05-05-07, 21:23 |
#1 |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1
| Deliyim Muafım....
Derinliğimi ürperten nefesini çek artık atmosferimden. Bağırışlarının yolladığı rüzgarlarla, savrulmaya ihtiyacı yok saçlarımın. Çünkü onlar, huzur dolu bir elin okşayışını çok özledi, o yüzden öyle çok karıştı ki, rüzgarlar daha da çıkılmaz yapar onu. Aynı içimi yaptığı gibi. Aynı öfken ile, öfkenden sonraki senin kafamı karıştırıp beni bir çıkmaza soktuğu gibi…
İçim karmakarışık,gözlerim kısık ve süzgün… Her gidenin arkasından el sallanmıyormuş, her kara bulutun ardından yağmur yağmıyormuş. Ben fırtınalar diner de, denizlerin sahili yalayışı gibi olur adamız sanıyordum ama bir de baktım ki deniz kurumuş. Hayat beklediklerimizi vermemiş. Baktım ki dalgalar rüzgarını bana savurmuş, seninle birleşip içimi tarumar etmiş.
Son düşen damlanın kokuttuğu topraklara gömdüm aşkımı bende. Dalgalarına nazır olsun da istedim. Sen beni o kadar düşünmesende ben seni, senden koparamadım. Son rayını geçen trenlere yetiştiremedim ıslattığın mendillerimi. Yapmak istedim ama acıtamadım içini işte. Bir kerecik olsun beni anla, düşmemek için tutundukların elini yaksın, o duyguyu tat istedim ama sevin, hayat senin tarafında…
Gitsem şimdi başka bir koy’un koynuna yanar mı için söylesene! Kimler çeldiyse aklını koşar mısın sende ona? Bende, aslında en başından beri unutulmuşlar çöplüğünde olmama rağmen, oradaki yerimi garantilemiş mi olurum? Alıştırıyorum kendimi bunlara. Alıştırmayıp ne yapacağım? Senleyken beni,sen öldürdün her gün ,sensizken de… Kabiliyetlisin, yine sen öldürüyorsun her gün.
Tatlı bir müziğin sert notasında bile gözlerimi sıkıca kapıyorum, içinde yüzdüğün göz yaşlarım akmasın diye… kalkıyorum ve güneş doğmuş banane deyip yere gömüyorum kafamı. Aslında sensiz olamıyorum ama haykırışlarınla savrulup kaybolmaya, her uğradığın limandan aldığın incilerini görmeye tahammülüm yok artık. Gömdüğüm yerden çıkma lütfen. Üstüne attığım her toprakta aklımın bir parçasını yitirdim. Deliyim muafım hayattan. Geri getirme her şeyi… |
| |