Dergi
 
Blog
 
Evrim
 
Marksizm
 
Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Edebiyat > Öykü ve Denemeleriniz

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Sevginin akıl almaz boşluğu / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski25-03-07, 05:36  #1
PIANIST
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 1
Sevginin akıl almaz boşluğu



SEVGİNİN AKILALMAZ BOŞLUĞU

Bu kadar sık görüşürken benim yerime mektubumun gelmesi seni her halde şaşırtacak, fakat sonuna kadar okuyunca göreceksin ki başka türlü de yapamazdım.

Bu mektubu çok daha önce yazmış olmalıydım; o zaman ikimizde sonradan duyacağımız birçok vicdan azaplarından kurtulmuş olurduk. Ama gene de geç kalmış değilim, bir birimizi o kadar çabuk, o kadar umulmadık bir şekilde sevdik ki ansızın hastalanmış gibi olduk.
Bu yüzden kendime daha erken gelemedim.

Daha ileriye gitmeyeceğim artık, olduğum yerde duracağım; bunu yapmak benim elimde. Ama gene de sürükleniyorum. Şimdi ise öyle bir savaş içindeyim ki senin yardımına muhtacım. Ne kadar derine sürüklendiğimi ancak bu gece anladım; içine düştüğüm uçurumun derinliğini gördüm ve durma karar verdim.

Oyun bitti; aşk benim için bir hastalık oldu; kendimde bir tutkunluğun başladığını hissettim; sen daha düşünceli, daha ciddi oldun; bütün boş zamanlarını bana verdin; sinirlerin gerginleşti huzurun kayboldu. Şimdi korkuyorum ve anlıyorum ki bu gidişi durdurmak, kendimizi toparlamak için hareke geçmek benim görevim.

Evet, seni sevdiğimi söyledim. Sende beni sevdiğini söyledin. Ancak aradaki ahenksizliği fark edemedin mi? Etmedin değil mi? O halde sonra edeceksin; ben uçuruma düştüğüm zaman. Bak benim halime, düşün benim kim olduğumu. Beni sevmen mümkün mü? Beni seviyor musun? Dün "seviyorum, seviyorum, seviyorum" dedin; Bende kesin olarak söylüyorum: Hayır, hayır, hayır.

Beni sevmiyorsun, ama şunu hemen belirteyim ki yalanda söylemiyorsun: Beni aldatmıyorsun. Hayır denecek yer de evet diyecek insan değilsin. Benim sana anlatmak istediğim, duyduğun şeyin gerçek aşk değil, sadece bir aşk umudu olmasadır...

Ben baştan sana bunu açıkca söylemeleydim, sen yalnış bir yoldasın; karşındaki erkek, rüyalarında gördüğün erkek değil. Göreceksin, bir gün o erkek karşına çıkacak; bana kızacaksın; ben de bunu azabını duyacağım. Daha keskin bir zekam, daha iyi bir kalbim olsaydı, daha samimi olsaydım sana bunları daha önce söylerdim...
Şimdi başka türlü düşünüyorum.
Kendi kendime şunu soruyorum:
Aşk yüreğime iyice düştüğü zaman ne olacak?
Bu acıya dayanabilecek miyim?
İşin sonu kötüye varacak.
Daha şimdiden bunu düşünmek beni ürpertiyor.

Başka birisi olsa şunları da eklerdi " bu satıları gözyaşları içinde yazıyorum?" Ama ben sana yalan söylemiyorum, acımın bir gösteriş olmasını istemiyorum. Çünkü dertleri, pişmanlıkları artırmak neye yarar? Bu çeşit yalanlarda sevgiyi daha fazla kökleştirmek umudu saklıdır. Bense bu duyguyu sende ve bende kökünden kazmak istiyorum.

Zaten gözyaşları ya boş hayallere ya da bir kadını baştan çıkartmak isteyenlere yaraşır. Ben sana bunları uzun bir yolculuğa çıkan iyi bir dostla vedalaşır gibi söylüyorum: İki üç hafta daha beklesem çok geç olurdu. Aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ileliyor ki Daha şimdiden ne haldeyim. Zamanı saatleri, dakikalarla değil, seninle ölçüyorum: Onu gördüm, göremedim, göreceğim, göremeyeceğim, gelecek, gelmeyecek...

Hayatımızın bu kısa dönemi belleğimde her zaman temiz ve ışıklı bir hatıra olarak kalacak ve beni tekrar eski ruh uyuşukluğuna düşürmekten koruyacak. Bu hatıra sana da hiç bir zaman zarar vermeyecek ve gelecekte gerçek aşkı bulmana yardım edecek...

Geceler bitti...
Yolculuklar da...
Yeni yerler, yeni sabahlar da bitti...
Allahaısmarladık meleğim...


startvsahindogan@gmil.com
PIANIST is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski25-03-07, 05:39  #2
PIANIST
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 1
Adı yok bu yalnızlığın

ADI YOK BU YALNIZLIĞIN...

Güvenmek ya da güvenmemek, işte bütün mesele nerede? Güvendiğimiz dağlara kar yağar, oysa kar beyazdır, huzurdur. Güvendiğimiz dağlara yağan kar gridir. Bende gri karışık bu aralar. Gri,Siyahtan biraz da beyazdan çalar rengini, pusludur, istir, kirdir. Siyah daha koyudur ve en dürüst. Neden? Gökyüzü ile yarışıyordu düşüncelerim, ruhum. Önce grilik nereye çökecekti.
Odama elbet.
Bana ve hüzün renkli gözlerime.
Yine dalmış gitmiştim.
Gittiğim yerler yalnızlık.
Neden yalnızlık?
Zaman zaman en rahat olduğum yer.
Kimse kalmak istemese de, en kalabalıkta bile kaçamak yapar. Bir acı saplanır aniden. Gülerken aklına düşüverir; bir aldatılmışlık, o an gözler eğilir, bir şerit hakim olur, geçiverir anılar kısacık. İçinde ne büyük kayıplar vardır. Herkesin vardır. Kimileri için itiraf etmek küçüklüktür. Değildir oysa. Ne zaman nerelerde yitirdim anımsıyorum; güvenimi inancımı. Anlamaya başladığımda her şeyi.
Hiç kimse beceremiyordu aslında bahaneleri. Kandıramıyordu. İnanmış görünmeyi öğrendik, çünkü böyle gerekti. Yoksa herkesi kaybedecektik. Herkes değildi aslında dürüst olmayan; Bazıları, birkaçı. Onların kalmalarına da biz izin veriyorduk -aldanmış görünerek-. Onlar bunun farkında bile değillerdi. Daha az acıyla tutunmak içindi, gülümseyişler.
Nasıl davranırsak -belki- öyle olurlardı. Hoş değişmezdi hiçbir insanoğlu. Olsun, bazıları bir yerlerde anlardı, yaptıklarını, yaptıklarından vazgeçmeleri gerektiğini. Kimileri de bizlerden gidince anlamışlardır başka birilerinde. Başka birileri şanslıydılar.
Cümlelerim düşüyor, yamuk yumuk sözlerim.
Anlaşılmak istemiyorum.
Anlatmak hiç.
Beni, yaşanmışları, acı verenleri, bazılarınızı, birşeyleri anlamaya davet etmeyi çok isterdim. Bundan da uzun zaman önce vazgeçtim. Bir insan yapacaklarını yapmışsa, yaptıklarının acıttığını ona anlatmak kocaman bir sıfırdır.
Aslında bilir, ama bilmek işine gelmez. Bunun Bilincinde olsa zaten yapmayacakları şeylerdir değil mi? Kaybettiğinde nasıl olsa anlayacaktır. Neden söylemekle yorayım ki, onu-beni-bizi. Güvenmek isteriz çünkü kimyamızda var, herkes birbirine güven duymak ister, bazılarımızın buna daha çok ihtiyacı vardır.
Bir insana nasıl güvenilir?
Açık sözlü olmasını bekleriz, ihtiyacımız olduğunda yanımızda olmasını isteriz, zaman zaman sorunların üstesinden gelmek için birilerine ihtiyacımız vardır.
Çalışırken...
severken ve aşkta.
Öyle bir zamandayızdır ki, yaşam sahnedir.
Oyuncular mükemmeli oynar, işte dersin harika bir insan.
Güvenirsin....
Dostluk başlar...
aşk başlar...
Tam inancının en kutsal yerinde başından aşağı kaynar sular boşalıverir. Birseylerin ardına saklanmaya başladığını anladığın andır. Birkaç cümle ile kendini ele verir.
Kaybolursun.
İnce ince kar başlar yüreğine, gri. Rolünü öyle iyi oynar ki yanınızda. Bir şeyleri size öyle farklı göstermeye çalışır ki. Siz bilirsiniz neyin gerçek olduğunu. Saklandığı gerçekleri.Hal bu ki bilir diğeri, diğerinin dediklerinin çoğunun doğru olduğunu ama savunma mekanizması, maneviyatı buna izin vermez. Kendini kandırır. Kendine biçtiği bir rolü ve dorusu vardır. Buda onun oyunudur ve sizde sessizce dahil olursunuz.
Aşk için, sevgi için yüreğiniz için.
Siz Kendinizi sorguladığınızda peki?
Aynada kendinizle yüzleştiğinizde, ben bunları hak edecek bir insan mıyım'a cevabınız "kesinlikle hayır" ise, o kadar yıpratıcı olur karşılaştığımız haksız yaklaşımlar . Aşkı ele alalım, kendi yaşadığımız ya da tanığı olduğumuz sarsılmış ilişkilere bakalım. İlk başta aklımızı çelen ona güven duymak,inanmak koşulsuzca bağlanmak değil midir?
Bir insan bir insana güvenmek için ondan neler bekler?
Söylediği sözlerin yaptığı davranışların arkasında gözüküp kalıyorsa kayıplar başlar. Hani nerde yanınız damıdır. Arkanızda kalmaya gittikçe başlar, mesafeyi açmayı ince ince işler size.
Hani tek taraflı aşklar vardır.
Bir taraf aşka adanmıştır, diğeri de aşka ait malzemeler için yaşar.
Sadece olmuş olması içindir bazı ilişkiler.
Onu -alana- elde edene kadardır tüm roller.
Ne kadar kolaydır başka hayatlara misafir olmak, sevgiyle açılmış kapılarda izler bırakırlar.
Soğuk ve ayaz.
Halbuki açılmış o kapı o kadar sımsıcaktır ki.
Görmek istemez.
Çünkü ona göre kendi hayatı daha sıcak ve samimidir.
Aslında diğerinde gerçek bir yaşam vardır,roller yoktur.
O hayat sahne değildir.
Gerçeğin ta kendisidir.
Hırlıdır gürlüdür, canlıdır ama huzur vardır, dinginlik vardır paylaşım vardır.
Beklenti yoktur koşulsuzca veriş vardır.
Rol yoktur bir şeylerin ardına sığınma, bahaneler yoktur.
Yasam burada dimdik acık ve nettir.
Ve gün gelir gerçek aşktan, aşıktan, çok büyük bir şey çalarlar sahnedekiler!
Oyunlar oynamaya başlanır, boş vermişlikler, bir şeylerin ardına sığınmalar. Bunları diğer taraf görür hüzünle gülümser geçer. Der ki içinden; büyük kayıbını ne zaman fark edeceksin, yitirildiğinde yerine koyman imkansızlığını algılayabilecekmişsin acaba gün geldiğinde...
Kendi sahnenin tozunda kaybolup gittiğinde mi anlayacaksın. Ağır günler başlar, herkesten uzak kalınmış günler. Kimileri bunu uzman doktorlar yardımı ile çözmeye çabalar. Beş harfli küçük bir kelime, hayatlarımızda ne büyük bir olgudur aslında. Sözleri söylemeden düşünmek gerek, uzun cümleler hemen kısalacaksa ve yerine gelmeyecekse susmak gerek. Sırf kendi baharımız için başkalarının mevsimlerini tahmin edemeyeceğimiz şekilde kışa dönüştürmemek gerek. Çalmamak gerek yaşanmışlıkları...
Yok saymamak gerek.
Umursamamak gerek.
İşportaya düşürmemek gerek.
Bir şeyleri kazanırken, diğer tarafı kaybetmemek gerek.
Birde İnsana en çok da dokunan dokunmamaktır, görememektir tüm bu olumsuzluklara rağmen. ``Bana söyleyemediğin bir şey varsa, tek başına düşündüğün şeyler varsa, o zaman yüreğinde ne arıyorum ben?`` demiş Alain de Botton, Aşk Üzerine yazdığı kitabında.
sahindogan1978@hotmail.com
PIANIST is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 04:09.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz