| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Doğmamış çocuğa Don Biçmek/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| Konu başlığı dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Süleyman DEMİREL’in de siyasi hayatında sık kullandığı deyimlerden biriydi.Şimdiki Başbakanımız R.Tayyip ERDOĞAN’ da A.B liderlerinin bulunduğu bir toplantıda aynı cümleyi öğünerek kullanmıştı. Bu terim gelecekle ilgili hayal kurma ve henüz gerçekleşmemiş şeyler için hazırlık yapma anlamındadır.Türk ve kaderci müslüman kültürü toplumlarına hayal kurmayı men ediyordu.Gelecekle ilgili hayal ve umutlarını anlatanlara genellikle şu söz söyleniverir “ Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır”.Veya bu kişileri ayağı yerden kesilmekle suçlar ve şöyle deriz “Yine yükseklerde uçuyorsun in aşağı”. Bir hikaye vardır.Çocuğun biri oynarken yerden bir at nalı bulur ve babasına götürür.Çocuk babasına at nalını göstererek “Baba bu nedir der”,babası da onun at nalı olduğunu söyler, onu kullanmak için üç nal ve bir atın daha olması gerektiğini belirtir.Çocuk hayal kurmaya başlar ve “Bir atımız olsaydı ne güzel olurdu,değil mi baba? Belki bir yavrusu, tayı olur ve ona da ben binerdim değimli baba” diye söyler. Baba bunu duyunca çocuğa bir tokat indirir ve “ İn aşağı tayın belini kıracaksın” der. Türk’e gelecekle ilgili hayal kurmak kültürel anlamda yasaklanmıştır. Ya aç tavuk olmakla aşağılanacak, yada ayağı yere sağlam basmayan biri olarak dalga geçilecek, veyahut olmayacak bir şeyi istemekten dolayı tokatlanacaktır. İslam kültürümüzde de gelecekle ilgili hayal kurmanın önüne bir sürü engeller konulmuştur. Öncelikle rızkı ( yaşam ihtiyaçlarını) veren Allah’tır. Azaltan da arttıranda odur.O’nun verdiğini kimse engelleyemez ve O’nun eksiltmesinin önüne de kimse geçemez. Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır. İlmi çalışana verirken zenginliği istediğine verecektir. Bu anlayış kaderciliği temel İslam felsefesi ve ilkesi yaparak, kadere rıza göstermeyi ve her şeyi Allah’tan dilemeyi Müslümanlığın temel felsefesi haline getirmiştir. Bu dünyanın yalan, geçiciliği de buna eklenip sadece öte alemin gerçekliği ve ebediliği bu felsefeye eklenmiştir. Müslüman toplumuna cennet ve cehennem hayallerinden başka bir şey kalmamıştır. Bütün hazlar cennette ve her türlü korkunç şeyler, eziyetlerde cehennemdedir. Hazza yönelip cennet hayalleri kurarken, cehennem korkusu ile ibadet ve dua en büyük ve önemli meşgale konusu olmuştur. Türk ve İslam kültüründeki bu unsurların bileşkesi diğer ülkelerden neden geri kaldığımızı bütün çıplaklığıyla gösterecektir. Puta tapma eğilimini önlemek amacıyla resim ve heykeltıraşlık yasaklanmış; minyatür resim, cami süslemelerinin öne çıkardığı hat sanatı ile çiçeklerle bezenmiş çini işlenme sanatından başka bir sanat dalı gelişmemiştir. Tiyatro gibi sanatlar yabancılara bırakılarak meddah söylemleri ile gölge oyunlarından başka güzel sanatlarda geliştiremedik. Oysa bizden daha bağnaz Hıristiyan alemi dinde gerçekleştirdiği reform; eğitim, bilim ve sanatta gerçekleştirdiği Rönesans sayesinde Türk ve İslam kültürünün önüne geçecek gelişmeyi başlatmıştır. Yaratıcılığı ön plana çıkararak hayal güçlerini geliştirmişler ve bu hayal güçlerini projelendirerek büyük ilerlemeler kaydetmişlerdir. Hayal güçlerini kullanarak uçmayı becermişler ve bugün gök yüzünde 500’ün üstünde yolcu taşıyan dev uçaklarla insanların ayağını yerden kesip gerçekten uçmayı öğrenmişlerdir. 80 günde devri alemi hayal edip bunu şimdilik 12 saate indirmişlerdir. Yıldızlara ulaşmayı hayal ederek önce aya ayak basmışlar, bugün Mars’da inceleme yapmakta ve göklere hakim olmayı becermişlerdir.Uydular vasıtası ile başta iletişim olmak üzere pek çok alanda Türk ve Müslüman aleminin düşünemediği pek çok şeyi gerçekleştirmişlerdir. Hayal kurmadan düşünemez ve düşüncelerinizi projelendiremezsiniz. Türk ve İslam alemi ilerlemek ve gelişmek istiyorsa hayal kurma becerilerini geliştirmeli ve en üst düzeye çıkararak bunları projelendirmeli, sabırla ve adım adım uygulayarak mesafeyi kapatmalıdır. Cumhuriyet ve onun getirdiği laiklik anlayışının sürdürülmesi, tek kurtuluş ve kalkınma reçetesidir. Türk ve İslam kültüründen gelen yanlış inanç ve felsefeler ile alışkanlıklar budandığında, kalkınma daha büyük bir hız kazanacaktır. Cumhuriyet düşmanlarının Türk ve İslam alemine getireceği tek bir artı değer yoktur. Türbanı Türk kadınlarına simge yapan zihniyet; cennetteki iri gözlü, bembeyaz tenli ve tomurcuk göğüslü hurileri transparan dolaştırmayı uygun görmektedir. Önyargısız bir şekilde derin düşünmeyi ilke edinen insanlar bu acı gerçeği mutlaka göreceklerdir. Sevgi ve saygılarımla |
|
| #2 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Sayın Türesin, Sözlerinizden İslamı bilmediğiniz veya yanlış bildiğiniz açıkça belli olmaktadır. İnsanların bilmedikleri konularda yorum yapmalarına karşı bir insan olarak, sizin sözlerinizin ne cumhuriyete ne de İslama bir faydası olmadığını, tam tersine karşılıklı anlayış ve birlikte yaşama çabalarını baltalayıcı fikirlerinizin zarar verici olduğunu düşünüyorum. Saygılar, |
|
| #3 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,527
| Sn.Türesin, "Müslümanların yaşadığı ne?" topiğinde bunları anlatmak ve bu konuları tartışmak istemiştim. Sizin yazınızın benimkinden çok daha güzel ve açıklayıcı olduğunu düşünüyorum. 1400 yıllık bir süreçte İslam toplumlarında ortaya çıkan bu "başarısızlığın" maddi koşulları mutlaka incelenmeli ama bunu yapacak kurumların veya sivil toplum örgütlerinin konunun oldukça netameli, -gizli bir tehlike içermesi- yoğun eleştiriyle karşılaşılacak olması ve toplumun -ne yazık ki-buna hazır olmaması, böyle bir beklenti içinde olmaması...konunun sağlıklı bir şekilde gündeme gelmesini bile önlüyor. Ülkemizde Cumhuriyet,demokrasi ve laiklik kavramlarının bile oturmayışı hep tartışılır bir durumda olması biraz da bu yüzden. ( Gerçi siz sadece Cumhuriyet ve Laiklik'e vurgu yapıyorsunuz. Ben demokrasi'yi de işin içine karıştırıyorum.Bir sakıncası olduğunu da düşünmüyorum.) Konunun tam anlaşıldığına da inanmıyorum. Yine dinsel kaygılar yaşanan ucubeyifarkında olmadan savunma durumuna itiyor insanları... |
|
| #4 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,527
| Sn.Petricli, Yazdığınız eleştiriye sıcağı sıcağına yanıt verirsem, hem siz üzülürsünüz ve sonra, hem de ben... Yanıt hakkımı sonraya saklıyorum. |
|
| #5 | ||
Guest Mesajlar: n/a
| Alıntı:
| |
|
| #6 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Sayın Melnur, Anlaşamadığımız noktalardan birisi de sizin fikirlerinize karşı saldırıda bulunmamı kendinize saldırı (saygısızlık) olarak algılamanız. Devamlı söylüyorum ve samimiyim. Sizi seviyorum ve saygı duyuyorum. Fakat bu sizin gibi düşünmemi gerektirmiyor. Nasıl ki sizin eleştirileriniz benim fikrime bir saldırı ise, (Yanlış anlaşılmasın fikir savaşından bahsediyorum.) doğal olarak benim eleştirilerimde sizin fikrinize bir saldırıdır. Bu sebeple ben sizin sözlerinize alınmıyorum. Kırılmıyorum. Sadece fikir olarak karşı atak yapıyorum. Fakat siz bunu alınganlık olarak görüyorsunuz. Size karşı bir saldırganlık, bir terbiyesizlik, bir saygısızlık aklımdan bile geçmedi, geçmeyecek. Ama fikir olarak farklı düşünen insanlar olduğumuzdan (fikri açıdan) siz ve ben karşı karşıya iki rakip gibiyiz. Tartışmalarımızı farklı fikirlerde iki insanın sohbeti şeklinde görüyorum ben. Neden kırıcı bir kavga olarak düşünelim ki!.. Saygılar, |
|
| #7 | ||
Guest Mesajlar: n/a
| Alıntı:
İslamı komple yanlış anlıyorsunuz. Hangi birine cevap vereyim ki!.. Koskoca dini neredeyse her suçun sebebi sayacaksınız. Sokakta bir kedi ezilse suç İslamın ve müslümanların olacak. Bu sebeple yapamayacağım bir şeye kalkışmıyorum o kadar. Saygılar, | |
|
| #8 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,527
| Sn.Petricli, Burada bildiklerimizi paylaşmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken herkesin zaman zaman sertleştiği de oluyor. İpin ucunu kaçırmadığımız sürece, bunlar da normal.Hiç kimse benim gibi düşünmek zorunda olmadığı gibi, ben de hiç kimse gibi düşünmek zorunda değilim.Farklılıklar olması kadar doğal ve güzel olan bir şey var mı? ( Burada sözünü ettiğim farklılığın Sn. Hancı'nın sözünü ettiği farklılıktan ayrı bir anlamı var- Sn hancı'nın farklılık kavramıyla anlatmak istediğine inanmıyorum..Temeli farklı olan "farklılık" değildir.Hepimiz Cumhuriyet, Demokrasi ve Laiklik konusunda ödünsüz olabilmeliyiz..Bu kavramlar üzerindeki farklılık bir zenginlik ölçüsü değildir çünkü.-Nerden nereye geldik- Ben ne söyleyecektim?) Konuya birdenbire girmek de istemiyorum. Biraz dolaylı anlatmak çabasındayım,ama nasıl? "Müslümanların yaşadığı ne?" topiğinde bir genç arkadaşımız, benim yazımı kendince eleştirmiş. İnandıkları ve düşündüklerine samimi bağlılığı hoşuma da gitti-yazdıkları beni kızdırsa da! O genç arkadaşa "sen hiç bir şey bilmiyorsun.Dur bakalım, daha yolun başındasın. Yaşamda öğreneceğin çok şey var" demek aklımın ucundan bile geçmez.( Bu tür yazılara üzüldüğümü de itiraf etmeliyim) ( Zaman zaman bunları söylediğim oldu mu?) ( Amma da paragraf açtım.) Üslubu önemsiyorum. Samimiyeti önemsiyorum.Önyargılarımız varsa ki bunun da farkındayız; o zaman üslup biraz daha önem kazanıyor.( Bunları sizin için yazmadığımı da bilmenizi isterim.) Burada ağırlıklı olarak dinsel konular tartışılıyor.( Engin ol'un kulakları çınlasın) Nazik bir konu olması çoğu kez, tartışmanın hırpalama amacına yönelmesine neden oluyor.Siz herşeyi üstünüze alıyorsunuz, biz herşeyi bağnazlık olarak görüyoruz...anlaşamasak bile doğru bir üslup tutturamıyoruz. Hala konuya giremedim değil mi? Neyse bu böyle olmayacak...En iyisi paldır küldür söylemek. Nasıl olsa Sn.Petricli de bana kızmıyor: "Sn.Türesin'e 'bilmiyorsun' diyebilmek hiç de hoş kaçmadı...Bilgisi bir yana, baştan beri takındığı kaliteli duruşuyla...Bu tavır bizim forumumuza hiç yakışmadı... Ben böyle düşünüyorum. Üstelik Sn.Türesin'in açtığı topik çok önemli...Burada gerçekleşecek önyargısız bir tartışma bazı konuların anlaşılabilirliğini gündeme getirebileceği gibi birbirimizi de anlamamıza yardımcı olacaktır. |
|
| #9 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 710
| Alıntı:
Bu 1400 yılın ilk dönemleri(şüphesiz bozulma daha az) nasıl geçmiş acaba??? Ne kadar kolay genelleyebiliyorsunuz bazı şeyleri... Efendim... Bugünküne benzer çek sistemini oluşturmuş bu insanlar... Batıyı adam etmiş bu insanlar(Endülüs)... Kültür ve medeniyette ileri gitmiş bu insanlar(Endülüs,Safavi,Osmanlı)... Moğol saldırılarına kadar Bağdat kültür beşiğiydi... Osmanlı nın genişleme döneminde İstanbul dünyanın merkeziydi... Avrupalılar tuvalet adabını bilmezken müslümanlar bilim ve sanat faaliyetlerinde ileri gitmişlerdi... Biraz dikkat... :73 | |
|
| #10 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 710
| Kusura bakmayın... Bu konuda ne kadar çok yanlış bigiye sahip olunduğunu biliyorum... Bu yüzden biraz fazla hassasım... İnsanlara batılı süzgecinden geçen bilgiler sunuluyor... Tabi bu bilgileri biraz araştırmacı olanlar batılı kaynaklardan da bulabilir... Daha geçen günlerde TRT de batılılarca hazırlanmış güzel bir belgesel yayınlandı... Ama insanımız devlet televizyonunda sadece "şeriat" kelimesini aradığı için dikkatleri çekmemiş olabilir... :73 |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|