"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005 Ülke / Şehir: antalya/ankara
Mesajlar: 1,178
| İzlanda; Kuzey Amerika'ya daha yakın olmasına rağmen kültürel olarak İskandinav ülkelerine daha yakın olduğu için bir Avrupa ülkesi olarak kabul görmektedir.. Okyanusta volkanik bir patlama sonucu oluşan adada, geleceğin enerji kaynağı olarak gösterilen hidrojen bol miktarda üretilmekte ve tüketilmektedir. Feul Cell teknolojisi ile elektrik 1 cent/kwh gibi komik bir ücret karşılığı kullanılabilmektedir. Isınma problemi ise bol miktarda bulunan kaynak sularıyla çözülmüştür. Yaklaşık 300,000 nüfusu olan ülkede, kışın güneş yaklaşık 11'de doğup 3'te batmaktadır. Belki de bundan olacak, Avrupa'da en çok intihar vakalarının görüldüğü ülke İzlanda'dır. Eğitim seviyesi olarak Norveç'den sonra dünyanın en gelişmiş ülkesi olan İzlanda'da, ordunun bulunmaması (güvenliği A.B.D ordusundan 2500 kişilik bir kuvvet sağlıyormuş) ve mahkumların haftasonları evlerini ziyaret edebilmeleri gibi bize uzak uygulamalar mevcut. Mistik hikayeleri ve mitolojisi ile de dikkat çeken İzlanda'nın Türkler ile olan münasebetleri ise pek hoş değil. Zira, Barbaros Hayrettin Paşa'nın vakti zamanında bölgeyi ziyaret ederek büyük sayıda kadın nüfusunu buralara getirmiş ve içlerinden seçilenler saraya getirilmiş, geri kalanı ise Midilli adasındaki Levent'lerin kullanımına ayrılmış. Ayrıca yine zamanında Türk korsanlarından nasiplerini fazlasıyla aldıkları da bilinen bir gerçek. Son olarak Halim Al adlı bir vatandaşımızın orada evlendiği Sofi Hansen'den olan kızlarını kaçırıp Fatih'de bir tarikat hücresine kapatması olayı ile bu önyargılar iyice pekişmiştir. Evlenmenin pek hoş karşılanmadığı, evlenildikten sonra kadının soyadını koruduğu anaerkil bir topluma sahip İzlanda. Bunun yanında kapalı ve dünyadan soyutlanmış bir toplum olan olan İzlanda halkı yavaş yavaş kabuklarını kırmaya başladılar. Özellikle müzik alanında İzlanda'nın doğası ve kültürü ile alakalı o mistik seslerin ve ezgilerin kullanıldığı şarkılar ilk başta tüm dünyada şaşkınlık yaratsa da bugün artık kabullenilmiş ve saygıyla anılmaya başlanmış durumda. ![]() __________________
öğrenci görünümlü müzik insanı |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005 Ülke / Şehir: antalya/ankara
Mesajlar: 1,178
| ![]() ![]() __________________
öğrenci görünümlü müzik insanı orkhun Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 15-02-07 18:38 . |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005 Ülke / Şehir: antalya/ankara
Mesajlar: 1,178
| Sigur Rus - Glosoli Björk - Joga __________________
öğrenci görünümlü müzik insanı ilker Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 06-03-07 01:57 .Sebep: youtube kodu düzeltildi |
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: i s t a n b u l
Mesajlar: 439
| Teşekkürler, gerçekten ilginç bilgiler. İntahar oranı teşhisi ise çok dikkat çekici. Müziklerinde de gerçekten mistik bir hava var. Eurovision şarkı yarışmasında dikkatimi çekiyor İzlanda'nın şarkıları. |
| #5 | |
Dergi Felsefe Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,781
| İzlanda'yı bilmem ama Björk'ü çok severim ![]() __________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 3,331
| İzlanda'ya Konu Başlığı Bilgilendirmesinden Farklı Bir Bakış! orkhun vbmenu_register("postmenu_149098", true); Giriş Tarihi: Nov 2005 Ülke / Şehir: antalya/ankara Mesajlar: 1,050 ![]() İzlanda İzlanda; Kuzey Amerika'ya daha yakın olmasına rağmen kültürel olarak İskandinav ülkelerine daha yakın olduğu için bir Avrupa ülkesi olarak kabul görmektedir.. Okyanusta volkanik bir patlama sonucu oluşan adada, geleceğin enerji kaynağı olarak gösterilen hidrojen bol miktarda üretilmekte ve tüketilmektedir. Feul Cell teknolojisi ile elektrik 1 cent/kwh gibi komik bir ücret karşılığı kullanılabilmektedir. Isınma problemi ise bol miktarda bulunan kaynak sularıyla çözülmüştür. Yaklaşık 300,000 nüfusu olan ülkede, kışın güneş yaklaşık 11'de doğup 3'te batmaktadır. Belki de bundan olacak, Avrupa'da en çok intihar vakalarının görüldüğü ülke İzlanda'dır. Eğitim seviyesi olarak Norveç'den sonra dünyanın en gelişmiş ülkesi olan İzlanda'da, Böyle bir ülkede intihar oranlarının yüksekliği çok normal. Sayın orkhun'un tanımlamasına göre eğitim seviyesi yüksek,gelişmiş ve güneşin 11:00'dan 15:00'e kadar 4 saat bölgede kalması ilave olarak soğuk ,insan ömrünün uzunluğu tipil Nordik'lerde daha çok rastlanan intihar vakaları konusunda şaşırtıcı bir ekleme göze çarpmıyor. ordunun bulunmaması (güvenliği A.B.D ordusundan 2500 kişilik bir kuvvet sağlıyormuş) Kadın nüfusun genelde hep fazla olduğu bu toplumda 2500 kişilik bir asker sayısı da ayrıca hoş görülerine de belki bağlanabilir. Askeri gücü bile olan ülkelerin bağımsızlığının olmadığı-olamadığı bir zamanda 2500 kişilik bir ABD Silahlı Kuvvetleri'nin koruduğu söylenen bir ülkenin bağımsızlığından bahsedilemez.Keşke Halide Edip Adıvar ve taraftarları sağ olsa da bu günleri görseydiler;ne kadar MUTLU olurlardı kimbilir!? Bu ülke işgal altında olan ancak her türlü basın-yayın-silah ve kültürel bombardımana sahip olan ülkelerin yalan tezgahıyla YALANDAN BAĞIMSIZ OLARAK ADLANDIRILIYORLAR TEVEKKELİ! Uzun yıllar Finlandiya da İSVEÇ ve RUSYA arasında işgal ve sömürgeci biçimde kaldılar. Demek ki yine de Finlandiya ,İzlanda'dan daha iyi durumda... ve mahkumların haftasonları evlerini ziyaret edebilmeleri gibi bize uzak uygulamalar mevcut. Mahkumların hafta sonları evlerini ziyaret etmeleri 300 bin nüfusu olan bir ülkede soğuk Nordik ülkelerin genel durumu gibi kadın nüfusunun erkek nüfusuna oranının ezici bir çoğunlukta olmasıdır. Yani gerek aşk ve sevgi;gerek cinsel ihtiyaçların giderilmesi ve gerekse aile bağlarınınyani moral değerlerin zayıflamasına neden olmaması içindir.HERHALDE DEMOKRASİ GELENEKLERİNDEN OLMASA GEREK! Mistik hikayeleri ve mitolojisi ile de dikkat çeken İzlanda'nın Türkler ile olan münasebetleri ise pek hoş değil. Zira, Barbaros Hayrettin Paşa'nın vakti zamanında bölgeyi ziyaret ederek büyük sayıda kadın nüfusunu buralara getirmiş ve içlerinden seçilenler saraya getirilmiş, geri kalanı ise Midilli adasındaki Levent'lerin kullanımına ayrılmış. Ayrıca yine zamanında Türk korsanlarından nasiplerini fazlasıyla aldıkları da bilinen bir gerçek. Son olarak Halim Al adlı bir vatandaşımızın orada evlendiği Sofi Hansen'den olan kızlarını kaçırıp Fatih'de bir tarikat hücresine kapatması olayı ile bu önyargılar iyice pekişmiştir. Sayın orkhun'un iddiasında ki gibi İzlanda'nın Osmanlılar yani Türkler ilişkileri kötü olduğu iddiası doğru olmayan ,yanlış ve yanlı bir bilgidir. İzlanda o günlerde , bu gün olduğu gibi(Ne kadar doğrudur bilemem!)gelişmiş ve görece zengin bir ülke değildi. O dönemlerde 'AÇLIKTAN ÖLEN İNSANLARIN YAŞADIĞI BİR ÜLKEYDİ! BARBAROS'un LEVENTLERİ İzlanda'ya ulaştıkları zaman açlık çeken çok sayıda çok güzel kadının yaşadığı ,erkeklerin yok denecek kadar azınlığa sahip olduğu(Bu gün de öyledir ve resmi ve idari makamlarda salt kadın nüfusunun fazlalığı nedeniyle kadınlar hakimdir.Bu demokrasi nedeniyle değil üretim arçlarının nüfus nedeniyle kadınların ellerinde olmasından kaynaklanmaktadır.)çalışacak erkeklerin olmadığı ,zor doğa koşullarının olduğu bir ülkeye rastlayarak şaşırırler. Kadınlar gerek açlık,gerek erkek nüfusunun azlığından yakışıklı,genellikle esmer ,palabıyıklı Leventler'e rastlamalarından memnun ve gerekse ülke korumasının etkisizliği nedeniyle dostluk göstermişler, Leventler'i konuk etmişler.. Leventler de durumdan memnun olsa gerek,İzlanda'lı kadınlara gemide ki her türlü gıda başta olmak üzere araç gereçleri yardım amacıyla vermişler.Osmanlı Sarayı'nın zenginliğni de bu aç insanlara anlatınca belli bir sayıda kadın gemilerle Osmanlı Sarayı'na ricat ederler. Saray bu kızıl sarışın,güzel kadınlardan memnun kalır ve kadınlar da açlığa dönmek istemezler.. Böyle bir kaç sefer düzenlenir.Kadınlar Osmanlı Sarayı'na taşınmaya başlarlar. Ancak bir süre sonra Leventler bu durumdan rahatsız olarak son seferlerinde gemilerini yakarak İzlanda'dan , Osmanlı ülkesine geri dönmeyerek ,İzlanda'da kalarak Kızıl sarışın,beyaz tenli,uzun boylu bu güzel kadınlarla evlenerek İzlanda'ya yerleşirler ve İzlanda'lı olurlar. Bu gün İzlanda'da Türkler olarak adlandırılan yerli bir melez ırk vardır.Onlar Leventler'in kanını taşıyan İzlandalılar'dır. Bir diğer AÇIKLAMA GETİRMEK DURUMUNDAYIM: İzlanda'ya Barabaros'un Leventleri aracılığıyla ciddi miktarlarda defalarca yardım edilerek ada halkı açlıktan kurtarılmış;İzlanda belediyesi ve bazı resmi kurumlarında Osmanlı Padişahı'nın yardımları,Barbaros ve Levetleri'ne o zamanların tarihini taşıyan resmi teşekkür mektupları olduğu gibi dönemin padişahının mührünü taşıyan fermanlar da hem İzlanda'da hem de Topkapı Sarayı'nda mevcuttur. Benzer yardımlar,ilişkilerOsmanlı izlerini taşıyan yapılar Endenozya va bazı Afrika ülkelerinde de mevcuttur. Midilli adasında ki kadınlar Leventler'in kullanımı için değil padişahtan konuyu gizlemek amacıyla koşullu icazetleevlenmeleri için kurulan yeni yerleşimlerde evlilikler amacıyla getirilmiş ailelerkurulmuştur. Hatta Müslüman olunması zorunluluğu getirilmediğinden Hristiyan ve Müslüman akrabalıklar ,farklı dinlerden ortak sülaleler ortaya çıkmıştır. Midilli'de bu gün bile Ortodokslar'dan farklı bir mezhep vardır.Ne yazıkki Slav-Helen-Ortodoks çoğunluğa zamanla erişen,Katolik Venedikliler'in Helenleşme döneminde adayı terk etmelerinden sonra bir kısım Hristiyan köklü ,İzlanda kökenli aileler İtalya'ya Müslüman kökenli ,İzlanda kökenliler Anadolu'ya göç etmişerdir.Tek tük kalanlar ise az çok özelliklerini korumaya çalışırlar.Rumlar'a da pek benzemezler. Sofi Hansen ve çocuğu olayı ise doğru olabilir.Tam olarak bilgim yok.Böyle benzer olaylar her ülkede var. Özellikle Karadeniz,Orta Anadolu ve özellikle Sivas dolaylarında yabancı kadınlarla evlilik yaparak ileriki aşamalarda geçimsizlik başlayınca başta Alman kadınlar olmak üzere pek çok Avrupalı kadın çocuklarını ülkelerine götürüp,Türk eşlerinin sınırdışı edilerek,tüm resmi ve sosyal haklarının gaspedilmesine neden olmuşlar,Türk babalar çocuklarını ya hiç görememişler ya da çok uzun yıllar sonra aile bağlarının bittiği dönemlerde çocuklarını görebilmişlerdir. Yani Sofi Hansen'den yola çıkarak tek günah keçisinin Türkiye ve Türkler olduğu üzerinden siyaset ve yanlı,yanlış propaganda yapmak doğru değildir. Sayın orkhun Antalya'da yaşadığından eskiden Alanya-Almanya , sonradan Antalya-Merkez-Kemer-Beldibi güzergahında pek çok sorun olsduğunu bilmektedir diye düşünüyorum. Zira oralarda ki sosyal ve siyasal gelişimleri,yeni toplumsal değişimleri epeyce bildiğimi söylenmeden geçemeyeceğim. Evlenmenin pek hoş karşılanmadığı, evlenildikten sonra kadının soyadını koruduğu anaerkil bir topluma sahip İzlanda. Evlenmenin hoş karşılanmaması görüldüğü gibi anaerkil yapıdan karşılanmakta,evlilikte kimi yetki devrinin diğer bir deyişle yetki paylaşımının erkeğe devredilmemesi ile ilgilidir. İzlanda'nın arkaik köklerined tıpkı Keltler gibi isan kurban edilmekte ancak kurban kesintisiz erkek olmakta,seçilen kurbanlar güçlü,kuvvetli,yakışıklı,gösterişli erkelerden kaynaklanmaktadır. Ancak erkek bakir değil,Amazonlar'da olduğu gibi özgür kadının hamileliğinin kesinleşmesinden sonra kurban edilmekte;BABA OLAN ERKEK'de sonuç olarak çocuğunun üzerinde hak iddia edememektedir. Yani erkek egemen toplumda sıkça rastladığımız üretim araçlarını ele geçiren erkek cinseliğinin putlaştırldığı geri kültün tam tersi ve kadınca olanına rastlıyoruz. Bir de kesin olmamakla birlikte erkek nüfusunun azlığı belirli dönemlerde erkeklerin katledilmesinden kaynaklandığı ile ilgili iddialar da mevcuttur. Bu görüş ilkel kültürün sürdürülebilindiği tarihlere kadar ve Kıta Avrupası'ndan görece uzak kalınan SAPKIN ORTAÇAĞ AVRUPASI'nın yobaz Hristiyan geleneklerinin işletildiği dönemlere kadar sapkın bazı alt mezhepler aracılığı ile devam ettirildiğine inanılmaktadır. Papa'nın AFAROZ tehdidi ile gizli mektuplarla İzlandalılar'ın uyarıldığı iddiaları d vardır. Bunun yanında kapalı ve dünyadan soyutlanmış bir toplum olan olan İzlanda halkı yavaş yavaş kabuklarını kırmaya başladılar. Özellikle müzik alanında İzlanda'nın doğası ve kültürü ile alakalı o mistik seslerin ve ezgilerin kullanıldığı şarkılar ilk başta tüm dünyada şaşkınlık yaratsa da bugün artık kabullenilmiş ve saygıyla anılmaya başlanmış durumda. iZLANDA gerçkten el değmemiş gibi duran doğasıyla neredeyse büyüleyici bir ülke..Sanki rüyalar ülkesi..Yine de çok soğuk ve çoğu zaman karanlık bir ülke galiba..Buzların ayadınlatbildiği oranda.. Ciddi seracılı çalımalarının olduğunu ve seraların sıcak su gayzerlerinden sağlanarak maliyetinin düşürüldüğünü , seralarsa dev sebzelerin yetiştirildiğini,dev çiçeklerin yetiştirildiğini ve bu bitkilerin genetik yapılarının değiştirildiğini de bir belgeselde izlemiştim.. Saygılar, doğançay doğançay Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 19-02-07 00:04 . |
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005 Ülke / Şehir: antalya/ankara
Mesajlar: 1,178
| ben internetin yalancısıyım sayın doğançay herhangibir art niyet yok, art niyet olması için ortada bir neden de yok.. (benle alakalı) bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.. __________________
öğrenci görünümlü müzik insanı |
| #8 | ||
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 3,331
|
| |
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005 Ülke / Şehir: antalya/ankara
Mesajlar: 1,178
| bu arada ilk yazım şikayet almış galiba.. tüm bilgilerin sorumlusu benim, ortada herhangibir alıntı kurallarının ihlali yoktur.. |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 3,331
| Bu arada İzlanda bağımsızlığını Danimarka'dan güç-bela alabilmiş bir ülkedir.Danimarka ve ABD arasındaki bir antlaşma bu ülkenin görece bağımsızlığını kazanmasına vesile olmuştu.Tıpkı Alaska'nın SSCB ve ABD ile arasındaki paylaşım antlaşması gibi... Grönland ve Faroe Adaları ise İzlanda kadar şanslı devletler değiller.Güya içişlerinde bağımsızlar,dışişlerinde Danimarka'ya bağlılar.. Bunların hepsi hikaye...İzlanda,Grönland ve Faroe Adaları halkları ekonomik olarak tamamen Danimarka'ya bağlılar...Her türlü dışalımve dışsatımları Danimarka üzerinden gerçekleşiyor.Doğa koşullarının güçlüğü ve Anakara'ya uzaklığında etkisi var elbette... İzlanda en azından kendi Anadilini konuşabiliyor. Danimarka AB'nin en tutucu ülkelerinden birisi.. Gayrı-meşru hamile kalan Hristiyan kadınlar, evlilik dışı çocuklarını doğurmak,kilise tarafından afaroz edildiklerinden ölesiye çalışmak için Danimarka ve İzlanda'da ki Vatikan'ın Nordik Hanedanlarıyla iş birliği içinde organize ettiği çalışma kamplarında yokolup-gitmişlerdir. Bu talihsiz kadınlar bir daha ne ailelerini,ne ülkelerini ne de doğurdukları çocuklarını bir daha görememişlerdir. Gördükleri tek insan çeşidi alt ruhban sınıfından rahipler ve rahibelerdir. Günahkar kabul edildiklerinden,evlenmelerine izin verilmediği gibi,toplumu günahlarıyla kirletecekleri Hristiyan dogma nedeniyle halkın arasına karışmalarına izin verilmemiştir. Her biri ölene kadar çamaşırhanelerde çalışmışlar... Bu günlerde Danimarka Kraliyeti vatandaş olmak isteyen yabancı başvuru sahiplerine tıpkı Almanya gibi ırkçı ''vatandaşlık testi'' uygulamaktadırlar.. İnsan hakları söylemleriyle mangalda kül bırakmayan Avrupa monarşilerinden birisi işte... Saygılar, doğançay |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|