| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2005
Mesajlar: 323
| Gunluk bir gazeteden alinan roportaj: "103 yaşında bir adamla buluşmaya giderken hiç böyle bir görüntüyle karşılaşacağım aklıma gelmezdi. Eve geldik, bir baktım ahırda biri odun yarıyor. "Oğludur herhalde" dedim. "Bilal Dede'ye bakmıştık. Nerede acaba?" diye sordum. "Benim" dedi. "Dede bu yaşta odun kırılır mı?" sözleri döküldü ağzımdan. Cevabıyla ağzım açık kaldı: "Bu da iş mi? Çıra yarıp kendimi oyalıyorum." Bilal Dede, bir asrı devirmiş ama hâlâ dinç... Haydi eski topraklar böyle diyelim, ama Bilal Dede'de bir hafıza var sormayın gitsin. Cumhuriyet tarihini hatasız anlatıyor. Ve tabii ki bir asrın görmüş geçirmişliği ve dobralığıyla... "Atatürk herifin tekesiydi" diye giriyor söze... "O da ne dede?" diye soruyorum. "Biz Şebinkarahisar'da adamın hasına böyle deriz" diyor. Atatürk'ü seviyor ama bir o kadar da gerçekçi! "Atatürk diktatördü! Şu şapka yüzünden binlerce adam asıldı kızım. Alimler 'Bu şapkayla namaz kılınmaz' dedi. Biz onların cenaze namazına durduk! "diye anlatıyor. "Ya sen ne yaptın?" diye soruyorum. Doğrucu davut ya! "Mecbur giydik!" diyor. Cumhuriyet'in ilk yılları biraz korku yüklü galiba... Bilal Dede, "Öyle bir korku vardı ki kurtlar koyuna dalmaktan bile korkardı dağlarda" diye anlatıyor. Sonra birden "Atatürk diktatördü amma böyle olması gerekiyordu. Bu millete onun gibi biri lazımdı. Kafasında hem akıl hem siyaset vardı. Bir daldan yaprak düşmeden o düşeceğini anlardı o" diye ekliyor. Atatürk'ü çok seviyor, öyle ki hep onun gibi şayak pantolon giyiyor. Tek yanlış hatırladığı Mustafa Kemal'in boyu... Kendi boyu en az 1.80 var ama "O çok heybetli adamdı... Boyu benden uzundu" diyor. "Dede olur mu, abarttın iyice" deyince, "Olmaz mı, o Atatürk, tabii ki uzundu" diye diretiyor. Susuyorum, ne desem boşuna! Paşa da böyle pontul giyerdi * Dedeciğim hep böyle mi giyiniyorsun? Eee Mustafa Kemal Paşa da böyle hep pontul giyer idi. Üzerine de çizme çekerdi. Anladın mı? * Onu gördün mü hiç? Görmez olur muyum? Yunan cephesinde... * Ufak tefekmiş biraz... Yok canım. Boyu uzundu bizden. Boyluydu. Boylu olmaz mı? Cesur adam idi. Siyaseti çok kuvvetli adam idi. Kafada akıl vardı bir de siyaset. Ben 6 ay cephane taşıdım Mustafa Kemal Paşa'nın peşi sıra... Samsun'da kongreye çıktı. Vaat etti, "Demiryolu yaptıracağım" dedi. Alamanya'da ne kadar demir çelik varsa Samsun'a doldu. Bunu nasıl ettiğine o zaman aklımız ermedi. Yunan'ın harbinde de Rus verdi bize cephaneyi. Yani kızım, Mustafa Kemal Paşa komutandı. Siyaseti çok kuvvetli adam idi. Dal kırılmadan ucundaki yaprağın düşeceğini bilirdi. Çok diktatör adam idi. * Niye diktatördü peki? Diktatör olmaz mı? Bu adam asılacak dedi mi derhal! Vurulacak dedi mi derhal! * Sen şahit oldun mu? Gözümlen gördüm. * Nerede? Şu şapka var ya! Ha bu şapka meselesi yüzünden binlerce alim asıldı ki, eşi benzeri yok. Baktılar ki Mustafa Kemal Paşa hepsini asacak, kıracak... Şapkayı koydular başlarına. Sen ne diyon? Öyle bir adamdı ki korkudan kurt bile kuzuya dalamazdı! * Dedeciğim, peki sen şapkayı hemen giydin mi? Giymem mi? Millet giydi hep. Bu iş nereden çıktı biliyor musun? Cumhuriyet ilan olunacağı zaman ecnebiler hep ayağa kalktılar. "Sen 12.5 milyon nüfusla cumhuriyet kuramazsın" dediler Mustafa Kemal Paşa'ya. "Bize uyarsan kurarsın, uymazsan kuramazsın. Bizim altı maddemiz var. Bu maddeleri kabul edeceksin" dediler. Maddeleri sordu Mustafa Kemal Paşa. "Burada söylenmez, Lozan'a gelip öğreneceksiniz" dediler. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa'ya "Git bunların altı maddesi ne öğren. Kabul edileceği kabul et, gerisini reddet" dedi. İsmet Paşa Lozan'a gitti. "Sizin bize Cumhuriyeti kuramazsınız demenizdeki sebepler ne oluyor?" diye sordu, masaya vurdu. Masanın tahtası çatladı. Biz yanlarında yokuz. Ama öyle söylediler sonra... "Birinci maddemiz şu: Karılar açılacak. Tabii bizim karılar peçe, çarşaf, börük geziyordu, ikinci madde, fesi atacaksınız başınıza şapka koyacaksınız dediler. Üçüncü madde, sizin tarih 1300'den başlıyor, bizim gibi 1900'ü alacaksınız dediler. Geldik dördüncü maddeye. Sizin yazınız Osmanlı yazısı, bizim yazıdan yazacaksınız dediler. Yani Latince. Beşinci madde: Sizin tatiliniz cuma günü. Bizim gibi pazara alacaksınız dediler. Altıncı madde: Sizin yılbaşı martta bizim gibi ocağa alacaksınız dediler. İsmet Paşa geldi, anlattı. Mustafa Kemal Paşa hemen birinci emri verdi vilayetlere. Karılar açılacak. Burada, polis, jandarma, sokakta gezen karıların börüğünü hep dağıttı. Kimisi direndi, polis cop ilen vurdu. * Senin karın da açtı mı börüğünü? Tabii... Herkes açtı. * Yoksa korktun mu karşı çıkmaktan? Ne karşı çıkacağız? Karılar hep açıldı. Sonra şapka işinde alimler "Böyle namaz kılınmaz" dediler. Şapkayı koymadılar başlarına... Kavgaya durdular. Bu sefer çok alim asıldı. Köy ağalarının, hocaların hepsi asıldı... * Bir tek şapka yüzünden mi? He, bir şapka yüzünden. * Yazık değil mi? Yok canım... Öyle gerekiyordu bu millete. Sonra 'tarih' kabul edildi. Öyle kabul edildi ki yağdan kıl çekmiş gibi... Hiç laf olmadı. Yazı, yılbaşı, tatil 4 sene ertelendi. Sonra bu üçü de kabul edildi." |
| #2 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Sayın Azadlı; Sözkonusu günlük gazeteyi ve röportajın yayınlandığı tarihi verirseniz sevinirim. Saygılar; |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2005
Mesajlar: 323
| Sayin Hanci: Yukaridaki roportaj,13/04/2005 tarihli Vatan gazetesi'nden alinmistir. Kusura bakmayin tekrar bulmak oldukca vaktimi aldi. |
| #4 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,330
| Böyle bir röportajin, tarihi ya da kaynagi aslinda pek önemli degil. Amca kendince bir seyler aciklamaya calismis. Söylemek istedigim; 103 yasindaki amca, o dönemler yasadi diye canli tanik degildir. Benim dedem de, 1970 te 85 yasinda öldügünde, hic te yukaridaki amca gibi seyler anlatmazdi. silmalardan sözetmisti. Köylerde seriat ayaklanmasi hazirlayan, cumhuriyete karsi, halifeci imam, müftü ve silahli irgatlari olan agalarin asildigini söylerdi. DAha meclisinin ilk acildigi gün dahi milletvekilleri hilafetin sürdürülmesinin bekliyorlardi. Bu istegi de ilk meclis baskani Raif Bey bizzat atatürk´e iletmistir. Aldgi yanit da ilginctir." Korkarim daha bir cok kafalar gidecektir" Simdi amcaya gelelim. O dönem gazete, TV telefon radyo gibi iletisim araclari yoktu. Her sey kulaktan duyma söylentilerle yayiliyordu ülkeye. Bu gün dahi, tüm iletisim araclarina karsin hakimizin, ülkenin kimlere ve nasi peskes cekildigini bilmemktedir. Simdi günümz amcalarindan birini 110 yil yasatalim ve 110 yil sonra, onu dinleyelim. Anlattiklari baglantisiz kulaktan dolam bilgiler dogrultusunda adami canli tanik mi kabul edecegiz? Sonuc yukaridaki röportaj gibi olacaktir:-) Canli tanik, o dönem yasamis olmaktan degil, olaylara bizzat akli selim bicimde tanik olmaktan kaynaklanir. örnegin amca denis ki; Alıntı:
M.Kemal de, " biz bu ülkeyi, agalarla, imamlarla kurtardik. simdi onlarin ellerinden topraklarini almak dogru olmaz. Bu devrimi de gelecek nesillere birakiyorum." demistir. Gördügünüz gibi, canli bir arsiv, ve canli bir tanik burada celisiyor. Cünkü amcamiz yasadigi cevrenin disinda neler olup bittigini asla bilmiyordu. Ona ne söylendiyse, öyle inandi. Cevresinde cumhuriyetciler yasasaydi, ifadeleri baska türlü olacakti. Ama cevresinde imamlar oldugundan, tüm hocalarin asildigina inandirildi. Bu gün de öyle degil mi? saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal | |
| #5 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Sayın Canugur, Burada bahsedilen hocalar ağalar sizin söylediğiniz ağalar değil anladığım kadarı ile. İskilipli Atıf Hoca gibi mesela. Gerçi asılıp asılmadığı tartışma konusudur. Şeyh Said gibi mesela, Çerkez Ethem gibi mesela, Çapanoğlu gibi mesela... Bir dönem Kur'an bile okumak yasaktı bu ülkede. Siz neden bahsediyorsunuz Allah aşkına... Hocaların Atatürk'le ne alıp veremediği varki hocalar asıldı diye milleti inandırsın? Bir kaç insanın Menemen olaylarında haksız asılmasını kabul etmiyorsunuz. Belgeler değiştirilemez diyorsunuz, ama işinize gelince bunu hocaların yaptığını iddia edebiliyorsunuz!.. Bence asıl çelişki burada. Saygılar, petricli Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 15-11-05 09:13 . |
| #6 | ||||
![]() Giriş Tarihi: Jul 2005
Mesajlar: 323
| Asil celiski sizin yazinizda, asagidaki iki ornegi de sizin yazinizdan aldim; Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bu arada 70 li yillarda dedenizden ani dinlediginize gore, yasiniz en az 45 olmali. Ben sizi genc biri saniyordum. | |||
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2005
Mesajlar: 323
| "...ambarda bundan sonra olacak hadiseleri beklemek herkesin asabı üzerinde tesirini gösteriyordu. istanbul mebusu ismail canbulat bey, hepimizin kolayca işitebileceğimiz bir sesle: - ben tekrar mahkeme huzuruna çıkacağım... dedi. bana haksızlık yaptılar. kendimi müdafaa edeceğim. ben on sene sürgün cezasına müstahak değilim. hakkımı arayacağım. arkasından sivas mesubu halis turgut beyin de itirazı yükseldi. o da on sene sürgün cezasına çarptırılmıştı. haksızlığa uğradığına inanıyor ve tekrar mahkeme huzuruna çıkıp suçsuzluğunu kabul ettirmek istiyordu. heyecan göstermekte haklıydılar. fakat her şeyi zamana bırakmak daha iyi olacaktı. ikisine de fikrimi söyledim: - siyasi mahkumiyetler zamanla halledilir. acele karar verip hemen harekete geçmeyiniz... dedim. dinlemediler. - töhmet altında yaşayamayız. kendimizi müdafaa edeceğiz, diye fikirlerinde ısrar ettiler. az sonra mahkeme mübaşiri ambarın kapısına gelip içeriye doğru bağırdı: - kendilerini müdafaa edecekler buyursunlar! ismail canbulat ve halis turgut beyler bir hışım gibi kapıya doğru atıldılar. altında ezildikleri ağır yükten bir an evvel kurtulmak ister gibi bir halleri vardı. arkalarından kapı kapandı. bir müddet sonra mübaşir tekrar geldi ve mahkeme heyetinin sabit beyi çağırdığını bildirdi. biz geride kalanlar bir müddet daha ambarda bekletildik... bir iki saat sonra da ismail canbulat ve halis turgut beylerin ellerine kelepçe vurularak umumi tevkifhaneye sevkedildiklerini haber aldım. buz gibi bir şey başımdam aşağı dökülmüştü. 10 sene sürgün cezasının ağırlığına tahammül edemiyen ve bunun için tekrar mahkemenin huzuruna çıkan bu iki arkadaşa verilen ceza korkunçtu: "idam." hüküm, diğerleriyle beraber o gece sabaha karşı yerine getirildi. *** Ali Fuat Cebesoy- Siyasi hatiralar. |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,330
| Sayin Petricli, sayin azadli; bakis yönünüz itibari ile haklisiniz demekten baska care yok. Devrimler, genellikle cocuklarini da yerler. Ben haksizliklar olmadigini iddia etmiyorum. Her dönem, kendince en iyi kararlari aldigina inanir. Bu arada, kendini savunamayanlar, ya da sucsuz da olsalar, bir tarafin yaninda olanlar suclularla birlikte gitmis olabilir. Farnsiz ihtilali mimarlarindan Janjak Ruseou, öldürülmemek icin yasami boyu hem demokratik Fransa dan, hem de arkadaslarindan kacmak zorunda kalmistir. Godo, Fransiz ihtilalinin direk kahramani oldugu halde asilmaktan kurtulamamistir. Sistem degisiyor beyler, evin catisi degil. Eger cumhuriyet kurulamasaydi, seriatcilar bastirsaydi, ittihatin cumhuriyetci taraflari sülalesiyle birlikte asilirlardi. Yani söylemek istedigim, Türkiye; cumhuriyetle birlikte, gec kalmis bir fransiz devrimini yasadi. Bu da demektir ki, feodaliteyle acik bir hesaplasma yasandi. Türkiyenin gecmiz osmanlici imamlari yine sükretsinler ki, jakoben Fransa kadar kan akmadi ülkemizde? Sag kalanlar, bunun icin duaci olmalilar aslinda. Ülkemizde yasanan olgu, devrimdir beyler. Devrimlerde kimilerinin cani yanacaktir. KEndi cocuklarini dahi yerler. Nasil, savas aninda amaca ulasmak icin müslümanlarin da ölmesi gerekiyorsa, ki bu gecen haftalarda Zaman gazetesinde yazilmisti., her devrim kendine özgü ntelikleri ile ayakta kalmak icin elinden geleni yapar. devrimlerde altin terazisi kullanilmaz. saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal canugur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 15-11-05 11:24 . |
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2005
Mesajlar: 323
| Syn Canugur, ortada bir suc varsa, bunun hakliliginin ya da haksizliginin bakis yonu ve tarafi olmaz. Yaziniz gunah cikarmak icin ise yetersiz, yok ozur beyan etmek icin ise ozrunuz kabahatinizden buyuk. Hani derler ya, "merdi kıpti secaat arzederken sirkatin soyler" diye. Elbette her zaman olmasa de cogunlukla devrimler kanla gelir ve birilerini kafalari gider. Ancak benim iddia ettigim sey, simdi neden gercekler halka anlatilmaz? Neden devrimi yapip kahramanlasan, hatta ilahlasan bir liderin anilari bile gerceklerle celisir. Devrimde de bir durustluk aramak bu halkin hakki degil midir? Bugun bile bu devrim oldugundan cok cok farkli gosteriliyor, birseyler gizleniyorsa; devrimin mahiyeti, olus sekli, kahramani hakkinda tartismak bile kolay olmuyorsa, halka ragmen bu nasil devrimdir? Acaba buna halk devrimi denilebilir mi? Halk adina, halk icin yapi;lan devrim, halka baska gosterilir ya da halktan gizlenir mi? Ben diyorum ki, bu devrim degil, sistem degisikligi degil, "istilanin baska versiyonu" dur. Bu ulusun manevi degerleri tamamen bittiginde ve cok yeni jenerasyonlar ve imansiz mantiklar bu topraklara hakim oldugunda; yani artik tepki gelmeyecegi kesinlestiginde yapilanlarin devrim degil, devsirme operasyonu oldugu bu millete aciklanabilecektir. Ancak Allah'in adinin bu memleketten cikarilmasini hedef edinenlerin bir oyunu oldugu gibi, Allah'in da bir oyunu vardir. |
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,330
| Alıntı:
Gidin menderese oy veren Demirel´e oy veren Erbakan´a oy veren Özal´a oy veren 12 eyliül kahramani kenan´i meclise tasiyan Ciller hanim´a oy veren Türkes´e oy veren Tayyübe´e oy veren babalariniza, abilerinize; eger sizler de oy veriyorsaniz, kendinize sorun sayin azadli. Saydiklarim, türkiyenin basini yiyen; hepsi de dini bas taci olarak kulanan cengiler degil miydi:-) saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal | |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Darwin & Evrim Teorisi | melnur | Doğa Bilimleri | 874 | 13-07-08 02:30 |
| Canlı müzik yapılan cafeye gittiniz mi? | ibra | Arşiv | 6 | 24-12-06 15:18 |
| Canlı bomba olayı | ibra | Türkiye Siyaseti | 18 | 30-09-06 04:17 |