| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: manisa
Mesajlar: 921
| Tanrı anlayışı nerden çıkmış ? Yer yüzünde ıvır zıvır şeylere tapınmanın bir çeşit salaklık olduğunu yavaş yavaş anladıklarında tanrılarını daha öteye iteklemişler, daha doğrusu anlayamadıklarını tanrılaştırmışlar, tanrılaştırdıklarını da anlamadıklarından korkmuşlar,korktuklarını da tanrılaştırmışlar. Bu karmaşa içinde yaşayıp dururlarken Rasuller onlara Allah ve yarattığı düzeni yani dini tebliğ ve tavsiye etmişler.Allah'a imanda kulluk vardır tapınma yoktur. şimdilik bu kadar |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: manisa
Mesajlar: 921
| mesneviden *Allah kadını erkeğe yoldaş yarattı.Adem nasıl olur da Havva’ dan ayrı kalır.Görünüşte su, ateşten üstündür.Görünüşte erkek kadına üstündür.Ama gerçekte su, ateşe konunca fokur fokur kaynar.Gerçekte erkekler mağluptur.Mağlupluk muhabbet vesilesi olacaksa ne mutlu mağluplara!. *Sevgi ve merhamet, insanlık; hiddet ve şehvet, hayvanlıktır. *Kadın Hak nurudur.Sevgili değil.Kadın sanki yaratıcıdır.Yaratılmış değil. |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: manisa
Mesajlar: 921
| İSLAM TASAVVUFUNUN ÇİLELİ KADINI MERYEM Meryem Ruh’un kendisine görünmesinden sonra hamile kaldı. “Doğum sancısı onu bir hurma ağacına dayanmaya sevketti. Dedi ki: Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim. Aşağısından biri ona şöyle seslendi: Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir. Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze olgun hurma dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun’ Eğer insanların birini görürsen de ki: Ben çok merhametli olan Allah’a oruç adadım, artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.”[38] Bu ayetler doğum sancısını yaşayan bir kadının çektiği acıları anlatmaktadır. Ancak Meryem’in daha ağır bir sancısı vardır. O da doğacak olan çocuğun babasız olmasını insanlara anlatmaktaki zorluktur. Türk İslam Tasavvufunun ünlü düşünürü Mevlana (672/1273) Meryem’in bu halini örnek alarak insan hayatının dertlerine farklı bir yorum getirmektedir. Ona göre, dert insana daima yol gösterir. Dünyadaki her iş için, bir insanın içinde ona karşı bir aşk, bir heves ve dert olmazsa, insan o işi yapamaz. O iş dertsiz, zahmetsiz olarak ona müyesser olmaz. İster dünya ister ahiret, ister ticaret, ister padişahlık, ister ilim, ister astronomi ve ister başka işler olsun hepsi böyledir. Meselâ, Meryem de doğum ağrısı olmadıkça, o baht ağacına gitmezdi. Doğum sancısı onu bir hurma ağacının kütüğüne dayanmaya sevketti, buyruğu gibi onu o dert, ağaca götürdü ve kuru ağaç meyve verir bir hale geldi. Vücut da Meryem gibidir; her birimizin İsa’sı vardır. Bizde eğer o dert oluşursa İsa’mız doğar; eğer dert olmazsa, İsa da o geldiği gizli yoldan tekrar kendi aslına döner. Biz de böylece ondan faydalanmaktan mahrum kalırız.[39] Mevlana Mesnevi’sinde de zaman zaman Meryem’in doğum sancılarını örnek olarak verir: Yaşlanmış bir kadının kendini güzelleştirmek için yaptığı gayretleri alaya alan Mevlana der ki: “Meryem’in sızlanmasıyla kurumuş hurma dalı yeşerir, hurma verir.” “A koca karı, kaza ve kaderle niceye bir savaşıp duracaksın, geçmişi bırak da eldekini ara” “Madem ki yüzünün güzelleşmesine imkan yok; ister allık sür, ister kara mürekkep!”[40] Mevlana bu ifadeleriyle fiziki ve biyolojik kuralların geçerli olmadığı yer ve zamanlarda insanların Allah’a yönelerek Meryem gibi daha iyi sonuçların alınabileceğini öğütlemektedir. Meryem’in hamileliğini ve doğurmasını tüm üreyen varlıklarla kıyaslayan Mevlana diyor ki: “Sarhoşluk ve oynaşma olmadan gebe kalınmaz. Bahar olmayınca bahçelerde bir şey doğar mı? “Gebelerle kucaklarındaki çocuklar, baharın o kadınların aşkına delalet eder.” “Her ağaç, çocuklarını emzirmededir. Hepsi Meryem gibi gizli bir padişahtan gebe kalmıştır.”[41] Mevlana’nın bu açıklamalarından anlıyoruz ki, Meryem tüm anaların sembolüdür. O Allah tarafından nasıl bir mucize olarak İsa’yı doğurmuşsa aslında tüm yarı ve tam canlı varlıklar da kendi yavrularını, yine Meryem’i dölleyen Varlıktan gebe kalarak, doğurmaktadır. Çünkü: “Meryem gibi hani, derdi vardı da tohumu yoktu. Bu dert yüzünden sanat sahibi Tanrı, o kuru hurma ağacını yeşertti. Çünkü o ulu, o temiz kadın vefakardı. Tanrı bu yüzden o istemeden onun yüzlerce muradını ona verdi.”[42] Varlıklar da Allah aşkıyla dertlidirler. Onlar istemeden Allah onlara yavrularını verir. Sen de Allah’a yönel, istemeden sana da verir, demek istiyor. Mevlana’nın oğlu Sultan Veled (712/1312) de doğum sırasındaki kadının acılarını onu mutluluğa getireceğini söylerken yine Meryem örneğinden hareketle şöyle demektedir: “Doğum sırasında hamile bir kadın için yüz türlü ilim ve fen bulunsa bu imkanların hiç biri ona fayda vermez. Yalnız bu esnada çektiği acı, dert onu amacına ulaştırır. İsa’nın doğumunda, dert ve ızdırap Meryem’i hurma ağacına götürdü. Ruhullah olan İsa doğdu. Senin vücudun, zamanın Meryem’idir. Nefis kadın, akıl erkekdir.Sana doğru akıldan meydana gelmiş olan akıldan iman ve bilgi senin İsa’ndır. Eğer hak derdi seni kaplar ve birbiri arkasından sana gelir ve senin başka bir şeyle uğraşmana yer vermezse, muhakkak ki, senin Meryem gibi olan nefsinden İsa doğar. Bunu bildikten sonra, bir takım hüner öğrenmeye çalışma. Tanrıya olan bağlılığını ve ona ermek için lazım gelen derdi arttır. Daima aşk ve şevke dal. Dildar (gönlü bağlayan sevgiliden) ve Didar (Allah’ın cemalinden) başka her şeyden sıyrılırsan bütün perdeleri geçersin.[43] Yine burada da görüldüğü gibi Meryem, çile çeken dertli kadınları sembolize etmektedir. Fakat o bu acılardan sonra, İsa gibi büyük bir lider peygamberi dünyaya getirmiştir. Allah’ın Meryem’i döllediği gibi, insanın aklı da kendi nefsini döllemelidir. Böylece insan bilgiler üretmelidir. Ancak bu bilgiler acısız, kedersiz olmaz. Acılarla, kederlerle doğan bilgiler İsa gibi insanlara yol gösterir. Meryem sadece tasavvufî eserlerde değil, Divan Edebiyatında da güzellik ve aşkın sembolü olarak ele alınmaktadır. Meselâ Neş’et’in bir beytinde: “Tar u pûdu olalı came-i aşkın rek-i can, Pirehen rişte-i Meryem’le kaba geldi bana.” Bu beyti günümüz Türkçesine aktardığımız zaman anlam şöyle olur: “Aşk elbisen tel tel eskiyelden beri can damarı olan gömlek, Meryem’in ipiyle bana kaftan gibi güzel geldi.” Şair Ruhî’nin beytinde: “Suretde eğer zerre isek manide yohuz, Ruhu’l-Kudüs’ün Meryem’e neft ettiği ruhuz.” Günümüz diliyle bunun anlamı: “Görünüşte çok küçük isek, anlam yönüyle hiçbir şey değiliz. Ancak Ruhu’l-Kudüs’ün Meryem’e üflediği ruhtan hepimiz gelmekteyiz.” Ruhî bize burada insanlığın eşitliğini anlatmaktadır. Ama konu yine Meryem aracılığıyla verilmektedir. Kâdı Burhaneddin de sevgilisini tarif ederken, ağzını Meryem’in ağzına benzetmektedir: “Hatt-ı Hızr ağzı Meryem, sözü İsa, Lebi Yahyâ Özü Yusuf gözü Musa, zihi Adem zihi Havvâ’dır.” “Yani, benin sevgilim Hızır yüzünün çizgisi, Meryem’in ağzı, İsa’nın sözü, Yahya’nın dudağı, Yusuf’un özü, Musa’nın gözü gibidir. O ne güzel Adem ne güzel Havva’dır.[44] Bütün bunlardan anlıyoruz ki, Meryem İslam Tasavvufunda olduğu gibi edebiyatta da güzelliğin ve temizliğin önde gelen sembol bir kadınıdır. |
| #4 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341
| Alıntı:
saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal | |
| #5 | ||
Mesajlar: n/a
| Alıntı:
| |
| #6 | ||
Mesajlar: n/a
| Alıntı:
Sayın Spartaküs, Ugurozaltn arkadaş, Ahmet Hulusi'nin kitaplarını etkisiyle, sizin tanrıdan kasdınızın Allah olduğunu pek farkında değil gibi gözüküyor. Sizler ise bu gafleti değerlendirmekte hiç gecikmiyorsunuz. İslama karşı en ufak yazıyı kullanmadaki beceriniz için sizi kutlamak lazım. Sayın Ugurozaltn, Canugur ve Spartaküs arkadaşlar sizin tanrı sözünüzü Allah anlamında algılıyorlar. Ahmet Hulusi'nin fikirlerini bırakın, sırf (Tanrı yoktur Allah vardır) saçmalığı bile bakın İslama laf atılmasına sebep oluyor. Saygılar, | |
| #7 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341
| Alıntı:
Arkadasta acik filanaranmiyor. Oldugu gibi getirdigi alintiya ben de hak verdim, ve dogru buldum. Ama allah dersiniz ama, öztürkcedeki tanri sözcügünü kullanirsiniz. Felsefede her ikisi de es kavramlar oldugundan, yazida bir kasit yoktur. Dileyen, tanrisina diledigi gibi seslenebilri. Konu bu degildir zaten. TAnri inancinin kisa özgecmisi gayet güzel aciklanmis. Tartisma bu alintidan sonra baslar aslinda. saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal | |
| #8 | ||
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005
Mesajlar: 1,650
| Alıntı:
Devamında olayı açıklamış. Uğur bey, bu konuyu farklı işliyor. Yanlışınız var gibi Sayın Canuğur. ![]() __________________
Beni öldürmeyen her şey, beni daha güçlü yapar. Beyin Fırtınası Geri Döndü | |
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341
| Beni ilgilendiren, tanri inancinin ilk bastan günümüze düsünsel evrimiydi, bunu da sayin Özaltin ilk alintisinda yazmis, bunun icin kendisine tesekür ediyorum. bir düsünce kullanilmaz. Dogu ise takdir edilir. saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 3,720
| Malesef Ahmet Hulusinin fikirleriyle gelip ne diyeceğini açıklamayan arkadaşlarımız var.Panteist görüşlüdürler ama kavramları yerine tam oturtmadıkları için ne dedikleri anlaşılmıyır.En önemlisi de bu:Tapınılacak yok kulluk edilecek var.Onun yerine şu şekil konuya başlsalar daha iyi olurdu: Türkçede çokça kullanılan "tapınmak ve tapmak" kelimeleri, kulluğun değil; yalnızca tâat'in karşılığı olabilir. Hatta tapmak ve tapınmak kelimelerinden az çok, ne yaptığını bilmemek gibi bir şuursuzluk manası anlaşıldığı için, bu kelimeleri "puta tapmak", "haça tapmak" gibi yerlerde kullanırız. Oysa kulluk etmek, şuur bakımından tapmak kelimesinden daha iyi ve anlamlıdır. Şu halde kulluk terimi, bir tapma mertebesini ifade etmektedir ki, en özel anlamı kulluktur. Ama sanırım dini kavramla sözlüğündeki bu ince fark anlaşılmamaktadır. |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|