"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Kokunu istiyorum/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 9
| Çok özlüyorum seni aşkım... Bu durum bazan dayanılmaz bir hale dönüşüyor ben de... Yokluğunla başa çıkmak zorlaşıyor artık. İnsan denen biz yaratıkların mucizelerle dolu olduğu söylenir. Bir kez daha inanıyorum buna. Çünkü yokluğunun ben de yarattığı acıyı, artık seni rüyalarıma taşıyarak dindirmeyi biraz da olsa başardı yüreğim. Hoş bunu yapan yürek midir, yoksa beyin midir, ya da başka bir şey mi bilemiyorum. Aslına bakarsan bu gerçek çokta ilgilendirmiyor beni. Az önce seninle beni buluşturan bir rüyanın içerisindeyim hala... Ya da en azından inatla ısrar ediyor olmalıyım, henüz uyanmamış olmak için. Karşımdasın işte artık. Bana geliyorsun aşkım. Gözlerin en az benimkiler kadar özleme banmış gelirken, belli... İçeri alıyorum seni. Öyle mutlusun ki. Bir merak kaplıyor içimi, acaba bu mutluluğun ne kadarı benim? Önce bir acı, sonra da korku gelip çörekleniyor içime. Ellerimden tutuyorsun sonra beni. Ellerin yumuşak, zarif ve çocuk. Üstelik titriyorsun. Mutluluk ellerinden ellerime bulaşıyor. İçimdeki korku kayboluyor. Sen konuşmaya başlıyorsun. Ben sarhoş oluyorum. Buna sebep sözlerin mi, yoksa içtiğimiz şarap mı, karar veremiyorum. Öyle güzelsin ki! Yokluğunda ümitsizliğe düştüğüm anlar geliyor aklıma. Yoksun diye aşkı inkar edişim. Utanıyorum kendimden, zayıflığımdan. Dudaklarımdan öpüyorsun şefkatle. İşte bir kere daha kurtarıyorsun beni düşmek üzere olduğum uçurumdan... Başım dönüyor diyorsun, ama sakın sarhoş sanma beni bu aşkından. Ah! nasıl da bilebiliyorsun böyle beni mutlu edebilecek kelimeleri? Bütün kalbimle inanıyorum sana. Sonra uyumak için birlikte uzanıyoruz yatağa. Yanyana ve çıplak. Elinle saçlarımı okşuyorsun. Bu parmaklarla mı yazdın aşkım o kelimeleri? Öpüyorum parmaklarını teker teker... Anlatmaya başlıyorsun yeniden bana dokunarak. Dokunduğun her yer şimdi bir yangın yeri. Burnun, burnumun hemen altında. Dudakların neredeyse dudaklarımın üzerinde. Koklamaya başlıyorum seni... Saçlarını, dudaklarını, gözlerini, enseni, göğsünü ve geriye kalan her yerini... Bir av köpeğine dönüşüyorum birden. Şaşırıyorsun, gülüyorum... Genzim yanıyor tuzdan. Yağmur kokusu hala üzerinde... Her bir yerini kokusuyla içime çektiğim bu coğrafya, sadece sana ait. Üzerinde başka yaşanmışlıkların izini taşıyan hiç bir şey kalmamış... Arınmışsın... Arısın... Başım dönüyor mutluluktan. Şimdi bu coğrafyanın bütün sınırlarını ben işaretliyorum işte kendi kokumla. Bundan sonra hiç kimse giremesin istiyorum coğrafyana... Gülüyorsun. Çok hainsin. Köle miyim ben aşkım, azad et o zaman beni, diyorsun. Etmem, edemem... Ah! aşkım, köleler seçer efendilerini sanıyorsun, yanılıyorsun! İçindeki tutku benim eserim... Karşımda öyle arzulu ki dudakların... Uyanmadan önce son kez mühürlüyorum efendisi olarak bu dudakları dudaklarımla... İçim seninle dolu uyanıyorum... Tutkulu bir ihtirasla dökülüyor ağzımdan kelimeler. _Kokunu istiyorum aşkım, arınmış kokunu ve de ruhunu... ben-cil __________________
gerçek yoktur, sadece yorumlar vardır... |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|