"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Mahir Çayan ve Hüseyin İnan şimdi nerede? / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 234
| Mare Nostrum En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de devrim O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak En hızlısıydı hepimizin, En önce göğüsledi ipi… Acıyorsam sana anam avradımolsun Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun! Can YÜCEL Turan Emeksiz’den Harun Karadeniz’e bir yürüyüş. O gençlerin başlattığı yürüyüş devam ediyor. Mustafa Kemal’in “Gençliğe Hitabesinde” ülkeyi emanet ettiği milliyetçi-devrimci gençlik ülkesine sahip çıkıyordu. 1960 Mayısından 2007 yılının Mayıs ayına kadar uzanan yürüyüşe bir göz atalım. 1960 Nisan-Mayıs ayları: Milliyetçi devrimci gençler cumhuriyete ve devrim ilkelerine sahip çıktı. Turan Emeksiz, Ali İhsan Kalmaz ve Nedim Özpulat şehit oldu. 1964 Ağustos: Kıbrıs’a sahip çıkma gösterisi. ABD emperyalizmine hayır yürüyüşü. 1965 Mart: İşçi-üniversiteli dayanışması. Ankara’da birlikte yürüyüş yapıldı. 1965 Nisan: Devrimci gençler Dönüşüm dergisini çıkarttı ve Ankara’da Kızılay meydanında satmaya başladı. 1965 Mayıs: Gençler, “Milli Petrol” kampanyasını başlattı. 30 Haziran 1965: ODTÜ’lü öğrenciler, tören yerine sadece Türk bayraklarının asılmasını istiyor. 1965 Aralık: Her Türk Genci Bir Cengiz Topel’dir sloganıyla Kıbrıs’a sahip çıkma yürüyüşü yapıldı. 1966 Nisan: ABD Dışişleri Bakanı Dean Rusk’ı kınama eylemi. 1966 Kasım: ABD’ye baş kaldırı yürüyüşü. 1967 Mayıs: Ankara’da ve İstanbul’da devrimci gençler “Ormanlarımıza sahip çıkıyoruz” eylemleri yaptı. 19 Mayıs-27 Mayıs 1967: Türk Devrim Haftası düzenlendi. 1967 Kasım: ODTÜ öğrencileri, Kıbrıs için kan bağışı yapıyor. 1967 Kasım: İstanbul’dan Ankara’ya Özel Okullara Hayır yürüyüşü. 1968 Nisan: NATO’ya Hayır haftası. 1968 Haziran: Üniversitede reform ve devrim eylemleri. 1968 Temmuz: ABD’nin 6. Filosunu kınama eylemleri. Vedat Demircioğlu öldü. 1968 Eylül: İzmir’de Tam Bağımsız Türkiye gösterisi. 1968 Kasım: Samsun’dan Ankara, Anıt-Kabir’e Gerici iktidarı Atatürk’e şikayet yürüyüşü. 1968 Aralık: Montaj Sanayine ve Ortak Pazara (Şimdiki AB) Hayır yürüyüşü. 1969 Ocak: CIA ajanı ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi Komer’in otomobili yakıldı devrimci gençler tarafından. 16 Şubat 1969: 6. Filoya ve Emperyalizme Hayır Yürüyüşü. Yobazlar, gençlere saldırdı. Ali Turgut Aytaç ile Duran Erdoğan’ı öldürdüler. 3 Mayıs 1969: Yargıtay Başkanı İmran Öktem’in cenazesine yobazlar saldırdı. 1969 Eylül: İşçilerle öğrenciler Ankara’da pahalılığı kınamak amacıyla yürüyüş yaptı. 12 Eylül 1969: Gençler, Kırıkhan’da, ağalığı ve tefeciliği kınama yürüyüşü yaptı. 19 Eylül 1969: Mehmet Cantekin öldürüldü. 22 Eylül 1969: Mustafa Bilgin öldü. 23 Eylül 1969: Mustafa Taylan Özgür öldürüldü. 10 Kasım 1969: Ankara’da Dev-Genç, Mustafa Kemal’i anma yürüyüşü yaptı. 1 Aralık 1969: Devrimci gençler, “Yerli Malı ve Bağımsızlık Haftası” düzenledi. 8 Aralık 1969: Mehmet Büyüksevinç öldürüldü. 14 Aralık 1969: Battal Mehetoğlu öldürüldü. 15 Aralık 1969: Öğretmenler dört gün derslere girmeme eylemi başlattı. Devrimci öğrenciler, öğretmenlere destek oldu. 16 Aralık 1969: Deniz Harp Okulu öğrencilerinden bazıları bildiri yayımladı. Bildiride, “Bu savaş, Mustafa Kemal’in savaşı”, deniyordu. 20 Aralık 1969: Ankara’da ve İzmir’de ABD emperyalizmine, 6. Filoya ve NATO’ya hayır eylemleri yapıldı. 2 Ocak 1970: Bilet ücretlerinin arttırılması nedeniyle öğrenciler Ankara’da Belediye otobüslerini işgal etti. 1970 yılı: Karadeniz, Ege, Doğu Anadolu, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde üretici eylemleri. Gençler, bu üretici eylemlerinin örgütleyicisi, düzenleyicisiydi. 13 Nisan 1970: Dr. Necdet Güçlü öldürüldü. 1970 Nisan: İlaç sömürüsüne hayır eylemi yapıldı. 15 Mayıs 1970: ODTÜ’de ABD ve İsrail bayrağı yakıldı. 1 Haziran 1970: Ankara’da Anayasaya ve devrimlere sahip çıkma yürüyüşü yapıldı. 10 Haziran 1970: Yusuf İmamoğlu öldürüldü. 15-16 Haziran 1970: İki gün süren ve İstanbul’u sarsan işçi olayları. Devrimci gençler bu eylemlerin liderliğini yapmıştı. 1970 Ağustos: Türkiye’nin değişik il ve ilçelerinde: İşsizliği, pahalılığı ve emperyalizmi kınama, eylemleri. 6 Aralık 1970: Hüseyin Aslantaş öldürüldü. 25 Aralık 1970: Nail Karaçam öldürüldü. 28 Aralık 1970: İlker Mansuroğlu öldürüldü. 1971 yılı: Türkiye’nin değişik il ve ilçelerinde üreticilerle dayanışma eylemleri yapıldı. 12 Mart 1971: Askeri muhtıra. Süleyman Demirel hükümeti istifa etti. Nihat Erim başkanlığında bir hükümet kuruldu. 1971 Nisan: Devrimcilere yönelik “Balyoz” harakatı başlatıldı. Binlerce kişi gözaltına alındı, tutuklandı. Bazı dernekler ve partiler kapatıldı. 30 Mart 1972: Mahir Çayan ve arkadaşları öldürüldü. 6 Mayıs 1972: Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edildi. 15 Ağustos 1975: ‘68 kuşağının devrimci önderlerinden Harun Karadeniz öldü. Turan Emeksiz’den Harun Karadeniz’e bir kuşak, bir dönem. Hatalarıyla, yanlışlarıyla, doğrularıyla bir dönem, bir kuşak ve Türkiye’yi derinden etkileyen önemli bir toplumsal tarih. Gençler, sadece ülkelerinin geleceğini düşündü ve ona göre hareket etti. Hepsi dürüsttü ve samimiydi. ‘68 kuşağından olan ve 24 Ocak 1993 yılında öldürülen gazeteci-yazar Uğur Mumcu bir yazısında bu gençler için özetle şunları diyordu: “Bağımsızlık, Mustafa Kemal’den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. ABD üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular. Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi… Vurulduk ey halkım, unutma bizi… Asıldık ey halkım, unutma bizi… Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi... Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler.” Gençleri düşman gibi görenler bu gençleri anladı ama çok geç bir zamanda anladı. Dönemlerinde anlaşılsaydı bilinen acı olaylar yaşanmazdı. Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonuna (BASK) bağlı Bağımsız Haber-Sen’in 1. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Saadet Partisi (SP) Genel Başkan Yardımcısı Ertan Yülek, 17.8.2003 tarihinde yayımlanan açıklamasında, “Burada bir çoğumuz sağcıyız ama, ben 1960’lı yıllarda ABD askerlerini denize atan solcu gençleri arıyorum” dedi. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Kontra-terör Daire eski Başkanı Mehmet Eymür, 24.1.2007 tarihinde yayımlanan açıklamasında özetle şunları söylüyordu: “Bir dönemden bahsederken, Deniz Gezmiş’i, Mahir Çayan’ı da anlatıyorum. Olayları iki tarafın açısından da yansıtmaya çalışıyorum. 22 yaşında bir adamın ölümü göze alması kolay bir şey değil. Onu da işlemek lazım. Ne büyük bir ideal ki, adam daha hayatının baharında ölüme gidebiliyor. Biz onu genç yaşlarımızda pek idrak edemiyorduk. Ama şimdi anlayabiliyoruz.” Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Albay Fikret Karadağ da, 14.2.2007 tarihinde yayımlanan açıklamasında, özetle şunları diyordu: “Ben arıyorum şimdi 5 tane Mahir Çayan, 10 tane Yusuf İnanoğlu . Nerede? Nerede o şekilde vatana bu kadar samimi olarak hizmet için hareket etmiş insanlar nerede?” Fikret Karadağ, olaya-konuya yabancı olduğu için isimleri karıştırıyor ve yanlış hatırlıyor. Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan olacaktı. Yusuf Aslan ile Hüseyin İnan’ı birleştirmiş Yusuf İnanoğlu yapmış. Demek ki gençler yaptıklarıyla ve adlarıyla bir iz bırakmış. Yok etmek için çaba gösterenler bile onları unutmuyor, anımsıyorlar. |
|
| #2 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,515
| Kuşaklarının iki teorisyeni.Geleneksel soldan kopuşun simgesidir her ikisi de.Mahir kendinden sonra gelen kuşakları da oldukça fazla etkilemiştir.İnan,Deniz'in gölgesinde kalmıştır nedense.Avrupa'da kendi kuşaklarından olanlar ülkelerini yönetmektedir,bizimkilerin payına düşen mezarlıklar ve cezaevleri olmuştur.Ne söylenebilir ki başka? |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 141
| Günümüz olayları ile bu kronolojiyi karşılaştırınca emperyalistlerin oyunlarında hiç bir değişiklik olmadığını bir kez daha görmekle beraber, Türkiye'de vatanına gerçekten sahip çıkan ve çıkmak isteyen kişilerin,gerçek solcuların nasıl da sindirildiğinin farkına vardım.Düşündüm ve aslında o yıllara oranla daha kötü durumdayız,elimiz kolumuz bağlanmış oturuyoruz.Ne kadar tezat bir durum esas şimdi yapılması gereken eylemler o zaman yapılmış ve insanlar o kadar sindirilmiş ki şimdi kılımızı kıpırdatamıyoruz. __________________
bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır. |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: İstanbul-Denizli
Mesajlar: 2,341
| Dün Nazım Hikmet'i anlatan Mavi Gözlü Dev'e gittim.Filmde şöyle bir sahne vardı;Nazım diyor ki;''Ben İngiliz emperyalizmin aleyhine yazı yazdım.Ama beni kendi devletim yargılıyor.Aslında onların bana dava açması gerekirdi.''(mahkeme salonu gülüyor). Şimdi bende diyorum ki,Denizleri,Mahirleri,Hüseyinleri ve diğerlerini bizim devletimiz değil,emperyalislerin asmayı istemesi gerekirdi.Ama biz kendi fidanlarımızı ,kendi ellerimizle ,kendi toprağımıza gömdük. SAYGILAR... __________________
Herkes dünyaya mutluluk getirdi; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde... |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 5,656
| Mahir Çayan Bir terör eylemine girişti. kızıldere üç masum ingiliz mühendisin ölümüne yol açtı. Yanılmıyorsam Ertuğrul kürkçü hariç 11 kadarda militanın. Mahir Çayanın masum bir şekilde idam cezasına çarptırıldığı vs yok. Dünyanın her yerinde operasyonla sonuçlanabilecek bir rehine olayıdır olan. Elbette yargılanabilse daha iyi olacaktı. Deniz Gezmişin durumu farklıdır. İdam gibi bir cezayı haketmedi. devletin utancıdır bu. Cinayetidir. Hüseyin inan ise yusuf aslan ile beraber banka soyma gibi suçlar işlemişlerdir. idam gibi ilkel bir zezaya karşıda olsam çok da masum değillerdi. Bu yüzden idamları yanlış ama cezaları doğru idi. Aslında politik bir intikama kkurban gittiklerini düşünürüm. Yassıada kurbanlarının diyetiydiler bence. Cumhuriyet döneminin sıradan olaylarıydı böyle olaylar. Tarihimizde başbakanları vs bile asmak çok normaldir. |
|
| #6 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,581
| Mahir Çayan, bir "terör" eylemine girişmemiştir. Her silahlı eylem "terör" eylemi değildir. Dahası faşist milisler devletin koruması altında diye meşru sayılamazlar en fazla "legal" olarak nitelendirilebilirler. Ve Legal terörizm de en çok gördüğümüz şeydir aslında Türkiye'de. Kaldı ki Kızıldere'de can veren On'ların mücadelesi ve teslim olmayışı, devrimci mücadeleyi bir derece üste çıkarmış ve revizyonist-oportünist eğilimlere bir nebze olsun dur diyebilmiştir. Burada Mahir'in meşru olup olmadığı sorulacaksa kime meşru olduğu da sorulmalıdır. İşçiye, köylüye, emekçiye anti-emperyalist hat içinde meşrudur, amerikan emperyalizmine, işbirlikçilerine meşru değildir. O günün tezi anti-emperyalist ve anti-faşist bir hat üzerinde temellenmiştir. Bu tez doğrultusunda da yabancı subayları ve onların projelerine alet olan mühendislere karşı bir eylem kendi içinde gayet tutarlıdır. Bugün Irak'taki direniş, birçok Amerikan düşük rütbeli askeri öldürmektedirler. Bu işte asıl büyük suçlular o düşük rütbeli askerler değildir elbet, ama bu mücadele dışında da bir olanak yoktur. Buna karşı çıkmak pasifizme giden yolu açmak olacaktır ki bu da Filistin'i, Irak'ı, o gün ve bugün için de Türkiye'yi sömürücülere teslim etmek demektir. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 5,656
| sivillere yönelik tüm eylemler terör eylemidir. Çünkü tedhiş içerir. "kime göre terördür" denilirse ipin ucu alınamaz. Bir siyasal islamcıda gider birini dini kriterlerine göre kesebilir o zaman. |
|
| #8 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,581
| Sivilin kapsamı nedir? Bush da sivil midir? Sharon? Abdullah Çatlı? Çok idealist ve soyut bir ayrımsama bu. Hiçbir pratik sonucu yok. Sermaye üniformayı çok nadiren kendisi giyer, genellikle giydirir. Ve sermaye ( sınıfı) bugün dünyadaki çoğu sorunun başlıca nedenidir. Sivildirler, zalimdirler de. Ona göre muamale görürler. Orada mühendisin işlevi, askerden nitel olarak farklı olsa da nicelde hemen hemen aynıdır. Ve emperyalizmin ülkemizde kurulmasına aracılık eder. Dediğim gibi o dönemin tezi anti-emperyalist bir tezdir, hem ağırlık anti-kapitalist olsaydı burada farklı bir analiz yapardık, ama günün koşulları o gün için öncelikli olarak bir anti-emperyalist tez ( hat) gerektirdi. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. küçükkarabalık Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 18-03-07 22:52 . |
|
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 5,656
| Alıntı:
Ancak bahsettiğim gibi " sivil " konusu oldukça istismara açık bir konu. Bunu bir ilke olarak kabul etmekten başka çarede bulamıyorum kendi adıma. yoksa bende silah üreten bir bilim adamına "sivil" demem. Ancak bu konuda sivil istismarının hiçbir şekilde önlenemeyeceğini düşünüyorum. Hem farklı fraksiyonlar olarak hemde farklı ideolojiler olarak istismar edilecektir . Buda bir gerçek | |
|
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: Denizli
Mesajlar: 1,180
| Alıntı:
| |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|