| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
| Pablo Neruda / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,522
| Asma Çubuğu Ve Rüzgar Bir şarkıcıyım ben, Avrupa’nın bağlarında dolaştım; Gezindim rüzgarlar altında. Asya’nın rüzgarı altında. Yaşamlar içinde en iyisi Yaşam bile, Dünyanın tadı; Ak pak barış bile; Avareydi Devşirdim Evet devşirdim. Başka toprakların En iyisi Yüceltti şarkısını dudağımda; Bağların ortasında Barışın ve rüzgarın özgürlüğü! İnsanlar nefret ediyor gibiydiler Birbirleriyle. Yine de aynı gece Birbirlerinin üzerlerini Örtüyorlardı. Bizi uyandıran Tek ışık Dünyanın ışığıydı bu! Evlerine girdim, Yemek yiyorlardı masalarında; Fabrikadan çıkmıştılar, Gülüşüp ya da ağlaşıyorlardı. Ve de Hepsi birbirine benziyordu. Ve hepsi de Gözlerini ışığa çeviriyorlardı Yollarını arıyordu hepsi de. Hepsinin bir ağzı vardı Türkü çağırıyorlardı, Türkü çağırıyorlardı İlkbahara dönük! Hepsi. İşte rüzgarda Bağ çubuklarının arasında En iyi insanları devşirdim Şimdiyse dinlemeniz gerek beni Pablo Neruda |
|
| #2 | |
İnançlar ve Dinler ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: şarap şişesi..
Mesajlar: 3,061
| Başka kitaplarla hapsedilmek için yazmıyorum ya da zambağın somutlaşmış çırakları için değil gelip geçecekler için, gereksindikleri ay, su, düzenin değişmez temelleri ekmek, şarap, ve okullar, gitarlar ve el aletleri için... Pablo Neruda __________________
.. sanatçının karesinde yaşam bir yerde biterken diğer yerde başlangıç yaratır.. sancılı geçen çözümsüzlüğünde yeni bir son yeni bir başlangıç doğar .. antropolog Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 31-07-07 15:30 . |
|
| #3 | |
İnançlar ve Dinler ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: şarap şişesi..
Mesajlar: 3,061
| BUĞDAYIN TÜRKÜSÜ Halkım ben, parmakla sayılmayan Sesimde pırıl pırıl bir güç var Karanlıkta boy atmaya Sessizliği aşmaya yarayan Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa Tohuma dururlar yeniden Ve halk, toprağa gömülü Tohuma durur bir yerde Buğday nasıl filizini sürer de Çıkarsa toprağın üstüne Güzelim kırmızı elleriyle Sessizliği burgu gibi deler de Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerle. Pablo Neruda... __________________
.. sanatçının karesinde yaşam bir yerde biterken diğer yerde başlangıç yaratır.. sancılı geçen çözümsüzlüğünde yeni bir son yeni bir başlangıç doğar .. antropolog Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 31-07-07 15:30 . |
|
| #4 | |
İnançlar ve Dinler ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: şarap şişesi..
Mesajlar: 3,061
| KIYIMLAR Ama o zaman kan saklandı (Köklerin arasında yıkandı ve inkar gelindi Bu öyle geçmişte olmuştu ki) Güney’in yağmuru onu her yerden sildi Öyle vakit geçmişti ki güherçile onu yedi Pampa içinde Halkın ölümü her zamanki gibi oldu Sanki hiç kimse ölmüyordu Sanki bunlar toprak üstüne düşen taşlardı Su üstüne düşen su. Kuzeyden güneye ölüleri toz ettiler Yaktılar onları karanlıklar içinde gömdüler Gecede sessizlik içinde yok ettiler Bir maden ocağında istif ettiler hepsini Kemiklerini denize attılar. Bugün nerede olduğunu kimse bilmiyor Mezarları yok hepsi de dağılmışlardır Vatanın kökleri arasında Parmakları şehit parmağı gibiler Yürekleri kurşuna dizildiler Pampa yiğitleri Sessizliğin başbuğları Şili’lerin gülüşleri hepsi de Katiller vücutlarını nereye gömdüler Bilen yok Ama topraktan çıkacaklar halkın kıyam gününde Düşen kanı geri alacaklar Suç Plaza’nın tam ortasında oldu Çalı saklayamadı halkın temiz kanını Ve Pampa bu kanı içemedi Hiç kimse bu suçu saklayamadı Suç vatanın tam göbeğinde oldu Pablo Neruda... __________________
.. sanatçının karesinde yaşam bir yerde biterken diğer yerde başlangıç yaratır.. sancılı geçen çözümsüzlüğünde yeni bir son yeni bir başlangıç doğar .. |
|
| #5 | |
İnançlar ve Dinler ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: şarap şişesi..
Mesajlar: 3,061
| OĞULLARI ÖLEN ANALARA TÜRKÜ Onlar ölmediler yok, Ateş fitiller gibi: Dimdik ayakta, Barut ortasındalar! Karıştı, bakır tenli Çayır çimene, Karıştı, O canım hayalleri: Zırhlı bir rüzgar, Perdesi gibi; Bir set gibi: Kızgın çehreli, Göğüs gibi: Göğün görünmez göğsü gibi! Analar, onlar ayakta Buğday içindeler, onlar, Yücelerden yüce dururlar: Dünyayı doruktan seyreden, Bir öğle güneşi gibi. Bir çan darbeleri gibi, Onlar. Ölmüş gövdeler arasında, Zaferi çekiçleyen bir ses gibi Onlar, Kara bir ses gibi. Ey canevinden vurulmuş, Toz duman olmuş bacılar! İnanın oğullarınıza. Kök oldu onlar, Sade kök: Kan suratlı, Taşlar altında. Karışmadı toprağa, Dağılmış kemikçikleri. Ağızları ısırır hala, Kuru barutu; Ve demir bir okyanus gibi, Titreşirler hala. Ben ölmedim der, Yumrukları; Yukarı kalkık yumrukları, Daha. Bunca yere düşmüşlerden, Yenilmez bir hayat doğar: Bir tek beden olur, Analar, bayraklar, çocuklar, Hayat gibi canlı tek bir beden; Bir yüz bekler karanlıkları, Ölü gözleriyle, Kılıcı dopdolu, Dünya ümitlerinden. Dursun, Dursun yas esvaplarınız. Yığın derleyin, Gözyaşlarınızı; Bir metal oluncaya kadar: Bununla vuracağız, Gündüz gece; Bununla çiğneyeceğiz, Gündüz gece; Bununla tüküreceğiz Gündüz gece Kin kapılarını, Kırıncaya kadar. Oğullarınızı bilirdim, Unutmadım acılarınızı. Ölümleriyle nasıl kıvandıysam, Hayatlarıyla da öyleyimdir. Onların gülüşleridir: Karanlık atölyeleri ışıtan. Her gün metroda, yanıbaşımda: Onların ayak sesleridir, Çın çın. Akdeniz portakallarında, Güney ağları içinde; Yapılarda, Basımevi mürekkeplerinde; Kalplerini tutuşur gördüm onların, Güçle, yangınla. Ben de sizler gibiyim, analar . Benim kalbim de yas dolu, ölüm dolu. Gülüşlerinizi öldüren kanla, Serpilip gelişmiş; Bir orman gibidir kalbim. Günlerin kahredici yalnızlığı, Uyanışın sisli öfkeleri Girmiştir içine. Susamış sırtlanları, Bitip tükenmez ürmeleriyle Afrikadan gürleyen hayvan sesini; Öfkeyi, iniltileri, hoşgörmeleri, Bırakın, bir yana bırakın. Ölümün ve tasanın Çemberinden geçmiş analar, Doğan ulu günün ortasına bakın: Bu topraktan güler ölüleriniz. Kalkık yumrukları titrer, Buğdayın üstünde, Bilesiniz. Pablo Neruda... __________________
.. sanatçının karesinde yaşam bir yerde biterken diğer yerde başlangıç yaratır.. sancılı geçen çözümsüzlüğünde yeni bir son yeni bir başlangıç doğar .. |
|
| #6 | |
Dergi Felsefe Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,777
| Bugün olan gün ağzına dek dolu bir kadehti, bugün olan gün muazzam bir dalgaydı, bugün bütün bir dünyaydı. Bugün yükseltti dalgalı deniz bizi bir öpüşün doruğuna, ki titremiştik bir yıldırımın çakışında, ürkmüştük ve dibe batmıştık birbirimizin kucaklayışında. Bugün yaymıştık bedenlerimizi sonsuzca, büyümüştük dünyanın sonuna doğru ve kaynaşmıştık birbirimize sarmalanmış olarak tek bir damlasında balmumunun ya da meteorun. Yeni bir kapı açıldı aramızda ve henüz yüzü olmayan biri, oturdu ve bekledi bizi orada. __________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: antalya
Mesajlar: 170
| Akışkan Kaymak Acayip, garip aristokratlar Amerika’mızda, yakın zamanlarda alçıyla kaplanmış memeli hayvanlar, kısır genç adamlar, kibirli budalalar, kötülük dolu toprak ağaları, Kulüp’te aşırı içkinin kahramanları, banka ve borsa soyguncuları, ahmaklar, züppeler, pısırıklar, kaygan aslanları elçiliklerin, solgun asil kızlar, et yiyen çiçekler, kokulandırılmış haydut mağaralarının zürriyeti, kan emen tırmanıcı sarmaşık, gübre ve ter, boğan sarmaşıklar, feodal boa yılanlarından zincir Stepler titrerken Bolívar’ın ya da O’Higgins’in dörtnallarıyla (yoksul askerler, acı görmüş halk, yalın ayaklı kahramanlar) , oluşturdunuz sizler yolu kral için, papaz çukuru için, bayraklarımıza karşı ihanet için, ve halkın korkusuz rüzgârı salladığında mızraklarını ve bıraktığında anayurdu kollarımıza, ortaya çıktınız sizler ve çevrimlediniz toprağı, ölçüp ayırdınız çitleri, yığdınız toprağı ve ruhları, bölüştürdünüz polise ve tekellere. Döndü halk evine savaşlardan, yitti aşağıda madenlerde, kıvrımların siyah derinliklerinde, düştü taşlı pulluk izlerine, kirli fabrikaları çalıştırmaya başladı, üredi kiralık kışlalarda, diğer acıklı yaratıklarla birlikte tıka basa doldu meskenlerde. Dibe vurana dek battı halk şaraba, terk edildi, vampirlerden ve bitlerden bir ordu tarafından saldırıldı, kuşatıldı duvarlarla ve devriye polislerle, ekmeksiz, müziksiz, yollarda sersem yalnızlığın içinde Orfeus bırakmaz herhalde oraya ruhu için bir gitarı, bir şeritle ve umutsuzlukla kendisini sarmalamış ve köylüklerin üzerinden yoksulluğun kuşu gibi şarkı söyleyecek bir gitarı. |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: antalya
Mesajlar: 170
| Ölmek Bir çok kez doğmuşum, ezilmiş yıldızların derininden, yeniden yaratırken ellerimle bütünleşmiş sonsuzluğun ipini, ve şimdi öleceğim tekrar, toprak olacak bedenimi örten biraz topraktan başka hiçbir şey almadan yanıma. Ne rahiplerin sattığı bir parça gökyüzü aldım, ne de metafizikçilerin yararsız zenginler için yarattığı karanlığı selamladım. Beni bekleyen bir giysi gibi ellerimde kendi ölümüm, sevdiğim renkte, bir zamanlar boşu boşuna aradığım ölçüde, gereksinimim olan derinlikte. Sevda tüketildiğinde somut özünde ve kavga dağıtırsa çekiçlerini başka ellerin birleşmiş gücü arasında gelir ölüm ve siler senin sınırlarını belirlemiş damgaları. |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: antalya
Mesajlar: 170
| Onun hakkına çok fazla şey söylenebilir.Ama şiirlerini okuyunca susmak en iyisi oluyor cünkü herşeyi anlatıyor onu şiirleri hepsi birbirinden güzel ve etkileyici... |
|
| #10 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2006 Ülke / Şehir: Anadolu
Mesajlar: 1,905
| Anımsıyorum Seni Olduğun Gibi Anımsıyorum seni olduğun gibi geçen sonbahar. Başlığın griydi ve yüreğin sakince. Gözlerinde savaşıyordu alacakaranlığın alevleri. Ve düştü yapraklar ruhunun sularına. Bir boru çiçeği gibi yapışmıştın koluma, ikircikli ve sakin sesine korunak olurken yapraklar. Arzumun alazlanıp durduğu kötürüm eden bir ateş. O uysal mavi sümbül burkulmuş ruhumun üstünde. Gör nasıl uzaklaşıyor gözlerin, sonbahar gibi uzak, başlık, o gri, o cıvıltılı ses ve o evcimen yürek, kömürün koruna öpücüklerimin neşeyle düştüğü derin özlemlerimin amacı olan şey. Bir gemiden görünen gökyüzü. Yüksek dağlardaki yaylalar. Hatıran ışık gibi, duman gibi, o sessiz gölcük gibi. Ötesinde gözlerinin durur yangında akşam kızıllığı. Fırıl fırıl sonbaharın kuru yaprakları ruhunda. __________________
Her an bir çarpıntıyı yaşamaktayım Her an çılgın bir heves dağlıyor kalbimi Tanrım, ben mi hayatı aşmaktayım Yoksa hayat mı aşmakta beni... |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|