"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
| #1 | |
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005
Mesajlar: 1,650
| Menenjit şüphesi ile 5 yaşındaki oğlunu Zeynep Kamil Hastanesi'ne götürdü. Çocuk Kliniği'nde bayan doktorun şok sözleriyle anne Songül Engiz neye uğradığını şaşırdı. 5 yaşındaki bir çocuğu annesi örtülü olduğu için tedavi etmediği iddia edilen Zeynep Kamil Hastanesi Çocuk Kliniği Şefi Doç. Dr. Aysu Say hakkında İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından soruşturma başlatıldı. Tedavisi yapılmayan Muhammed Nur Engiz’in babası Talhat Engiz de dün Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı’na avukatı ile birlikte gelerek doktor hakkında “ayrımcılık, hakaret ve görevi kötüye kullanma” gerekçeleri ile suç duyurusunda bulundu. Geçtiğimiz hafta sonu yaşanan ve basına yansıyan olayda Dr. Aysu Say’ın, menenjit şüphesi ile hastaneye yatırılan 5 yaşındaki Muhammed Nur Engiz’i annesi örtülü olduğu için tedavi etmediği ve anne Songül Engiz’e sözlü hakarette bulunduğu iddia edilmişti. Çocuğunun ve eşinin başına gelenlerle ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunan Baba Talhat Engiz, şikayet dilekçesinde 5 yaşındaki oğlu Muhammed’i rahatsızlanması üzerine 10 Ağustos’ta Zeynep Kamil Hastanesi’ne götürdüğünü, çocuğunun aynı gün hastaneye yatırıldığını söyledi. 12 Ağustos günü sabah saatlerinde vizite esnasında, sonradan isminin Çocuk Kliniği Şefi Doç. Dr. Aysu Say olduğunu öğrendikleri bir doktorun çocuğun yanında refakatçi olarak kalan eşine tesettürlü olduğu için hakaret ettiğini belirten Engiz, “Eşim, doktor hanımın ‘Ne bileyim bu kıyafetinin altında bomba olmadığını, kimyasal silah saklamadığını, çocuğunuzu siz bu kıyafette oldukça tedavi etmeyeceğim, gidin istediğiniz yere şikayet edin, burada kuralları ben koyarım’ sözleriyle rencide edilmiş ve aşağılanmıştır.” dedi. Talhat Engiz, dilekçesinde ayrıca 5 yaşındaki oğlunun tedavisinin de yapılmadan taburcu edildiğini belirtti. Şikayetinde doktorun yaptığı davranışlar ile Anayasa ile garanti altına alınmış olan din ve vicdan hürriyetine ve vatandaşların ayrımcılığa tabi tutulamayacağı ilkesine aykırı davrandığını dile getiren Engiz, “İdeolojik davranışlar ile başta oğlum ve eşim olmak üzere tüm ailem mağdur edilmiş, ‘İstediğinize şikayet edin. Burada benim istediğim olur, gönderin bunları’ diyerek verilen talimatla hukuk devleti ilkesi ve mevzuat hükümleri hiçe sayılmıştır.” ifadelerine yer verdi. Engiz’in avukatlığını yapan Mazlum-Der avukatlarından Elif Koşaroğlu, gerekçesi ne olursa olsun kimsenin hastalar arasında ayrım yapamayacağını söyleyerek, doktorların yaptığı Hipokrat yeminini hatırlattı. “Burada 5 yaşında bir çocuğun hayatı söz konusu.” diyen Koşaroğlu, doktorların hastalar arasında dil, din, ırk gibi ayrımlar yapma hakkına sahip olmadığını söyledi. Koşaroğlu, sonuna kadar konunun takipçisi olacaklarını belirtti. Anne Engiz: Bana teröristmişim gibi davrandılar Hastaneden, çarşaflı olduğu gerekçesiyle çıkarılan anne Songül Engiz, karşılaştığı muameleden dolayı son derece üzgün. Klinik Şefi Aysu Say’ın, “Çarşafının altında bomba mı var kimyasal silah mı var ne bileyim. O kıyafetle buraya giremez ve refakatçilik yapamazsınız. Çocuğunuzu alın ve gidin.” sözleri üzerine şoke olan Engiz, “Ben inancımdan dolayı bu kıyafeti giyiyorum ama bana terörist muamelesi yaptılar. Ben de oğlumun tedavisine zarar gelmesin diye sustum. Ama kendimi çok kötü hissettim. Sadece ‘saygı gösterin’ dedim ve ağlamak istedim.” diyor. Hastanenin tüm idari birimlerine başvurusu ve görüşmelerinden sonuç alamayan Engiz, bundan önce de benzer olaylar yaşamış. Astım rahatsızlığından dolayı daha önceki bir tarihte Haydarpaşa Numune Hastanesi acil servisine giden Engiz’le burada kimse ilgilenmemiş. İhtiyacı olan buharı alamadığı gibi, ‘Acil olsaydı yüzü açık olurdu’ sözlerine muhatap olmuş. Engiz, “Daha önce de böyle davranışlarla karşılaşmıştım; ancak ilk kez kovuldum. Ben 16 yıldır çarşaf giyiyorum.” diyor. --- Haberin aslı http://www.internethaber.com/mays/ar...php?aid=314706 adresinde. __________________
Beni öldürmeyen her şey, beni daha güçlü yapar. Beyin Fırtınası Geri Döndü |
| #2 | |
Mesajlar: n/a
| ben o zamanlar 10 yaşındaydım bizim komşu tülay abla vardı bir gün pijamasıyla balkonda oturuyor ve caddede kaza oluyor bir araba küçük bir çocuğa çarpıyor ve kaçıyor olay mahalli tülay ablaya çok yakın pijamasıyla hışımla dışarıya çıkmış kaza geçiren çocuğun yanına gelmiş çocuk başı kanlar içinde yatıyor o sırada başı kapalı bir kadın geçiyor ve tülay abla kadından başörtüsünü istiyor çocuğun kanlar içinde başını sarmak için ama o kadın başımı açmam diyerek red ediyor tülay abla da üstünde ki pijamasını çıkarıyor üstünde sadece sütyenle arabaya binip onlarca kişinin olduğu hastaneye gidiyor üstünde sadece sütyenle ve o çocuk vaktinde yetişip kurtuluyor ben de başörtüsünü vermeyen o kadını kınıyorum bak sayın ibra devlet kurumlarına türbanla girilmez bu kanundur kanunlara uymak zorundasın o kadında anaçlık olsa idi evlat sevgisiyle başını açar çocuğunun sağlığını tehlikeye atmaz demek ki benim verdiğim örnekte ki kadından hiç bir farkı yokmuş |
| #3 | |||
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005
Mesajlar: 1,650
| Alıntı:
Çağdaşlık bu tip zihniyetleri rengine bakmadan kınayabilmektir belki de. Ancak siz olayın insani boyutunu bir kenara atıp, yine inanca suçu atıyorsunuz. Ve doktorun zihniyetini kınayamıyorsunuz. Bu bence çağdaşlık adına sergilediğiniz samimiyetsizliktir. Alıntı:
HAngi kanunmuş bu. Hangi ülkenin kanunuymuş bu? Bunu gerçekten merak ediyorum. Korkarım sizin büronuza da türbanla girilemez herhalde. YOksa Allah korusun ortalık tarumar olur. Öyle mi? __________________
Beni öldürmeyen her şey, beni daha güçlü yapar. Beyin Fırtınası Geri Döndü | ||
| #4 | ||
Mesajlar: n/a
| Alıntı:
spartaküs Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 17-09-05 13:53 . | |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,340
| Trt nin de calisan 12 bin kadrosundan, (ürdür ve daire baskanlarinin disinda) teknik elemanlarin hemen hepsi ateist; ve sistem, sözünü ettiginiz gibi gidiyor sayin spartaküs. saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal |
| #6 | ||
Mesajlar: n/a
| Alıntı:
ya sayıncanuğur bana yaşar nuri öztürk'ünde ateist olduğunu söylüyorlar doğru mu?ne de olsa turan dursunun eski öğrencisi bu arada diyanette bir tesisatçınında ateist olduğunu duydum | |
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: Konya
Mesajlar: 1,023
| dindar veya ateist önemli olan bu değil, insan olmak bunu hala anlayamadık kimse ölmek üzere olan kişnin inanç kimliğine bakmadan yardım etmelidir türbanlı bayan hatalıdır aynı şekilde doktorda hatalı ve canuğur arkadaşta hatalı o kadar insanın inanç kimliğini nerden aldın merak ettim doğrusu |
| #8 | ||
Mesajlar: n/a
| Alıntı:
ahzap-33-59. Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Müslüman bayanlar evlerde tuvalet olmadığı için bu ihtiyaçlarını şehrin dışında hurmalıkta geceleyin giderirlerdi. Cinsel tacize uğrarlardı. Hz. Peygamberimiz bu cinsel tacizi yapan saldırganları buldu. Onlar da, ‘‘Biz bunları cariye sanıyorduk’’ dedi. Onun üzerine, Ahzab Suresi'nin 59'nci ayeti geldi. Ayette; ‘‘Müslüman hanımlar def-i hacet için dışarı çıkınca bir çarşaf yani cilbas gibi baştan aşağı örtsünler ki, tanınsınlar. Cariye olmadığı anlaşılsın. Tacize uğramasınlar‘‘ deniyor. Şimdi, ne cariye, ne de böyle taciz var. Kimsenin örtünmeye ihtiyacı yok. anladın mı? | |
| #9 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,431
| İlginç bir olay. Kaynağı Zaman Gazetesi ya da int. bölümü olan bu haber gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir konu...Ne kadarı doğrudur, olayın bütün yönü nedir-belli değil. Zaman işine böyle geldiği için konuyu sadece bu yönüyle vermiş. Gerçekte Doç.Dr. Aysu Say'ın bu iddialara nasıl yanıt verdiği, konunun onun açısından açılımının ne olduğu gazetecilik açısından da verilebilmeliydi...Ama bu tür yayınlar, ne yazık ki, bu tür sitelerde çokça geçiyor. Çünkü üzerine balıklama atlayan bir kitle mevcut. Yahu, öteki tarafın söylediği kendi ağzından yazılamaz mı? Bunu araştırmak bir gazetecilik gereği değil mi? Bu yapılmadığı zaman ortaya çıkan "haber" tek yanlı olmuyor mu? Sadece bir tarafın "avukat düzenlemesine" uğramış yorumlarıyla biz, olay hakkında ne kadar bilgilenebiliriz ki? Düşünmeye devam edelim: Varsayalım ki olay bütünüyle "zaman"ın yayınladığı şekilde olsun.Bir çocuğun tedavisi hiç bir düşünce, ideoloji ve inanç...bağlamında değerlendirilemez.Hastaneye yatırılmış bir çocuğun tedavisi gerekçe ne olursa olsun sürdürülmeliydi. Zıtlaşmaya bakın:Dr.Aysu Say (Zaman'a göre),Refakatçi durumunda olan çarşaflı annesine "burda böyle kalamazsın" diyor, "yoksa çocuğunu tedavi etmem "Eğer böyle söylemişse annesinin yanıtı ortada yok...Ve Çocuk tedavi olmadan hastaneden uzaklaştırılıyor. Biraz daha düşünelim: Bir doktorun bu şekilde bir tavır koyması hiç bir düşünce ve ideolojiyle açıklanamaz.Hiç bir şekilde onaylanamaz. Kara çarşaf devrim kanunlarına göre yasak olmasına karşın, doktorun bir savcı gibi davranmaması gerekir.Sn.İbra'nın söylediği gibi kınanması gerekir.(ama önce olayın bir de dr.tarafından dillendirilmesi gereklidir.) Peki annenin davranışı? Bu nasıl yorumlanmalıdır? Beş yaşındaki oğlunuzu bir hastaneye yatırıyorsunuz.Tedavi başlıyor. Ve sonra bir doktor çıkıp, size, "burada bu kara çarşafınızla kalamazsınız,YOKSA ÇOCUĞUNUZU TEDAVİ ETMEM"diyor. Bir anne olarak ne yaparsınız.? Muhtemeldir ki bir çocuk koğuşudur, orası ...Ne yaparsınız? "Ben 16 yıldır bu kara çarşafı giyiyorum, benim inancım bu, çıkarmam, tedavi etmezsen etme" dermisiniz.?..Bu nasıl bir KÖR İNANÇtır? Kendi çocuğu için, CANI için, nasıl böyle bir davranış sergilenebilir?Çarşafı çıkarıp,orada bir bayan giysisi ile oturmak,ÇOCUĞUNUN TEDAVİSİNDEN daha mı önemlidir? Bu kör inanç,ANNE SEVGİSİ;ANNE ŞEFKATİNİ de yok mu etmektedir? Doktorun davranışını eleştirenler haklıdır...Olayın tek taraflı anlatımına bakıldığında, doktorun hiç bir bahanesi olamaz. Ama bir annenin kara çarşaf mı oğlunun sağlığı mı ikilemi ile karşı karşıya kaldığında kara çarşafı yeğlemesi, üzerinde düşünülmesi gereken psikolojik ve sosyolojik bir olgudur. Sadece "inananları bağlamaz"'la geçiştirilmemelidir. melnur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 17-09-05 15:35 . |
| #10 | ||||||||
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005
Mesajlar: 1,650
| Alıntı:
Alıntı:
"Ben inancımdan dolayı bu kıyafeti giyiyorum ama bana terörist muamelesi yaptılar. Ben de oğlumun tedavisine zarar gelmesin diye sustum. Ama kendimi çok kötü hissettim. Sadece ‘saygı gösterin’ dedim ve ağlamak istedim.” diyor." Alıntı:
Alıntı:
Peki annenin davranışı? Bu nasıl yorumlanmalıdır? Alıntı:
Alıntı:
Ayrıca haberden anladığımız kadarıyla Alıntı:
--- Bu çerçevede ortada bir insanlık suçu ve bir açıdan da dramı varken, bazı arkadaşlarımız olayı hala 1400 efsaneleriyle değerlendiriyorlarsa, ve insanlık suçlarını bölümlere ayırıp, baktıkları açıdan kurtulamayarak bazılarını hala "kınayamıyorlarsa" artık söyleyecek sözüm yok. __________________
Beni öldürmeyen her şey, beni daha güçlü yapar. Beyin Fırtınası Geri Döndü | |||||||
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|