"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Bin Beter Olun / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: manisa
Mesajlar: 927
| 20 yıldır bebek katillerine methiyeler düzenler, buldukları her fırsatta soluğu Diyarbakır da alanlar, ordumuza olmadık iftiralar atanlar ve en son Fehriye Erdal katilini yargılamayı bile abuk bir sebeple reddedenler bakın neler demişler. 3500 araçları ateşe verildi de ne oluverdiler bizde 35000 ana yüreği dağlandı, 35000 eve ateş düştü bu........... noktaların manası çok açık adamlar teröristleri yıllarca alkışladılar, bin beter olun.... Bakın ne demiş.....çok bilmiş birisi Fransa’daki varoş ayaklanması Paris’in göbeğine kadar dayandı. Dün sabaha karşı, Republique (Cumhuriyet) semtinde araçlar yakıldı. Cumartesiyi pazara bağlayan gece ülke genelinde araç yakma rekoru kırıldı. 1295 araç ateşe verildi, 321 kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanı Sarkozy, ‘Suçlular cezasını bulacak. Cumhuriyet, şiddeti kabul edemez’ dedi. Hürriyet gazetesi |
|
| #2 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Sayın Ugurözaltn, Bir müslüman olarak şiddetin, vahşetin ve terörün her türlüsüne karşıyım. Vahşete vahşetle karşılık verme fikrini bir müslüman savunamaz. Dinimiz bunun karşısındadır. Yani fikirlerinize katılmıyorum ve nasıl böyle bir şeyi haklı görebildiğinizi anlayamıyorum!.. Saygılar, |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: manisa
Mesajlar: 927
| evet haklısınız sayın petriçli ama yanan yürekler benide yandırıyor ne yapayım bazen radikalleşiyorum |
|
| #4 | |
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 309
| sayın ugur bey olayları yanlış anlamıssınız kanımca, fransadaki ayaklanma varos ayaklanmasından ziyade bir halk protestosudur, haksızca katledilmiş 2 insan için halk tepkisini gösteriyor, oysa biz onbinlerce faili mechul karsısında devletten yana bir tutum sergiliyoruz. Fransa demokrasiyi sindirmiş bir ülkedir, aynı olaylar bizim ülkemizde olsaydı polisin tavrını cok merak ediyorum, gerci öyle bir tepki olamaz bizde. Teröre gelince, ölen gencecik asker de dagdaki örgüt mensupları da bu ülkenin cocukları, ancak biz atese körükle gidiyoruz. Rusyadaki cecen eylemlerinden sonra rus ve cecen annneler kol kola verip bu kanın bitmesini istemişti, ancak bizdeki anneler bir evladımı daha sehit veririm diyebilecek duyarlılıkta(!) Şiddet şiddeti getirir, bunu sonlandırmak için sagduyulu ve barıscıl olmalıyız, savascı duygularımızla bir sey kazanmayız kaybederiz. |
|
| #5 | ||
Guest Mesajlar: n/a
| Alıntı:
| |
|
| #6 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,715
| Sevgili Portia, Yazını yeni farkettim. Her kelimesine katılıyorum. Gerçekten çok güzel bir yazı... Bu konuda söylenebilecek olanlar ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi. Rus ve Çeçen kadınların birlikteliğine vurgu yapman ise gerçekten çok duygulandırıcıydı... Böyle yazılardan bizi mahrum bırakmazsan iyi olur... |
|
| #7 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,610
| Fransız Komünist Partisinin olaylar hakkında bildirisi; Birçok Fransız kentinin işçi sınıfı bölgelerinde, özellikle Pariste , ciddi kamu düzenini bozucu olaylar yaşanmaktadır. Vandalizmin diğer örneklerinin yanı sıra araçlar ve kamu binaları ateşe verilmiştir. İtfaiyecilere saldırılmıştır. Gençler ve polis arasında plastik mermilerin ve göz yaşartıcı gazların kullanıldığı birçok çatışma yaşanmıştır. Hata bir cami bile hedef alınmıştır. Bu kabul edilemez şiddetin başlıca kurbanları bu bölgelerde yaşayan kadınlar, erkekler ve gençler en az ayrıcalıklılar olmuştur. Bu patlama İçişleri Bakanının, politik manevra ve kişisel hırsıyla belirlenen, sorumsuz provokasyon politikası sonucu olmuştur. Yıllardır yerel konseyler ve gönüllü örgütlerce yapılan çalışmaları yıkan Nicolas Sarkozy, Fransa Cumhuriyetinin temsilcisi olarak bunu belirli bölgelerin tüm nüfusunu damgalama fırsatı olarak kullanmaktan kaçınmadı. Bu toplulukların ıstıraplarını birkaç gün önce ölen iki gençten geçtiğimiz aylarda ölen bir çocuğa kadar- birçok şeyden mahrum olan bu toplulukların, suçlu topluluklar olduğunu ima etmek için kullandı. Damgalanan, aşağılanan ve ayrımcılık uygulanan bazı genç insanlar çok az bir kısmı-, öfkelerini, isyanlarını ve umutsuzluklarını gösterme yolu olarak, hatalı olarak inandıkları, çatışma mantığının kurbanı oldular. Hükümet kamu düzenin sağlamada yetersiz olduğunu gösterdi. İçişleri Bakanının politikası işe yaramaz olmanın da ötesinde. Var olan gerilimi artırmak, çözüm olarak üretileceği iddia edilen sonucun tam tersini üretiyor. Nicolas Sarkozy görevinden alınmalıdır. Şu ana kadar onu destekleyen Hükümet, kamu önünde onun başarısızlığını kabul etmeli ve kamu güvenliğini radikal bir şekilde değiştiren bir politika tasarlamalıdır. Bakanlık tarafından kaynama noktasına getirilen şu andaki durum, yıllar boyunca dikkate alınmayan kent krizi olarak adlandırılan sorunların baskısının sonucudur. Birbiri ardına hükümetler hakları yok eden ve dayanışmanın altını kazan liberal mantığı tercih ederek, bu krize yanıt aramayı reddetmişlerdir. Kamu güvenliği, nüfusun büyük ve giderek büyüyen bir çoğunluğu üstesinden gelinemez zorlukları tek başına yaşamaya terk edilmişken sağlanamaz. İlk kurbanların genç insanlar olması tesadüf değildir. İşsizlik ve güvensizlikle harap olan, Fransa Anayasasında belirtilen haklarının her yeni gün inkar edildiğini gören aileler, nasıl genç insanlar için istikrarlı toplumsal ve ahlaki referans noktası olarak görülebilirler ki? Bu bolluğu ve varsıllığı ancak televizyonda görebilen, korkunç ayrımcılıkla yaşamak zorunda kalan bu genç insanlar kendilerin nasıl onlara tepeden bakan ve haklarını inkar eden bir toplumsal düzenin parçası olarak görebilirler ki? Düzeni yeniden kurmak en önemli önceliktir. Bu şiddetin yükselişiyle başarılamaz. Komünist Parti bu daha tehlikeli döngülerin kesilebilmesi için birçok önemler öneriyor: 1. Gerekli topluluklarla kamu otoritelerinin onlara saygı duyduğunu ve sorunlarına ve zorluklarına çözüm bulmak için onlarla birlikte çalışma kararlılığını göstererek, iletişim kurmak. baskı güçlerinin yerleştirilmesiyle değil yumuşama ruhuyla kurulacak bu iletişim, acil olarak uygulanması gereken iki önlemi öngörüyor. Birincisi police de proximitenin yani yerel yerleşik ve yerel odaklı polisliğin tanıtılması. İkincisi ilgili her aktör arasında işbirliğinin sağlanması: polis, jandarma, adalet sistemi, yerel konseyler, gönüllü örgütler, eğitim sistemi, ulaşım ve yerleşim kurumları. 2. Toplulukların topluma tam olarak katılma fırsatını sağlayacak kamu hizmetleri için gerekli kaynakların sağlanması: * aile desteği ve küçük çocuklar için servisler; * genç insanların geleceğinde önemli yer tutan ortaokullar için kaynakların sağlanması; * bazı olaylara aktif olarak etki edebilecek gönüllü örgütlere açık destek verilmesi; * belirli kasaba ve bölgelere ulaşımda kapsamlı gelişme; * barınma hakkını sağlamak üzere kamu barınma hizmeti kurumu oluşturarak toplumsal barınmaya öncelik verilmesi; 3. Gerçekten iş ve eğitim güvenliği sağlamayı amaçlayarak iş ve eğitim politikalarının kamu politikası merkezine alınması; 4. Genç insanları koruyacak araçların geliştirilmesi; 5. Ailelere ve gençlere saygınlıklarını geri verilmesi: * kamu toplu konutlarında ve kenar mahallelerde yaşayan gençlerimize saygı gösterin; * başta çocukları çocukları olmak üzere milyonlarca insanı etkileyen yoksulluğu yok edecek büyük bir plan yapın; * sivil özgürlükleri kısıtlayan, ayrımcılığa yol açan şiddet ve baskı döngüsünü besleyen yasaları geri çekin; * Fransada yaşayan her kadın ve erkeğe oy hakkı vererek, yerleşikliği temel alan yurttaşlığı oluşturun. 6. Polisi tüm ulusun hizmetine sokun. Bu demokratikleşmeyi, eğitimi ve topluluklara yakınlaşmayı ve yeterli düzeyde kaynağın ayrılmasını gerektirir. 7. Kayıtdışı ekonomiyi engellemek için ciddi girişimlerde bulunun. 8. Yasaya herkes için eşitlik olan eski anlamını verin. 9. Adalete herkes için eşit davranışı sağlayacak araçları verin. Fransız Komünist Partisi 3 Kasım 2005 __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: Konya
Mesajlar: 1,022
| fransa daki olaylar varoşların çaresizliği şiddet te aramasının sonucudur sadece kendi halkının refahını mutluluğunu düşünen hükümet varoşları yoksulluğa itmesi sizce adaletli bir davranış mı ? şiddete şiddet ile karışlık verilirse böyle olur |
|
| #9 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,610
| Bu da Tkp'nin Açıklaması; PARİS’E İYİ BAKIN! “Paris’in kenar semtlerinde başlayan ve giderek büyüyen protesto eylemlerinden sonra gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bir önceki gece Paris’te 240, diğer kentlerde 933 araç ateşe verildi. Daha önceki gün ülke genelinde 1400 araç ateşe verilmişti.” İtilmişlik, aşağılanma, adam yerine konmama, ikinci sınıf vatandaşlık duygusu, yarın korkusu… İnsani özelliklerini terk etmiş duvar yüzlü düzen bekçileri... Polis copu ve sokağa çıkma yasakları… Bunlar size tanıdık geliyor mu? Bunlar yalnız bizde, bizim gibi ülkelerde olur mu sanırdınız? Oysa gerçek olanca çıplaklığıyla görünüverdi. Kapitalizm, yani zenginlerin düzeni dünyanın her yerinde aynıydı. Çok değil, bundan iki ay kadar önce bu düzen hazırlıksız yakalanmış ve çirkin yüzünü gizleyememişti. Vatandaşını her an her yerde koruma iddiasındaki ABD’nin foyası bir kasırgada hemen ortaya çıkıvermişti. Milyonlarca yoksul insan kaderlerine terk edilmiş, Bush yönetimi bölgeye yardım değil zenginlerin mallarını korumak için polis kuvveti yollamayı tercih etmişti. Fransa’da olanlara da bu gözle bakmak gerekiyor. Bakmayın Tayyip Erdoğan’ın “mesele türban yasağından patladı” sözlerine. Patlayan yoksulların öfkesidir. Paris sanıldığı gibi, refahın, zerafet ve zenginliğin başkenti değildir. Başka yerlerde olduğu gibi Paris’te de iyi yaşayanlar var elbette. Ancak Paris’in gerçek yüzü göçmen işçi ve işsizlerin yerleştiği mahallelerdir. Fransız tekellerine ucuz işgücü gerekir. Ucuz işgücü Yunanistan’dan, Türkiye’den, Fas’tan, Tunus’tan, Cezayir’den gelirdi. Onlara şimdilerde Polonyalılar ve Romanyalılar eklendi. Ama en kötü durumda olanlar Afrika’nın diğer kesimlerinden gelen siyah göçmenler. Paris pahalı bir kenttir. Bu kentin kenarlarında “ucuz” semtler oluşmuştur. Buralarda evler bakımsız ve çürüktür. Etraf lağım fareleriyle doludur. Çünkü devlet ve yerel yönetimler buralara hizmet götürmez. Çöpler yığılı kalır, yangın çıktığında itfaiye iş işten geçtikten sonra ulaşır. Bizim köşe yazarları Paris’te varoşlar olduğunu yeni keşfettiler. Ama asıl Paris budur. Tıpkı Berlin’de, Amsterdam’da, Roma’da olduğu gibi, Fransa’da da yoksul mahalleler turistik broşürlerde yer almaz… Nasıl İstanbul Etiler ya da Bağdat caddesi değilse, Paris de Eyfel kulesi ya da Concorde Meydanı değildir. Şimdi isyan eden, isyanına siyasal bir yön veremediği için yakıp yıkan “gerçek” Paris’tir. Zengin sınıfların zenginliklerini borçlu oldukları işte bu Paris’tir. Patronların semirmesi için birilerinin düşük ücrete talim etmesi gerekir. Düşük ücret, kötü yaşam koşullarıdır. Bu nedenle zengin Paris yoksul Paris’i yaratmıştır. Tersi de doğrudur: Yoksul Paris zengin Paris’i yaratmıştır. Bu Paris’e iyi bakın. Gördüğünüz Avrupa Birliği gerçeğidir. Refah, bolluk ve huzur getirecek Avrupa Birliği… Bakın ve sakın sizleri aldatmalarına izin vermeyin. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 17
| öncelikle konu avrupanın dünyaya göstermediği madalyonun öteki yüzünün bir anda büyüyen olaylar sonunda anlaşılmasıdır.esssencinde dediği gibi avrupa sadece turristik şehirlerden oluşmuyo oralarında varoşlarının olduğu insan haklarından bahseden avrupanın da ne denli iki yüzlü olduğu nun göstergesi.birde spartaküsün şu lafına inanmıyorum.refah sağlanırsa dağdaki teröristlerin de vatanını seveceğini söylemiş.tepki göstermek başka terörist olmak daha başka.sonra bunlara onlarda bu ülkenin cocukları demekde nerden cıktı.türkiyenin cocuğu türkiyeyi vurmaz vuramaz.lütfen kendimizi kandırmayalım.... |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Aman dikkatli olun !.. | petricli | Bilişim | 22 | 27-09-05 14:14 |