmeyeceklerdir diye düşünüyorum. Bu Türklüğe ve Türkçe'ye saldırı ise stratejilerinin bir parçası olsa gerek...Bu tehlikeli yapının bizzat kendi kendisine zarar vermesi de kaçınılmaz olarak gerçekleşecektir. Atatürk'e saldırı ise ciddi kışkırtıcı bir tavırdır! Saygılar, doğançay doğançay Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-02-07 23:10 . |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: SAMSUN/Türk-iş
Mesajlar: 179
| Atatürk'ün Güne_ dili teorisi ile urast1g1 dogru ve hatta MU k1tas1n1 da unutmayal1m. __________________
İnsan YıĞıNLaRI EvREnSel BiR dEVİniMin pRçası OLDUklarıNI BİLMedEn yAşArlar!!!!!! ----------------------------------------- Varolmak için SAVAŞIM ve En iyi uyum yapan HAYATTA kalır. |
|
| #5 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,091
| sn dmjurnal Benliğini unutmuş bir ulustan daha doğrusu ümmetten ulus-devlet vatandaşları çıkarmak için abartılı çalışmalar, dönemi içinde makuldür. Ayrıca savaşlardan bunalmış halka heyecan vermek ve motive etmek için gaz vermek yapılacak en doğru şeydir.İşte bir "Türk dünyaya bedeldir " anlayışı buradan çıkmıştır.Güneş dil teorisi de bu nedenle oluşturulmuştur.Kuşkusuz bilimsellikten uzaktır ama amacına ulaşmıştır. bu tür çalışmaları günümüz şartlarıyla (retrospektif) değerlendirmek hatalı olur.Eğer niyetiniz anlamak ise umarım bu cevap sizi tatmin eder.yok derdiniz Atatürkle ise yapılacak birşey yok.Umarım ilk gruptansınızdır. saygılar __________________
...TUTKUYLA SEVDİĞİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEME... nuri bilge ceylan |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: Evrenin Merkezi
Mesajlar: 1,038
| Sayın doğançay. İnanmadığımı bildirmiştim ve "yan cebime koy!" zihniyetiyle bu satırları karaladığımı düşünmüyorum. Böyle bir yanlış anlamaya mani olmak gerek, amacım kesinlikle bu değildir. Ben sadece bilimsel bir tarafı olmayan bir teorinin hiç de Atatürk'e yakıştırılmak istendiği gibi yakışmadığını anlatmaya çalışmıştım. Gerçi bu da biraz kişisel oldu... __________________
SAYGILAR ------------ Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! (NECİP FAZIL KISAKÜREK) |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 3,331
| Güneş Dil Teorisi Daha Önyargısız Yaklaşım! Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: SAMSUN/Türk-iş Mesajlar: 188 ![]() Atatürk'ün Güne_ dili teorisi ile urast1g1 dogru ve hatta MU k1tas1n1 da unutmayal1m. __________________ İnsan YıĞıNLaRI EvREnSel BiR dEVİniMin pRçası OLDUklarıNI BİLMedEn yAşArlar!!!!!! ----------------------------------------- Varolmak için SAVAŞIM ve En iyi uyum yapan HAYATTA kalır. Bugün, 17:50 #6 dmJuRNaL vbmenu_register("postmenu_148669", true); Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: Matrix Mesajlar: 415 ![]() Sayın doğançay. İnanmadığımı bildirmiştim ve "yan cebime koy!" zihniyetiyle bu satırları karaladığımı düşünmüyorum. Böyle bir yanlış anlamaya mani olmak gerek, amacım kesinlikle bu değildir. Ben sadece bilimsel bir tarafı olmayan bir teorinin hiç de Atatürk'e yakıştırılmak istendiği gibi yakışmadığını anlatmaya çalışmıştım. Gerçi bu da biraz kişisel oldu... __________________ SAYGILAR Atatürk'ün Türk Dilini Arapça,Farsça ve özellikle Fransızca başta olmak üzere birçok yaygın,yerleşmiş Rumca sözcükler nedeniyle dil boyunduruğundan arındırmak için bir çok çalışma yaptığı,yaptırdığı doğrudur. Türk Dil Kurumu ilk ve en önemli adımıdır.Daha önce de belirttiğim gibi Karamanoğlu Mehmet Bey'in fermanından sonra bu alanda atılmış en önemli adımdır. Türk Dil Kurumu'nun kurulmasından bu yana gerek Adnan Menderes döneminde ve gerekse 12 Eylül 1980 sonrası TDK'na da negatif yönde müdahale yapıldığı,Suudi kökenli köktendinci Rabıta Sermayesinin hangi komutanlara ulaştığı ile ilgili iddiaların hüküm sürdüğü karanlık dönem olmak üzere TDK ikinci yıkımını o dönemde yaşamıştır. 3. Müdahale dönemi ise AKP'nin iktidara adım attığı günden başlayarak tüm yapısının değiştirilmesi ile bir bozulmaya uğramıştır.Bu yapıları cahil zihniyeti ve kendi Ümmetçi çizgisine getirmek için TUBİTAK ve bir çok başka kamu kurum ve kuruluşuna da yaydığını unutmamalıyız. Bu kurumlar daha önce de sütten çıkmış ak kaşık değil di elbette.. Kurumların kurulduğu dönemde şu ya da bu şekilde kurumdan hizmet ya da takiyye nedeniyle yararlanan kişilerin çocukları,torun ve torbaları zamanları geldikçe değişik tavsiye mektupları , onların mezuniyet sonralarına göre takvimleri hazırlanmış sınav tarihlerinde sınavlara ''kitabına uydurularak'' kurumlara girmeleri ile bu kurumların kişisel el değiştirmeleri görece sağlanarak bir hanedan görünümünde ki yapı bozulmadn günümüze kadar gelmiştir. Bu tür kurumların bu Cumhuriyet'e en azından görünürde biat etmiş ,nemacı yapısının temel sorumlusu da CHP'li yapıdır. Türkiye'yi temsil eden elçi ve büyükelçilerden tutun TRT'sinden hemen hemen çoğu kemikleşmiş bürokratik yapıların etkisini sağlayan ve sahiplenen ve bunun tüm yanlış uygulanan Saray artığı yönetim kadrolarının temel sorumlusu CHP'dir. AKP hükümetinin bu kurumların yapısına müdahalesi belki kemikleşmiş Saray artığı yapıyı da bozmuştur ama yeni bir hanedan başlatmıştır. Çin ya da Roma gibi yeni bir Ümmetçi-Hanedan dönemi başlatmışlardır. Ne kadar süreceği koşullara bağlı.. Atatürk'ün ''Mu Uygarlığı'' ile kitapları Türkçe'ye çevrilmesi emrini verdiği doğrudur.Ancak Avrupa'nın giyim-kuşamı,Saray Mimarisi'ni bir de bozuk Frenkçesi'ni aşağılık kompleksiyle taklit eden ve tıpkı bu gün kü gibi borç batağında yüzen Son Osmanlılar'dan sonra ,ilk defa bir Türk Lider Güneş Dil Teorisi de olmak üzere bir çok konuda aydınlanma,konuşulan Türkçe'nin köklerinin bilimsel olarak araştırma talimatı vermekle kçtü bir şey mi yapmıştır? Bunda eleştirilecek ne bulunuyor? Güneş Dil Teorisini incelenmeye değer bulmuş ve incelenmesini ,sonuçların da halkla paylaşılmasını önermiştir. Türkçe ABECE'sinin kaynağı tıpkı Güneş Dil Teorisinde ki dil grupları gibi Runik'tir. Yani Türkçe'nin kaynağı Runik bir alfabeye dayanmaktadır. Kullandığımız alfabe dün Arap bu gün Latin'dir. Her ikisi de bize ait değildir. Bize ait olan Runik olandır. Arap kendi kök harflerini,Rus kök Kril harflerini,Alman arkail kökenli kendi Gotik harflerini,Latinler'de kendi Latin harflerini kullanıyorlar. Japonya ve Çin kendi kök alfabelerini kullanıyorlar. Gerçekte bizim kullanmamız gereken de kendi kök alfabemizdir. Atatürk belki böyle bir karar almalıydı ama Batılı Emperyalistlerin işgali sonrası okuma-yazma bilen çoğu insanın öğretmen olduğu var sayılır ve kök bilgilerimizden Arapça-Farsça-Fransızca-Rumca ile bu kadar uzaklaşmışken o günün koşullarında olası değildi sanırım. Mısır Uygarlığı'nın hiyeroglif harflerinin çözümü daha çok yakın tarihte biraz da tesadüfle bulunmuştur. Bu hiyefrogliflerin çözümü de Mısır ve Roma yazışmalarının bir bölümünün ele geçmesi , eski Kıpti metinlerle karşılaştırılması sonucunda ''RA ''ortak sesi yardımıyla bulunmuş, bu ortak Ra'nın da eski İbrani ve Arap metinleri ile Uygurca ile ortak olduğu sonucuna varılmıştır. Dünyanın en eski metinleri Runik metinlerdir.En eski kabul edilen diller de Hintçe,Uygurca,Arapça,eski Mısır Dili ,eski İbranice'dir. Bu örneklere çok az ekleme yapılabilir. Bu RA kökenine indiğinizde Runik alfabeler Güney Amerika'da ki İspanyollar ve Portekizliler'in yakıp yıktığı Aztek,Maya,,İnka uygarlıklarının harfleriyle de benzerlikler taşımaktadır. Henüz kanıtlanmasa bile MU ve Atlantis Efsanelerini bu gün itibariyle efsane desek bile yarın gerçek demememiz için bir neden yoktur. Truva Efsanesine çalakalem inanan ön yargılı,sorgulamasız Batıcılar neden bu tarz efsanelere daha ihtiyatla yaklaşırlar?Yanıtı çok basit!Kökleri ortaçağ öncesi şüpheye dayanandığı iddia edilen Batı eğitimi ,Batı Uygarlığını Doğu'ya karşı koşulsuz kabullenme yöntemiyle öğretilmektedir.Bu da beraberinde aşağılık kompleksini getiriyor. Bunu kayıtsız-koşulsuz kabul eden de su katılmamış Batıcılara atfen belirtiyorum ki Batı kaynaklıdır. Sayın dmjurnal'ın başka kaynaktan aktardığı komik alıntı hakkında ''salt aslında inanmıyorum ama doğrusunu bilen var mı ?''tarzı bir yaklaşımı daha açık dile getirebilirdi. Uzun bir propagandif ve küçültücü bir yazının arkasından salt inanmıyorum dememeli,daha ayrıntılı bir açıklama ile kendi düşüncelerini ifade etmeliydi. Yanlış anlama karşılıklı düzeltildi sanırım. Türklüğe ve Türkçe'ye her koldan saldırının olduğu bir ortamda hep birlikte aymazlara fırsat vermememiz gerekiyor. Son söz:Güneş Dil Teorisi adı üstünde şimdilik bir teoridir. Teoriye yekten doğru diye sunmak yanlış olduğu gibi,teoriyle uğraşanı da küçümsemek yine yanlıştır. Bugün Arkaik Dil Alfabeleri Batı kaynaklı olunca doğru,Doğu kaynaklı olunca yanlış diye saptanan kültür emperyalistlerinin oyununa gelinmeye devam edilmemelidir. Başkalarının hakları el üstünde tutulacak diye kendi hakkımızı kimselere yedirmeye de niyetimiz yok. Saygılar, doğançay doğançay Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 14-02-07 18:28 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|