"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,051
| Günümüz ideoloji be yönetimlerin inanç penceresinden görüntülerini vererek arkadaşlarımdan olumlu eleştiriler alarak faydalı olacağına inanıyorum.Bugün de bakış açımız Laikliğin din dünyasında konumu..Yorumlar birer tespit mahiyetinde olup dincilik-hıristyanlık ve Milliyetçilik ideolojileri gibi genel bir tespitten ibarettir. 1.Laiklik hayat, insan ve varlık konusunda özel bir düşünceye sahip olan bir dindir ve devleti inançlardan ayıran laik düşünceyi sabit kılan nizamdır. 2. Laiklik dinine göre Allah için yapılacak ibadet ancak mescidler, kiliseler, zaviyeler ve mabedlere hastır. Fakat hayatın özel veya genel meseleleriyle ilgili konularda Tanrı yerine birey söz sahibidir. 3. Laiklik dinine göre, halk kendi kendine hükmeder. Yani, kanun koyan ve kendisine itaat edilen Allah değil, insandır. 4. Laiklik dini İslam dinine göre Bir yahudi ve hıristyan dininden daha tehlikelidir.Çünkü laiklik Allahın hakimiyet sıfatı ile (sınırlşar tartışılır da)çeliştiğinden şirk iken kişi bunun farkına varmayabilmektedir.Oysa nasıl hıristiyanlık ve yahudilik birer din ise, demokrasi, komünizm, sosyalizm, laisizm de aynı şekilde birer dindir. Bu dinlerin hepsi batıldır. Aralarında tek fark; yahudilik ve hıristiyanlığın semavi asıllı oluşu, demokrasi, komünizm, sosyalizm ve laisizm semavi değil, heva ve hevesin ürünü oluşudur. |
| #2 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,118
| Bu dediklerinize katılamıyorum. Çünkü laiklikten kişilerin ne anladığına bağlı bir durum bu. Mesela Fransa'nın laiklik anlayışı ile Türkiye'nin ki birbirine benzemez; çünkü fransa da ortaya çıkan laiklik anlayışı kiliseye karşı oluşmuştur. İslam dininde ise bilidğiniz üzere kilise vari bir yapılanma yoktur. Hristiyanlıkta kilisenin yetkilerinin ne derece sınırsız olduğu bilienen bir gerçektir, hele ki eski zamanlar da bu konu çok belirgindir. İslam da ise laiklik olur mu olmaz mı diye düşündğümüz de, öncelikle laikliğin ne olduğunu bilmemiz gerekir. Bunun içinde bilinen klasik tarfiten öte, uygulama da neler yapıldığı laikliğin ne olduğunu daha iyi açıklayabilir. Mesela Atatürk devrinde yapılan şeylere bakarsak, Kur'an'ı Kerim'in Türkçe meal ve tefsirlerinin hazırlanması, Hadis kitaplarının Türkçe'ye çevrilmesi, tekke ve zavileyelerin kapatılması, .... şimdi yukarıda sayılan şeyler faydalıdır ve bence İslam'a hizmettir. Tabi ki de bazı yanlış şeyler de yapılmış olabilir; çünkü sonuçta insan hata yapabilir ve o dönemde (tıpkı bu dönemde ki gibi) din kavramına hakaretin ilericilik olduğunu düşünen bazı kimseler de vardır. Ama bizim için önemli olan kişilerin hataları değildir, yoksa müslüman olduğunu söyleyen birçok insanın da yanlışlar yaptığını görebiliriz. Neyse, konuu toplarsam şöyle bir laiklik anlayışının Türkiye'de kurlumlaya çalışıldığını söyleyebiliriz. (Ancak sonradan gelen yöneticilerin bunu göz ardı ettikleri yadısnamaz) Alıntı:
bu nedenle ben laikliğin kavram ve anlayış olarak Türkiye'ye doğru bir şekilde yorumlandığını ancak sonradan gelen kişilerin bunu değiştirdiğini düşünüyorum. Kişilerin yaptıkları hatalardan da kavramlar sorumlu tutulamaz heralde... Saygıalrımla | |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 783
| Bügünkü laiklik uygulaması sanki dinsizliğe doğru bir adıma götürmekte veya öyle anlaşılmakta bize göre.. Ne dinin devleti olur ne devletin dini... Halbuki orjin islam anlayışı insana laiklikten çok daha fazla özgürlük sunar. __________________
Yeterli insan sükut eder, yetersiz olan ispata çalışır... |
| #4 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,118
| Sayın esselam, size katılıyorum. Günümüzde sadece laiklik değil, herşey yanlış anlaşılmakta ya da kişilerin işine geldiği şekilde yorumlanmaktadır. Yani aslında laiklikle İslam çelişmez. Laikliği ve İslam'ı yanlış anlayanların görüşleri çelişir. Saygılarımla |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,051
| Yorumlar için teşekkür ediyorum. Ancak anlattıklarımın kritiği mahiyetinde yorumlar değil. Çünkü Laikliğin din ve vicdan özgürlüğünden ibaret bir toplum ise Dinciliğin olmadığı bir İslam dininde de bu durum vardır. Bunun için ayrıca laik olmak gerekmez. Benim dikkatleri çekmek istediğim husus, Laikliğin İslama göre konumudur. Laiklik dinsizliktir diye basitine bir cümle de kurmuş değilim. Laikliğin Kul kavramının yerine birey kavramını yerleştirdiği bu sebeple Allahın istediği bir yaşamı değil de bireyin istediği bir yaşamı önerdiği görülmektedir. Laikliğin Teokratik bir düzen biçimine karşı olması elbette ki olumlu bir yanıdır. Ancak laiklik, yönetimi din sınıfının elinden değil inanca indirildiğinde Allahın yetkilerini bile almaya çalışmaktadır. İslam’da devlet yoktur sözünün de iyi irdelenmesi gerekir. Evet İslam’ın kendisine inanmayanları yönetme isteği yoktur. Kendisine inananları da emirlerini içselleştirince yönetir.Fakat bu asla Dinde devletin etkisi hiç yoktur anlamına gelmez. Bu arada yorumlardan uygulama laiklikle ilgili yöne kaymaması temennimizdir. |
| #6 | ||
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| Alıntı:
Kusıra bakmayın ama yine söylediklerinizi eleştirmem gerekiyor, hem de önceden olduğu gibi yine sizin yazdığınız sırayla![]() 1. Laiklik hiçbir zaman din olmamıştır. Sizin bu ve daha önceki yazdıklarınızdan anladığıma göre siz, insanların fazlasıyla inandığı, sahiplendiği her türlü düşünceyi din olarak kabul ediyorsunuz. Halbuki siz de çok iyi biliyorsunuzdur ki bir birey, ateşle savunduğu bir fikir akımını ne kadar ateşli savunursa savunsun o akım gerçek anlaımda, teoride bir din olarak nitelendirilemez. bunu bir kez daha yazıyorum size, bakalım daha kaç kere yazacağım. 2. Laiklikte hiçbir zaman tanrı yerine birey söz sahibi olmamıştır. İnsanlar laik bir sistemde isterlerse tanrı'nın indirdiği buyruklara uygun yaşayabilirler (beş vakit namaz gibi emirler laikliğin kabul edilmesi nedeniyle değil, zaman sorunu nedeniyle yapılamamaktadır örneğin). Laiklikte insanlar dinin kurallarını kendileri uydurmamışlardır. eğer günlük hayatın dini esaslara göre düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorsanız bunu ne yazık ki unutmanız gerekecek, çünkü hayatın dini kurallara göre düzenlenmesi diye birşey olamaz. Elbette ki hayatın kuraları din tarafından değil, güncel hukuk tarafından belirlenecektir. Bunu 'kuralları tanrı değil insanın kendisi koyuyor' gibi algılamanız hata oluyor. 3. Bunun cevabı da yukarıda verilmiştir. 4. Laiklik hiçbir zaman insanları ateistliğe götürmez. insanları ateistliğe götüren şey insanların kendi kafalarında oluşturduğu fikirlerdir, tanrı'nın varlığını mantıksız bulmalarıdır. Laikliğin allah'ın hakimiyet sıfatıyla çeliştiğine de KESİNLİKLE karşıyım. başkalarının insanları yanlış yönlendirdiğinden bahsetmişsiniz ama esas siz şu anda insanları yanlış yönlendirmiş oluyorsunuz. Allah'a şirk koşmakla laiklik arasındaki bağıntıyı kusura bakmayın ama kafanızdan uydurmuşsunuz. Tekrar söylüyorum; allah'ın hakimiyeti dediğiniz şey, toplumu düzenleyen kuralların din kuralları olması demek değildir. Hukuk kuralları allah'ın adilliğine uygun kurallardır eğer adam gibi hukuk kuralları konursa. Demokrasi, sosyalizm ve laisizmin heva ve heves ürünü olduğuna da kesinlikle katılmıyoru. İnsanlar heces ettikleri bir ideolojiye, doktriler serisine inanmazlar. Siz sadece kendinizin mi araştırıp inandığınıza inanıyorsunuz, her düşünceden olan insanlardan o kadar çok sayıda kişi vardır ki savundukları kavramları inanmadan önce araştırmış olan. Sonuç olarak bir kez daha derin görüş ayrılıklarına düşmüş bulunuyoruz sn özedönüş. Saygılar. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI | |
| #7 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| sn ulukoca demiş ki: "Hristiyanlıkta kilisenin yetkilerinin ne derece sınırsız olduğu bilienen bir gerçektir, hele ki eski zamanlar da bu konu çok belirgindir." Hristiyanlık'ta kilisenin yetkileri şu an yok denecek kadar azdır. Oetaçağdaki uygulamaları şu an da yaşanıyormuş gibi anlatmayın. sn ulukoca şöyle demiş: "Yani aslında laiklikle İslam çelişmez. Laikliği ve İslam'ı yanlış anlayanların görüşleri çelişir." Laiklikle her din çelişir. Her dinde o dini başkalarına yaymak vardır. ve bunun tanrı görevi olduğu yazılır. Laiklik bunun topluma zarar verdiğinin anlaşıldığı ve bu anlayışın kaldırılması gerektiği için ortaya çıkmıştır bir bakıma. Ve çok da iyi olmuştur bugün halkların çoğunun beyninde lailik düşünesinin oturması. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
| #8 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| sn özedönüş şöyle demiş: "Yorumlar için teşekkür ediyorum. Ancak anlattıklarımın kritiği mahiyetinde yorumlar değil. Çünkü Laikliğin din ve vicdan özgürlüğünden ibaret bir toplum ise Dinciliğin olmadığı bir İslam dininde de bu durum vardır. Bunun için ayrıca laik olmak gerekmez." bence laik olmak gerekir, dindar olmak gerekmez yien sn özedöüş son mesajında şöyle yazmış: "Laikliğin Kul kavramının yerine birey kavramını yerleştirdiği bu sebeple Allahın istediği bir yaşamı değil de bireyin istediği bir yaşamı önerdiği görülmektedir." Bir önceki paragrafınızda laiklikle islam'ın çelişmediğinden bahsediyorsunuz, hemen sonrasında ise laikliğin allah'ın istediği yaşamı değil, bireyin istediği yaşamı yerleştirdiğini söylüyorsunuz. Çelişmemeye biraz daha dikkat ederseniz seviniriz. tekrar saygılar. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,051
| Sayın eşitlikdikkat edersen eğer Laiklk sadece din serbestisiise çelişmez dedim.Siz dini vicdanlarda bir manzume olarak düşündüğünüz için Üç yorumunuzu da yapmışsınız. |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2007 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 293
| Laiklik bir yaşam tarzıdır. Evet, din ile devletin, din ile dünyanın ayrışmasıdır. Uzun uzun kuramlara boğmak istemem okuru. Pratik örnekler vereceğim. -Laiklik, *Bir gün bir ölüyü gömmeye giderken, tabutun sağında durmak mı evladır, solunda mı, arkasında mı, önünde mi diye tartışan iki kişiye hocanın “içinde bulunma da nerede bulunursan bulun” demesidir. *Hoca camiden çıkınca yanına yaklaşan kadın sormuş: -Derste bir noktayı çok merak ettim. Hazreti İsa dördüncü kat gökte ne yer ne içer acaba? Hoca cevap vermiş: -Be kadın, ben memleketinize geleli bir ay oluyor, bir gün olsun şu zavallı hoca ne yiyor ne içiyor diye sormadınız, şimdi benden dördüncü kat gökte Tanrı ziyafetinde bulunan, her gün türlü türlü cennet taamıyla beslenen kocaman bir zatı şerifi mi soruyorsun? *Bir gün yedinci göğün serdaddine kadar uçtuğunu söyleyen Derviş Hamza’ya hoca der ki: -Hiç yüzüne gayet yumuşak yelpaze gibi bir şey değdi mi? Hamza: -Evet, deyince, hoca: -İşte o bizim eşeğin kuyruğudur! Der. *Hoca bir gün birkaç bıldırcın avlar, temizler, kızartır, tencereye kapatır ve davet için evden çıkar. Muzibin biri tencereyi açar, pişmiş bıldırcınları alıp canlı bıldırcın koyar. Hoca dönüp de tencerenin kapağını açınca bıldırcınlar uçar. Şoke olan hoca şöyle der: -Yarabbi, tutalım ki bıldırcınların yeniden hayatlarını iade ettin. O sevimli mahlukatı sevindirdin. Ya benim yağım, tuzum, biberim, otum, ocağım, paralarım, bunca emeklerim ne olacak? *Bir gün sofrada yan yana otururken Timur, hocaya sorar: -Seninle eşek arasında ne fark var? Hoca cevap verir: -Aramızda ancak iki üç arşınlık bir mesafe var yok gibidir! *Laiklik, Ramazanda güpegündüz karnını doyururken yakalanıp tartaklanan Bektaşinin : – On bir ay aç gezerim halimi sormazlar da, bir gün karnımı doyurdum diye yapmadıklarını koymazlar! Demesidir. Veya Ramazanda rakı içtiği için 500 sopa cezasını uygulamaya kalkan yeniçeri ağasına : -Ya hiç sopa yememişsin, ya sayı bilmiyorsun! Deyişidir. Veya, Cafcaflı debdebeli bir devlet alayının geçişine karşı: -Ey Allahım, bir kendi kuluna bak, bir de devlet kuluna! Deyişidir. Veya, Ant içtikten sonra rakı içeni yargılayana: -Ben bir fakir adamım, rakı bulur rakı içerim, ant bulur ant içerim! Deyişidir. Laiklik, dinle dünya işlerini birbirine karıştıranların, Tanrı’nın işlerine sık sık karışanların, Tanrı ile kul arasına girerek hem onu hem insanları durmadan taciz edenlerin hicvedilmesi, sahte dinin eleştirisi ve özeleştiridir. Hoca, günahlarını bir arabaya yüklemiş, tepesine çıkmış gidiyormuş. Bir yayaya rastlamış ve bakmış ki oflaya puflaya sırtında günahını taşımaya çalışıyor. Demiş ki: -Sen yayasın, yorulursun, benim arabam var, at günahlarını benim arabaya! |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bu mu laiklik? | z3Yno | Türkiye Siyaseti | 69 | 23-05-08 10:18 |
| Laiklik nedir, ne içindir ? | tarık | Türkiye Siyaseti | 15 | 29-04-08 21:12 |
| Laiklik mi demokrasi mi ? | portia | Türkiye Siyaseti | 25 | 07-10-06 05:12 |
| Laiklik ve ötekilerin anlamlandırması | şamil | Türkiye Siyaseti | 0 | 02-10-06 16:28 |
| Laiklik Üzerine.... | Balıkçı Filozof | Türkiye Siyaseti | 8 | 25-09-06 23:26 |