"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Türkiye Solu/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 1
| Türkiye Solu (1960-1980) Ergun Aydınoğlu Versus Kitap, Mayıs 2007, 416 syf. Günümüzün marjinalleşmiş, siyaset-dışı ve parçalı solu kaçınılmaz mıdır? Bu çalışma, bu soruya hemen başından bir ‘‘hayır’’ cevabını veriyor. Bugünün Türkiye’si pekala, çalışanların kendi örgütlenmeleriyle ülke siyasetine katıldıkları bir ülke olabilirdi. Türkiye’nin ekonomik, endüstriyel, politik ve kültürel gelişme düzeyi kadar, sol ve sosyal hareketin 1960-1980 döneminde yaşadığı deneyler de, bu tarihsel seçeneğin nesnel temellerinin var olduğunu göstermekte. Bu açıdan bakıldığında solun kaderini belirleyen, söz konusu yirmi yıldaki öznel müdahale ve gelişmelerdir. Türkiye’de sol, siyasetin temel öznesi olma potansiyelini 1960’lı yıllarda hem yaratmış hem de ziyan etmiştir. Geriye dönüp bakıldığında, 1968 yılına kadar geçen sürecin, bu konuda belirleyici bir dönemi ifade ettiği görülür. Peki solun kaderi niye 1968’e gelindiğinde belli olmuştur? Neden 1968 sonrasındaki yükseliş ya da 1974-1980 dönemindeki muazzam sol kitleselleşme, bu alanda yeni bir dinamiğin oluşması anlamına gelmemiştir? Bütün bu süreç boyunca sol önderlerin tarihsel sorumlulukları konusunda neler söylenebilir? Bu çalışma, nedense pek sorulmayan, sorulduğunda da cevabı verilmeyen bu temel sorulara cevap aramakta. http://istanbul.indymedia.org/news/2007/05/185009.php |
|
| #2 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,213
| Alıntı:
Ülke Devrimcileri'nin tarihsel kökleri oldukça yenidir.Bu köklü bir Devrimci geleneğin olmayışı anlamına gelmektedir.Ülke Devrimciler'i SSCB,Çin ya da Arnavutluk gibi kıblelere yönelmek zorunda kalmışlar,ordan ne getirdilerse ülkeye yapıştırmışlardır.Yıllarca bu kıbleler arasındaki tartışmalarla uğraşmışlar,havanda su dövmüşlerdir.Kendi ülke gerçeklerinden kopuk bir süreci yaşamışlardır. 12 Mart yenilgisinin ardından doğru bir ideolojik-politik hattı yakalamak için hem faşizm ile savaşmak gerekmiştir,hem de bu anlamda eksiklikleri giderme çabaları vardır.Kısacası kavganın içinde doğru yolu bulmak zorunda kalmışlardır ya da aramışlardır. Devrimciler eleştirilmelidir ancak ülke egemenlerinin asırlardır yönetmedeki becerileri,şeytana pabucunu ters giydirecek emperyalizmin özellikle de ABD'nin Kontr-Gerilla taktikleriyle birleşince tüm zaafların yenilgiyi getirmesi kaçınılmazdır. Devrimciler eleştirilirken ülke halkının kendine has yapısı sürekli göz ardı edilmektedir.Bu topraklarda yaşayan halkların kültürleri,alışkanlıkları,inançları ve yüzyıllardır kulluk etmelerinin Devrimciler'in önünde nasıl bir engel olduğu sürekli atlanmaktadır. Gücünü kendi ülke topraklarından alan ve SBKP-ÇKP-AEP arasında kalmayıp kendi ülke gerçeklerine uygun bir çizgi tutturan Devrimci yapıların oldukça anlamlı mirasları vardır.Bu yeterli midir,elbette değildir. Bu konudan sonuç alma adına oldukça geniş bir yelpazede tartışmak gerekmektedir. __________________
Güçlüler sadece onları omuzlarımızda taşıdığımız için güçlüdür.Onları bir yere silkelersek yere otururlar. Ormee İsyancıları | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Avrupa Birliği ve Türkiye | petricli | Dünya Siyaseti | 13 | 14-09-07 22:08 |
| Genel Seçim 2007 ve 100 Türkiye Milletvekiliği | ismailcvg | Türkiye Siyaseti | 0 | 16-12-06 02:01 |