"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Siyonizm ve Türkiye / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 395
| SİYONİZM ve TÜRKİYE: Bunlar komplo teorisi değil. Tarih masalı hiç değil. İbret alınmalı! 1. Bölüm: Siyonizm, 1897 yılında Theodore Herzl'in öncülüğünde Basel Konferansı'yla teşkilatlanmaya başlayan ideolojik ve siyasi bir oluşumdur. Etimolojik olarak, Kudüs yakınlarındaki Sion Dağı’ndan gelen bir sözcük olan siyonizm, bugün Sion Kudüs’ü ve Yahudilerin inandığı Vadedilmiş Toprakları sembolize etmekte ve 19. yy.'ın son çeyreğinde yurtsuz olan Yahudilerin Filistin’de bir Yahudi devleti (İsrail) kurma isteği üzerine doğmuş bir ideoloji ve politik hareketi tanımlamaktadır. Bu yapılanmanın kökeni yaklaşık 5600 yıl öncesine (MÖ 3600’lü yıllara) dayanır. İsrailoğulları Hz. Musa ile birlikte gelen Tevrat (yaklaşık MÖ 1250), Hz. Musa ve kardeşi Harun’un ölümünden sonra atalarının inancının kaynağı olan “Kabbala Öğretisi’ne” göre tahrif edilmiştir. Böylece Kabbala Öğretisi Yahudilik ile iç içe geçmiş ve “İlahilik” özelliğini kazanmaya çalışmıştır. Bu öğretinin siyasilik özelliği Theodore Herzl'in “Siyonizm” tezi ile birlikte hayata geçirilmiştir. Tevrat’ın Kabbala Öğretisi’ne göre tahrif edilmesi ile Yahudilik bir din olmaktan çıkmış katı bir “Irk Dini” halini almıştır. Yani halen Anne ve Babası Yahudi olmayan kişi Yahudi olamaz, bir Yahudi ancak bir Yahudi ile evlenebilir. Bu yüzden bütün dünyadaki sayıları çok azdır (Yaklaşık 30 Milyon). Başka ırktan olup ta Yahudi olmak isteyenler ancak “Masonluk” unvanını alabilirler. Bu “Üstün Irk” fikrinin temelini oluşturan “Kabbala” Siyonist Felsefenin ana kaynağıdır. Siyonizm’in 4 ana hedefi vardır: 1.) Filistin’de İsrail Devletini kurmak (1948’de kuruldu) 2.) Nil’den Fırat’a kadar olan topraklarda Büyük İsrail Devletini kurmak.( Büyük Ortadoğu yada Genişletilmiş Ortadoğu Projesi aslında Büyük İsrail Projesidir.) 3.) Kudüs’te Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine Süleyman Mabedi’ni yapmak, 4.) Böylece kendi Mesih’leri gelecek ve Dünya Yahudi Krallığını kurulacak. Bunlarla ilgili olarak tahrif edilmiş Tevrat’ta yer alan ayetler vardır. "Ben dedim: Siz ilâhlarsınız ve hepiniz Yüce Allah'ın oğullarısınız. Kalk, ey Allah (ey oğullarım) yeryüzüne hükmet. Zira, milletlerin hepsine sen varis olacaksın" (Mezmur Bab. 82, Âyet. 6-8 s. 598). "Siz Allah'ın,Rabbin oğullarısınız.Çünkü sen,Allah'ın,Rabbe mukaddes bir kavimsin ve Rab üzerinde olan bütün kavimlerden üstün olarak, kendine has bir kavim olmak üzere, seni seçti." (Tevrat,Tesniye Bölümü,14/2) Ve o krallarin günlerinde göklerin Allahi (Yehova) ebediyen harap olmayacak bir krallik kuracak ve onun hakimiyeti baska bir kavme birakilmayacak; ancak bu kralliklarin (devletlerin) hepsini o parçalayacak ve bitirecek.(Danıel bab:2, Ayet 44, s.342) Görüldüğü üzere kendilerini Tanrı mertebesinde görürler. Bu yüzden” üstün ırk”olduklarına ve diğer insanların kendilerine hizmet etmek için var olduklarına inanırlar. Bu inancı öyle içselleştirmişler ve abartmışlardır ki bunu Evrim Teorisi’nin savı haline getirmişleridir. Örneğin: "Tanrı canlılığı üç temel ayırım ile yani, bitki, hayvan ve insan üzerine kurmuşsa da,aslında dördüncü bir türü vardır. Bu da Am İsrael,yani Yahudilerdir. O'nun üçüncü türden, konuşanlar topluluğu insanlardan ayıran mesafe, insanı hayvandan ayıran mesafeden daha az değildir." (Rav Yoel Kahn,"La cinquieme dimension" Rencontres Habad no.25,1989,sf.15 de bu ifadeleri çağrıştıran bir görüş bildirmiştir.) Yani “Yahudiler Tanrının evlatlarıdır ve saf insan ırkıdır. Diğer insanlar ise maymundan evrimleşmişlerdir” demektedirler. Asırlarca bu hayaller ile yetiştirilen ve yaşayan Yahudi’ler İspanya’dan kovulduktan sonra onları Osmanlı kabul etmiştir. Yıllarca Osmanlı hakimiyetinde huzur içinde yaşamışlar ve servet edinme yoluna gitmişlerdir. Özellikle Osmanlının zayıf döneminde ticaret ve faiz yoluyla korkunç servetler elde etmişlerdir. Hatta devlet bütçelerini aşan, devletlere faizle borç verecek konuma gelen servetleri ile birlikte bir an bile emellerinden vazgeçmemişlerdir. Yani önce Dünya Sermaye Krallığını ele geçirmişlerdir. Bu servetleri Genç ABD’den Uzakdoğu’ya kadar her alana yayılmıştır. |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 395
| 2. Bölüm: Siyonist ideal, o dönemde bu emelleri için Osmanlının zor dönemlerinden faydalanıp ilk idealleri olan İsrail Devletini kurmak için Filistin’den toprak satın alarak bu ideallerini gerçekleştirmek istemişlerdir. Bu hedef 1897 yılında İsviçre’nin Basel kentinde ilk Siyonist kongrede gündeme getirilmiştir. Bu kongrede “Siyonizm” felsefesinin fikir babası olan Alman Yahudi’si Theodore Herzl’in öncülüğünde bir heyet ile Sultan Abdülhamit Han’a bu öneriyi sunma kararı alınmıştır. Sultan Abdülhamit Han’ı 1897 yılında ziyaret eden heyet, Sultan Abdülhamit Han’dan o dönemde borçlu olan Osmanlı Devletinin tüm borçları ve bir o kadar fazlası karşılığında şu anki Filistin’den toprak vermesini istemişlerdir. Sultan Abdülhamit Han ise bu gelişmeleri yakından takip eden birisi olarak bu isteği reddetmiş ve “o topraklar kan ile alındı kan ile verilir” diyerek o tarihi cevabı vermiştir. Yahudi heyetini adeta kovup geri göndermiştir. ArdındanTheodore Herzl’in Sultan II. Abdülhamit’e yazdığı mektupta özetle şöyle deniyordu; “Bugün bizim taleplerimizi yerine getirmez iseniz, yarın yapacağınız her anlaşmada topraklarınızın bir bölümünü kaybedeceksiniz. Her anlaşma sonucunda bir parça toprağınız elinizden çıkacak ve bir süre sonra işgal edilip parçalanacaksınız”. Bunun ardından tekrar toplanan kongre için gündem farklı idi. Buna göre üç + üç aşamalı bir plan hazırladılar. Birinci üçlü plana göre: 1.) İlk 50 yılda Filistin’de bir İsrail Devleti kurulacak ( ki başarılmış ve tamda 50 yıl sonra 1948 de İsrail Devlet’i kurulmuştur), 2.) İkinci 50 yılda Nil’den Fırat’a kadar Büyük İsrail kurulacak ( engel olan Türkiye’dir), 3.) Üçüncü 50 yılda Dünya Yahudi Krallığı’nın kurulması için toplam 150 yıllık bir plan hazırladılar. Ancak Siyonist idealin önündeki en büyük engel Abdülhamit Han ve Osmanlı idi. Çünkü Sultan Abdülhamit Han ve Osmanlı olduğu sürece bu idealler bir hayaldi. Bu engelin bertaraf-ı için de yine üçlü bir plan hazırladılar. Theodere Herzl konuşmasında ümitsiz bir biçimde “Abdülhamit Han tahtta olduğu sürece Büyük İsrail amacı hayal” diyordu. Bunun üzerine toplantıda “O zaman Abdülhamit Han’ı tahttan indiririz” dendi. Herzl “Ama yerine yeni bir Osmanlı gelir” deyince , “o zaman Osmanlıyı yıkarız” dendi. Yine Herzl “ama yerine kurulacak devlet yine İslam’ı en iyi şekilde temsil eder ve buna yine izin vermez” deyince de “o zaman İslam’ı ortadan kaldırırız” diyerek kadim planlarını hazırladılar. Böylece ikinci üçlü plan hazırlandı. Buna göre: 1.) Önce Sultan Abdülhamit Han tahttan indirilecek, 2.) Sonra Osmanlı yıkılacak, 3.) Ardından İslam yozlaştırılıp ortadan kaldırılacaktı. İkinci üçlü planın ilk aşaması Sultan Abdülhamit Han’ın tahtan indirilmesi idi.Bunun için Yahudi Kongresince İtalyan asıllı ve İtalya’da yaşayan Haham Başı Emmanuel Karasu adlı Haham Başı görevlendirildi. Böylece Emmanuel Karasu 1898 de Sabetayistlerin yoğun olarak yaşadığı Selanik’e yerleşerek Emin Karasu (daha sonra İstanbul Mebusu olur) adını aldı. Orada yaşayan Sabetaycılar ile birlik olup ellerindeki para ve medya gücü ile Sultan Abdülhamit Han’ın aleyhine propaganda başlattılar. Onlara ilk destekleri veren Jön Türkler ile Cemal, Talat Paşa ve Enver Paşa oldu. Maalesef bu propagandaya önceleri bir çok vatansever vatan evladı da kanarak destek olmuştur. Bu destekler ile güçlenmeye başlayan Sultan Abdülhamit Han aleyhtarlığı, 1908’lere gelindiğinde Hareket Ordusu adı ile adlandırılan bir ordu hazırlayacak kadar büyüdü ve bu ordu Sultan Abdülhamit Han’ın indirilmesi için Selanik’ten İstanbul’a harekete geçirildi. Sultan Abdülhamit Han bunun haberini alınca kardeşi kardeşe kırdırmamak için karşılarına çıkmadı ve tahtı bırakmak zorunda kaldı. Çünkü biliyordu ki içerisinde bir çok vatanını seven iyi niyetli insan vardı. Böylece çökmek üzere olan Osmanlı İmparatorluğunu 33 yıl tahtta kalarak çöküşünü geciktiren siyaset dehası, güçlü irade sahibi yüreği iman dolu Sultan Abdülhamit Han devri bitirilmiş oldu. Bundan sonra Binbaşılıktan direk Paşalığa yükselen 20’li-30’lu yaşlardaki Cemal ve Enver Paşa ile bir asker bile olmayıp Paşa ilan edilen Talat Paşaların eline kalan İmparatorluk toprakları 10 yıl gibi kısa bir sürede yok yere, acemice Osmanlı’nın savaşa sokulması ile Sevr Antlaşmasındaki duruma kadar getirilmiştir. Yani ikinci üçlü planın ikinci kısmı da başarılmıştı. Nihayetinde bu oyunu deşifre edip gören ve buna karşı çıkan Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere silah arkadaşlarının öncülüğünde yapılan Kurtuluş Savaşı ile şu anki yaşadığımız vatanımız olan ve elimizde kalan topraklara şükreder olmuşuz. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 395
| 3. Bölüm: İlk iki ( Abdülhamit Han ve Osmanlı) hedeflerini gerçekleştiren ama üçüncü hedefine ulaşamayan Siyonist idealin gözü şimdi İslam ve dolayısı ile Türkiye’dedir. Peki günümüzde Siyonizm ne yapmaktadır? Siyonizm neden bu kadar etkili ve güçlü görünür? Bu onun Hak olduğundan, adaletli olduğundan veya masum olduğunu iddia etmesinden midir? Elbette değil. Siyonizm önce küresel sermaye imparatorluğu kurmuştur. Peki ne ile? Faizle, sömürü ile. Şimdide küresel güç olmak istemekte yani dünya imparatorluğu kurmak hedefindedir. Peki ne ile?Kanla, zulümle ve gözyaşı ile. Sistemlerinin hiçbir yerinde adalet söz konusu değildir. Bu küresel sömürünün bir çok ayağı vardır.Bunlar IMF, Dünya Bankası, NATO, Birleşmiş Milletler, G8, ABD ve AB’dir. Bu küresel sömürü ayaklarının tamamının kontrolü Yahudilerin elindedir. Örneğin:IMF’in şimdiki ve eski başkanları Yahudi asıllıdır, ABD merkez bankası ile Dünya Bankasının sahipleri 7 Yahudi’dir. Ülkelerdeki en zenginler Yahudi’dir. Şimdiki Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz yine Yahudi asıllıdır. Silah Sanayi, İlaç Sanayi ve diğer sanayi dallarının çoğu, Bankalar, Ticaret Yolları Yahudilerin elindedir.Bu küresel sermayenin büyük kısmına ABD’deki Yahudi asıllı Rockfeller ve Rochield aileleri sahiptir. Bu sermayenin Dünyadaki yıllık sömürüsü 7 Trilyon Dolardır. En büyük sömürü merkezi yıllık ortalama 500-700 Milyar Dolar Faiz ödeyen ABD’dir. Türkiye’nin GSMH’sı 400 Milyar Dolar olduğu düşünüldüğünde nelerden bahsettiğimiz anlaşılabilir. Savaşlar, krizler ve kaoslar çıkararak bu sömürünün devamını sağlanmak istenir. Bu Küresel Sermaye egemenliğini Küresel İmparatorluğa yani Büyük İsrail Devleti’ne dönüştürmek hedefinin yoludur. İletişimin ve teknolojinin altın çağını yaşadığı günümüz imkanları bunları bize araştırmak kaydı şartıyla sunar. Ülkeler her aşamada Güç kullanımı ve suni (Ekonomik veya Siyasi) krizlerle tehdit edilir.Tıpkı Venezüella’da, Küba’da, Brezilya’da, Arjantin’de, Türkiye’de, Rusya’da vb yerlerde meydana gelen ve tesadüfi olmayan krizlerdir.Günümüzde meydana gelen hiçbir olay tesadüfi değildir ve planlıdır. Bu global sömürü ve hakimiyetin en önemli ayağı Doların dünya üzerindeki etkinliği ve hakimiyetidir. Dikkat edilirse tüm dünyadaki ekonomik parametreler dolar üzerinden veya dolara bağlanarak değerlendirilir. Örneğin; Altın, gümüş, petrol vb kıymetli madenler ile tüm dünya paraları dolara bağlanarak işlem görmektedir. Böylece dolara bağımlılık sağlanmış ve istenildiği kadar karşılıksız para basma ile dolar ihracatı imkanı doğmuştur. Yani mal ve hizmetlerin karşılığı mal ve hizmetle değil boyalı bir kağıt parçası ile verilir. Halbuki dünyadaki her değer altına endekslenmelidir. Yani paralar devletlerin elindeki altına göre basılmalıdır ve karşılığı olmalıdır. Dolayısı ile Siyonistler bu haksız ve menfaatçi sisteme karşı çıkabilecek legal veya illegal her türlü oluşumları yok etmek için bütün çalışmaları yaparlar.Bu çalışmalar psikolojik tehdit, ekonomik tehdit, olmazsa darbe oda olmazsa işgal yolu kullanılır. Örnekleri dünya üzerinde geçmişte ve günümüzde belirgin olarak görülmektedir. Bu çarkın dönmemesi veya aksaması Siyonizm’in çöküşü manasına gelir. Siyonizm’in lehine çalışma yapan veya söz veren devletler, hükümetler, partiler, kişiler, medya, sivil toplum kuruluşları ve dernekler ise desteklenir. Yani haklıyı değil kuvvetliyi desteklerler ve bunun karşılığında da menfaat elde ederler. Siyonizm’in çalışmalarının tümü yalan, göz boyama ve gizlilik üzerine kuruludur. En etkili yol olarak da medyayı kullanırlar. Tüm bu sistem İslam anlayışına göre taban tabana zıtlık gösterir.İslam anlayışı; kuvvetliyi değil Hak’kı , sömürüyü ve menfaati değil eşit dağıtımı, kan ve göz yaşını değil adaleti, savaşı değil barışı üstün tutar. Faiz yerine alın terine sahip çıkar.Herkesin ürettiği kadar tüketmesi gerekliliğini savunur. İyiliği, yardımlaşmayı ve dürüstlüğü emreder; fenalığı, azgınlığı ve haddi aşmayı yasaklar. İşte Siyonizm içinde sorun budur. Bir ülkenin bağımsızlığı önce ekonomik bağımsızlığına bağlıdır. Ekonomik bağımsızlığını elde edememiş ülkeler kendilerini idare etme gücünü elde edemezler. Ayrıca ekonomik istikrarı elde edememiş ülkelerdeki bu eksiklik açlığa, açlık ahlaki tahribata, ahlaki tahribat sosyal yıkıma, o da devletin parçalanmasına yol açar. Veya bu durumdaki ülkeler bu akıbeti yaşamamak veya geciktirmek için panik halinde el açma politikası uygulamak zorunda kalır.Dolayısı ile borç alan ülkelerin de “bu gün para alan yarın emir alır” prensibine göre egemenliği tehlikeye atar. Böylece mecburen “yönetilme” konumuna gelirler. Bunun sonucunda da ülke kaynakları ve iş gücü sömürülür ve sonuç mandacılığa, devamında ise devletin parçalanmasına yol açar.Yani iki tarafı çıkmaz yola döner. Tabi ki bu hal durup dururken olmaz. Bu sistem hainleri, işbirlikçileri ve beceriksizleri gerektirir. Bir ülkenin ekonomisi legal olarak kendi öz kaynakları ve iş gücü ile ayakta kalır ve gelişir. İllegal olarak ise sömürü ve kaba kuvvet ile zulüm üzerine ayakta kalmak ve gelişmek ister.Tabi ki bizler inancımız gereği legal yani yasal ve insani olanı seçmek durumundayız. Legal ve insani olan yani Hak üzere kurulmuş ekonomik sistemler Reel(gerçek) ekonomi üzerine işlerler.Yani üretim, istihdam(negatif işsizlik) ve teknolojik gelişim gerektirir. Bunun karşısında ise üç kağıt ekonomisi adı ile anılan faiz-döviz-sanal borsa(spekülatif olanı) üçgeni vardır. Para üretim, dolayısı ile bunun getirdiği istihdam ve teknolojik gelişmede değil faiz-döviz-sanal borsa arasında dolaşarak rant ekonomisine dönüşür ve belirli ellerde kalır. Türkiye’mizin şu anki içinde bulunduğu durumla nasılda örtüşüyor değil mi? Bu oyunların tamamı Türkiye üzerinde yoğunlaşmıştır. Asıl hedef Türkiye’dir. Lozan’ı tanımayan ülkelerden olan ABD Türkiye’ye yeniden Sevr’i dayatma peşindedir, Büyük İsrail peşindedir. Tüm bunlara karşılık tedbir almak ve mücadele etmek önce vatandaşlık sonra insanlık görevidir. Gören gözlere, işiten kulaklara hitaben... Bazı Kaynaklar: Kitap:Gizli Dünya Devleti (GDD) Kitap:Siyonizm ve Türkiye http://tr.wikipedia.org/wiki/Siyonizm http://www.masonluk.net/siyonizm_felsefesi_04.html http://www.harunyahya.org/kitap/YahudilikveMasonluk/yvm1.html#b1 http://www.enfal.de/osmtarih.htm |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 395
| Türkiye'mizdeki sağ-sol, laik-antilaik, alevi-sunni, kürt-türk güncel ayrışmaları Siyonizm'in bir oyunudur ve bu oyuna gelmek ancak Siyonizm idealine hizmet eder. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: AB
Mesajlar: 514
| Siyonizm Yahudi milliyetciligidir. Yahudi milliyetciligine karsi cikanlar Turk milliyetciligine de karsi cikmalari gerekir. |
|
| #6 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,104
| |
|
| #7 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 972
| Siyonizm bizim bildiğimiz anlamda milliyetçilikten(ulusçuluk) daha geri bir konum alışa sahiptir. Bir toplumsal formasyon olarakta zaten yahudi toplumunun kendilerine göre tarif ettikleri dinleri bir kavim dinidir. Kavmi dinlere aydınlanma devriminden bile önce,ortaçağı önceleyen süreçte zaten ayar yapılmıştır. Eski kavmi dinlerin meşruiyet alanını "rabb-ül alemin" evrensel tanrı anlayışı almıştır. Bu açıdan bakarsak bizim tanımladığımız milliyetçilik,insanlığın değişim ve dönüşüm ve ilerleme yolunda ileri bir adım olarak anlamlandırdığımız rekabetçi kapitalizmin kuruluş evresindeki sistemin ideolojik formasyonudur.. Egemenliğin hak'tan halka geçmesi... Din kontrollü eğitimin yerini devlet eğitiminin alması.Yani laiklik. vatan,ulus kavramlarının insanların zihninde yer bulması ve bunun tekabülünde benimsenmesi vs...Bugün milliyetçi akımın emperyalist bölücülüğün ve etnisitenin bayrağı olması durumunun bizde yarattığı infial ve milliyetçiliği "geri" olarak tanımlıyorsak eğer,siyonizm sahip olduğu ideolojik muhteva ve din unsuru yüzünden daha gericidir.. Kavmi-ırkçı din milliyetçiliğidir. __________________
"Bütün ideolojik ayrılıkların temeli ,devrim isteyip istememeye değil, devrim yapmak için yola çıkmaya, savaşmaya cesaret edip edememeye dayanır. işte bu yüzden, devrim için savaşmayana sosyalist denmez." -MAHİR ÇAYAN- |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005 Ülke / Şehir: konya
Mesajlar: 1,177
| SN EBABİL.. okadar şeyler yazdınız. ama bir değişik bakış açısı, siyonizm yahudilerin milliyetçiliği, değerlendirmesi, okadar yazının yerine merkeze oturuyor. halbuse sizin yazınızın merkezde olması gerekirdi. bir eksiklik var değilmi. yazdıklarınıza pek itiraz edecek yoktur sanırım. yahudileri motive eden bir siyonizm inancı var. ama bunun karşısında hangi inaçla motive olunur. yahudiler, haksızlık üzerine kurulu batı medeniyetinden çıkar sağlayacaktır. peki karşılığında hangi adaletli sistemi getireceğizde, bu haksızlıktan çıkar sağlanılmasının önüne geçeceğiz. sistemi ilan ettik. bunun motivasyonu olan, duygusal ve mantıksal yönlerini nasıl etken kılacağız.. şuanda yeryüzünde ne kadar suç işleniyor; etik yada kanunlara aykırı. şunaki adaletsizliğin yok olması için insanlara ne vaad edilecek.. |
|
| #9 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 11
| siyonizim yahudi milliyetçiliği değildir.bambaşka bir tarihi vardır.sadece yahudilik içerisine gizlenmiş bir halktır.ama şuan dünyaya hakim olan bir halktır. |
|
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 395
| Alıntı:
Burada önemli olan bir başka husus ise Ziya Gökalp'in Kürt veya Türk olması değildir. Bir insan Kürt,Türk, Arap veya Afrikalı olabilir. Bunun hiçbir mahsuru ve utanılacak bir tarafı yoktur. Nitekim Allah katında ölçü "takvadadır". Dolayısı ile eleştirdiğimiz şey; Ziya gökalp'in Kürt kökenli olması değil, bir Yahudi ile görüşlerinin birleşmesi ve Türkiye'de bir Kürt olmasına rağmen "Türk Irkçılığının" temellerini atmış olmasıdır. | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Avrupa Birliği ve Türkiye | petricli | Dünya Siyaseti | 13 | 14-09-07 22:08 |
| Genel Seçim 2007 ve 100 Türkiye Milletvekiliği | ismailcvg | Türkiye Siyaseti | 0 | 16-12-06 02:01 |
| Türkiye Dünya Borç Sıralamasında Beşinci... | cemuzan | Ekonomi | 5 | 16-05-06 12:23 |