"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Vatansız ''Dünya vatandaşı'' olmak ne demek? / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 2,583
| Bir kafede oturuken bir kaç kişinin konuşmalarına misafir oldum. Konuşmalara kulak kabarttığımda ilginç konulardan bahsediyorlardı. Epey uzun konuştuktan sonra vedalaşarak ayrıldılar. Bir tanesi diğerlerini uğurladıktan sonra yalnız otururken yanına yaklaşıp konuştuklarının hayli ilgimimi çektiğini söyleyip sohbete daldık. Merak ederek sorular soruyor , o ise yanıt veriyordu. Soru- Vatansız ve aidiyetsiz olmak nedir ? Cevap- Bizler enternasyonelliğe inanan insanlarız. Vatan ve millet gibi sorunlar bizi sıkar, bizler bütün bunların mülkiyet esasına dayandığı temelinden yola çıkarak redderiz. Faşist ve milliyetçilik olarak görürüz. Soru- Nasıl yani ? Dünya da kurulan devletlerin hepsi faşist ve milliyetçimidir ? Cevap- Evet. Bütün sınırlar kaldırılmalı ve devletler yokolmıdır ? Sömürü vatan, millet, devlet ilişkisiyle birlikte körüklenmektedir. Soru- Yani devletler ve devlet düzeni kaldırılınca bunun yerine ne koyacaksınız ? Cevap- Yeni bir dünya düzeni kurulacak ve herkes barış ve huzur içinde yaşayacak. Miliyetsiz ve vatansız bir düzen. Soru- Devletler vatandaşlarının iç ve dış güvenliğini sağlarlar, bunun için vergi alır, polis ve asker besler .Bütün bu düzeni nasıl sağlayacaksınız ? Cevap- Gelişmiş robotlar sayesinde bütün bunları sağlayacağız. Filimlerdeki Sayborg robatları gibi gelişmiş robotlar her işimizi yapacak.Bizim adımıza üretecek, pişirecek, dağıtacak ve güvenliği sağlayacak. Her işi onlar yapıncada bütün kavgalar bitecek, sömürüye gerek kalmayacak. Soru- Bütün bu gelişmiş robotları sizin için kimler yapıp size hediye edecek ? Bu robotları yapanlar aptalmı ki sizin emrinize tahsis etsinler? Bu dünya düzeninde sizin için robot üretecek kaç aptal devlet ve devlet adamı bulursunuz ? Cevap-Biz görürmüyüz bilmem ama sonunda düzen bu şekilde olacak. Biraz zor olsa da bu gerçekleşecek. Soru- Yani cennetteki melek, huri, gılman gibi hizmetçilerin yerini bu sayborg tipi robotlar yapacak öylemi ? Cevap- Evet. Cenneti dünya üzerinde gerçekleştireceğiz. Ütopya gibi olsa da , bütün bunlar bizim hayatımıza renk ve heyecan katıyor . Tıpkı dindarların cennet hayali gibi. Soru- Ama cennette de hakimiyet Tanrının elinde ve O hükmediyor ? Yeryüzünde bu robotlara hükmedecek bir otorite olmayacakmı ? Cevap- Olacak elbet. Ama bunu insanlığa hizmet eden bir konsey yapacak. İnsanlara barış ve mutluluk getirecek. Soru- Peki siz bu düzenden memnun olacakmısınız. Bu konsey hazırlopçu ve hizmet bekleyen tembeller için neden bütün varını yoğunu döksün ki ? Cevap- Konsey bizim gibi hayapperestlerden olursa neden olmasınki ? Soru- Peki aile hayatı nasıl olacak ? Anne-baba eş ve çocuklar olmayacakmı ? Cevap- Aile hayatına da karşıyız. Mülkiyet ve sahip olma duygularını egemen kılıyor. Bizim düzenimizde aile hayatı yok olacak. İsteyen istediğiyle özgür bir şekilde birliktelik sağlayacak. Çocuklar konusunda Sayborglar dadılık yapacak. Hatta cinsel ihtiyaçlar için gerekli aletler, şişme bebekler nasıl üretiliyorsa, o zamanda cinsel ihtiyaçları gören canlı gibi duran sayborglar bu istekleri karşılayacak. Bir nevi huri ve gılman yerine kullanılacak. Soru-Dünyada otoriter bir güç olmaz ise etiği kim koruyacak? Cevap- İnsanların sınırları kalkmış bir ortamda meseleleri, kavgaları olmayacak ahlak-etik denilen gericilik ve toplumun zorladığı davranışlarada gerek kalmayacak... Kim ne istiyorsa etik o olacak(!) ........................ bu metni burada yayımlamak istedim... ![]() İşte bunlara sosyalist deniyor.. __________________
Silkin doğrul artık günü geldi kavganın Mehmet olup dağlar da destanlar yazmanın... erdi Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 21-02-07 14:52 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005 Ülke / Şehir: ankara
Mesajlar: 1,198
| sayın erdi, yazıda bahsi geçen şahısın anlattıkları (eğer gerçekten öyle bir şahıs varsa) bir bilimkurgu filminin senaryosundan farksız.. yani anlattıkları dediğim gibi kurgu, hiçbir bilimsel dayanağı yok.. galiba siz sosyalistlerin hayalciliğinden dem vuruyorsunuz.. ben buna katılmıyorum, sosyalizmin koydukları ortadadır, dayandığı ilkeler de ortadadır.. ve bunları hayal olarak nitelemek de bilime ihanettir.. __________________
öğrenci görünümlü müzik insanı |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 3,353
| Vatansızlık kavramını Dünya'ya armağan edenler Mısır ve Filistin'den sürgün sonrası Dünya'ya yayılan Yahudiler'dir. Doğru karşılığı HAYMATLOS'tur.İbranice bir sözcüktür. Vatansız kalınca gerçekten hiç bir ülke doğru dürüst vatandaşlığına almayınca ''DÜNYA VATANDAŞI'' kavram-çözümünü ortaya koymuştur. Hiç bir yer de tutunamayınca Haymatlos'luk birden Dünya Vatandaşı kavramıyla yer değiştirmiştir. Yahudiler 1492'de Kastilya Kraliçesi İZABELLA'nın mücevherlerini de satarak(Ne demekse!?),Kristof Kolomb'a Yeni Dünya'yı keşfetmesi(Keza Osmanlı nedeniyle Akdeniz'de turist olarak bile gezemediklerinden,Rodos ve İspanya Şovalyelerinin talanı olanaksız,esir ve mal gaspetmeleri Krallıklar'ın Lüks yaşamının masraflarını karşılayamayınca kendi halklarını zaten açlık,hastalık ve sapkın Hristiyan tarikatlardan anası ağlamasına rağmen kat be kat vergilerle ,inim inim inletirken,hapishaneler dolup dolup taşarken,öldür öldür bitmeyen kendi halkının yanında..) birden ZENGİN YAHUDİLER DİKKATLERİNİ ÇEKİVERDİ. Hemen Engizisyon Çarkı işlemeye,Yahudiler DİNSİZ,ŞEYTAN olarak adlandırılıp,diri diri yakılmaya ,malı mülkü gaspedilip kapının önüne konmaya (Bizde bir ara dini bütün bir Bay NETEKİM'imiz vardı.Hani ''Asmayıp da besleyecek miyiz?''diyen.Tıpkı onun gibi),Kastilya Kraliçesi İzabella ile İspanya Kralı Ferdinand aynı görüşü paylaşınca ; canlarını dişine takan Yahudiler'e yine Vatansızlık yani Haymatlosluk yolu göründü.. Kastilyalılar'ın İpek yoluna ulaşmak için Kızıldeniz'i işgal etme,sömürme,üs elde etme hayalleri de yine Osmanlılar tarfından engellenince altın,ipek,baharat,köle avlamak üzere Akdeniz'in arka kapısından düştüler Okyanus,Amerika yollarına.... Tam bu esnada Osmanlı Yahudiler'in imdadına Hızır gibi yetişti.Onlara Osmanlı'nın ve Bütün Avrupa'nın en gelişmiş kentleri olan Selanik,Edirne,Bursa,İzmir,İstanbul gibi kentlerinde ticaret erbabı da olmak üzere yer gösterdiler. Filistin kuruluna kadar ikamet ettiler. Aslı Haymatlos olan Vatansızlığın öyküsü kısaca budur. Sayın ERDİ'nin karşılıklı konuşma olarak başlığa taşıdığı bilgilere bir itirazım yok. Sosyalizm bakışla aktarılan bilgiler(Şu teknoloji katkılı robot açıklaması tartışılabilir.)doğrudur. Kominizm bir ütopyadır;ancak şimdilik.. En azından bu ÜTOPYA'ya Kutsal Kitaplar'da ki CENNET kAdar saygı gösterilmesi gerekir. Cennet ve cehenneme saygı beklerken bu ütopyayı ciddiye almamak da pek rasyonel olmuyor. Unutmayalım!İnsanlar İnandıkları kadar yaşama sarılırlar..Buna bilim de dahildir! Saygılar, doğançay |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,247
| Vatansızlığın bir öyküsü yoktur.Birileri tarafından uydurulan bu saçmalığa inanmamaktır.Vatan bir palavradır. |
|
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 2,237
| Alıntı:
Vatansızlık bazı insanlar için kabul edilir ve arzu edilir bir kavram olabilir... Başkaları için de kutsal ve değerli bir kavram olabilir. Vatansızlık kavramını savunan bir kimseye "palavra", "saçmalık" ifadeleriyle cevap vermenin anlamsızlığı kadar, Vatan kavramını kutsallığın içinde sayan insanlara da bu şekilde yaklaşmak hoş değil sanki, siz ne dersiniz? ![]() Vatan kavramı bazı insanlar için sizin Nick'inizde kullandığınız kelimenin değerini taşır... Sevgilerimle __________________
Senden vazgeçmeden ölürüm belki... | |
|
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 3,353
|
| |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 2,583
| Saçmalıktan öte bir hayalperestliktir bu... İnsanlar ideallerinde realist yaklaşımlar segilemelidir ki bir hedef ya da amaç anlaşılabilir,anlatılabilir akla uygun olmalıdır... __________________
Silkin doğrul artık günü geldi kavganın Mehmet olup dağlar da destanlar yazmanın... |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 479
| İnsanların zaman zaman bu tür sorgulamaları oluyor sanıyorum, benim de oldu. Düşücelerin ütopik olup olmamasına gelince, bir zamanlar düşünülenlerin gerçekleştirildiğini görüyoruz. Ama demiyorum ki bunların tamamı benim kabul ettiğim, edebileceğim doğrulardır ve böyle olacaktır. Ya da diğer insanların... Yaşanılır bir dünya ve buna özlem. Bir belgesel izlemiştim, başını kaçırmıştım ve isimleri de aklımda kalmadı. Bana çok ilginç gelmişti, dürüstçe açıklamaları. Sanıyorum Asya'nın kuzeyinde göçebe yaşıyorlar. Maddi imkanları son derece kısıtlı ve teknoloji ile alakaları yok. Hayvancılık vs ile geçiniyorlar ve şöyle diyordu bir tanesi: "Modern insanın hayatında para denen bir şey var. Bizde bu son zamanlarda geyik boynuzu ticaretiyle görülmeye başlandı. Bu yüzden geyik avlayanlar var, ancak iyi ki modern insan bu boynuzlara çok para vermiyor da bizden uzak kalıyor. Zor şartlarda yaşasak da biz bundan çok memnunuz. " Aşağı yukarı böyleydi. Evet günümüz modern yaşantısı, teknoloji, tüketim çılgınlığı insanları çıkmaza götüren, bunaltan, mutsuz eden bir hal aldı. Ancak bakın bir dünyaya, her coğrafyada farklı farklı kültürler. İnsan sosyal bir canlı, kültürleri var, birikimleri, alışkanlıkları. Dilde bile kültüre dayalı tamamen zıt anlamlar var. Bizim türkçemizdeki normal bir kelime, Gagavuz Türklerinde küfür anlamı içerebiliyor. Afrika'da iklimsel giyiniş alışkanlığı, müslüman dahi olsalar, bizim alışkanlıklarımızla çok farklı olabiliyor. Bunca farklı insanın, farklı kültürün aynı değerlere sahip olabilmesi, aynı şekle girmesi, aynı yaşantıyı benimsemesi çok zor ve anlamsız geliyor. Bırakın insanlar istedikleri gibi yaşasınlar. Doğal yaşama, doğal gelişime ve insanlara olan bu tür müdahaleler hep olumsuz sonuçlanıyor. Bırakın seçenekleri insanlara sunun onlar değerlendirsin. Barış, demokrasi getireceğim diye yapılan müdahaleleri ve doğaya yapılan yıkıcı müdahaleleri kastediyorum. Toplumların yönetimi illaki gerekiyor. Bir kalabalıkta illaki farklı sesler, düşünceler ve yaklaşımlar olacaktır. İnsanların ortak yaşamı kurallarla illaki korunmalı ve denetlenmeli. Kuralcı bir insan olduğumdan değil, tam tersine katı kuralcılığı ve despotluğu sevmem. Üstelik, insanlardaki ülke kavramları çok uzun tarihler sürecinde ortaya çıkmış, yerleşmiş ve düşmanlıkların önünün ülke olmaktan çıkmayla sağlanabileceğini sanmıyorum. Çok ilerde dünyanın ne şekilde olacağını bilemiyorum ancak görünen şekliyle, küreselleşme çalışmaları dahil, sadece bir sömürge ve gücü elinde tutma çabası ve güvenlik kaygısından kaynaklanıyor bence ve despotça buluyorum. Ayrıca erdi arkadaşın bahsettiği diyalogda, günümüzde varolan bazı yanlışlardan çok farklı bir yaklaşım görmüyorum günlük yaşam konusunda. Yanlış uygulamaların özgürlük adı altında tepkisel bir şekillenişi olarak görüyorum. Yozlaşmaya tepki, değerleri reddetmekle çözülemiyor. Bu sadece tepkisel bir yaklaşım, ben öyle düşünüyorum. Kolaycılık, aile, birey olmanın, vatandaş olmanın sorumluluklarından kaçış ve robotların sağlayacağı kolaylıkla oluşacak boşluk hissinin yerini doldurabilecek bir değer göremedim. Yozlaşmaya tepkimiz olsun elbette, ancak değerlerimizi tümden atmak özgürlük değil bunalım getirir. Özgürlük olsun elbette, ancak birey olma, insan olma değerleri terkedilmesin. Yanlış uygulamaların düzeltilmesine çalışılsın. Aile içinde ve toplumda insan haklarının, kadın erkek eşitliğindeki yanlışların düzeltilmesi gibi... İnsanlarda aidiyet duygusu vardır, buna ihtiyaç duyulur. Bilmem hiç ailenizden kopuk yaşadınız mı, her anlamda. Birey yetişkin olduktan sonra çocukluğunda yaşadığı aile bağı şekil değiştirmeli, bizdeki gibi sağlıksız bir duygu sömürüsüne dönüşmemeli, geleneksel yanlışlıklardan kurtulunmalı, ancak bu bağ olmadan olmuyor. Geçen bir belgeselde gördüm yine, bir filin saldırganlığının sebepleri araştırılıyordu. Sirkte çalıştırılıyormuş. Bebekken annesi gözü önünde öldürülmüş. Yine saldırgan bir fil grubunun bu davranışları incelendiğinde aynı şekilde, otorite sağlayacak ebeveynden mahrum kaldıkları ortaya çıkıyor ve bunu sağlayacak bir yetişkin fil ile sorun çözülüyor. Bu yaşamsal gerçekleri gözardı edemeyiz ve tepkilerimizle oluşan isteklerimiz gerçekçi olmaktan uzak kalabilir bu yüzden. |
|
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005 Ülke / Şehir: ankara
Mesajlar: 1,198
| izninizle size k-pax filminden bir dialoğu aktarmak istiyorum.. filmde, uzaydan geldiğine iddia eden bir şizofren hasta (belki de gerçekten uzaylı) ile bir psikiyatristin konuşmasını yazıyorum.. (d:doktar, h:hasta) Alıntı:
daha fazla da söyleyecek birşey yok.. __________________
öğrenci görünümlü müzik insanı | |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 479
| Ailenin çocuk için yetişkin olana kadar dönemdeki öneminin ne kadar önemli olduğunu hiç duydunuz, incelediniz mi? Bir gün ya da günlerce, yatağınınızdan uyanıp, nerdeyim, kimim sorusunu panikle sorup, müthiş bir boşluk hissi yaşadınız mı? Tüm varlığınızla bu boşluk ve bunun neresinde olduğunuzun anlamsızlığını yaşadınız mı dehşet içinde? Bunu aile yerine herkes yapmalı ise neden? İlla ki birilerinin yapma gerekliliğinin farkındalığına rağmen, dünyaya getiren kişilerin bu sorumluluğu taşıması gerekiyor iken neden başkaları yapsın. Ya da aile kavramı, ya da vatan kavramı ne gibi bir sorun olarak görülüp ortadan kaldırılmak istensin. Ailelerde , ülke yönetimide yanlışlıklar varsa bunlar düzeltilmeli diyorum tekrar, önerilen değişiklik anlamlı gelmiyor o yüzden. Bazı değerlerin yerini asla başka şeyler dolduramıyor ve bu gereksiz bir çaba bence. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|