"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



 



Geri Dön Yazıyaz Forum > Edebiyat > Öykü ve Denemeleriniz

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Adınız siz koyun

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız...


Anket Sonuçlarını Göster: Eseri beğendiniz mi?
Evet0 0%
Hayır0 0%
Daha iyi olabilir3 100.00%
Oy Verenler: 3. Bu ankete oy veremezsiniz

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski08-03-07, 15:26  #1
mustafa01
 
mustafa01'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 757
Sen, ben ve biz...



Sonu mutlu biten öyküler istemiyorum ya da son anda çıkagelen süvariler. Sadece yaşamak, yaşamak ve yaşamak. Bana bildigim şeyleri anlatma onları zaten her an, hergün yaşıyorum. Beni bana bırak, sadece izle ve gör...
Zaten senin tanrılıgınıda kabul etmiyorum. Evet öyle! olamaz mı! ben ve isyan...
Karşılıksız ve delice seversem acı çekebilecegimi söylüyorsun ya şimdi düşünüyorum bu kimin umrundaki! Sevmek bazen acı acı çekmektir ya da her aşk içinde bol miktarda acı barındırır. Bu sözlerin binlercesini sıralayabilirsin ama inanmadıgım tüm tanrılar şahittir hiç biri umrumda bile degil.Ben sadece seviyorum ve yaşayıp hissedecegim her duygudan bizzat kendim sorumluyum.
Ne yani biz sürekli aynı şeyleri yaşayan o sıkıcı çiftlerdenmiyiz? Aynı sinama, aynı mısır aynı kola ve aynı resteurant...Hiçbiri onun için çekeceğim acılardan daha güzel olamaz belkide. Kim bilebilir!?
Şaşkınmısın? Korkuyormusun? Yaşlanıyorsun ve herşey anlamsızmı geliyor?
Buraları terkedip ne kadar uzaklara gidebilecegini de hesaplıyormusun? Sana birşey söyleyeyim mi? Hiçbirşey onunla aynı yatakta uykuya dalmak kadar mutluluk verici olamaz hatta şaşıp korkuyor yaşlanıyor ve herşeyin anlamsızlıgına tanık oluyorken bile... Hiçbirşey onu koklarken uykuya dalmak kadar güzel olamaz ve hatta ne kadar uzakta oldugumuz bile önemsiz beraber yaşlanıyorsak.
Bazen onunla mutlu olduguma dair kanıtlar göstermemi istiyorlar. Yoksaaa beni illaki delice mutlu etmesi gerektigini felanmı düşünüyorlar? Tanrım! Ne kadar ahmakça...Biz sadece birlikte yaşarız. Hiçkimseye hiçbirşey kanıtlamak zorunda degiliz ve hatta o bildik sıkıcı çiftlerdeniz! Herkes gibi sokaklarda el ele dolaşır, aynı parkta aynı banka otururuz.Muzlu puding yaparız, aynı sinemaya gider, aynı hamburgerden ısmarlarız. Bitiremiyeceğimizi bile bile iki büyük buzsuz kola iki de büyük patlamış mısır alırız...ve her seferinde o kırmızı sinema koltuklarına yarım kalmış halde bırakırız...
Biz uygar dünyanın son ve en büyük aşıkları olmak istemeyiz. Biz sadece birlikte yaşar, sabaha kadar sevişir ve beraber yaşlanmak isteriz. Biz sadece biziz...
Mustafa01
__________________
KENDİ DÜŞÜNCEMİ DESTEKLEMEM YASAKLANAMAZ.
mustafa01 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-03-07, 17:03  #2
Dilara
Ayrıldı
 
Dilara'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 715

Emeğine sağlık. Siz, siz olarak kalmaya devam edin bence. Hiç bozmayın olur mu
__________________
Zaman hiç bir şeyi silmiyor, kimi anları örtüyor, yalnızca...
Dilara is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-03-07, 17:45  #3
mustafa01
 
mustafa01'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 757
İnşallah...

Alıntı:
Sayın Dilara şöyle demiş:

Mesajı Göster
Emeğine sağlık. Siz, siz olarak kalmaya devam edin bence. Hiç bozmayın olur mu
Sayın Dilara;
Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim zira daha yarım bırakmamız gereken çoook mısır var...Sevgiler Saygılar.
__________________
KENDİ DÜŞÜNCEMİ DESTEKLEMEM YASAKLANAMAZ.
mustafa01 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-03-07, 02:00  #4
mustafa01
 
mustafa01'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 757
Emel'im

EMEL'İM

Tutki sığındıgım bir kalbin kalmış şu yalan dünyada ve tutki ben yolumu kaybetmiş bir aşık karanlıklarda.Biliyorum görmesemde o en uzaklarda bir ışık yükselecek üzerime ve savuracak bizi en güzel sevdalara.
Bilinmez zamanların masum sevişmeleri gibi izi kalmış her yalan sevginin yüregimizde ve bir bir silkinir yakamızdan gözlerinde her gülüşünde...
Ve biz yoklugunda bizsizligin üşürüz yaban ellerde... Bilirsin ben en hırçın ve zalim anlarımda sadece sende dinerim o en karanlık anlarımda...
Şimdi yüregimde bir tutam sevgi, bir parça aşk kırıntısıyla yaşamak varsa seninle ve ben sevmeye söz verdiysem seni, o en karanlık ve ıssız zamanlarda da ve bir dag keçisi olacaksam bu sevdanın en dik patikalarında... Zerre kadar umutsuzluk dogacaksa şayet yüreğimde sevgine ve güvenine en yükseklere gömsünler yüregimi, zirvede bir kartal yuvasına ve parçalasın yüregimi bir dişi kartal en şiddetli açlıgında...
Sevdigim son kadın sen olmayacaksan bu karanlık dünyada bir tutam sevgiye aç kalayım o en derin karanlıklarda...
Mustafa 01 --- 26 Kasım 2006
__________________
KENDİ DÜŞÜNCEMİ DESTEKLEMEM YASAKLANAMAZ.
mustafa01 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-03-07, 12:11  #5
mustafa01
 
mustafa01'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 757
Adınız siz koyun

Yazımına 05 Mart 2007 de başladıgım öykümün yazabildigim kısımlarını sizinle paylaşmak istedim. Henüz adını koymadım. Eser ve adı ile ilgili paylaşımlarınızdan mutluluk duyacagımı belirtmek isterim.
Saygılarımla.

Bölüm 1
Sarı Sonbahar

Issız bir sonbahar akşamıydı. Bu arnavut kaldırımlı dar sokaklarda gece lambalarının çevresinde oynaşan, bir o kaldırıma bir ötekine arsızca koşturup duran sarışın sonbahar yapraklarından başka hiçbir hareketlilik yoktu.
Onlarda sokağın başından görünen otomobille birlikte duvar diplerine kaçıştılar telaşla. Sokağın ortasında duran duran otomobilden önce şoför indi. Koşar adımlarla yöneldi arka kapıya ama yine yetişememişti, hanım kapıyı açmıştı bile... Af dilercesine kısıldı gözleri, büzüldü dudakları. Hanımın adı Serpil idi. Otuzlu yaşlarına yaklaşan zarif ve güzel bir kadındı. Zarif ve güzel bir ev kadınıydı...
Karanlık ve ıssız Sonbahar akşamlarında bu naif ve çelimsiz şoförün kendisi için kapıyı her açışında garip bir kimsesizlik duygusuna kapılırdı. Hele birde ayagına dolaşan şu arsız sarışın sonbahar yaprakları yokmuydu! Acaba ne anlatmak istiyorlardı ona. Acaba onlarda başlarında babaları olmadıgından mı böyle özgür ve arsızca koşturup duruyorlardı karanlık kaldırımlarda. O da babasının yoklugunda az ugraştırmamıştı annesini ve babaannesini sokaklarda sek sek ve ip atlama ugrunda...Babasının yoklugu bu güzel kadına otuzlu yaşlarında bile ilginç bir displinsizlik arzusu veriyordu.Sonra Serpil ve şoför o bildik tebessümü ettiler birbirlerine ve şoför aynı koşar adımlarla gitti direksiyon başına. Sonra kaybolup gitti bu arnavut kaldırımlı ıssız sonbahar sokagında sarışın sonbahar yapraklarının ürkek bakışları arasında.Serpil her seferinde izlerdi bu kaybolup gidişi usulca. Sadece bunu degilki! Denizdeki vapurları, yaramaz bir çocugun elinden kaçan arsız balonu, havadaki göçmen kuşları...Sonsuzlukta kaybolup giden herşeye usulca ve gıptayla bakardı sonra garip bir terkedilmişlik duygusuyla kalırdı başbaşa...O hiç kaybolup gidememişti şu kısa ve mutsuz hayatında.
Sonra kollarını birbirine bagladı sıkıcı biraz üşüdügünden aslında kendi kendine kalmışlık duygusandan gelen o kendine sahip çıkma arzusundan. Birer birer çıktı merdivenleri, çantasında kolayca buldu anahtarlarını, açtıgı kapıdan usulca girdi binaya.
Hayata açabildigi tek kapı buydu ve o da her seferinde bu beyaz mermerden soguk ve gösterişli merdivenlere çıkıyordu o da yanlızlıgının mekanı 4 kapı numaralı dairesine... Asansörü kullanmazdı bir bir yavaşça çıktı merdivenleri nasılsa acelesi yoktu. Daire kapısına geldiginde posta kutusuna bakmadıgını hatırladı neyse yarın sabah koşusundan dönüşte alırım diye düşünerek açtı daire kapısını.
İçeri girdi ışıgı yaktı. Gözleri ilk olarak holdeki duvara asılı kahverengi ahşaptan çiçek morifleri ile süslü saate takıldı. Akşamın dokuzu olmuştu ve hatta akşam yerini geceye bırakmaya hazırlanıyordu usul usul. Yine o bir türlü hazmedemedigi kimsesizlik duygusu çöktü genç kadının yüreğine. Bu kocaman ıssız dairesinde tek başına bir gece daha geçirecekti. Üzerindeki montu çıkarıp vestiyere astı ve yatak odasına yöneldi. Aynanın karşısında idi işte yine o ıssız ve ürkek bakışlarıyla...Bir o kadar da kimsesiz...
Çantasını komidinin üzerine koydu, kıyafetlerini bir bir çıkarıp siyah-beyaz eşofmanını giyindi.Gecelik giymekten pek hoşlanmazı. Hiç görmediği babasının fanatik taraftarı olduğu Beşiktaş futbol takımının renkleri sinmişti hayatı boyunca kıyafetlerine. Siyah ve beyaz... Zaten yaşamıda öyleydi bir ortasını bulamıyordu.
Kendisi daha dogmadan vefat etmiş babası. Babasını hiç tanıyamamış olmasının garip yoksunlugunu hissederdi bakışlarında kendisine her baktıgında. Annesinin anlattıgına göre yakışıklı bir adammış babası.
Dalgalı siyah saçları, masmavi gözleri, geniş omuzları ve tertemiz kalbiyle adam gibi bir adammış...Doğumundan evvel erenköyde oturuyormuş ailesi.
Annesi bir hemşire, babası ise polis memuruymuş. Henüz 25 yaşlarında iken yine sarışın bir sonbahar akşamında gelmiş hamile annesine o acı haber.Babası sabıkalı bir hırsız tarafından vurulmuş bir asayiş kontrolü sırasında. Otuzlu yaşlarına yaklaşan bu zarif ve güzel kadın bir şehit kızı olmanın onurunu duymuş tüm hayatı boyunca.Annesi uzun ve zor bir mücadeleyle büyütmüş kızını, Serpil evlenene kadar tüm yaşantısını babaannesinin Pendik'deki ahşap evinde geçirmiş. Ahhh babaanne! Ah sen huysuz ve tatlı ihtiyar! Annesi çalışıyorken o annelik etmiş kendisine.
Annesi beş sene evvel emekli bir konsolosluk çalışanı ile evlenerek Londra'ya yerleşmiş. Annesine karşı halen bir kırgınlık hisseder bırakıp gittigi için onu.
Aslında annesi onuda götürmek istemiş ama o bırakmak istememiş ülkesini.
Neyse geçmiş gitmiş zaman o artık evli bir kadın ve sorumlu oldugu bir yuvası var. Eşi yaşadıkları ilçede belediye başkan yardımcısı. Adı Ali.
Prestijli ve paralı bir işi var ve yakışıklı da bir adam. Ama artık serpili mutlu etmek adına hiç ama hiç başarılı degil zaten serpile göre böyle bir gayreti de yok... Evlenmeden evvel ne kadar da güzeldi halbuki herşey. Şimdiyse o romantik, her an aşk-ı ilan eden, süprizlerle dolu o romantik adamın yerinde yeller esiyor. Aslında herşey eşi siyasete atılıp da 3 yıl evvel belediye başkan yardımcısı olduktan sonra oldu. Sayısız kereler yalvarmıştı serpil siyaseti bıraksın diye. Hep ama hep meşguldü hem güzelde bir işi vardı doktor idi. Sayısız kereler yalvardı Serpil kocasına o eşiyle birlikte olabilecegi sessiz ve sakin bir yaşam istiyordu. Ama bu işe başladıgından beri başka hiçbirşey görmez olmuştu Ali'nin gözü. Siyaset...Ondan kocasını çalan bu şeyden nefret ediyordu. Eşi için artık hep o vardı.
Bu düşünceler içinde baktıgı nikah resimlerini tekrar koydu şifonyerin çekmecesine. Dogruca salona yöneldi. Televizyonu açıp kumandaya uzandı. Keşke bir evcil hayvanım olsaydı diye düşündü ansızın. Kedi,köpek,kuş yada balık keşke evde nefes alıp veren bir canlı daha olsaydı. Belki onlarla oyunlar bile oynardı. Aslında tek derdi şu müzmün kimsesizligini bastırmaktı. Kocası bu gece de eve gelmeyecekti. Ankaraya partisinin genel kuruluna gitmişti malum koskoca bir siyasetçiydi. Hiç sevmezdi Serpil bu gezileri hiçbirine eşiyle gitmezdi. Midesini bulandırıdı bu siyaset. Zaten sıkıntıdan da patlardı. Bu evde yaşadıgı kimsesizlik duygusunu tercih ederdi...
Açtıgı televizyonu izlemiyordu bile. Gözünü tavana dikmiş, ışıl ışıl parıldayan avizeyi izliyordu gıpta ederek.O da böyle parıltılı bir evlilik düşlememişmiydi o deliler gibi sevdigi kocasıyla evlenirken. Şimdi o delice sevdadan geriye kalan sadece küllenmiş umutlar idi... Yoksa aşk koca bir yalanmıydı!? Gerçek olan tek bir şey vardı o da serpilin bu gecede bu ıssız evde bir başına yatacak olması...
Issız, soguk ve karanlık bir gece daha vardı önünde belki de en iyisi bir an evvel uyuyup bu karanlıga bir an önce son vermek diye düşündü. Neden sonra vazgeçti kendine sıcacık bir nescafe yapmak için mutfaga yöneldi.

Devam edecek...
Mustafa01 ...Mart 2007...
__________________
KENDİ DÜŞÜNCEMİ DESTEKLEMEM YASAKLANAMAZ.

mustafa01 Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 09-03-07 12:17 .
mustafa01 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-03-07, 12:46  #6
lamira
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
lamira'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 458

İsim için erken sanki...
lamira is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 07:57.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz