| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Türk işi kuvvetler ayrılığı/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005 Ülke / Şehir: 23185
Mesajlar: 3,832
| Çağdaş demokrasilerde kuvvetler ayrılığı prensibi vardır. Yani yasama, yürütme ve yargı tamamen birbirinden bağımsızdır. Biri diğerine müdehale edemez. Ne var ki bizde; pratikte bu kavramlar birbirine karışmıştır. Parlementoya girecek vekilleri, bizzat yürütmeye talip kişi yani başbakan adayı belirler. Böylelikle yasama ve yürütme iç içe girmiş olur. Ayrıca basından öğrenilebileceği üzere yargının da tam bağımsız olmadığı konusunda çeşitli raporlar, açıklamalar bulunmaktadır. Dolayısıyla pratikte kuvvetler ayrılığı ilkesinde sorun yaşanmaktadır. Ancak, buna da bir çözüm bulunmuştur. Ne de olsa "demokrasilerde çareler tükenmeyecektir." Nedir bu kuvvetler? 1) Yasama + Yürütme: Normalde ayrı olması gereken bu kuvvetler, Türkiye'de iç içe geçmiştir. Bu gruba pek güvenilmez. Ne de olsa "halk" seçmiştir. Bu grubu dengelemek için diğer kuvvetler devreye girer. 2) Cumhurbaşkanı: Her ne kadar meclis tarafından seçilmiş de olsa, seçilmesi "derin" bir konu olduğundan kuvvetleri dengeleyici bir unsurdur. Doğrudan hükümet tarafından seçilmesi bu yüzden sorun yaratabilir. Geniş yetkileri vardır. 3) Ordu: "... kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak" gerekçesiyle demokrasiye çokça kez müdehalede bulunmuştur. 4) Bürokrasi: Seçilmişlerin istediği her şey öyle kolay yapılmaz. Reformların uygulanmasında genelde sorunlar çıkartır. Görüldüğü gibi, güzel ülkemizde "tıkır tıkır" işleyen bir güçler dengesi bulunmaktadır. Daha ne istiyorsunuz! |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 2,584
| Mecliste 350 kusur sandelyesi olan bir parti daha çok bir kurumsallaşmış bir örgüt cumhurbaşkanını içinden çıkaracak işte o zaman kuvvetler ayrılığı lafta kalacak... An itibari ile hukuk özelleştirmeleri yapılamıyor, sağlıkta çekilmeleri bekleniyor nitekim diğer meb mi yök mü ? gibi konularda hakim olmak isteniyor. Şu an bu çabaları geçmişte veto edildi ikince kez anayasa mahkemesine gitti oradan döndü bir şeyler yaşandı...Ve şuan oy kaygıları ile hakimiyet verici düzenlemeler rafta bekliyor. Cumhur parlementer çoğunluğun cumhuru olunca siz o zaman göreceksiniz kuvvetler ayrılığını imparatorluktan farkı kalmayacak.Yeni iki kuvvet şekil alacak hükümet ve asker kim bilir belki yasalar ile asker de hizaye çekilebilir. Öncelikle kısa vaade de genel seçimlerden de bu çoğunluk onay alır ezici üstünlüğünü korur ise korkarım demokrasi yeniden hizaya çekilebilir yani silahlı müdahale ![]() Ya yasalsar konuşacak ya da askerler!! Çok karamsar gittim bende bu sekilde olmasını istemem ve olmama ihtimali büyük tabiki fakat buna itici kuvetlerden biriside sinsi muhalefet anlayışıdır, biraz irdelerseniz anlayacaksınız.. Şimdi bana cumhur seçilmesinde usulsuzluk olduğunu, genek seçimler de de aynı şekilde söyleyip,iddia adiniz,kanıtlayınız.... Demokrasi budur! __________________
Silkin doğrul artık günü geldi kavganın Mehmet olup dağlar da destanlar yazmanın... |
|
| #3 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 11
| demokrasi meleklerle şeytanlara aynı imkanları sağlayan bir yönetim biçimidir ve benim nazarımda kötünün iyisidir.. buna göre bütün meseleyi parmak sayısı belirler.. halbuki hakkıda batılıda belirlemek bir istatistik meselesi değiltir.. Ayrıca devletlerin ideolojisi olmaz.. yani devlet kendisine bir ideoloji benimseyemez.. bu olay olursa diğer ideolojilerin düşmanlığını kabul etmiş olur ve böyle bir yerdede çok seslilikten bahsedemeyiz.. Atatürk Cumhuriyetinde Kuvvetler Ayrılığı prensibi tam manasıyla mevcut değildi.. Bu olmadığında cumhuriyet oturdu ve şeklini aldı.. belkide en istikrarlı ve dışa karşı en güçlü oldugu dönem bu dönemdi.. Bir devlet düşünün Her kuvveti farklı dilde konuşursa burada başarı olmaz.. başarısızlık olur.. Bunları geçersek.. Akp hükümeti devleti boş bırakma noktasındaki tasfiye hareketlerine Seçimden sonra hız vericek ve devlet 16 Mayıstan sonra 100 Yıl geriye gidecektir.. Kuvvetler Birliği Art niyetin eline geçerse Tasfiye iyi niyete geçerse Güç oluşturur. |
|
| #4 | ||
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 5,505
| Alıntı:
Henüz demokrasiyi öğrenememiş bir millet olarak malesef çağdaş demokrasiler ile kıyaslanmamızı doğru bulmuyorum. Bin yıllık kutsal devlet düşüncesinden kurtulamamışlığın çaresizce uygulanışıdır yapılagelenler. Ben Türkiyeyi batının altında ezilen ama doğuya karşıda böbürlenen bir kompleks yapı olarak görüyorum. ülkede genel anlayışımız bu temelde. Seçilmiş bir belediye başkanının atanmış bir validen izin almadan il dışına çıkamadığı tek bir modern ülke gösterilemez. Cumhurbaşkanını meclisin seçmesinin bu kadar valela kopardığı bir başka millette gösterilemez modern dünyada... Adama gülerler hemde aynen şöyle "ya kim seçecek asker mi?" elinizin altında internet hemen mircden bir yabancı kanala girip modern bir ülkenin vatandaşına sorabilirsiniz? ABd gibi tüm dünyanın propaganda araçlarını eline geçrimeye çalışan bir ülkede bile google arama sonuçları sınırlandırılmaz, hatta böyle birşey teklif bile edilemez ama mesela demokrasiye uzak bir çin de bu bile sınırlanır. Googleda "tianenmen" yazdığınızda burda başka şeyler görürsünüz, çin dilinde arattığınızda ise başka şeyler, You tube nin yasağını veyahut internet yasağını çağdaş bir ülkede bulamazsınız. dahası böyle bir konuyu tartışmaya bile açmazlar, açtırmazlar, gidin bakın en aşırı faşizm taraftarlarının bile forumlarında sitelerinde bulamazsınız. Bakın mesela... """"""""""""""""Madde 132 - Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar: Anayasaya, kanuna, hukuka ve vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemeler ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclislerinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. Madde 133 - Hakimler azlolunamaz. Kendileri istemedikçe, Anayasa’da gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylıklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlarla görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar ve meslekte kalmalarının caiz olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır."""""""""""" böyle yazar. Ama her zaman kılıflar bulunur. Şemdinli savcısı hoppidik görevden alınır, kimse birşey diyemez. Yasama yürütme ve yargı devreye girer, yasama yürütme ve yargıyı dejenere eder. Hala okumuş kültürlü insanlar der ki.. """Andıç aşağı andıç yukarı diye orduya sataşanlar.""" Farkında değildirki yalan ve iftira artık devletin en üst yönetimine sıçramıştır. Artık bu halka karşı böylesine ucuz ve saygısız yalan söylenebiliyor ve toplumun saygıdeğer kişileri hesaplarına gelmediğinde suçlanabiliyor... sezen aksu lar ibrahim tatlısesler, cengiz çandarlar, m.ali birandlar hepsi bir den x örgütünün ikinci adamları! olur birden. Belki buna yanmazda insan aynı halk gelir "yahu bu yanlıştır" diyenleri suçlar. Sn türker; Kuvvetler ayrılığı aslında hiç bize göre değil. Çünkü biz modern değiliz. Demokrasi bize lüks diyen insanların en yüksek makamlarda oturduğu sürece bu mümkün değil. Bir üniversite rektörünün konuşması ile bir askerin konuşması birebir aynı ise bu reayalığın iliklerimize bile işlediğinin kanıtıdır. allah sonumuzu hayır etsin demek böyle durumlarda en iyi çözümdür. | |
|
| |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|