"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Bu nedir?



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

 
 
Konu Araçları
Eski17-04-07, 00:12  #1
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,117
Emevileşme Süreci



1.Siyasal olarak Emevileşme Süreci


Hz. Muhammed vefat ettikten sonra 20 yıl geçmeden tartışmalar içeriden başlamıştır.İlk vefat esnasında sorun çıkarmak isteyenler olmuşsa da Hz.Ebu Bekir ve Hz.Ömer döneminde bir sorun çıkmamıştır.En yakın arkadaşlarının henüz yaşaması ve etkin olmaları sebebiyle kimsenin dine bir zarar verme teşebbüsü de olamazdı.Halife seçilirken bile yaşı 71 olan Hz.Osman’ın halife olması 30 yılık adil ve kurani anlayışın bozulmasını isteyenler için bir firsat oldu.Kendisi çok bilinçli olmasına rağmen aşırı yumuşak huyluluğu ve yaşının ileri olması bazı tavizlerin verilmesine sebep oldu.

İslamın ilk yıllarında müslüman tüm bilinçli sahabeler bulundukları yerlerin valilik görevlerinden alınarak yerlerine Emevi soyundan çoğu Müslümanlığı bile bilmeyenler getirildi.Halkın tüm isteklerine rağmen yönetim kimseyi dinlemedi.Mervan denen şahsın Halifenin Sekreteri olmasıyla sahip olduğu etkinlik sebebiyle Hz.Osman’ın ikinci altı yılını Mervan dönemi bile sayılabilir.Merkezi yönetiminin tüm hatalarına rağmen halifelik hukuku bilinmediğinden azledilme olayı düşünülmemiştir.Mervan’ın, Hz.Osman’ın haberi olmadan onun mührünü kullanarak merkezi yönetimin hatalarına karşı açık muhalefet edenlerin öldürülmelerini istemeleri bunların Medineyi basmalarına sebep olmuştur.Hz.Alinin tüm çabalarına rağmen Mervan tipliler yönetimde kalmış, neticede bir grup Hz.Osmanı şehid etmiştir.

Hz.Osman’ın şehadeti bir kısım için büyük bir fırsat olmuş .bunlar,onun kanını bahane ederek merkezi Halifeyi tanımamışlardır.Hz.Ali önce iç düzenin sağlanması gerektiğini sonradan katillerin hesabını sorulması gerektiğini söylemiştir.Ancak Hem Şam Valisi Muaviye ki bu Emevidir hem de Talha Zübeyr ve Hz.Aişe gibi bilinçli sahabelerden de bazıları karşı çıkmış Cemel denieln savaşında Hz.Alinin güçlü kanıtlarıyla vazgeçmişlerdir.

Ancak Muaviye Hz.Alinin haklı olduğunu gösteren nice kanıtlara rağmen vazgeçmemiş ve amacının İslami olmadığı net anlaşılmıştır.Amr.bin asın da etkisiyle yaşanan tüm olumsuzluklarda büyük etkileri olmuştur.Sıffında karşılaşan bu ordu da Muaviye kantlara rağmen savaşa devam edince yenilme sürecine girdi.Amr tam zaten yeniliyorken bir diplomasi dehasını da burada kullanmış ve mızraklara kuran sayfaları eklemeyi aralarında hakem olunmasını istemiştir.İlk başta düşünülmeyen bu durum tam yeniliyorken düşünülmüş Hz.Ali tarafından çoğu bedevi bazı saf müslümanlar Hz.Aliye rağmen buna kanınca kabul edilmiştir.Bir kısım ise Buna karşı çıkmış ve Hz.Ali Hakem olayını kabul etti diyerek ayrılmıştır.Çoğu bedevilerden oluşan kendileri dışında herkesi kafir gören bunlarla da hz.Ali mücadele etmek zorunda kalmıştır.Ancak bunlar fazla sorun olmadan ortadan kalkmıştır.Kalıntılarından biri olan ibni Mülcem ise H.zAliyi şehid etmiştir.

Emevi dahisi amr burada Muaviyenin hakemi olmuş, Alinin hakemi Ebu Musa ya tuzak kurmuştur.Antalaşmalarında her iki taraf ta azlolunacaktı.Amr Ebu Musaya sen ilk Müslümansın falan diyerek ilk Ebu Musanın karar vermesini istedi.Ebu Musa karara bağlı kalarak ikisini azletti.Emevi Amr ise Emevi Muaviyeyi seçerken Hz.Aliyi tek azletmiştir.hem karara bağlı kalmamış hem işi daha da körüklemiştir.Artık İsla alemi iki başlı bir yönetime sahip olmuştur.Merkez de olan ve herksein kabul ettiği Hz.Ali.Şamda olan ve çoğu İslamı iyi bilmediğinden duygusal olarak heyecanlanmaya açık ooan yerde de Muaviye...Hz.Osman’ın kanının mescide getirmiş ve öcü alınmadan işin bırakılmayacağını söylemiştir.

Hz.Alinin şehid edilmesiyle meydan artık Muaviye ye kalmıştır.Bundan sonra yönetimin tüm kadrolarında Emeviler hakimdir.Karşı çıkan herkes tektir ve bir kadrosu da yoktur.Bunun için Hz.Hüseyin,Abdullah bin Zübeyir,karşı çıkmışlarsa da başaramamışlardır.Biri nerdeyse tüm soyuyla feda olmaktadır hem de Hz.Muhammedin torunu oldukları halde...Diğeri kabede krunmak istemiş ancak emeviler Kabeyi mancınka tutarak hem onu şehit etmiş hem de Kabeyi basmıştır.Hutbelerde artık hz.Ali ve soyu sövülerek vaazlar okunmuş yaşları 80-90 olan bir kısım sahabe dayanmayarak karşı çıkmış karşı çıkanlar mescidin içinde asılmıştır.Medine dahi basılmış bazı kitaplara göre bazıların namusuna geçilmiştir.Ömer bin Abdülaziz dönemi tek ideal İslam uygulanmıştır ama hemen zehirlenmiş ve hükmü sadece 2 yıl sürmüştür.Diğerlerinin içinde kimi kuranı oka tutmuş kimileri sultan olduktan sonra kurana artık senle son görüşmemiz demiştir.
özedönüş is online now  
Eski17-04-07, 00:17  #2
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,117

2.İnanç olarak Emevileşme süreci.

Hz.Osman döneminden başlar ve Hz.Ali döneminde had safhaya ulaşır.Hz.Ali sonrasında ise yerine oturur.Şimdi ele alalım

1.Ehliyet :Resmen Hz.Osman döneminde, fiilen Mervan döneminde Yöneticilikteki ehil olma prensibi göz göre göre yıkılmıştır.Hz.Peygamber- ehil olsa- burnu kesik ve siyah biri dahi olsa ona uyun derken bunlar bunu yıkmıştır.Rivayeti Muviyeye dayanan Halifelik Kureyştendir hadisini uydurmuşlardır.Vedaa haccında söylenen ve ele aldığımız ehliyeti öneren, sağlamlığı çok kişiye dayanan mütevatir hadis duruken, Muaviyeye dayanan ve tek yolla gelmiş bir rivayetin neden daha çok benimsendiğini anlamış olmalıyız.Yanı sıra Muaviyeden sonra Hz.Hüseyin başta olmak üzere bilinçli ve ilim sahibi daha iyi halifeliği uygulayacak çok insan varken keyifçi olduğu sabit oğlu yezidi kendisine veliaht tayin etmesi de bu prensibi yıkan en önemli bir etkendir.İslam bir yönetim biçimini önermemekle beraber yöneticilikte ehliyet diğerleri ile istişare anlamında şura ve tüm halk üzerinde adalet tavsiye edilirken,ehliyet zaten anlattığımız şeklinde yıkılırken hiçbir kararda Emevi Hanedanı dışında kimse ile danışılmamış ve Arap olmayanlara da Köleler anlamında Mevali denilerek adaletsizliğin katmerlisini uygulamışlardır.

2.Hadis Uydurmacılığı: HZ.Peygamberin Allah’ın hükümlerini bize anlatmada birinci olduğunu biliyoruz. Vahyin muhatabı olan Zat elbette onun gerçeklerini bizden daha iyi bilecektir. Ancak neyin nerde söyleneceğini ve söylendiğini iyi anlamak gerekir. Yaygın görüşe göre Rasulullah sözlerinin Kuranla karışmaması sebebiyle yazılmamasını istemiştir. Ancak söylediklerinin hazır olmayanlara ulaştırılmasını -başta veda Haccında olmak üzere –ise telkin etmiştir. Bu bağlamda Hadis olayının sözle nakledilmesi hedef edilmiş, diğer taraftan ise kendisine yalan isnat edeninde büyük bir vebal altına gireceğini belirtmiştir.
Hadis nebevi metodun sözlü kısmıdır ve Kuranın genel kuralları ile çelişmez. Öyle gözüken hadis olursa önce tarihselliği bağlamında düşünülüp yorumlanır, aksi takdirde hadis olmadığı anlaşılır.

Hadis tarihinin geneline girmeden söyleyecek olursak sözlü sünnetin yazıya geçirilişi düşünülen bir metod değildir.Çünkü Kuranda hükümler açıklanmış ve Efendimiz de var olan sorunları bizzat çözdüğünden yazılmamıştır.Kuranın yazıya geçirilmesi ,biraraya getirilmesi ve çoğaltılması olaylarında hadislerle ilgili bir gelişme görülmez.Bu yazılı olmamasının da bir sonucudur.
özedönüş is online now  
Eski24-04-07, 15:27  #3
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,117

3. İslamda teokrasinin tekrar ortaya çıkması

Hıristiyanlığın ilk üç yüz yılı, Roma devleti ile şiddetli çatışmalar içinde geçti. Milano fermanıyla Roma'ya iltihak eden Hıristiyanlığın adeta kimyası bozuldu ve başkalaştı. Bu süreçten sonra, din ile devlet el ele vermiş, biri diğerini palazlandırarak, önceleri politeist temelde bir tanrı devlet anlayışına dayanan Roma siyasal düşüncesi, bu defa Hıristiyan teolojisine dayalı bir tanrı-devlet konsepti geliştirdi. Önce aklı işlevsizleştirerek, dogmatizm ve fanatizmi yaygınlaştırarak, Sümer Nemrutlar hanedanının ve Mısır Firavunlarının köleci düzenini yeniden kurdu. Böylece Hıristiyanlık, Romalı egemenlerce tanrı-devletin yeniden inşasının temel taşı haline getirildi. Bu statü, Batı'da aydınlanma sürecine dek varlığını sürdüredurdu.

Hz. Muhammedin İslam vahyi, Hıristiyanlığın ilk üç yüz yıldaki pratiklerini kutsayarak; ilk üç yüz yıldan sonraya ait pratiklerini de lanetleyerek ortaya çıkıyor; tanrı-devlet konseptine karşı duruyor, Hıristiyanlığın tanrı-devletin yapı taşı haline getirilişine karşı bir duruş sergilemiş oluyordu. Kuşkusuz tanrı-devlete karşı geliştirilen bu yaklaşım ve duruş tarzı, vahiy geleneğinin başat karakteristik özelliği idi. Babil-Mezopotamya kültür ortamında tanrı-devlete karşı ilk siyasal muhalafeti geliştiren peygamber, Hz. Muhammed'in de atası olan İbrahim peygamber idi. Tanrı-devlete karşı bu duruşu Mısır firavunlarına karşı Hz. Musa sürdürmüş, Roma Sezarlarına karşı da Hz. İsa sürdürmüştü.

İslam vahyi, önce akla gerektiği rolü vererek ve aklı tanrı-devletin köleleleştirici boyunduruğundan özgürleştirmenin formüllerini ortaya koyarak işe başladı. Kur'an'ın akla çok sık referans vermesi ve aklını kullanmayanların pislik (rics) içinde kalacaklarını söylemesi ( Yunus Suresi: 100) bu kabildendir. Ne var ki köleleştirici tanrı-devlet ağlarını kurmuş, pusuda beklemekteydi. Hz. Muhammed'in vefatı üzerinden daha çeyrek asır geçmeden, tanrı-devletin ayak sesleri duyulmaya başladı ve Emevileşme süreci ile birlikte bu defa İslam payandalı bir tanrı-devlet zuhur etti. Bundan sonraki İslam Halifeleri de, Sümer Nemrutları, İran Kisraları, Mısır Firavunları ve Roma Sezarları gibi kendilerin tanrı ya da yarı tanrı haline getirmekte gecikmediler. Genetik kodlarını daha çok Roma'dan alan İslam hilafet sistemleri yakın zamanlara dek varlığını sürdürdü.

Türkiye'deki Cumhuriyet süreci, İslam patentli tanrı-devletin önemli bir kırılma noktasıdır. Hilafetin dağılması ile birlikte, bütün bir İslam coğrafyasında gelişen özgür din yorumları sayesinde İslam teolojisinde bir yenilenme meydana geldi ise de Ortadoğu'da gelişen vahiy geleneğinin ruhuna uygun ya da Ortadoğu vahiy geleneğinin özünü içinde barındıran Kur'an merkezli bir özgürleşmeden söz etmek henüz oldukça zor....
özedönüş is online now  
Eski24-04-07, 15:40  #4
phidas
 
phidas'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 5,462

Emeviler Dönemin islamda toplumlarında karanlığın başlangıcıdır...

İslam emeviler sonrası tamamen format değiştirmiştir.

günümüz milliyetçi islamcı gezinenlerin zihniyeti o dönemin kavmiyetçi islam

anlayışı olan emevilerdir...

Emeviler dönemini inceleyin , o dönemde islam Halifesinin (!) emri ile medineli

müslüman kadınlara bile tecavüz edildiğini görürsünüz...

Herşey allah içindir.

Bu mantık günümüzdede islam adına faşizmi bizlere pazarlıyor...

emeviler döneminde birtek Ömer Bin abdullaziz dönemi barbarlığın olmadığı bir dönemdi...

Ama o da faşizme yenildi...

sonrasındaki Abbasiler dönemi emeviler kadar olmasada islam toplumlarının yolunun şaşırmasına devam etti...

İslam toplumlarının tekrardan yükselişe geçişi, osmanoğulları ile başlar...

Ancak ondada herhangi bir ırkın keskin ayırıcı üstünlüğünden çok ümmetçiliğin

ortak mücadelesi ile olmuştur..

Günümüzde Allahı ve peygamberi ağzından düşürmeyen emevi zihniyetinin torunlarını tüm islam coğrafyasında milliyetçilik kisvesi altında bulabilirsiniz...
phidas is online now  
Eski24-04-07, 15:59  #5
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,117

Sayın Phidas
Uğranan haksızlıklara karşı suskunluk ve cevapsızlık konsepti ile geliştirilen yaklaşımlar, bin yılların köleleştirici, tanrı-devletçi, aşırı Nasçı ve geri teolojilerine saplanmaya devam etmek anlamına gelmektedir. Bu handikabı aşmak, ne İslamı derinlemesine bilmeden ona sahip çıktığını sanan sığ İslamcıların harcı, ne de İslamı tanımadan, onu sadece görünür tarafıyla değerlendirerek ona karşı salt milliyetçi mukeddsatçı ideolojik duruş sergileyenlerin harcıdır.Bunu gerçekleştirme kanaatime göre İslam halifelerinin(!) geliştirdiği köleleştirici İslam yorum ve pratikleri, Kur'an merkezli yeni bir teoloji üretilerek -en azından teorik bazda- aslına oturtulabilir.Çünkü kuran merkezli olmayan her duruş ümmetçi de olsa aslında Emevileşmiş bir zihnin ürünü olmakla karşı karşıyadır.
özedönüş is online now  
Eski27-04-07, 23:52  #6
oral
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 7

İSLAM TARİHİ Müslümanlığı insanlık değerleriyle birleştirmek isteyen her insan kişinin bu konuda ciddi bir hesaplaşma yapmasını mecbur kılar.
oral is offline  
Eski28-04-07, 22:38  #7
alperizm
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 165

Alıntı:
Sayın özedönüş şöyle demiş:

Mesajı Göster
Sayın Phidas
Uğranan haksızlıklara karşı suskunluk ve cevapsızlık konsepti ile geliştirilen yaklaşımlar, bin yılların köleleştirici, tanrı-devletçi, aşırı Nasçı ve geri teolojilerine saplanmaya devam etmek anlamına gelmektedir. Bu handikabı aşmak, ne İslamı derinlemesine bilmeden ona sahip çıktığını sanan sığ İslamcıların harcı, ne de İslamı tanımadan, onu sadece görünür tarafıyla değerlendirerek ona karşı salt milliyetçi mukeddsatçı ideolojik duruş sergileyenlerin harcıdır.Bunu gerçekleştirme kanaatime göre İslam halifelerinin(!) geliştirdiği köleleştirici İslam yorum ve pratikleri, Kur'an merkezli yeni bir teoloji üretilerek -en azından teorik bazda- aslına oturtulabilir.Çünkü kuran merkezli olmayan her duruş ümmetçi de olsa aslında Emevileşmiş bir zihnin ürünü olmakla karşı karşıyadır.
cevabınız durumu en güzel bir biçimde özetlemiştir umarım gereken yerlerede mesaj ulaşmıştır saygılar
__________________
Nokta ile Virgül arasında çok fark vardır nokta sondur virgül ise kısa bir durma manasına gelir.Önümüze virgül koyanlara Fikirlerimizle nokta koyacağız
alperizm is offline  
 


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 13:24.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz