"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Muhafazakar tefekkür / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Onay bekleyen
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 273
| MUHAFAZAKÂR TEFEKKÜR Bir düşünce tarzı ve biri tutum olarak olarak muhafazakârlığın başlangıcı, insanlık tarihinin malum ilk dönemlerine kadar geri götürmek mümkünse de, siyasi bir doktrin ve belirli bir ideoloji olarak muhafazakârlığın tarihi yenidir. Doktrinsel âlemde muhafazakârlık, Rönesans, reform, devrimler yüzyılı den 18.yy takiben eleştirisinden bahsedilebilir. Paris le başlayan devrimler ve devrimlerin felsefi temellerine yapılan fikir eleştirileri, tutarlı bir ideoloji oluşturacak vaziyete siyasi şartlarını sağlayan bir dönemin başlangıç çizgisini hatırlatmaktadır. Muhafazakârlık Paris le başlayan devrimlere duyulan tepkiyle bu devrimin felsefi ve fikri temellerini hazırlamakla itham edilen reformcu filozofların eserlerine yöneltilen eleştirilerin vücut bulduğu bir tefekkür geleneği ve bir ideoloji olarak ortaya çıkmıştır. Evveli itibariyle Avrupa ‘ da başlayan her alanda hızlı ve köklü değişmenin yaşandığı bir çağın ve yeni bir tefekkürün müteşebbisi sayılan devrimimin ardından filizlenmiş olması, muhafazakârlığın ideolojik çerçeve boyutunda devrim kavramının sebep olduğu kan ve kargaşanın anahtar bir rol oynadığı ayan beyandır. Muhafazakârlığın uzak durulması gereken tehlike kaynağı (kanla beslenen vahşet) olarak devrime atfettiği anlamın analize tabi tutulması, belirli dönemlerde yaşadığımız “inkılâplar” da ifadesini bulan siyasi değişimin muhafazakâr perspektifte değerlendirilmesi hareket limanımız olabilir. sağ ve sol radikal (faşist-komünist) değişim hareketlerinin peşinen müspet karşılandığı bir tefekkür geleneğine ve devrim denen çok sayıda reform tecrübesinin izlerini taşıyan bir siyasal eyleme sahip ortamda, devrime yönelik eleştirileri yapan muhafazakar tefekkürün değerlendirmelerine eğilmek zorundayız Muhafazakâr tefekkür geleneği ve devrimler Hayal kırıklığı ve tepki Paris devriminin Avrupa nın her yanında olduğu gibi Britanya da da büyük bir heyecan doğurmuştu, lakin çok kısa sürdü bu heyecan. Liberaller, radikaller ve reform iyimserliğini taşıyan herkes için devrim yepyeni ve daha insani bir dünyanın başlangıcı demekti. Nihayet geçmişin sorumluluğunu omuzlarından atarak geleceğini kendisi kurabilecekti ve bunu gerçekleştirmenin ilk adımını Paris isyanları atmıştı. İsyanın ateşi, Avrupa nın mutlak monarşilerini rahatsız etmesi “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” haykırışının monarşilerin birçoğunu yıkması kaçınılmazdı. İsyanlara şüpheyle yaklaşan ve seyirci tavır takınanlar bir yana bırakılacak olunursa, genel iyimserlik dalgasının Britanya sahillerine ulaşması an meselesiydi. Londra da dernekler kuruluyor, hatipler kürsüden haykırmaya başlıyordu çünkü. Asrın tefekkürleri arasında bu seyri bozan ve açıkça Paris devrimini mahkûm edecek en güç ses liberal olan muhafazakârlığında sonradan kurucusu sayılacak muhafazakâr tefekkürün mütefekkiri Edmund Burke idi. Burke ye göre devrim hareketleri baştan kötü başlamışlardı; çünkü kendilerine münhasır değerleri hor görerek başlamışlardı. Onların kendilerinden başkasının bilgeliğine saygıları yoktu. Devrimlerin ülkelerine bağlılıkları gelip geçici projelerine müsait olup olmayışına bağlıydı. Paris devrimi dünya tarihinde daha önce benzeri yaşanmamış ve “sadece Paris’i değil tüm Avrupa’yı, hatta Avrupa’dan daha fazlasını” müdahil eden bir krizi ifade ediyordu. Devrim hareketinin tepki gecikmedi. Burke’yi devrimi kavrayamamakla suçlayacaklardı, kendilerinin takdire şayan olduklarından dem vuruyorlardı. devrim hareketi devrimin çok fazla kanlı olmadığını belirtiyordu. Oysa bu sav çok kısa zamanda geçerliliğini kaybedecekti. bu fiyasko muhafazakarlığa yönelişi artırdı. Britanya-Amerika Geleneği Bir “kopuş” ve “başlangıç anı “ olarak devrime yönelik muhafazakâr tepki iki boyut oldu. Kıta Avrupa’sında belirginleşen şekliyle, devrimi bütün sonuçlarıyla reddeden ve devrim öncesi yapıyı yapıyı olduğu gibi iade etmeyi amaçlayan tepkici muhafazakârlık; diğeri Britanya, Amerika dünyasının ılımlı liberal –muhafazakârlığıdır. Kıta Avrupa sı ile Britanya arasındaki tefekkür geleneğinin arasındaki ayrıma paralel olarak, Britanya aydınlanmasının boyutlarını taşıyan Edmund Burke’nin dönüşümcü, deneyci ve birey hukukuna önem veren Locke ye kadar uzanan liberal-muhafazakârlık, bu tefekkür geleneğinin ve ideolojinin kalıcı formunu ifade etmektedir. Din, aile, gelenek gibi kurumların muhafazasını arzulayan, tedrici değişimi revaca koyan, rasyonel siyaseti tek başına yeterli görmeyen ve toplum mühendisliğini reddeden bir tefekkür geleneği ve ideoloji olarak muhafazakârlık, bu tefekkür geleneğinin felsefi zeminine ve tecrübeyi ve tedrici değişimi onaylayan tefekküre uzak değildir. Muhafazakârlığın siyasal olarak çok etkin olduğu ve muhafazakâr partilerin çoğu kez iktidarı temsil ettiği bu tefekkür geleneğinin egemen olduğu ülkelerde muhafazakârlar, tedrici değişime, çatışmacı olmayan bir liyakate sahip olmanın kendi ülkelerindeki demokrasi standardını yükselttiğini ve ülkelerinde güçlü faşist ve komünist hareketin yeşermediğini memnuniyetle belirtirler, üzerinde dururlar. Onlara göre, örneğin Britanya da veya Amerika ‘da güçlü faşist ve komünist hareketin olmaması, radikal değişime soğuk bakan felsefi ve siyasi atmosferin herkesi kuşatmasındadır ve bunun kaynağında muhafazakârlığın liberal felsefe ile yakın temasta olduğu muhafazakâr –liberal sentezin etkisi bulunmaktadır. Muhafazakârlar Neden Devrimi sevmezler?yarın |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|