"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
| #1 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,252
| Tanrının henüz Dünyada olan bir kulunu Cehennemlik ilan etmesi nasıl açıklanabilir. İslami öğretide yaygın olan inanca göre tüm insanlar, ölmeyene kadar iyi ve kötü olma arasında seçimlerini kullanarak bir imtihandan geçmektedirler. Buna göre hiçbir insanin ölüm öncesi cehennemlik veya cennetlik mi olduğu bilinmez.Bundan dolayı İslam inancında kafir statüsünde görülen insanlara bu dünyada oldukları sürece lanet okumak dahi yasaklanmıştır.Kuranın geneline bakıldığında tek bir isim dışında bu dünyada iken cehenneme gideceği yönünde henüz yaşarken bir hüküm verilmemiştir.Gerçi isim söylenmeden bazılarının ateşe atılacağına dair ayetler varsa da bir yere kadar bunu genelleştirmek mümkündür.Son zamanlarda Ebu Lehep şahsında tüm Ebu Lehep anlayışında olanlara karşı bir hükümdür denilerek işin çıkılıyorsa da durum sanıldığı kadar kolay değildir. Tefsircilerden Ebu-s Suud bu sorun karşısında kafayı yemiştir. Çünkü bu ayette cehennemlik ilan edilen şahıs henüz dünyadadır.Rivayetler bu ayetten en az 9 yıl sonra yaşadığını söylemektedir. Sorun şu: Ebu lehep kendi ile ilgili bu ayet geldiğinde ve geldikten sonra da Kurana iman etmekle mükellef miydi? Kelamcılar bu konuda şu sonuca varmışlardır. Birisinin cehennemlik olduğu belli olsa bile iman etmeye davet edilir. Demek ki Allah olmayacağı kesin olan bir iş için insanları onlara dini anlatmakla sorumlu tutmaktadır.Ebu Lehep cehennemlik olduğu kesin olduğu halde kendisinden iman etmesi istenmektedir. Daha ilginçi Ebu lehep kendisinin ateşe atılacağı ile ilgili bu ayete de inanmak ile mükellefti. Kendisine cehenneme gideceği söylenen ayetlere inanmak şartı koşuluyor. Şimdi bakalım Kuranı inkâr etse ( zaten etti) kâfir olmak var fakat Müslümanların telkinleriyle Kurana inansa bu sefer cehenneme gideceğine inanma durumunda kalacak şimdi bu adamın kurtulma durumu var mı? Yani insanın özgür iradesi var diyenler bu soruya ne diyecekler. Hatırladığım kadarıyla bazı gruplar bu sureyi bu husustan dolayı inkâr etmişlerdi. İnsanın özgür iradesini savundukları için. Şimdi bizimkiler başlarlar "bildiği için ve bir mucize sayesinde " bunu tahmin ediyorum. Fakat onların bu cevaplarına da hazırlıklıyım.Sorun Allahın ilminde zaten değildir.Sorun henüz imtihan dünyasında olan birisinin Cehennemlik ilan edilmesidir. |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 36
| Sayın özedönüş, Şahsın, bu ayetten sonra mı, önce mi öldüğüne dair bilimsel veriler elinizde varsa paylaşabilir misiniz? Saygılar |
| #3 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,252
| Kuran-ı Kerim'de "Nankör İnsanlar" diye bir itham vardır Bu itham bir Tanrının ifadesi olamaz diye bir sorgulama sürecindeyim. Hem nankör bir tür yaratacaksın, hem de "Sizi gidi nankör insanlar sizi! Demek benim dediklerimi yapmazsınız; ben şimdi sizin üzerinize taş yağdırayım da görün gücümü." Bunu söyleyen bir Tanrı değil; insan gibi yaşayıp insan gibi düşünen bir varklık olabilir ancak. Allah bizleri Şeytan'la mücadele etmemizi istiyor! Neden? Yoksa Şeytan'ın Hz. Adem'e secde etmemesi saygısızlığını hazmedemediği için bir intikam alma yarışında mıdır????? Neden bu savaşına bizi alet ediyor ki? Kendi meselesini kendisi çözsün, bizi İblis ile muhatap etmesin!!! Adı Allah olsun ya da başka bir varlık; ben bunların hesabını sorarım arkadaş!!! Benim cennete girmem sözkonusu olamaz, bütün insanlar cennete girecek! Hem de bütün hayvanlar, hem de bütün o güzelim bitkiler. Ben yaptığım ibadetler ile Allah'ın sevgili kulu olacam; inanmamış gerizekalılar da sırf akılları hakikati idrak edemedikleri için cehennemde yanacaklar, öyle mi? Peygambere tanınan ayrıcalıktan ben de istiyorum, ona verilen akıldan ben de istiyorum. Peygamber düşmanı olan Ebu Leheb neden cehenneme gitmekle yargılandı! Söyliyim, ona verilen idrak yeteneği o kadardı! Aptaldı yani, Allah'ı anlayamadı, ÇÜNKÜ YARATICI KENDİSİNİ ANLAYAYACAK AKLI ONA VERMEDİ! Bu yüzden Ebu Lehep, Ebu Leheb'lik yaparak peygamber düşmanı oldu. Akıl verdim deyip sorumluluğu insanlara bırakıyor Allah! Diyor ki, düşünüp okusaydınız, yanlış yapmasaydınız! Ben size peygamber gönderdim, kitap gönderdim, falan filan... Ya iyi de bizi yaratan sensin, azıcık daha akıl verseydin.Neden insanların çoğunluğu kötü??? Ben alemleri yarattım, ezelim, ebedim diyen bir yaratıcıya en harbisinden böyle bir hesap sorma hakkım vardır! İşte bunu düşünmeye yetiyor aklım, namaz kılmaya değill! Ateist anlayışa bizleri sürükleyen karmaşa da burada başlıyor. Tanrı yarattığı masum insanlara, onları günaha davet edecek dürtüleri neden veriyor?!Bir imtahan dünyasında yaşıyoruz savunması çok, hem de çok komik.Çünkü, Tanrı kendi yaratıyor doğruyu ve yanlışı ve kendi kendisini hem Cennet ile ödüllendiriyor hem de Cehennem ile cezalandırıyor. Madem Tanrı denilen varlık bize akıl vermiş; benim aklım bu hesapları yapıyor. Diğer bir alternatif de Tanrının benim doğruları görmemi arzu etmeyip yaptığım yanlışlar nedeniyle kalbimi mühürlemiş olması! Birinci durumda ben bir akıl sahibi olarak anlayabildiğim kadarını anlayarak kendim için doğru olanı düşünüyor, Tanrı diye bir varlık yoktur kararını alıyorum. İkindi durumda ise, Tanrı denilen varlık keyfi olarak sanki onun iradesi dışında işlemiş olduğum suçlar yüzünden beni cezalandırıyor.Eğer beni var eden Tanrı ise; güzelliğimle çirkinliğimle beni bir bütün olarak yaratan kendisidir ve ben ben olduğum için beni asla yargılayamaz.Her insan şüphe yok ki, cennet denilen güzel diyarda sonsuza dek yaşamayı ister. Eğer biz insanlar böyle düşünüyor ve aklımızın yetmediği noktalarda yanlışlar yaparak bu güzellikten mahrum kalıyorsak bu eksiklik Tanrınındır! Gelinen nokta şurası ki gerçekten bir Tanrı vardır ve bütün insanlar onun sevgisi merhamaetiyle şu ya da bu sebeple Cennete gideceklerdir. Ya da bir Tanrı yoktur ve hepimiz sınırlarını algılayamadığımız kainatın derinliklerinde, enerji formlarından müteşekkil a acayip uzaylılarız... Üçüncü şık için doyurucu bir cevap veren varsa teşşekürlerimi şimdiden sunarım. |
| #4 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,252
| Tüm rivayetler Hz.peygamberin insanları ilk çağırması karşısında Ebu Lehebin ağır hakaretler ettiğini ve o hakaretler sonrası bir yerde gönüllere su serpme mahiyetinde bu ayetin indiğini söylemektedirler.Aksine Ebu Leheb bu ayetten en az 8 yıl sonra yaşamıştır.Bu ayetin onun ölümünden sonra indirildiğine dair bir belge varsa ben de senden isterim |
| #5 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 5
| İki güzel örnek vereyim.... Birincisi inanmamak inancına sahip arkadaşlarımıza.... Hz. Ali (k.v) ye bir adam gelir inanmamaktadır... Konuşmaya başlar...Kendince deliller getirir. Yokluğu isbat etmeye çalışır.Bir türlü susmaz. En sonunda Hz. Ali (k.v); - Dur!.. der... Bir an için senin haklı olduğunu düşünelim..Diyelim ki ALLAH (c.c) yok...Ki biz biliyoruz var...Ama diyelim yok...İyi düşün biz böyle yaşamakla ne kaybederiz... Ve ALLAH (c.c) var. Sen böyle yaşamakla ne kaybedersin..... Adam bir müddet düşünür ve müslüman olur... Bence bir düşünün.... -------------------------------------------------- Şu cehennem meselesine ilginç bir örnek vereyim.... Hz. Ömer (r.a) hicretin 18. yılında bir gurup sahabi ile birlikte Şam'a teftişe gitti. Yolda, Şam yakınlarında "Şerağ" denilen köye vardılar. Burada Şam valisi ve Suriye ordusu komutanı Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a) bazı askeri erkan ile Hz Ömer'i karşıladı ve Şam'da ciddi bir veba hastalığının yaygın olduğunu haber verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a), "Müfessirlerin imamı" diye bilenen Abdullah b. Abbas (r.a) vasıtasıyla beraberinde bulanan ashab-ı Kiram'ı kıdem sırasına göre istişare için huzuruna çağırdı. Önce ilk hicret eden Mekke'li müslümanları çağırdı. Peşinden Medine'li Ensar'ı çağırdı. Son olarak da Fetihten sonra Medine'ye hicret eden Kureyş'iileri çağırdı. Onlara, Şam'da yaygın bir veba hastalığının bulunduğunu haber verip, oraya gidip gitmeme konusundaki fikirlerini sordu. Bazıları, Allah'a tevekkül edip Şam'a gidilmesini söylediler. Bazıları da bu tehlike ile yüzyüze gelmemek için Medine'ye geri dönülmesi görüşünü savundular. Hz. Ömer (r.a) onları huzurundan çıkardı, biraz düşündü ve Medine'ye geri dönme kararını verdi. Bunu onlara bildirdi. Halifenin Şam'a gelişini hararetle bekleyen Şam valisi Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a) bu karara üzüldü ve Hz. Ömer'e: "Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?" diye sordu. Hz. Ömer (r.a) cevaben: "Ey Ebu Ubeyde, keşke bu sözü senden başkası söyleseydi. Evet, biz, Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz" dedi ve yaptığı işin doğruluğunu anlatmak üzere Ebu Ubeyde'ye şunu sordu: "Bana söyle bakalım; senin bir gurup deven olsaydı, sen onları bir tarafı otlu, diğer tarafı çorak olan bir derenin hangi tarafında otlatırdın? Eğer sen develerini otlu tarafta güder ve karınlarını doyurursan Allah'ın kaderiyle gütmüş olursun. Aynı şekilde onları derenin çorak tarafında güder ve aç bırakırsan, yine Allah'ın takdiriyle gütmüş olursun, ikisi de kaderdir; fakat sonuçları bir değildir." Hz. Ebu Ubeyde (r.a) bu hikmetli cevap karşısında sustu. Hz. Ömer sözünü bitirmek üzere iken, bazı işleri için oradan ayrılmış bulunan Abdurrahman b. Avf (r.a) yanlarına geldi. Meseleyi öğrenince, ded ki: "Benim bu konuda bildiğim bir hadis-i şerif mevcut. Ben Allah Rasülü'nün (s.a.v) şöyle buyurduğunu işittim: "Bir yerde veba hastalığının bulunduğunu işittiğinizde oraya gitmeyin. Bulunduğunuz yerde veba görülünce de oradan kaçarak başka yere çıkmayın." Bu hadisi işiten Hz. Ömer (r.a) kendisinin istişare sonucunda aldığı kararın Rasulullah (s.a.v) Efendimizin hükmüne aynen uymasından dolayı Allahu Teala'ya hamd ve sena etti. Gerek hadisin hükmü ve gerekse aldığı karar gereğince Medine-i Münevvere'ye geri döndü. (Buharı, Tıbb, 30; Müslim, Selam, 98.) Ne dersiniz aslında hiçbirşey göründüğü gibi değil değil mi? Aklın varlığına inanır ama göremeyiz....Ama düşünürüz...İsterseniz bi düşünün... ![]() |
| #6 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,252
| Sayın Faruk Paylaşımınızı konu ile ilgili görmedim.Aşağıda verdiğin bilgiler tevekkül ile ilgili.İlk verdiğin örnek ise Allahın varlığına süphesel bakışla ilgili.Allahın dünyada bir kulunu cehennemlik ile ilşgili bir cevap getirilmesi isteniyor. |
| #7 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 5
| Biz sizi işin kaynağına götürdük... Düşünün.... İrtibatı hemen kuracaksınız...Hatta yanlış tahmin etmiyorsam kurdunuz bile... Hani şu cüz'i irade meselesi.... |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 797
| Sayın arkadaşımızın açtığı konu burayı kaldırmaz kanaatindeyiz. Çünkü bu mevzu daha önce tartışılan kader mevzuna varır. Ve resulü ekrem in (sav) şu hadisi hatrımıza gelir."resulü ekrem birgün sahabiden bir kısmını oturup tartışırken buldu ve onları ne konuşuyorsunuz diye sordu"kader mevzu ey Allah ın elçisi " cevabı gelince .. Yüzü kızardı öyle kızardıki sanki yanaklarına nar suyu sıkılmıştı.." biliyormusunuz bundan önceki ümmetler bu yüzden helak oldu...buyurdu. Henüz yaşanmamışın Allah katında tek bir an olduğu ve bunların Allah ın ilmi ezelisine göre seyr edilip bittiğini idrakle kavramak lazım.. __________________
Yeterli insan sükut eder, yetersiz olan ispata çalışır... |
| #9 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,252
| Ben inancı zayıf olan bir insanım, eğer siz bu konuda işin doğrusunu biliyorsanız ben ölmeden önce bana bişeyler anlatın da aklım başıma gelsin. Bilmiyorsanız gidin de öğrenin kardeşim, böyle cahil cahil yaşamayın yaa... |
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 11,230
| Alıntı:
Bunlar son derece önemli ve dikkatle düsünülmesi gereken seyler. Altindan kalkilmasi zor, yanit vermek icin bin dereden su getirilse de, ortaya attiginiz sorunun yanitini verebileceklerine inanmiyorum. Bu yaklasim; acaba kuran tanri sözü degil miydi gibi bir düsünceye yol acmakta ve sorgulama yönteminize uygun bir cok can alici sorular sirada beklemektedir. tebrikler. | |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|