"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Laiklik mi demokrasi mi ? / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 309
| Moderleşen Müslüman ülkelerin siyasal profilinde en kolay gözlenebilen özellik, Batılılaşmış elitlerle Müslüman kitleler arasındaki açıklıktır. Bundan da ötesi, siyasal iktidarın modernleşmesinde temel gereksinim olan laiklik, bu kültürel ve siyasal açıklığı daha da derinleştiriyor. Gerçi laiklik, Batı türü demokrasiyi geliştirmenin ön koşulu olarak sayılıyor ama Müslüman ülkelerdeki laiklikle demokrasi arasında bir yapısal çelişki bulunuyor. Moderleşme sürecinden geçmiş Müslüman ülkelerin hemen hepsinde, laiklik ilkesi, halk egemenliği demokratik ilkesiyle çatısıyor. Türkiyenin moderleşme girişimi ve siyasal tarihi, laiklikle demokrasi arasındaki bu gerilimin açık bir örnegidir. Anımsamakta yarar var: 1923 te ulus devlet olusundan itibaren, Müslüman ülkeler arasında en köktenci bir laikliği gercekleştirme çabası içine giren Türkiye, 1946 ya kadar tek parti yönetiminde kalmıstır. Laiklik adına demokrasi bastırılmıstır. Çünkü yönetici laik elit tabaka, halk egemenliğinin, islamın egemenliğinde son bulacagından kusku duymustur. Gercekten de 1950 de siyasal cogulçuluga ve demokrasiye geçişle birlikte, Demokrat Parti İslami değerleri daha cok rahatlıkla ifade ve temsil eder hale gelmiştir. Ama 1960 askeri darbesi, bu temsili demokrasi deneyimini kesintiye uğratmış, popüler Müslüman kültürüne karşı, ilerici elitlerle ordu arasındaki koalisyonu güçlendirmiştir. Baska bir deyişle Müslüman siyasal sistemlerde, yapının özünde var olan bir kısır döngü işler; Batılılaşma tesebbüsleri, otoriter rejimler yoluyla gerceklestirilir; demokrasiye geçiş, İslami degerlerin ve uygulamaların ifadesine yol verir; Batılılasmıs elit katmanlar bu gelişmeyi reddeder; laik düzenin yeniden kurulması için girişilen askeri darbeyle kısır döngü tamamlanır. Yani laiklik yansız,iktidar baglantısı olmayan bir ilke değildir;laiklik, modernlik yanlısı elitlerin siyasal ve kültürel kudretini temsil eder. Demokrasiyle laiklik arasındaki içsel gerilim, batılılaşmış elitlerle Müslüman toplum arasındaki iktidar ilişkilerine cok yakından baglıdır.öte yandan, politikada İslamın kendini yeniden ortaya koyması, Müslüman kimliğin ve kültürün yeni bir yorumu ve uygulamasıyla saglanır. Bu haliyle, günümüzdeki İslami hareketler,toplumun iktidara yönelişimin ideolojik araçlarından bir olarak görülür. |
|
| #2 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,610
| Laiklik ve Demokrasi bir bütündür.Hiçbir çağdaş,ilerici,laik ve demokratik devletin dinle ilişkisi olmamalıdır.Dinayet gibi kurumları olmamalı,imam yetiştiren liseleri de olmamalıdır.Papa gibi bir kurumu ise hiç olmamalıdır.inançlara saygı göstermeli ve elden geldiğince özgürlük vermelidir.Teizm,Ateizm ve ya herhangi bir inanç propogandası da yapmamalıdır.Bilimin ışığında pozitivist yolda ilerlemelidir.Şu ya da bu şekilde laik olmayan bir devletin demokratik olması düşünülemez. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. |
|
| #3 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,740
| Sevgili Portia, "Laiklik mi demokrasi mi" başlığı ilk bakışta sanki biri diğerinin alternatifiymiş gibi bir anlamı çağrıştırsa da, yazıyı okuduğunuzda özellikle "müslüman toplumlarda" konuya vurgu yapan bir anlamı olduğu anlaşılıyor. Özellikle günümüz Türkiye'sinde laikliğin hala tartışılıyor olması, laiklik ile demokrasi arasında bir çatışmanın var olması hem laikliğin ülkemizdeki yorumundan ve hem de ülkemizdeki müslüman çoğunluğun modernleşme çabasının yetersizliğinden kaynaklandığı düşüncesindeyim. Öncelikle laikliğin ne anlama geldiğinden başlayacak olursak, en fazla yapılan tanım "din ve devlet işlerinin ayrılması" olarak görülebilir. Bunun anlamı da laik bir devlette devletin siyasi kimliğini, işleyiş şeklini ve toplumsal yaşayışı düzenleyen kanun ve kuralların dinsel ilkeler tarafından değil; bilimsel yaklaşımlar ve insan aklı tarafından belirlenmesidir. Laik bir devleti sadece din ve devlet işlerinin ayrılması gibi bir kıskacın içinde değerlendirme çabaları, aynı zamanda "vicdan özgürlüğüdür", "devlet laik olur kişi laik değildir" yorumlarıyla ele alındığında, bir de özellikle ülkemizde görülen ve yine bir demokrasi yorumu olan "halkın seçtiği iktidarın herşeyi yapabileceği" varsayımıyla da birleştiğinde ortaya gerçekten uzlaşmaz bir görüntü ve çatışma çıkmaktadır. Ülkemizdeki laiklik yorumu Anglo-Sakson yorumundan ziyade daha çok Fransız yorumuna yakın olmakla birlikte, yine de kendine özgü özellikler taşır. Bilindiği gibi Anglo-sakson yorumu daha özgürlükçü, Fransız yorumu ise daha katı bir ekolü temsil eder. Ayrıca bizdeki uygulamada dinin devlet eliyle ve diyanet kanalıyla kontrol altında tutulma gayreti vardır. Bunun da ne kadar başarılı olduğu ayrıca tartışmaya açıktır. Ülkemizde hem Cumhuriyet, hem laiklik ve hem de demokrasi halkın belirgin bir talebi olmaksızın üstyapı devrimleri şeklinde yerleşmeye çalışmaktadır. Bu durum, Osmanlının yüzlerce yıl süren dinsel kurum ve anlayışıyla içiçe olan çevreler tarafından bir türlü sindirilememiştir. Hilafet yerine Cumhuriyet'in, şeriat yerine laikliğin dayatılması daha işin başında karşı devrim hareketlerine ve devlete karşı kalkışmalara yol açmış; bu nedenle 1923 Cumhuriyet Aydınlanma Hareketi o dönemde "zor" kullanmak zorunda kalmıştır. 1923 Aydınlanması ümmet toplumunun oluşturduğu anlayış yerine çağdaş değerlere sahip Ulus devleti bilincini amaçlar. Bu anlayışın olmazsa olmaz koşulu olan laiklik bir bakıma referansı ilahi güçler olan bir anlayıştan, referansı akıl ve bilim olan bir anlayışa yönelme ve bu anlayışın gerektirdiği tüm yapılanmaların devlet içinde egemen olması düşüncesidir. Bu bakımdan laiklik bir yaşam biçimini de öngörür; temelinde özgür düşünebilme becerisi yatan bir yaşam biçimini... Ülkemizdeki karşı devrim hareketi, seksen iki yıllık bir dönemde fırsatını bulduğu her koşulda aydınlanmanın kazanımlarını geri döndürebilmek çabası göstermiştir. Laikliğin dinsizlik ve din düşmanlığı olduğu yalanını toplum içinde yaygınlaştırmaya çalışmış,kısmen bunda da başarılı olmuşlardır. Cumhuriyet, laiklik ve kısmen demokrasi muhalefetinin (düşmanlık demek istemiyorum) temel nedeni budur. Oysa laiklik demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur. Cumhuriyet ve demokrasi çağımızın temel yönetim biçimidir. Bu kavramlar üzerinde bazen gizli bazen açık bir şekilde yürütülen muhalefet,toplumsal enerjimizin yanlış mecralarda yokolup gitmesine neden olduğu gibi, toplumsal dayanışmayı da zaafa uğratmakta ve toplumu ileri götürecek temel dinamiklerin oluşabilmesini de engellemektedir. Geri kalmışlıktan kurtulabilmenin, çağı anlayabilmenin yolu çağdaş değerlere sahip çıkmaktan geçmektedir. Böyle düşünüyorum. |
|
| #4 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Sn. Portia; Çok hoş bir yazı kaleme almışsınız. Olaya getirdiğiniz sosyolojik bakış açısı gerçekten takdire şayan. Bu ülkede maalesef çoğunluğu oluşturan muhafazakar veya dindarhalk kesimleriyle egemen elitler arasında sürekli bir gerilim varolagelmiştir. 20'li 30'lu yıllar Şapka mesele olmuştur. Konu gündemden düşünce gardoropçularda şapkayı çıkarmıştır. 40'lı 50'li yıllar ise yeni gerilim maddesi "türkçe ezan". Menderesle bu sorun aşılmış. Ancak Menderes bu hareketinin bedelini ağır ödemiştir. 60'lar ve 70'ler ise devlet bürokrasisini de etkileyen bir bölünmeyle geçmiştir. Konu değişse de aktörler fazlaca değişmemiştir. 80'lerin ortasından günümüze kadar ise 'başörtüsü meselesi' dayaılmıştır. Dikkat ederseniz, biri hariç diğer bütün maddeler incir çekirdeğini dahi doldurmayacak mevzulardır. Normalde sorun olması dahi düşünülemeyecek konular inatla dayatılmıştır. Bazen bunların Psikolojik harekat olduğunu düşünüyorum. Alın size mücadele edilecek mevzu gibi kucağımıza bırakılıyor. Tabi bu arada üsküdardan at sürüleri geçiyor. Bizim dikmedğimiz ve bize bir türlü uymayan bir gömleği zoraki giymeye ve giydirmeye çalışıyoruz. Bu iş böyle gittikçe belki bin yıl daha Aynı incir çekirdeklerinin etrafında dönüp duracağız. Korkarım üsküdardaki atlar evrim geçirecek Bizim Kullanamadığımız ferasetimiz ise korkarım yine evrim kuramına göre düşecek. ![]() Avrupada dikilen gömleğin niye bize uymayacağına da kısaca değinmek istiyorum. Hristiyanlık ile islam arasında çok ciddi bir yapısal fark var. Katolik klisesi 1953 teki bir konsilde meryem de göğe yükselmiştir diye bir kara aldı. Ve bu karar artık bir kutsal metin gibi dinden oldu. Ruhbanlık budur. Ama ne kadar müslüman alim bir araya gelirse gelsin, verdikleri bir karara herhangibiri itiraz edebilir. Kimsede karşı gelene niye karşı geliyorsun deme hakkına sahip değildir. Çünkü biri onun görüşüdür. diğeri öbürlerinin görüşüdür. Yani hristıyanlıkta papazları ve kardinalleri bağlarsanız meseleyi halledersiniz (Yani kliseyi). Ama islam dünyasında Ne kadar alimi ne yolla bağlarsanız bağlayın, biri kutsal metinlerden hareketle karşı çıkacaktır. Ve yankı bulacaktır. (not: İslam dünyasında cami saece dört duvardır. klisenin karşılığı olarak kullanmak sadece komedidir.) İslam dünyası çözümü, başkalarının çözümlerinde değil kendi içerisinde aramalıdır. Aksi takdirde bu kavga maalesef hep böyle Böylece sürecektir. |
|
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 10,863
| Alıntı:
Evet, Menderes hazretleri, türkce ezani yasakladigi icin asilmistir:-))))) Bir de Türkiye hazinesinde kac ton altin oldugunu arastirin da gelin bakiyim:-) Ve Menderes´e bunlari ne yaptigini da soramiyacaginiz icin üzgünüm sayin hanci.Cünkü o yok artik, dogru arsivleri kurcalamanizi öneririm. Sonra da sayin MEnders efendinin ABD ile koltuk temaslarini incelerseniz konu üzerine daha da ilerleyeceginiz kesindir. Yahu su ABD tüm geri kalmis dinci olmaya özen gösteren ülkelerin müslüman halklarini ve liderlerini ne de cok seviyormus, hayret. Ülkenin basina gelen tüm felaketleri, dinci iktidarlarin emperyal gücler ile el ele birleserek getirmislerdir. Bu türk liderleri cok seven büyük güc, her ne hikmetse, hep ABD dir. Menderes, Demirel, Özal, Erbakan solcu olduklarindan kullanilmis ve ülkelerini hristiyanlara peskes cekislerdir.(!) Tipki büyük Atatürkün de ingiliz ajan oldugunu sanmak gibi degilmi?!!!!!! DERGAH EGITIMINI LÜTFEN BIRAKIN. __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal canuğur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 17-11-05 11:13 . | |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005
Mesajlar: 67
| Bence yaklasik 700 yil dini kurallara gore yasamis bi milleti, birden, 10-20 yil icinde laik olmaya zorlamak bi hataydi. Sizce laik kesimmi daha demokratik yoksa muhafazakar kesim mi ? |
|
| #7 | ||
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005 Ülke / Şehir: 23185
Mesajlar: 3,830
| Alıntı:
Saygılar... __________________
En güzel besinler, içinde antioksidan barındıranlardır :) | |
|
| #8 | ||
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 309
| Alıntı:
| |
|
| #9 | |
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 309
| Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir. " M.Kemal -------------------------------------------------------------------------------- Sayın Canugur, yazılarınızdan yola cıkarak birikiminiz hakkında ipucları elde edebiliyorum ve takdir ediyorum; ancak imzanızda yazdıgınız sözle kanımca en cok siz celişiyorsunuz. Kesinlikle boş düşünce degil, ancak Kemalizmin de kutsallastırıldıgı düşüncesindeyim. |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005
Mesajlar: 67
| Dusuncenin bos olup olmamasi kisiye gore degisir. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Meslek Liseleri ve Laiklik | BRAVEBLACK | Türkiye Siyaseti | 47 | 01-09-07 18:02 |
| DEHAP nereye koşuyor!!! | TGTci | Türkiye Siyaseti | 1 | 28-06-06 23:02 |
| Menemen Divani Harp Kararnamesi | canuğur | Türkiye Siyaseti | 37 | 23-12-05 06:03 |
| Ermeni Konferansı ve Türkiye'deki Demokrasi Kültürü | Antioksidan | Türkiye Siyaseti | 30 | 30-09-05 15:35 |