"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 296
| “Kahrolsun Şeriat demek...” Şeriat; Arapça kökenli bir kelime olup sözlük anlamı ile su (hayat, ferahlık) yolu, gidilen yol, nizam, kanun manalarına gelir. İlahi dinlerdeki anlamı ise "ilâhî emir ve yasaklar toplamı" dır. Zıt manası ise “cehil” yani karanlık, cehalet, kaos, nizamsızlıktır. İlahi manadaki zıddı ise putperestlik ve putperest kurallardır. Şeriat kelimesini Yahudilik ile birleştirirseniz Yahudi Şeriatı yani Tevrat kanunları, Hıristiyanlık ile birleştirirseniz Hıristiyanlık yani İncil kanunları, Ateistlik ile birleştirirseniz Materyalist kanunlar ortaya çıkar. Eğer Şeriat kelimesini İslam ile birleştirirseniz İslam Şeriatı yani Kur’an kanunları mevzu bahis demektir. Müslüman; Arapça kökenli bir kelime olup “teslim olan” manasına gelir. İlahi manası ise “Allah’ın emir ve yasaklarının tümüne yani Kur’an’ın tamamına teslim olan kişi” manasına gelir. Dolayısı ile eğer ki bir insan “ben Müslüman’ım” diyorsa düz mantıkla ilk etapta “Kahrolsun Şeriat” diyebilir. Ancak burada kastettiği mana ”kahrolsun İslam Şeriatı” yani “kahrolsun Kur’an Kanunları” ise, katiyen bunu deme hakkı ve şansı yoktur. Buna rağmen illaki bunu diyorsa bu o kişinin imanı açısından çok tehlikeli ve acıdır. Çünkü bu kasıt Müslüman’ım diyen birisinin İmanını manasızlaştırır ve o kişiyi İslam Dininin sınırlarının dışına çıkarır. Aynı şey diğer dinler içinde geçerlidir. Yani bir insan hem bir dine mensup olup hem de o dinin kurallarına “kahrolsun” der ise bu traji-komik bir durum arz eder ve o kişi için dini adına vahamet içerir. Bunu anlamak ve kavramak için insanın üst seviyede kültüre veya zekaya ihtiyacı yoktur. Peki kabaca nedir Allah’ın Müslüman’ım diyenler için emir ve yasakları ile Resulünün sünnetleri? Müslüman doğunca kulağına ezan okunur. Ölünce cenazesi camiden kalkar, toprağa gömülür. Erkek çocuk sünnet olur. Yemeği sağ elle yemek, çevreyi temizlemek, kabirleri ziyaret etmek, alış-verişte doğru bile olsa yemin etmemek, misafiri kapıya kadar uğurlamak, Cuma günleri boy abdesti almak, az yemek, az konuşmak, tatlı dilli güler yüzlü olmak vb’leri Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav)’nin sünnetlerindendir. Gayri meşruluklar (hırsızlık, dolandırıcılık, fuhuş, faiz, kumar, cinayet, alkol ve uyuşturucu) yasaklanır. Yalan, ikiyüzlülük, bencillik, kincilik, ayrımcılık (ırkçılık), cahillik, batılı taklit veya özenti vb fenalıklar reddedilir. Kimse kardeşi veya anne-babası ile evlenmez. Çarpık ilişkiler men edilir. Meşru evlilikte nikah kıyılır. Allah’a şirk koşmaktan ve kul hakkı yemekten ileri derecede korkulur. Namaz kılınır, zekat ve sadaka verilir, oruç tutulur, hacca gidilir, cihad edilir. İslam’da sosyallik var, gelir adaleti (hakkı kadar alma-harcama) var, bir devlete sahip olma ve bağımsız olma var. Din ve vicdan hürriyeti teminatı, insanları sevme var. İlim yapma ve öğrenme var. Katılımcılık, istişare, sabır ve sebat var. İşte Kur’an şeriatı bunların tümüdür. Müslüman’ım diyen hangi akıl sahibi “kahrolsun şeriat” derken ki kasdı “Kur’an şeriatı” olabilir veya böylece ben bunları reddediyorum, lanetliyorum diyebilir? Hangimizin hayatında bunlardan biri, ikisi veya daha fazlası yok? İnsan kendi kendini veya kendi tabi olduklarını veya inancını şuursuzca lanetleyebilir mi? Neticede Allah(CC) ilahi inanca göre insanı yaratmış ve ona “illaki inanacaksın veya şuna inanacaksın” dememiştir. Yani yarattıklarını aynı kalıpta yaratarak hepsini tek şeye inanır halde varedebilirdi. Ancak öyle yapmamış ve kişiye akıl vermiş özgür iradesi ile serbest bırakmıştır. Dolayısı ile insan ister Allah’a inanır ister inanmaz. İnanıyorsa bunu ister Müslüman gibi ister Yahudi gibi ister Hıristiyan gibi yapar. Bu hususiyetlerle birinci ilke; Allah bile kulunu kendisine inanma konusunda zorlamamıştır. Ancak gönderdiği kitaplar ve peygamberler ile seçmesi gereken yol hakkında tavsiyede ve nasihatte bulunmuştur. İslam dinine inanan bir insanda bunları kabul etmek zorundadır. Kabul eder ama yapmaz o ayrı şey. Kabul edip yapmamak başka, reddetmek başka. Biri insanı günahkar yapar diğeri dinden çıkarır. İkinci ilke; “hem falanca dine inanıyorum hem de o dinin kurallarının bazılarını veya hepsini kabul etmiyorum veya lanetliyorum “ diyemezsiniz. Hatta bir hususu bile reddetme lüksünüz yok. Ancak “kabul ediyorum ama yapamıyorum” diyebilirsiniz. O zaman günah işlemiş olursunuz, imanınız zayıflar, karşılığına ahirette razı olursunuz o kadar. Madem bu dini özgür irademizle kabul ettik o zaman kurallarını kabul etmek zorundayız. Hele hele “lanetlemek” akıl alacak bir mantık ve tavır değildir. Aksi durum şuna benzer: Bir insan bir taraftan doktor olmak isteyip bir taraftan da “ama ben derslerin tamamını veya şu şu dersleri sevmiyorum, gereksiz görüyorum dolayısı ile bunlar hakkında sınav olmak istemiyorum” derse; veya eğer doktor olur ise “ben doktorlukla ilgili hiçbir kurala uymayacağım veya şu şu kuralları reddediyorum” deme haklarına sahip değildir. Yani doktorluk kimliğini almak ve devam ettirmek için gerekli olan tüm şartları kabul etmelisin. Tüm arkadaşlarıma dikkatli davranma hususunda hassasiyetle duyurulur. Ayrıca bu yazım kimseyi yermek, kafir veya kötü niyetli ilan etmek için yazılmamıştır. KAYNAKLAR: Bazıları, Kitap: Biz Osmanlıyız ( Yavuz Bahadıroğlu) http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eer%C3%AEat http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%BCsl%C3%BCman http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=174 http://www.biriz.biz/itikat/itk10.htm |
| #2 | |
Ayrıldı
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 973
| Ben bu bu tür söylemlerin bu topluma fayda getirmeyeceiği gibi çok büyük zararlar verdiğini düşünüyorum ve bu tur söylemlerin söyleyenlerin bu toplumu çok bilincli bir şekilde kampalştırmak gibi düşüncelerinin lduğunu düşünüyorum toplumu kamplaştıranların bir gün bu sözlerin altında ezilip gideceğine inanıyorum kahrolsun laiklik kahrolsun cumhuriyet veya kahrolsun şeriat gibi boş ve gereksiz sözlerin toplumun hayrına değil bilakis zararına söylenmiş sözler olarak değerlendiriyorum... __________________
Hakaret ve küfür tehdit ederek bir yere varmayı düşünen gafiller.. forum ve yazarlara saygı duyarak forum saygısını düşürmek yerine.. emailmize küfür ve hakaret yağdırabilirler... |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,117
| "Kahrolsun Şeriat!" diye sokaklara dökülen güruh, sanırım iki gruba ayrılır. Bunlardan bir tanesi cahillerdir, bilmeyenlerdir. Yani İslâm'a dine inandığı halde, kendisine "Din başka, şeriat başkadır; şeriat İslâm'dan değildir. Şeriat birtakım yobazların, istismarcıların, din tacirlerinin kendiliklerinden ortaya koydukları kurallardır. Onun dinle, Kur'ân'la, Sünnet'le alâkası yoktur ve bu kurallar insanlığı Ortaçağın karanlığına götürmektedir. O halde herşeyden önce Müslümanlar bunlarla mücadele etmeli, bu anlamda şeriatın hayatlarına girmemesi için çalışmalıdırlar" diye anlatılan, bu anlamda kafaları karıştırılan insanlardır. Bunlar "Kahrolsun Şeriat" diye bağırdıklarında İslâm'dan çıkmazlar, dinden çıkmazlar, ama bir hususun doğrusunu anlamak için yeterince gayret sarfetmedikleri için; şeriatın çeşitli anlamlarını bildikleri, bu kendilerine söylendiği ve bu kelimeyi kullanarak arkasından da 'kahrolsun' dediklerinde, şeriatı hakikatine uygun olarak kullanan, algılayan ve yaşayan insanların bundan rencide olacaklarını bildikleri veya bilmeleri lazım geldiğinden dolayı da sorumlu ve kusurludurlar. "Kahrolsun şeriat" diye bağıranların ikinci grubu ise doğrudan doğruya dine ve özellikle İslâm'a karşı olanlardır. Allah'a inanmayan, kesin olarak İslâm'ı kabul etmeyen insanlardır. Peygamber Efendimiz'i, O'nun getirdiği dini, nizamı benimsemeyen, ona karşı çıkan, en doğrusunu Kitâb ve Sünnet'in özünden anlatsanız dahi ona karşı çıkan "Ben bağlayıcı, iktisat, siyaset, hukuk, ahlâk, cemiyet kuralı istemiyorum. Vahye, dine dayalı, yani Allah'ın gönderdiği böyle bir kuralı tanımıyorum. Ben hayatımı aklıma ve arzuma göre yaşamak istiyorum. Bu anlamda hür ve özgür olmak istiyorum" diyen insanlardır. Yani dine, İslâm'a, Allah'a, peygambere, bu anlamda baş kaldıran insanlardır. Elbette ki onları bizim tekfir etmemize gerek yok. Elmaya elma, armuta armut, taşa taş, suya su demek gibi onlar da Müslüman değildirler. Belki de kendilerine Müslüman dediğinizde bundan rahatsız da olabilirler, oluyorlardır. Bunlara karşı tavrımız ne olmalıdır? Birincilere doğruyu anlatmalıyız. Çünkü onlarla biz aynı değeri paylaşıyoruz. Madem ki biz de, onlar da Müslümanız, Allah'ı, Peygamber'i, Kitâb'ı kabul ediyoruz. Oturup şeriatın ne olup ne olmadığını, ona kahrolsun demenin caiz olup olmadığını söylemeliyiz. Kendilerine şeriat diye anlatılmış olan şeyin şeriatla alâkasının olmadığını anlatmalıyız. İkinci gruba gelince onlara karşı tavrımız sabredebildiğimiz ölçüde şöyle olmalıdır: Biz bir geminin içerisinde beraber yaşıyoruz. Başka bir Türkiye, başka bir vatan, başka bir ülke yok. Bu ülke, her bir karışı bizim ecdâdımızdan birkaçının kanıyla kazanılmış, elde edilmiş, yani Müslümanların yurdu, ülkesi olmuş bir yerdir. Eğer sulh içerisinde insan hak ve hürriyetlerini karşılıklı olarak tanımak sûretiyle bu topraklar üzerinde yaşamak istiyorsak, bazı ortak değerler ve ilkelerde anlaşmamız gerekir. Aksi halde "Kahrolsun Şeriat" diyenler sokaklara dökülürse, "kahrolsun falan ve filan" diyenler de sokağa dökülmek durumunda kalırlar. Sonra sokaklar onları bir meydanda birleştirir. Yakın tarihimizde defalarca yaşadığımız manzaraları yeniden yaşarız. O halde, bütün bunları hatırlattıktan sonra, "Kahrolsun Şeriat" diyen ve İslâm'ı din olarak bizimle paylaşmak istemeyen insanlara "Sizin dininiz size, benim dinim bana" kaidesince davranmak gerekir. Yani: "Sizin bir dininiz ve inancınız vardır; bizim de dinimiz ve inancımız vardır. Geliniz karşılıklı olarak her bir ferdin ve grubun kendi inancını yaşaması hak ve imkânını birbirimize tanıyalım. Siz kendi inancınızı yaşayın, biz kendi inancımızı yaşayalım. Hiçbirimiz karşı tarafa inanç ve nizam dayatmasın. Her birimiz kendi inancımızı yaşama konusunda yardımlaşalım; yani insan hak ve hürriyetlerini koruma mevzuunda yardımlaşalım. Bir başka gücün, bir başka grubun hangimize olursa olsun, istemediğimiz, benimsemediğimiz bir inancı, bir nizamı dayatmasını engelleyelim. Laikliği, demokrasiyi böyle telakki edelim. Bu telakki içinde yardımlaşalım, anlaşalım ve bu ülke üzerinde yaşayalım. Yani, siz sokaklardan evinize, işinize çekilin. Ağzınızdan da 'kahrolsun şeriat' kelimesini çıkarın. Bir daha bu kelimeyi çıkarmayın. Aksi halde, Müslümanlar da, yani doğru mânâda şeriata bağlı olan insanlar da sizin inancınıza zıt olan şeyleri haykırırlar." Hâsılı, ister yanlış anladığı için, ister doğru anladığı halde benimsemediği için şeriata karşı çıkan ve "Kahrolsun Şeriat" diye bağıranlarla kavga etmeden önce birileri bir yerlerde oturup karşılıklı olarak anlamayı ve anlaşmayı denemeleri gerekir |
|
|
| #4 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 3,548
| Alıntı:
Türkçe'si konuşmaya ve okuduğunu anlamaya yeterli kadar olan her birey, yukarıdaki ifadeden şeriatın İslam'ın kendisi olmadığını, İslam'la tek bağının, kurallarının bazılarının İslam'dan alınma olduğunu anlayabilecektir eminim. Zira hiçbir hukuk sistemi insanın karar yetisi ve denetlemesi olmadan çalışamaz. Bu durumda da şeriat denen şeyin İslam'ın kendisi olduğunu iddia etmek, onun kahrolmasıyla ya da dışlanmasıyla aslında İslam'ın dışlanmasının aynı şey olduğunun savunulması ve bu konuda ısrarcı olunmasının gerekliliği ayrı bir tartışma konusu olmayı hak eder bir hal almaya başlamıştır. Şeriatın günümüzde İslamla hiçbir ilgisi kalmamıştır. Hiçbir zaman diliminde uygulanmamış (uygulanamamış) bir hukuk sisteminin, günümüz dünyasında, bu kadar karmaşık sisteme ilaç olabileceğini düşünmek ise "ütopya" kelimesini bile anlamsız bırakacak tonda bir pembedir. Herşey bir tarafa, böyle bir sisteme gereksinim de yoktur zaten. Son olarak şeriatı savunan güruhlara -sırf zevkine- birkaç sorum olacak: Şeriatın gelmesiyle; insan eliyle uygulandıktan sonra, kanun kitabınızda yazan kelimelerin birkaç sure ile süslenmesinden başka nasıl bir kazanımımız olacaktır? O çok sağlam işleyeceğinden emin olduğunuz şeriat sistemiyle, yönetimizde bulunan ve Müslüman olmayan (diğer dinlere mensup ya da hiçbir dine mensup olmayan) insanlara karşı yaklaşım nasıl olacaktır? | |
| #5 | ||
Ayrıldı
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 973
| Alıntı:
şeriat'tan kastınız islam hukuku ile yönetim bu hz peygamberden sonra bir takım islam alimleri tarafından uygulanmış bir sistem yapısıdır bunu islam ile bağdaştırmak ve uygulamak zorunlu olmadığı gibi günümüz şartaları ilede mümkün değildir... kanun kitabınızdan kastınız KURAN ise kuranda devlet yönetiminin nasıl olması ile ilgili ayet ve zorunluluk yoktur KURAN'ın genel çercevesi adalet ve adil olmak üzeredir... diğer dinlere mensup insanlar ile ilgili ALLAH dinde zorlama yoktur diye kesin emir vermiştir... ateizim ve ateistlik için ise... size karşı bir saldırı olmadıkça kimseye karışılmaması gerektiğini söylemiştir. bunun ile ilgili şu ayeti göndermiştir(siz onların kutsalıklarına küfür etmeyin hakaret etmeyin olurki onlarda sizin kutsiyetinize ve kutsalığınıza küfür edebilirler) sonuç olarak dinde asla zorlama olmaz ve yoktur hz peygamberin yapmış olduğu savaşların hepsi ateizim iledir ve bu savaşlar ise nefsi müdafadandır... Sanırım sorun islam kuran ve şeriat değildir sorun islamın anlaşılmasıdır... __________________
Hakaret ve küfür tehdit ederek bir yere varmayı düşünen gafiller.. forum ve yazarlara saygı duyarak forum saygısını düşürmek yerine.. emailmize küfür ve hakaret yağdırabilirler... | |
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,117
| Bu gün şeriat isteyen kimselerin , şeriattan ne anladıklarını çok merak ediyorum . Sadece belli yasaklara verilen cezalarla veya belli bir giyim tarzıyla sınırlı bir şeriat anlayışı , kimseye fayda sağlamaz. Kur’an ın genel maksadını ve ana temasını algılayıp , toplumların huzur ve münasebetlerini artırıcı ve Allahın kullarından beklentilerini karşılayıcı bir sistem oluşturmak , problemlerin çözümlenmesine başlanmasında ilk adım olucaktır. Allahın kitabıyla yönetilmek isteyen insanların , bulundukları konumdan çıkıp, bulunmaları gereken konuma gelmeleri gerekmektedir. Bunun dışında şeriatı mahşerde görürüz , hemde ne görürüz Şeriat, Kur’an dininden bir takım insanların belli devirlerde birbirlerine anlattıklarıdır. Ve Kur’an, gayet matemetik bir ifadeyle diyor ki, şeriat toplumdan topluma değişir. Ama İslam, evrensel-kozmik ilkelere oturur ve asla değişmez. Şeriat değişebilir.Her mezhep başka bir şey anlatır. Yüzlerce şeriat var. İslam şeriatle eşittir dediğiniz zaman, işte bu dine yapılacak en büyük kötülüktür. Bu kötülük bu ülkede de yapıldı. Kur’an'da bir şey daha dikkat çekiyor: Kur’an, dinler tarihini hiçbir yerde bulamayacağınız biçimde eleştiren bir kitaptır. Kur’an'ın temel özelliklerinden biri de budur. Kur’an, aynı zamanda bir dinler tarihi eleştiricisidir. Ve din adamlarına eleştiri getirir. Ağır biçimde, sarsıcı biçimde.Çünkü,Kur’an'ın araç hükümlerdeki bütün tespitleri tarihseldir. İslam'ın modern hayatla hiçbir düşmanlığı ve problemi olamaz. Bu mümkün değil. Yalnız, İslam dedikleri şu sokaklarda dolaştırılan ve bizim camilerimizden bize anlatılan ise, onun değil modern hayatla, insanı insan yapan hiçbir değerle bağdaşması mümkün değildir. O bir kamburdur, bir ıstıraptır. Din diye bize sırtımızda taşıtıyorlar.Onu sırtımızdan atıp din olarak Kur’an’ın aydınlık dünyasıyla tanıştığımızda Tanrı ile de, doğa ile de kendi benliğimizle de barışma imkanını elde edeceğiz |
|
|
| #7 | ||
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 296
| Alıntı:
Sn papyrus sanırım yukardaki cümlem sizin "güruh (değersiz veya küçümsenen topluluk, sürü)" kelimeniz yanında biraz hafif kalacak seviyede ama terbiyem ve inancım ancak bu kadarına müsade etmektedir. Size medeni ahlakınızı en kısa zamanda sorgulanmanızı tavsiye ederim. | |
| #8 | ||
Ayrıldı
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 973
| Alıntı:
söylmlerinize katılıyorum bilmem katılırmısınız bence devlet din üzerinden elini çekmelidir ayrıca diyanet lav edilmelidir... çünkü sistem din üzerinden siyaset yapmaktadır.. sistem diyanet aracılığı ile yüz yıllardır olduğu gibi islamın saltanat ile özü arasındaki sıkışmanın benzerini devlet diyanet aracılığı ile yapıyor.. laik devlet din işlerine karışmaması gerekirken malesef sistem kendi korkuları yüzünden dini tekelinde tutarak dinin özüne inilmesine karşı çıkmaktadır... __________________
Hakaret ve küfür tehdit ederek bir yere varmayı düşünen gafiller.. forum ve yazarlara saygı duyarak forum saygısını düşürmek yerine.. emailmize küfür ve hakaret yağdırabilirler... | |
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 3,548
| Alıntı:
Hadi ama, iki soru sordum, siz hala güruhla uğraşıyorsunuz. Hem o kelime benim değildi. Sn Özedönüş kullanmıştı. Ona atfen kullandım. Vurguı olsun diye de italik yaptım ama görüyorum ki nafile... Ya onu gördünüz de işinize gelmedi, ya da okumadınız bile Neyse de, siz şu şeriatın yararlarından (pardon, faidelerinden) bahsedin biraz. | |
| #10 | ||
Ayrıldı
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 973
| Alıntı:
şeriat ile sorununuzmu vardır? ve şeriatan kastınız nedir? ayrıca şeriat nedir? __________________
Hakaret ve küfür tehdit ederek bir yere varmayı düşünen gafiller.. forum ve yazarlara saygı duyarak forum saygısını düşürmek yerine.. emailmize küfür ve hakaret yağdırabilirler... | |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Nur Cemaati | serserikus | Türkiye Siyaseti | 428 | 11-02-08 18:06 |
| Sol ne demek sağ ne demek? | Horozigo | Siyasi İdeolojiler | 81 | 22-11-07 21:07 |
| Allah'a neden inanıyoruz? | zafercan | Arşiv | 247 | 14-08-07 21:07 |
| 80'leri gören şanslı kuşağa kısa bir zaman turu... | kadri | Arşiv | 15 | 24-11-06 15:15 |