"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
Ersel'den yazılar/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 103
| Hız. Hızla ilerlemek. Yanından geçen parçalar. Yüzüne vuran rüzgar. Yolu kazıyarak ilerlemek. Arkanda gittikçe yok olan yol. Önünde ışık. Hemen karşındaki ışık.Ama sen dokundukça kararan yığın.Işık yine karşında.Hemen burnunun ucunda.Dokununca geri çekilecek.Ama mesafeyi koruyacak.Arkandaki yol görülmeye değer.Ama sen göremeyeceksin.Sen gitme eyleminin temel taşı olan öne bakma yasasını çiğneyemezsin.Yine rüzgar.İlerlerken yaptığının iyi bir şey olduğunu her an hatırlatan en önemli öğe.Rüzgarı hissetmek için ilerliyor gibisin.Rüzgarın sanki bir tadı var.İnsana doygunluk hissi veriyor.Bir de yorgunluk var tabi.Kolay değil öyle tıka basa rüzgarı yemek.Elbette yorulacaksın.Eklemlerin ağırlaşacak.Yorulmak ilginç bir şey değil mi? Belki de en büyük düşmanımız.Bizim ötemizde bir güç.Bir yaratık.İnsana benzeyen ama sarı ve uzun tırnakları, küçük ve çukurlu gözleri, seyrek dişleri ile insandan farklı bir şeymiş gibi. Ama bazen de güzel görünür.Evet güzeldir ama soğuktur.Ürkütücü bir havası vardır.Yüzü yuvarlaktır.Saçları uzundur.Gözleri yine küçüktür.Her bir organı kendi başına biçimlidir.Ama dikkatli bakılınca birbiriyle uyumsuz görünür.Ama hız güzeldir,rüzgar lezzetlidir,arkada yok olan yolun hiçbir önemi yoktur ve ışık iyi bir şeydir. |
|
| #2 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 458
| Nasıl anlatmalı; daha önce de kısa parçalar halinde yazılarınızı okumuştum tekniğiniz olduğunu düşünüyorum. İç konuşma akıcı ve sürükleyici. neyazıkki kısa parçalar halinde yayınlıyorsunuz. |
|
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 103
| Alıntı:
öncelikle teşekkür ederim oldukça utana sıkıla yolluyorum yazılarımı açıkçası kendime güvenim deniz seviyesinin altında bu yüzden de oturup uzunlamasına bir şeyler yazmak haddime değilmiş gibi geliyor | |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 103
| Arabaların sesi uzaklardan akan bir nehrin sesini andırıyor.Ormanın içindeyim.Kuşlar ötüyor,yapraklar hışırdıyor.ama yakınlardaki bir yerleşim yerinden çocukların manasız bağırtıları da duyuluyor.Bazen bir arabanın hırsız alarmı ötüyor.Demirin demire vurma sesi geliyor.İnsanların ürettiği her hangi demirden şey,diğer demirden şeye vuruyor.Huzur bulmaya geldim ormanın içine ama henüz bulamadım.Daha mı derinlere gitmeliyim?Ağaçların arasında yok mu olmalıyım? |
|
| #5 | |
Kültür-Sanat ![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 867
| Sn.Ersel Akan giden,insanın içinde kaybolacağı yeniden düşler içinde buluşturan,hırslı ama aynı zamanda lütufkar sorgusuzca dağıtan yazılar.. Büyük bir keyifle tek solukta okudum.Teşekkur ederim. Saygılar... __________________
Eskiden iğrençlik kural değildi,arasıra rastlanan ürkütücü bir şeydi.... |
|
| #6 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Apr 2007 Ülke / Şehir: Ütopya................
Mesajlar: 16
| sanırım yazı da hıza eşlik etmiş,ışık olmuş.. flu görmek yaşamayı daha katlanılır kılıyor..hızla birleşerek görüntüler,bir garip yaratığa dönüşüyor..ürkütücü değil aslında bu şey? yalnızca insanın hareketi yadırgaması ve gerçekle yüzleşmenin verdiği şaşkınlıkla karışık çekingenlik ve korku..dolayısıyla bunun adına da yaratık diyorlar.gelinen en son nokta onun evi midir??ve öyleyse de ne yapılır bunca hızdan sonra??sıcak bir kahve mi içilir,derin bir uyku mu çekilir..yoksa hiç gelinmemiş midir o eve de hareketin verdiği bulantıdan mıdır halisünasyon?? |
|
| #7 | ||
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 103
| Alıntı:
ersel Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-04-07 17:48 . | |
|
| #8 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Apr 2007 Ülke / Şehir: Ütopya................
Mesajlar: 16
| Teşekkür ederim açıklama için.. Bunu anlayabiliyorum.. Bir yerde yazının devamı gibi.. Akışa teslim olmak değil Akış olmak ? |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 103
| Evet akış. Ben teşekkür ederim bu arada. |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 103
| İnsanın mutlu olmayı dilemesi nasıl bir şeydir? Bunu istemek çok şey istemek midir? Yoksa çok olağan bir şey midir? Biz bu hayata huzur bulmaya mı geldik. Ya da huzur istenmemesi gereken uzak bir olgu mudur? Bunlar saçma sorular mıdır? İnsan bu soruları sorarak bir yere varamaz mı? Sadece kendine verilen ödevleri yapmalı ve yorulduğu zaman da bir köşeye çekilip yorgunluğunun tadını mı çıkarmalıdır? Yeterince dinlendikten sonra tekrar ödevler, görevler midir? Yazı yazmak ne işe yarar? Zaten var olan, gözümüzle görüp kulağımızla işittiğimiz şeyi yazmak ne kadar mühimdir? Hangi işler önemlidir? Kendimizi mutlu edecek işler mi önemlidir? Yoksa başka birisini mi? O başka birisi kimdir? Sevdiğimiz birisi midir? Yoksa korktuğumuz mu? Niye korku duyarız? Yoksa biz, yaşamaya başlamadan önce bir şeyler biliyorduk ta, korku sayesinde mi yaşamımızda hatırlıyoruz o önceden bildiğimiz şeyleri? Hayat korkunç bir şey midir? Korkunç olabilecek kadar önemli midir? Yoksa korkunçluğun önemli olmakla bir ilişkisi yok mudur? Ben mutsuzsam bunun suçlusu kimdir? Benim mutsuz olmam önemli bir şey midir? Mutsuzluk farkına varıldıkça mı büyür? Yoksa kendiliğinden hissedilen bir şey midir? |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Anonim yazılar | ILGIN | Ustalardan Seçkiler | 0 | 08-12-06 10:31 |