Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

 
 
Konu Araçları
Eski30-03-07, 11:32  #1
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124
Kuran neden böyle anlatmış



Çoğu zaman Kuranın neden bilimsel buluşlara öncelik etmediğini düşünüyorum.Bir buluş olduğunda aa bu kuranda vardı diyenleri bu konuda işe katmadan ifade etmek istiyorum ki Kuranda net bilimsel veriler olsaydı birileri bu buluşları yapacaktı ve bu buluşlar onların deyimiyle gavurların öncülüğünde olmayacaktı.Aksine kuran 7.yy ın sorunlarıyla uğraşmış bir kısmını düzeltmiş bir kısmını islah etme yoluna gitmiştir.Islah yoluyla düzenlenenler birkaç yıl sonra değişmiş ve eski hükümlere geri dönülmüştür.

Acaba neden?


Sanırım şöyle bir durum var.Kuran insan için bir din kitabıdır ve hayatlarındaki olayları dini anlamda düşünmeye çalışır. Mesela Kuran Güneşten Güneş için bahsetmez Güneşten Allah'ın kudretine ve diğer bazı sıfatlarına delil olarak bahseder. Yoksa Güneşin fiziksel yada kimyevi yapısını insanlara öğretmek için bahsetmez. Bu tür bilgi insanların beş duyu ile araştırma yaparak öğrenebileceği bir bilgidir.Kanaatime göre güneşten güneş yönüyle değil de Allahın ayeti yönüyle bahsedilmesi diğer yönlerinin zaten algılanabileceklerini göstermesine yöneliktir.

Diğer bir sorguladığım konu ise.Kurandaki basit anlatım..öyleki insan bir de tercümesinden okuduğunda şaşırıyor.Neden günümüz insanlarının da seviyesi düşünülmeden 7.yy dili ve alayışıyla yetindi diye..Bunu şöyle düşünüyorum.Kuran modern toplumun anlayışıyla paralel bir anlatım tarzı kullansaydı bırakın 7.yy anlayışını daha 150 yıl öncesine kadar bile anlaşılmaz ve hayattan kopuk bir hal alırdı.Diyebilirsiniz ki ama şu an da bizden kopuk bir hale gelmiştir.Öyleki anlatımlarının basitliğinden insan ürünü olabileceği yönünde düşüncelere sevkediyor.Fakat bizimle eskilerin farkı şu..Anlatımtarzı onların seviyesi üstünde olsaydı ne olsa olsun hayattan kopuk bir hal alır ve ulema sınıfının kitabı olurdu(gerçi bunu öyle de yaptılar da).Ama günümüz insanı bu kadar basit bir anlatımdan günümüz normlarında tespitler çıkarabilecek seviyededir.Yani 7.yy ın anlayışıyla yazılmıl o vahyi günümüz diline çevirebilecek seviyededir.Günümüz insanlarının dahi seviyesi aynı değildir.Bir çoban da anlıyor bir profesör de..Ama profesör inkar gözüyle bakmadığında onu ilim diline çevirebiliyor..
özedönüş is offline  
Eski26-04-07, 18:32  #2
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124

Evet sorgulama neticesinde aklımızdan çok şeyler geçiyor.Bir kısmını onaylıyor diğer kısmını değerlendiremiyoruz.Ama kesin olan şudur ki Kuranın dili örnek alındığında çok insanın içinde bulundukları durumunda icabı olarak inkar yoluna gittikleridir.O halde kuran neden böyle anlatmış.

Kur'an'ı okuyanlar sıklıkla
"Kafirlerin kalblerini mühürleriz, kulaklarına, gözlerine ve kalplerine perde çekeriz",

"Hidayete erdiren de, delalete düşüren de biziz",

"Dilediğimizin rızkını daraltır dilediğimizi artırız", [/I

"Rüzgarı estirir, yağmuru yağdırırız",

"Zulmedenleri sayha ( zelzele, tufan vs.) helak ederiz" türünden ifadelere rastlarlar

Burada herşey Allah merkezli olmaktadır ve her şey ilk anlamda ikincil duruma indirgenmektedir.Çok normal ve haklı olarak ta şu sorular meydana geliyor

]Madem Allah kafirlerin kalplerini mühürlüyor, sonra neden kafir oldukları için onları cehenneme atıyor?",


I]"Cezanın cehennemde verileceği söylendiği halde neden daha bu dünyada iken günah işlediler diye insanları helak ediyor, cezalandırıyor?",


I]"Neden sefalet içinde açlıktan ölenlere yardım edip onları zengin etmiyor; Zalimlere çengel atmıyor, zulüm içinde ölüp gitmelerine göz yumuyor?",


]"Bu tür ifadeler, Allah'ın iradesi karşısında insanın rüzgarın önündeki yaprak gibi savrulup durduğu izlenimi veriyor; demek ne yazılmışsa başımıza gelecek, geriye yapılacak hiçbir şey kalmıyor? vs......


Kuranda biz kavramı bağlamında Tanrı evren ilişkisi


Öyle görünüyor ki Kur'an'da oluşumların çoğunda "biz" (inna) ifadesiyle anlatılarak, "Allah" merkezli bir dil kullanılması, Allah'ın evrenin ruhu olduğunu göstermektedir. Nitekim Kur'an yerleri ve gökleri Allah'ın nuru olarak tasvir etmektedir. Yerler ve gökler Allah'tır dememekte, bilakis yerlere ve göklere Allah'ın "nurunu" özgü kılmaktadır.

Buraya kadar şunu söyleyebiliriz.Demek Allah, evrenin tüm zerresinde devaran eden canlılık ve potansiyel enerjidir.Benim bedenimi diri tutup onu canlı kılan potansiyel enerjim ruhum olduğu gibi(ruh can değildir cana enerji verendir) evrenin canlılığını sağlayan enerji de Allah'ın nuru (ruhu, enerjisi, canlılığı)dır.Gerçi ruhumuzda onun ruhundandır da..(tüm yeni ve kabiliyetlerimizdeki enerji onun enerjisinin ve yetisinin üründür de konu dağılmasın


Demek ki ruh bedensiz ve beden ruhsuz olmadığı gibi Doğa Tanrısız ve Tanrı da Doğasız değildir.Bunları birbirinden koparmak "deizm" olacağı gibi, birbirinin aynısı görmek de "panteizm" olacaktır. Keza tanrıyı bütün her şeyin belirleyicisi olarak görüp insana ve tabiata hiçbir etkinlik alanı bırakmamak da "teizm"dir.Kanatime göre kuranın anlatışına en uygun olanı Pan enteizmdir.[font=Verdana]Buna göre tanrı ile evrenin "birliği" veya "ayrılığı" değil "birlikteliği" söz konusudur. Allah ile alem kozmik bir yolculuk halindedir. Molla Sadra'nın tabirleriyle aslolan "Allah ile" yolculuktur, "Allah'a" veya "Allah'ta" yolculuk değil.Önü açık bir geleceğe doğru Allah'ın bütün diğer varlıklarla birlikte gerçekleştirdiği bu kozmik yolculuk, İkbal'in deyimi ile Allah'ın insanla birlikte gerçekleştirdiği tarihsel yürüyüşün adı olan kader, birlikte varoluşun dinamik temposu ile gerçekleşmektedir. Bu varoluşsal tempoya zerresine kadar bütün varlıklar kendi ontik karakterleriyle katılmaktadır.Kannatime göre de Kur'an'ın "biz" (inna) merkezli dilini bu çerçevede anlamak gerekmektedir.Neden biz dediği burada kendisi ortaya çıkmaktadır

Kuran Allahın mı yoksa hz.Muhammedin sözleridir?

Allah tarih boyunca erdemli insanların vicdanlarında yer almıştır.Bu bir nevi vicdanlı insanlar yoluyla insanlara tesir etmesidir.Böylece O'nun iradesi, dünyada, insanlığın çektiği acılara ve ızdıraplara çareler arayan erdemli ve dürüst (el-emin) bir insanın vicdanından fışkıran söz olarak görünmekte, insanlığa bu vicdani kanaldan girerek seslenmektedir. Tabiri caizse, Kur'an, aşağıdan yukarıya Abdullah'ın oğlu Mekkeli Muhammed'in vicdani arayışının bir "açığa vurması", yukarıdan aşağıya ise Allah'ın bu arayışlara bigane kalmadığının bir göstergesi, birlikte varoluşun dinamik temposuna "vahiy ve ilham" yoluyla katılımdır. Allah'ın iradesinin söze (kelama) dönüşmüş, kelimelere dökülerek söz alanına girmiş şekli olan Kur'an'ın dili, bu nedenle, "varlığın dili" dediğimiz bir uslupladır.Çünkü Kuran Tanrılara seslenmiyor. Kur'an insanla vahiy yoluyla konuştuğu gibi, birlikteliğe katılan diğer varlıkları da sanki canlı bir insan gibi konuşturmaktadır.(Dürtüleri(nefis ve şeytanı),kabiliyetleri(meleke)-evreni dağları güçleri v.s...hepsini konuşturmaktadır

Dağlara dedik ki ister itaat ederek ister isyan ederek gelin, dediler ki itaat ederek geliyoruz", " vs. ifadelerinde hep "varlığın dili" uslubunu görüyoruz. Hatta öyle ki inkarcıların küfrü bile "Kalblerini mühürledik, uyarsan da uyarmasan da iman etmezler" şeklinde açıklanmaktadır.
Kur'an, insana, varoluşun dinamik temposunu yakalamasını sağlayacak varlıkların diliyle seslenmektedir


Allah kimdir


Başta evrenin ruhu dedik ama bunu öyle ruhaniyet olarak anlamayalım.Bunu günümüz tabiriyle öz veya enerji olarak açıklayabiliriz.Kutsal kitaplar bu özün insan uslubuyla konuşması olduğuna göre Allah kavramı da insan uslubuyla anlaşılacak bir kavram olmaktadır.İşte mutlak öz, bu tür insan varlıklarının çoğunun bu birlikte oluş ve değişimin yasalarında sorumsuzluk içinde olacaklarını bilmektedir.(hem de çok sayıda) bulunduğunu bildiği için, onlardaki unutkanlık ve inkarı gidermek amacıyla oluş ve akışı anlatırken boyuna "Allah" kavramını öne çıkarmaktadır.
Bu amaçla olsa gerek Kur'an tümüyle "Allah" merkezli bir dil ile örülmüştür; Her şeyi yapıp eden odur, her nereye dönülse O'nun "vechi" ile karşılaşırız Şu halde insanlarda "Allah" şuuru uyandırma amacında olan Kur'an'ın dili "Allah" kavramı etrafında örülmüştür. Nitekim Kur'an'da en çok geçen kelime Allah kelimesidir. Allah kavramı öne çıkarılarak diğer varlıklar ikincil duruma indirgenmiştir. Bu, onların özerk benliklerini ve bağımsız varlıklarını yok saymak anlamında değil, Mutlak Varlık'ın oluş süreci içindeki "zorunlu" fonksiyonunu kavratmak içindir.


Kur'an'ın "biz" (inna) ifadesinde odaklanan "varlığın diliyle" konuşan uslubunu anlamak, bizi lafzilik, şekilcilik ve yüzeysel okuyuşlardan kurtaracak, Kur'an'ın deruni boyutuyla dinamik bir ilişki içine girmemizi sağlayacaktır...

özedönüş Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 26-04-07 18:41 .
özedönüş is offline  
Eski03-05-07, 11:09  #3
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124

Sizi alıp 500 yıl öncesine ışınlasalar ve o devirde yaşayanlara, “internetteki bilgilerin nerede nasıl saklandığını, bilgisayar ve televizyon sistemlerinin nasıl çalıştığını anlatmak zorundasın”, deseler; bunu nasıl anlatırsınız o insanlara?
Vereceğiniz misaller ne kadarıyla gerçeği aksettirir? 1400 küsur yıl evvel yeryüzünde yaşamış, sistem ve düzenin tüm mekanizmalarını kendine açıldığı kadarıyla farkına varmış; sonra da bunun bir kısmını çağının şartlarını yaşayan insanları da hesaba katarak anlatmak zorunda kalmış olan Hz.Muhammed acaba daha başka ne diyebilirdi bize intikâl edenler ötesinde... Ne yazık ki, her dalda, çağı aşmaya çalışan insanlar, Hz.Muhammedi ve bildirdiklerini değerlendirme konusunda, hâlâ 7.yy öncesinin şartlarını yaşayan insanlar gibi düşünüp yorumlamaktan gocunmuyorlar!.
Oysa, o devirlerdekiler mâzurdu. Çünkü, bugünün veri tabanına ve imkânlarına sahip değillerdi. Ama bugünküler?!.Kurân’ı Kerîm’in bir kısım âyetlerinin günümüz bilgileri ışığında yorumu, gerçekte, bu güne kadar yapılmış yorumlardan çok farklı olabilir.Bu şifrelerini bulma değil çağın anlayışıyla anlamadır.

özedönüş Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 03-05-07 11:12 .
özedönüş is offline  
Eski03-05-07, 18:07  #4
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,527

Alıntı:
Sayın özedönüş şöyle demiş:

Mesajı Göster
Diğer bir sorguladığım konu ise.Kurandaki basit anlatım..öyleki insan bir de tercümesinden okuduğunda şaşırıyor.Neden günümüz insanlarının da seviyesi düşünülmeden 7.yy dili ve alayışıyla yetindi diye..Bunu şöyle düşünüyorum.Kuran modern toplumun anlayışıyla paralel bir anlatım tarzı kullansaydı bırakın 7.yy anlayışını daha 150 yıl öncesine kadar bile anlaşılmaz ve hayattan kopuk bir hal alırdı.Diyebilirsiniz ki ama şu an da bizden kopuk bir hale gelmiştir.Öyleki anlatımlarının basitliğinden insan ürünü olabileceği yönünde düşüncelere sevkediyor.Fakat bizimle eskilerin farkı şu..Anlatımtarzı onların seviyesi üstünde olsaydı ne olsa olsun hayattan kopuk bir hal alır ve ulema sınıfının kitabı olurdu(gerçi bunu öyle de yaptılar da).Ama günümüz insanı bu kadar basit bir anlatımdan günümüz normlarında tespitler çıkarabilecek seviyededir.Yani 7.yy ın anlayışıyla yazılmıl o vahyi günümüz diline çevirebilecek seviyededir.Günümüz insanlarının dahi seviyesi aynı değildir.Bir çoban da anlıyor bir profesör de..Ama profesör inkar gözüyle bakmadığında onu ilim diline çevirebiliyor..
Sn.özedönüş;

Bu paragraftaki yazınız bana bir çelişki gibi geldi. Türkçesinden okuduğum kadarıyla Kur'an'daki "basit anlatımın", pek çok yerde, söylediğiniz gibi "basit" gibi nitelendirilecek bir anlamı olduğunu sanmıyorum. ( Bazı yerlerde gerçekten çok basit, "ilahi bir kitapta" bulunmaması gerektiğini düşündüğüm açıklamaların olması söylediğiniz neden ve gerekçeyle bağdaşır mı?-tartışılabilir. Sözgelimi bunlardan aklıma kalan "kadınlarınızla o belli günlerde birlikte olmayınız" sözü gibi. Evrensel olduğu iddiasında bulunan bir "kutsal kitap" ta bence olmaması gereken basitlikte açıklamalar.)

Bazı yerleri ise oldukça "karmaşık". Benzetmek gerekirse, konuyu iyi bilmeyen bir insanın konu hakkında yazarken nasıl ki bocalama içine girer ve bir türlü açık seçik yazamnaz ve konuşamazsa-aynen öyle! Özellikle evren, genişleme ve bigbang konusuna çekilen yorumları hep bu şekilde yazılmış yazılara benzetiyorum.Hiç bir şey anlaşılmıyor. ( Böyle bir yorum getirildiğinde, "kur'an alimleri anlıyor" sözü de uygun bir açıklama değil.) Bilinen konularda bu kadar "basit" olması, o zamana göre "bilinmeyen" konuların da bu şekilde karmakarışık yazılmasının söylediğinizin tersine farklı bir anlamı varmış gibi geliyor bana.
melnur is offline  
Eski03-05-07, 21:49  #5
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124

Alıntı:
Sayın melnur şöyle demiş:

Mesajı Göster
Sn.özedönüş;

Bu paragraftaki yazınız bana bir çelişki gibi geldi. Türkçesinden okuduğum kadarıyla Kur'an'daki "basit anlatımın", pek çok yerde, söylediğiniz gibi "basit" gibi nitelendirilecek bir anlamı olduğunu sanmıyorum. ( Bazı yerlerde gerçekten çok basit, "ilahi bir kitapta" bulunmaması gerektiğini düşündüğüm açıklamaların olması söylediğiniz neden ve gerekçeyle bağdaşır mı?-tartışılabilir. Sözgelimi bunlardan aklıma kalan "kadınlarınızla o belli günlerde birlikte olmayınız" sözü gibi. Evrensel olduğu iddiasında bulunan bir "kutsal kitap" ta bence olmaması gereken basitlikte açıklamalar.)

Bazı yerleri ise oldukça "karmaşık". Benzetmek gerekirse, konuyu iyi bilmeyen bir insanın konu hakkında yazarken nasıl ki bocalama içine girer ve bir türlü açık seçik yazamnaz ve konuşamazsa-aynen öyle! Özellikle evren, genişleme ve bigbang konusuna çekilen yorumları hep bu şekilde yazılmış yazılara benzetiyorum.Hiç bir şey anlaşılmıyor. ( Böyle bir yorum getirildiğinde, "kur'an alimleri anlıyor" sözü de uygun bir açıklama değil.) Bilinen konularda bu kadar "basit" olması, o zamana göre "bilinmeyen" konuların da bu şekilde karmakarışık yazılmasının söylediğinizin tersine farklı bir anlamı varmış gibi geliyor bana.
Din, çok yalın olmalıdır ve öyledir. Bize annemizin dili kadar açıktır. Çünkü bizleri yaratan olarak düşündüğümüzün mesajıdır. Eğer kafamızda soru işaretleri oluşuyorsa, zorlama yorumlar yapma ihtiyacı içine giriliyorsa orada bir problem var demektir.Bunun gibi çok basit anlatımlarda bir problemdir.İşte araştırılması gereken gerçekten basitlik mi veya diğeri de karmaşıklık mı?

Müslümanların tek harfinin bile değişmemesiyle övündüğü Kuranın zihinlerimizdeki yansımaları tahrif olduğunu düşünüyorum. Bu anlamı ile gelenek, geleneksel dini külliyat, dini rivayetler, hadis rivayetleri, fıkıh ve akaid birikimi, tarihsel metinler, modern fikirler ve felsefe başta olmak üzere tüm ontolojik kaynakların Kurani ıstılahlarla sorgulanması ve sonradan eklenen hurafe ve bidatlerden arındırılması gerekldir.Kuran üzerinde yaşanan bu karmaşıklığın özünde bunların hepsinin beraber masaya yatırılmamasıdır.

Kur'an'ın bütünlüğü çerçevesinde ve konularına göre ele alan bu bütüncül yaklaşım aslında bahsettiğin karmaşıklığın giderilmesini sağlamaktadır.

Kuranın bilime rakip veya bilimle içli dışlı yapılmasının ikisinin de yanlış olduğunu defalarca söylemiş bulunmaktayım.Foruma ilk üye olduğumda o yanlışlara girdim.Ama anladığım kadarıyla din ve bilim birbiriyle ne çelişen ne de uzlaşan iki alandır.Senin de çoğu yerde dediğin gibi ikisini de hallerine bırakmak gerekir.
özedönüş is offline  
Eski06-05-07, 21:28  #6
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,670
İzninizle öğrenmek istediğim bir konu var.

Sayın Özedönüş,

Mademki bu forumda sizin gibi KURAN konusunda böylesi ilgili ve bilgili bir arkadaşımız var, çok merak ettiğim bir konuyu sizden öğrenmemiz de belki
mümkün olur diyerek aşağıdaki soruma sizden yanıt rica edeceğim.

Müslümanların inanışına göre KURAN, ALLAH'ın insanlara hitaben peygamber aracılığıyle sözlerini belirtmektedir.

Bu duruma göre FATİHA suresinde ''Alemlerin Rabbına Hamd Olsun '' diyen kim oluyor? Bu surede sanki Allah'tan başka bir kimse de konuşur tarzda değil mi?

Açıklamalarınız için peşin teşekkürlerimle,
sesli is offline  
Eski07-05-07, 08:05  #7
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124

Sorduğun konuda son zamanlarda ele alınan konulardan biridir.Kuran Allahın kelamı ise neden kendisine dua ediyor olsun ki diye..Halbuki bu diğer bir kısım gibi konular gibi değil.Çünkü kuran anlatımı bir kaç şekildir.1

1.Direk kendisine ait olanlar: oku gibi ayetler vs....
2.Eski Peygamberler veye melek veya diğer varlıkları konuşturan ayetler.Bunlar, dedi ile başlar.Burda da çoğu zaman dedi demeden alıntı yaptığı görüllür.
3.İnsan konuşması le ilgili olanlar bunlar iki kısımdır

a..Deki ayeti getirir..Deki Rabbim ilmimi artır
b..De ki ayeti gelmez ama anlamca var sayılır...Alemlerin Rabbi Allaha hamdolsun gibi...Burda da gizli bir de ki vardır.Arap dilinin belağatında başvurulan sanatlardan biridir bu...

özedönüş Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 07-05-07 08:10 .
özedönüş is offline  
Eski07-05-07, 15:19  #8
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,670
Biraz daha derine inersek,,,

Alıntı:
Sayın özedönüş şöyle demiş:

Mesajı Göster
Sorduğun konuda son zamanlarda ele alınan konulardan biridir.Kuran Allahın kelamı ise neden kendisine dua ediyor olsun ki diye..Halbuki bu diğer bir kısım gibi konular gibi değil.Çünkü kuran anlatımı bir kaç şekildir.1

1.Direk kendisine ait olanlar: oku gibi ayetler vs....
2.Eski Peygamberler veye melek veya diğer varlıkları konuşturan ayetler.Bunlar, dedi ile başlar.Burda da çoğu zaman dedi demeden alıntı yaptığı görüllür.
3.İnsan konuşması le ilgili olanlar bunlar iki kısımdır

a..Deki ayeti getirir..Deki Rabbim ilmimi artır
b..De ki ayeti gelmez ama anlamca var sayılır...Alemlerin Rabbi Allaha hamdolsun gibi...Burda da gizli bir de ki vardır.Arap dilinin belağatında başvurulan sanatlardan biridir bu...
Sayın Özedönüş,

Açıklamanız için çok teşekkürler. Ne var ki, --De ki ayeti gelmez ama anlamca var sayılır-- Bu kabul veya bu açıklama aslında gerçeğin dışına çıkış olmuyor mu? Olmayan bir şeyi var saymak KURAN'a mı mahsus bir olgu? Yoksa tüm teolojik anlatımlarda bulunan bir kabul mü?

Ya da --İnsan konuşmasıyle ilgili olanlar-- dediğinizde konuşan bir insan mı olmuş oluyor? Böyle mi anlamamız gerekmekte? Yani ALLAH değil de bir başkası mı?

Doğrusu olmayan bir şeyi var sayabilmek için akıldan feragat etmek gerekmez mi?

Sizi yormak değil kastım. Ama akla uygunluk her zaman ve heryerde gereken
bir dayanağımız...

Sevecenlikle,
sesli is offline  
Eski07-05-07, 23:10  #9
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124

Sanırım sorunuzun cevabı zaten diğer mesajların içinde..Ancak kuran lafız,mana ve maksadla bilinen bir bir kitaptır.deki olmayan lafızlarda bile mana ve özellikle maksad vardır.Hatta en önemlisi maksadı vardır.Şu an bizler bu çeşit düşünmeden kuran üzerinde yorumlara bakıyoruz.

1’inci aşama: Lafız, mana ve maksattan oluşan vahyin makro ayağı olan "maksat" ihmal edilerek, vahiy lafız ve manaya indirgendi. Oysa, lafız ve mananın hakemi maksat idi. Hakem dışlanınca, ilahi vahyin muradını anlamak güçleşti.
2’nci aşama: Lafız ve manaya indirgenen vahyi anlama işi, bu kez ikinci ayağından da mahrum kılınarak sadece lafza indirgendi. Bu, yukarıdaki şekilde başlayan sürecin doğal sonucu idi. Bu sonuç ise, anlamın kendi kendini üretmesine engel oldu. Müslümanlar vahiy ile diyaloğ kurmak, onu diyalojik bir tasavvurla okumak yerine hatmetmeye başladılar. Aslında sayın sessiz bu, anlamın yokluğundan doğan açığı, lafzı abartarak kapatmak demekti.
3’üncü aşama: Vahiy sadece lafza indirgenince, Kur’an da sadece mushafa indirgendi. Kur’an artık inşa eden bir özne değildi. Çünkü Kur’an muhataplarını değil, muhatapları onu yüceltiyorlardı. Oysa ki vahiy kendiliğinden yüceydi ve onun insan tarafından yüceltilmeye değil, anlaşılmaya ve yaşanmaya ihtiyacı vardı.

Bunları neden söyledim.Tanrı yazmamıştır, konuşmuştur. Dolayısıyla Kur'ân'ın indiği dönemin bütün çevresel şartları elimizdeki metine yansımamıştır. İşte anlamın nesnelliğini zorlayan nokta(maksadını anlamayşımız) burasıdır.
Görülmeyenleri anlatmak için görünenlerden örnek vermektedir. Kutsal
Kitabın tanrısının, insanlara yol gösterici bilge bir kral gibi ön planda görünmesinin nedeni bu olsa gerektir
özedönüş is offline  
Eski07-05-07, 23:28  #10
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,670
Çok teşekkürler

Sayın Özedönüş,

Bu duyarlı konuda, böylesi bir incelikle anlatımda bulunduğunuz için size içten teşekkürlerimi sunarım.
sesli is offline  
 


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Kur'an Öğüt müdür, Emir midir ? ugurozaltn Arşiv 105 09-04-07 03:52
Ülkemizde diyanet kurumu Antioksidan Türkiye Siyaseti 15 18-10-06 22:35
Kur'an Bilimsel konulardan bahseder mi? ibra Arşiv 62 28-09-06 21:51


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 11:59.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz