"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Güne Düşen Ve Dünün Artıkları/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 606
| Güne düşen ve dünün artıkları belki miğdemi bulandıran,hafızamın yaptıkları,gözümün önüne getirdiği silüetlerin silikliği ile bir haykırış kopar,önce su titrer,rüzgar ürperir ve gökyüzü haykırır dile getirmek istediklerimi...bir ezgi kulaklarıma ilişir mutsuzluğun içersine gömülsende mutlu olunabileceğini insana fısıldayan,bu bekleyişin ardına saklanarak onun elini annemin elini tutar gibi sararak peşinden sürüklenirim hayallerim ile beraber ardından ... KronoS __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-03-07 12:41 . |
|
| #2 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 606
| Sokağin başında durmuş titiriyor ellerini başının üzerinde gardiyan etmiş düşüncelerine sayıklamalardaydı ve an gelip çattığında karşısında duruyordu SEvilmediğİ kişi ve elindeki şarap şişesine dolan göz yaşları kankırmızısı bir hal alıyordu kaybettikleri aklına geldikçe __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-03-07 12:41 . |
|
| #3 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 606
| bir lodos yakar bedenimi, güneşin tenimde bıraktığı esinti ile üşürüm sanrılarımla... düştüğüm sevgimin olmadığını sokağimizdaki lambaların parıltılı dünyası içersinde.Düştüğüm kargaşa ile anladım yokluğunu veya varolanın manasızlığını geçmişe dair.... Ay odamın penceresine yansımıyordu, sokağinızdaki lamba ağlıyordu parıltıları yerlere serpilince sebebi ne mi bunların çünkü; Sen uyuyordun.... __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-03-07 12:40 . |
|
| #4 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 606
| Umut ile yaşamaya başladığında ölümün çanları çalmaya başlamıştır senin için artık... bir bitişin ardından gelen hüzünün kalbini kemirdiği zamanlardı, ve bittiğini anladığımda sakat bir çocuk gibi ötenazimi istiyordum doktorlardan.. çaresizce etrafıma savurduğum göz yaşlarım ile belkide kirlenmiş yüreğimi temizliyordum... sevdim ben sadece belkide umutsuzluk aşiladığımı, son sözlerinde gördüm bebek yüzlüm... __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-03-07 12:39 . |
|
| #5 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 606
| Geçmişte Ne Yaptın Baba Yasamak ve varolmak yada sadece bir topluluğun içersinde oluşan mekanizma içersinde bir uzuv olmak sürekli birilerinin tahriki olmadan hareket edememek değilmidir koyunluk...midemde oluşan ülser sancıları yüzümü ekşitiyor tükettikçe ve üretmedikçe çalişmalı üretmeliyim...aman nekadar salağim bunun gibi basit bir mantığı kim savunur ki neden çalişmalıyım çalmak varken,neden üretmeliyim herşey hazırken,neden okumalıyım televizyon varken,neden herkesin okumadığını ben okuyayım marjinalmiyim.. dışarda bir kasırga sürüklüyor bizi tırnaklarımızı törpüleyen günden kalanlar,yarınımızda ufak bir çocuğun yada bizden bir parça olan çocuklarımızın isyanına dönüşcek geçmişte ne yaptın baba diye... __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." bad-ıŞimal Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-10-07 23:35 . |
|
| #6 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 606
| Üşüyorum;Bundan anladığım, ölülerinde üşüdüğü... Bir hayaldemiyim yoksa ölü mü Bu nasıl bir yaşam, birileri izah etsin bana! Elma dedim çık ortaya ama..elim hep boştu.. Yok yok bu ne bir hayal, ne de bir yaşamın son demleri... Olsa olsa bir şizofrenin yazdıklarıdır. Ancak şizofren bir hayalperest yakalayabilir böyle mutlu sessizliği içersinde sadece sesizlik olan bir mutluluğu Yağmur yağiyor sokağimizda ahmak ıslatan cinsinden ben sokakta ıslak bir şizofren ve parkta boş salıncaklar salanıyorlar kimsesizce yalnız başlarına! Kaldırıma bağdaş kurdum ağlıyorum katıla katıla bende katılmalıyım bu yağmura gözyaşlarımın içerisinde sakladıklarımla göz yaşlarım bir gazete parçasının ilanını ıslatıyor mazgallardan süzülüp akıyor harfler belki bir gün benimde sesizce burdan çekip gideceğim gibi.... __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-03-07 12:39 . |
|
| #7 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 606
| Zamansızlaşma,kum tanelerinin her aşağiya doğru kendini bırakması,bir nevi intihardı....onlar için her yalnız düşünüş,özgürlüğün sınırsızlaşmasının olabilirliğini keşfedişti...Yıkılmaların ardından,yığılmış fikirlerden yeniden bir doğuş mümkünmüydü...? Damlaların her düştüğü noktada çıkardığı tınılar kulaklarını tımalıyordu...tek bir damladan oluşan zerreler tekrar eski hallerini alabileceklermiydi???Damla misali olmuş fikirlerim,düşüncelerim,yaşadıklarım her çarptıktan sonra parçalandığı noktanın etrafında yeni bir form alarak değişimin deviniminden etkileneceklermiydi zamanla????Beynimdeki çatışmalar yaralıyordu,birbirlerine acımıyorlardı ...olguların sorguculuğu her kafamı koyduğum yastığımın üstünde volta atıyorlardı fikirlerimin üzerinde...doğru,gerçek,fikir ne kadar özgürdü zamanın akıcılığında!!!Tiyatral bir eda ile çatışan düşünceler belkide bir dramın sonunu görüyordu son perde ama intihar eden kum taneleri peşlerinden o kadar çok ide'yi sürüklüyorduki farkında olamıyordum kimi zaman.... Zaman yığılıyordu varisli bacakları ağrılarını göçebe bir kavim gibi gezdiriyordu bedenimde....kum tanelerinin intiharları ile özgürlük empozesini yapabilecekmiydi hümanite üzerinde!!!Asimile edilmiş olgular yeniden bir vücuda bürüneceklermiydi...diriliş mümkünmüydü değişimin deviniminden yararlanmadan tabulaşmış idelerin...Dengesizleşmiş yaşamın sebebi bu değişim deviniminden etkilenmeden çıkmış bir yaşamı savunan idelermiydi...tabutlaştırmak değilmiydi yaşamı değişmeden,gelişmeden yaşamak...!!!! Sebebi neydi acaba,kum tanelerinin intiharının.Hiç düşündünüz mü kaybedilen her kum tanesinin ardından kazanmamız gereken yada yaşantımıza katmamız gereken idelerin beynimizdeki yokluluğunu,istediniz mi değişimin devinimini yaşamak? __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-03-07 12:39 . |
|
| #8 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 606
| Dur gittiğin noktaya bak!Ezmeden önce,üzerini çizmeden önce bak geçmişine!Ne kadarda unutkanız,geçmişimiz ile ne kadar kavgalıyız?Ama değilmidir bizi biz yapan geçmişimiz!belkide sebebi budur geçmişimizin bu kadar bize uzaktan bakması,bizimde bu yüzden hayat denilen bu ölü denizde bu kadar mücadelesiz bir şekilde kıyıda sadece kumdan kaleler yapmamız,bize yapılanlardan kaçmak ve korunmak için kaçabileceğimiz kumdan kaleler! Daha ne kadar kaçabiliriz ki hayattan kumdan kalelere sığınarak.Şiddetli esen bir rüzgar yıkmaz mı,coşmuş bir dalga devirmezmi kumdan surlarımızı başımıza bırakalımda bu mücadelesizliğide savaşalım bizi yıkmak isteyenlere karşı beraberce yada yalnız başımıza! __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." |
|
| #9 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 606
| Yok zamanın öncesi sonrası,belki sabit bir aerobik bisikletine binmişiz sayıyoruz yerimezde,farkında olmadan sıradan bir hayatı güderek.Körpe toplumumuzu buduyoruz bütün kuralları koyarak,sadece yönetilenlerin uymasını isteyenlerin boyunduruğu altında!Bir isyanın sürgün yemesidir kurallsızlık,kanunların çatısı altında empoze edilmesidir yaşamlarımızın sıradanlığının sebebi ama bir gerekçe haline getirlmişliktir bizim uydurulduğumuz yaşam formlarımız bu yapılar içersinde hayatlarımızı sürdürebilmemiz için yıllarca bize! __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 03-10-07 13:24 . |
|
| #10 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 606
| Duvarın üzerinde bir çatlak,içersine doğru onun karanlıklarına tecavüz edercesine sızan ışıkk hüzmesi,kulaği kesik zamanlarda onun hakkında haberi olmadan arkasından yapılan dedikodular, bir nevi toplumsal sanrıların sonuçları ile kitlesel yaşanımın sebebleriydi belkide.Televizyondan empoze edilen kültür kirliliğinnin doğurduğu sonuclardı bu söylentiler..kelimelerini yazdığı karanlığına giren ışık onun elinden çaldığı umutları ile saklandı annesinin eteğinin altına ve işik ile korunmasız kalan idelerin buharlaşması ile yalnız kalan bir adam gibi şarap şişelerini her devirdiğinde dibine doğru gözünü yönlendirerek elinden çalınan karanlıklarını istercesine şişenin içersine doğru intihar ediyordu...ve yaşamak artık manasız,donuk bir hal alıyor,ürkek bakışlarını etrafına savuruyordu...arkada hayyamın dizelerini seslendiren kırık bir plak ile odasının tavanına astığı ipe doğru gözlerini dikerek son defa göz kapaklarını kapatıyor ve artık bitiriyordu bu sahte aydınlıklar ile dolu hayata karşı ütopik yaşamını!!! __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 03-10-07 13:24 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sarıkamış'ta Ruslara esir düşen Türk Askerlerinin Açlık ve İşkence Belgeleri | doğançay | Tarih | 4 | 11-12-07 11:44 |