"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Canlı türlerin diğer türlere eğilimsizliği/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi, Jeoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 169
| arkadaşlar canlı türleri bilindiği üzere kendi türü dışındaki türlerle birleşme eğilimi göstermez. Günümüz koşullarında labaratuvar ortamında farklı türlerin birleşimi deney amaçlı gerçekleştirilmektedir. Benim merak ettiğim ise labaratuvar ortamı dışında tarihte veya günümüzde farklı türle birleşmeye eğilim gösteren türler olmuşmudur veya olmaktamıdır. varsa bu tür hangisidir. Paylaşımlarınız için şimdiden teşekkürler. __________________
içimizdeki sahil |
|
| #2 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| >>> canlı türleri bilindiği üzere kendi türü dışındaki türlerle birleşme eğilimi göstermez. Yanlış bilgi.. DesmondMorris, Kohler gibi etmolojistlerin çalışmalarını takip edin. Doğada türler arası, bilhassa yakın türler arası çiftleşme son derece yaygındır.. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyorsunuz, önce biraz sahaya gidin, gidenleri izleyin vs. ondan sonra bir hüküm verin.. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 169
| sayın anibal amacım hüküm vermek değildi bu konudaki merakım zaten konu hakkındaki bilgisizliğimden ileri gelmiştir. Eğer kesin bir bilgiye sahip olsaydım bu konuda yardım isteminde bulunmazdım. Benim söylediğim gündelik yaşamda bu eğilime sıklıkla raslamayışımızı ifade etmek çizgisindeydi. Bu durum herkes tarafından fikir sahibi olunabilecek sıklıkta değildir ve bu sebeple genel bir eğilimsizlik gözlemimi aktardım sadece. Sizin bilgilendirmeniz sonucu böyle bir eğilimin olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Kendi çabalarımla araştırmanın yanı sıra bu konu üzerindeki bilgilerinizi paylaşmaya devam ederseniz sevinirim. yardımınız için teşekkürler __________________
içimizdeki sahil |
|
| #4 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| >>> canlı türleri bilindiği üzere kendi türü dışındaki türlerle birleşme eğilimi göstermez. Burada apaçık bir hüküm var, eğer ayet indirmeye çalışmıyorsanız elbette.. >>> amacım hüküm vermek değildi bu konudaki merakım zaten konu hakkındaki bilgisizliğimden ileri gelmiştir. Belki niyetiniz bu değil ama ameliniz o oluyor.. Bu, diğer tartışmalarda da görüldüğü üzere, bilimsel düşünme sistematiğindeki yanlışlardan kaynaklanıyor.. Nassı yani diyerek biraz inceleyelim.. "Bilindiği üzere" demek, apaçık bir şekilde, bilgi olmuş, yani ampirik olarak doğrulanmış bilgi demek.. Eğer siz bilindiği üzere diyebiliyorsanız, bu gereçkten biliniyor olmalıdır. Ve aslında buraya hemen bir köşeli parantez açıp nerden bilindiğini göstermeniz gerekir.. Bu parantez içine mesela 1 yazar, referans listesinde 1.. şudur... şeklinde gösterirsiniz.. Bilimde ilerlemenin ilk yolu, hurafe, kuru gürültü filan yapmak değil, bilimsel çalışmak, bilimsel düşünmektir.. Desem ki, "Bilindiği üzere timsah embriyosu 3 haftada yumurtadan çıkar.. Eğer 2. Haftada hava sıcak olursa yavrular dişi olur.. "; bu cümleyi öncelikle sorgulamalısınız.. Nerden biliyoruz 3 haftada çıktığını, kim, nerde ne zaman gözlemiş, denemiş? Bunu ortaya koymalıdır. Ve öyle ki, ben gidip bunu araştırmaya mecbur kalmamalıyım, bu bilgiyi kullanıyorsan, bu bilginin doğruluğunu göstermek senin sorunundur.. Aynı şekilde, "hava sıcak olursa" ne demek? Bu da eksik bilgi.. Ama bu şimdiki konumuz değil.. Eğer bilgiye bilimsel yaklaşabilirseniz, bilginin doğru olup olmadığını çok kolayca anlarsınız: Big Bang Teorisi, evrenin tek bir noktadan başladığını, bu çok yoğun ve çok sıcak başlangıcın uzay genişledikçe daha az yoğun ve daha az sıcak duruma geçtiğini söylemektedir. “Yokluk” tarif edilemeyen demektir, şâyet evrenin başlangıcı da yokluk ise, bu durumda evrenin başlangıcının da tarif edilemez olması gerekir. Fizik kuralları ile yapılan hesaplar, evrenin başlangıcında fizik kurallarının çöktüğünü göstermektedir. Bu, fizik kurallarına dayanarak, fizik kurallarının çöktüğü anı tespit etmek demektir ki, bilimin insanlığı böyle bir sonuca götüreceğini hiç kimse tahmin etmiyordu. William Lane Craig, bu hususu şöyle açıklamaktadır: “Başlangıçtaki tekillik, bir varlık değildir. Yani bu tekilliğin, pozitif ontolojik (varlıksal) bir statüsü yoktur. Eğer uzayın genişlemesini zamanda geriye doğru götürürseniz, tekillik, evrenin varlığının kesildiği noktayı temsil eder. O, evrenin bir parçası değildir, fakat geriye döndürülmüş, zamanda büzülen evrenin, yok olduğu noktayı temsil etmektedir. Evrenin, tekilliğin yanında var olan hiçbir ânı yoktur. Başlangıçtaki tekilliğin ontolojik statüsü yokluğa denk gelmektedir. Tekillikte fizik kurallarının durması ve mevcut tahmin edilemezlik, yokluğun hiçbir fiziki kural gerektirmemesinin ışığı altında anlaşılırdır.”[8] Şimdi bakalım.. Güzel, citation yapmışlar.. Bir dikkat edin.. * Big Bang Teorisi, evrenin tek bir noktadan başladığını, bu çok yoğun ve çok sıcak başlangıcın uzay genişledikçe daha az yoğun ve daha az sıcak duruma geçtiğini söylemektedir. Nerde, ne zaman, nasıl, hani bunun kaynağı? Nerden bileceğiz big bang teorisinin ne söylediğini? * “Yokluk” tarif edilemeyen demektir, şâyet evrenin başlangıcı da yokluk ise, bu durumda evrenin başlangıcının da tarif edilemez olması gerekir. Siz hiç tarif edilemeyen şeyin yokluk olduğunu duydunuz mu? Kim yapmış, koymuş bu tarifi? Ama en kritik noktalardan birisi şu: * Fizik kuralları ile yapılan hesaplar, evrenin başlangıcında fizik kurallarının çöktüğünü göstermektedir. Kim yapmış bu hesabı, nasıl bir hesapmış, hangi parametrler, hangi sabitler girmiş, ne sonuçlar çıkmış, hangi değer bulunmuş ki hesap sonucunda budur denmiş? Hah, durun, şimdi artık bilgiyi doğrulayacak olan alıntı geliyor, bekliyoruz, bize bu soruların cevabını verecek: William Lane Craig, bu hususu şöyle açıklamaktadır: “Başlangıçtaki tekillik, bir varlık değildir. ........... Aha bu... Bu da kerameti kendinden menkul çıktı.. Ve dönüp bakıyoruz, nedir mesele diye.. W.L. Craig, kozmoloji, astronomi vs. ile alakası olmayan bir hristiyan din adamı. İhtisası yaratılış felsefesi. Şimdi onun söyleyecekleri kozmoloji bilimini ne kadar bağlar? Daha hatta, adamın big bang vs. üzerien fizik adına zerre kadar çalışmışlığı yok.. Biz bekliyoruz ki, şu söylediklerini bir temellendirsin. Ne gezer, yeni temelsiz lafalara boğulup gidiyor ortalık.. Bu alıntıyı neden yaptık? Bilgiye, bir metne vs. nasıl bilimsel yaklaşılır diyerek. Basitçe bir paragraf aldık ve bilimsel olarak bakınca paçavradan başka bir şey görmedik. Demekki, bu paragraftan bilimsel hiç bir şey öğrenemeyiz. Belki bu paragrafa yada diğeri gerçekten doğru bir şeyler söylüyor olabilir, ama bilimde doğrular, ispatları, gözlemleri deneyleri varsa doğrudur.. Kimsenin de çıkıp sizin iddianızın doğruluğunu kendinin testle iştigal edecek hali yoktur.. Pek bilinmeyen bir husus, doğruluğu gösterilene kadar her şeyin yanlış kabul edileceğidir. Basitçe, bir adamın suçlu olduğunun ispatı gerekir, kesin olarak.. Adamın çıkıp suçsuzluğunu ispat etmesi beklenemez.. Ve bunu iddia makamı yapacaktır.. İşte, bilimsel olacak bir bilgi üzeirnde çalışırken, teorinizi veya araştırmanızı dayandıracağınız şeyin, apaçık ortaya konmuş olması gerekir. Bu şekilde bilindiği üzere vs. gibi laflar, yanında "nerden bilindiği" yazmıyorsa, otomatikman çöpe gidecektir. Ve tezinizi savunduğunuz jüri size "bir kaç yıl daha uğraş" diyecektir.. Yapmanız gereken tam olarka bu. Herhangi bir bilgi verdiğinizde, bilgiyi doğrulayacak kaynağı da sunuyor olmanız gerekir. Yoksa, emin olun ki, yanlış yolda gidiyorsunuz, bilimsel bir sonuca asla ulaşamazsınız.. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 169
| Sayın anibal kullanılan kelimeler konusundaki hassasiyetinize tamamen katılıyorum. kelimeler niyetle ne kadar örtüşürse o denli anlaşılması kolay ve tartışma götürmez olacaktır. Ancak Diyaloğumuz sayesinde neyi kast ettiğim sizin tarafınızdan anlaşılmıştır. Aslında bu niyet cümlemin devamında sorduğum sorular içinde zaten mevcuttur sorun kendimi doğru ifade edememiş olmamdan kaynaklanmıştır. Yokluk tarif edilemeyendir demişsiniz ve sizde burada farkında olarak veya olmadan kesin bir yargıda bulunmuşsunuz. Ben “yok” luk denildiğinde hiçbir biçimde ve formdaki bir “var” oluş durumunun olmamasını anlıyorum. Yani tarif edilememek yokluk anlamına gelmez bizim öznel olarak bu nesnel gerçekliğe isim koyamamamız anlamına gelir. Ancak siz öncesiz ve sonrasız olarak evrenin tamamının varlık durumunu teşkil ettiğini anlatmak istiyorsanız o zaman tarifiniz şu olmalı “yokluk diye bir şey hiçbir koşul altında Mümkün değildir” Kaldı ki bu söylemde en az diğer söylem kadar iddialı olur bununda bilimsel dayanağı olmadığından sadece bir düşüncedir. Bilimsel bir niteliğe henüz sahip değildir. Buradan da anlaşılacağı üzere bilimden faydalanmak doğru bilgiye ulaşmanın en doğru yolu olsa bile insan beyninin ilerleyişi ve düşünme kapasitesi bilimin sınırlılığının çok üzerinde ve çok daha geniştir bu sebeple felsefe vardır. Ve bilimsel dayanağı olmayan iddialar da kesin yargılara ulaşmak üzere bilimin önünde çoktan sıraya girmiştir. saygılar __________________
içimizdeki sahil |
|
| #6 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| >>> .....Ben “yok” luk denildiğinde hiçbir biçimde ve formdaki bir “var” oluş durumunun olmamasını anlıyorum............. Bunlar felsefedir, buda yapılır, ama mekanı burası değildir.. Uygun bir topik açılır, tartışılır. Benim niyetim, varlık yokluk vs. kavgası değl, basit bir örenk paragraf üzerinde, bilginin bilimsel olarak sunulmasına dair bir takım de facto kaideleri sunmaktır. Forumlarda en sık rasladığımız yanlış budur.. Bir inanış, bir kabullenme, bir öngörü, bir varsayım vs. vs. sanik bilgiymiş gibi sunulur. Bunun sunan tarafındaki sorunu değildir asıl mesele. Asıl mesele okuyucunun bunu anlayamaması ve yanlış bilgi ile mevzuya devam etmesidir.. Herhnagi bir "bilimsel" tartışmada pek yazılı olmayan bu bilimsel kurallara uyulması, açıklık sağlar. Okuyucu, dorğu bilgiyi öğrenir, dahası, bilginin doğruluğundan emin olur.. Topiği başlatırken, sizde gördüğüm eksiklik, ki size münhasır değil, pek yaygın bir eksikliktir, "bilgi" ile varsayım, öngörü vs. arasındaki farkı özümseyememiş olmanızdır. Bilgi, bilinen, test edilip onaylanan kavramlardır. Bilgi pek çok şekilde tarif edilebilir, teknik bilgi, felsefi bilgi ama konuya esas olan "bilimsel bilgi" dir. http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgi#Bilimsel_Bilgi den alıntı: Bilimsel Bilgi Bilimsel yöntem ve akıl yürütme yoluyla varlıklar hakkında elde edilen bilgidir. Bilimsel bilgi nedensellik ilkesini kullanarak olgular üzerinde hipotezler üretir ve bunları deneyle sınar. Deneysel testleri geçen hipotezler bilimsel bilgi dağarcığına katılır. Bilimler üç gruba ayrılır..... Devamını oradan okursunuz.. Bu gibi basit ama bariz hataları yapmazsak, bilime bir adım daha yaklaşmış oluruz.. Yoksa, yaptığımız safsata olur ve doğrusu bize hiç bir şey kazandırmaz.. |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 169
| Sayın anibal özür dilerim yokluk tarif edilemeyendir cevabım söyleyenine ait olsun bu sözün size ait olmadığını mahkum etmeye çalıştığınız düşünceye ait olduğunu şimdi fark ettim ancak benim düşünme sistemim konusunda da sanırım size de bir fikir vermiştir. tekrar özür dilerim __________________
içimizdeki sahil |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 169
| Ayrıca felsefenin içine aldığı düşüncelerimi felsefe topiğinde açıyorum. Canlı türleriyle ilgili açtığım bu konunun tartışma alanı sanırım burası konuyu felsefeye girmeden bilimsel paralelde devam ettirmek niyetindeyim sadece size cevaben felsefeye de girmiş bulundum. saygılar __________________
içimizdeki sahil |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|