"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
Laik devlette diyanetin yeri/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Felsefe - İnançlar ![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 3,680
| Laik bir devlette yasadigimizin gostergelerinden birisi de "Devlet'in bir kurumu araciligi ile herhangi bir dinsel kesimin cikarlari dogrultusunda hareket etmemesidir." Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2003 yılı bütçesi 771 trilyon 267 milyardan meydana gelirken, bünyesinde barındırdığı personel sayısı 120 bin kişidir ve bunun 60 bini imamdır. Başka bir değişle Diyanet İşleri Başkanlığı’na bütçeden aktarılan para, Sanayi ve Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Turizm, Çevre ve Orman gibi “ Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin beş bakanlığının toplam bütçelerine eşittir. Diyanet İşleri Başkanlığı devletin kurumları içinde Milli Eğitim ve Savunma Bakanlığı’ndan sonra en fazla personel barındıran bir kurum olarak yer almaktadır. Bu kurum devletin denetiminde olup hükümetlerin denetimine kapalı bir işleyiş yapısındadır. Bu uygulama Laik devlet ilkeleriyle çelişmiyor mu ? ABCDE Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 18-05-07 01:21 . |
|
| |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,431
| Sayın ABCDE açmış olduğunuz başlığa katkı sağlaması temennisiyle.. Türkiye toprakları üzerinde yaşayan otoritelerden birinin görüşleri aşağıdadır...Konunun uzmanlarından olan Sayın Hayreddin Karaman epey tesbitler sunmuş...Saygılarla....Harbey.... 25 Şubat Cuma, 2005 - 09:30-17:30 İstanbul Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü Akademik Kurul Odası-İstanbul Hayreddin Karaman (İSAM, Diyanet İşleri Başkanlığı) Soru çok net. Diyanet Hanefilere hizmet veren bir kurum mudur? Önce uzun uzun mukaddimeler yapıp da, sıra tam konuyu açıklamaya geldiğinde vaktin bitmesi bizlerde çok mutad olduğundan ben mukaddimelere (ön açıklamalara) girmek istemiyorum, doğrudan doğruya soruya cevap vermek istiyorum. Ama şu kadarcık bir mukaddimeye ihtiyaç var. Hanefi dediğiniz zaman bu bir Sünni mezhep. O halde Sünni mezhepler söz konusu. Peki bu mezhepler, neyin Sünni mezhepleri? İslam'ın. Din-devlet ilişkisinden yola çıkarak Hanefi mezhebine doğru geldiğinizde, konu da Diyanet'se şunu söylemek gerekir. Diyanet'in hizmet verdiği din İslam dinidir. Bundan evvelki oturumda bir soru üzerine Ruşen Bey gayrimüslimlerden de bahsetti. Onların istekleri açısından meseleye baktığınızda bu alana (Diyanet'in hizmet alanına) zaten onlar girmek istemiyorlar. Kuruluşundan bu yana da Diyanet'in böyle bir şümulü söz konusu olmamıştır. Ben "Diyanet'in hizmet alanı" ifadesini tercih ediyorum. Bazı kimseler ise "Diyanet'te temsil" ifadesini kullanıyorlar. Bu soruyu "Diyanet hizmetlerinin kapsama alanına girip girmedikleri ya da oraya girmek isteyip istemedikleri" şeklinde sorabiliriz. Din-devlet ilişkisi ve Diyanet hizmetleri ile ilgili Anayasada yer alan madde ve daha sonra özel 633. numaralı yasada ve sonra ona uygun olarak yapılmış olan mevzuatta yer alan din kelimesinden İslam kast ediliyor. Bunun altını çizmek istedim, çünkü isim söylemeye gerek yok ama başka dinlere mensup kimselerin de bu bağlamda talepleri olur ve benim görüştüğüm bazı düşünürler, yazarlar, hatta akademisyenlerin "acaba Diyanet kurumunun bütün inançları, hatta inançsızlıkları kapsayan geniş bir çatı olması mı daha iyidir?" şeklinde sorup düşündüklerini gördüm. Benim bu konudaki görüşüm şudur, aslında Cumhuriyet Osmanlı'nın bir devamıdır. Ona kırılma, dönüşüm, ne dersek diyelim, biz Osmanlı aslımızı yok edemeyiz. Teorik olarak yok saysak bile genlerimizde, tarihimizde, ondan sonraki hayatımızda, mevzuatımızda bazen alternatif olarak bile olsa mevcuttur ve devam etmektedir. O zaman Osmanlı'da, başta bulunmayan, daha sonra mesela Yıldırım zamanında, adı Müft-il-Enam olan, yani halka fetva veren, en geniş fetva yetkisini haiz bir alim rütbesi var. Belli bir zamandan sonra bu makam Şeyhülislamlığa dönüşüyor, Şeyhülislamlığın hem yönetimle ilişkisi hem de yetkileri bakımından tek düze bir durum yok. Zaman zaman bu genişliyor, daralıyor ve değişime uğruyor. Öyle zaman oluyor ki Şeyhülislam bugünkü tabirle kabineye bile dahil oluyor. Kanaatime göre Diyanet, Şeyhülislamlığın Cumhuriyette ikamesidir. Bunu nazar-ı itibara aldığımızda Şeyhülislamlığın bazı yetkileri tabii laik Cumhuriyette söz konusu olamayacağından -özellikle mesela eğitim, öğretim konusunda ve yasamadaki yetkisi bakımından, yani devletin yaptığı kanunların meşru olup olmadığı konusunda görüş bildirmesi bakımından- geri kalan yetkiler Diyanet İşleri Başkanlığı'na tanınıyor.Hizmet alanının İslam dini olduğu buradan belli. Bir şeyden daha belli. Cumhuriyetin kurucusu ve onun yakınındakiler Diyanet'i tesis ettikten sonra, bizzat Atatürk'ün, maddi katkısının yanı sıra, bir de teşvikiyle iki önemli iş yapılıyor. Bunlardan biri Kur'an-ı Kerim meali, tercümesi ve tefsiri hazırlanması. Bir de sahih bir hadis kitabının tercüme edilmesi. Buraya da baktığımızda hazırlatılan tefsir, Tevrat'ın, İncil'in değil, Kur'an-ı Kerim'in tefsiridir. Buradan da hizmet alanının İslam olduğu belli. Ama Hanefi midir? Onu doğrusu ben zaten kabullenmediğim için ayrıca ondan söz edeceğim. Zaten konumun çok önemli noktalarından birisi odur. Şimdi hadise gelelim. Hadiste Buhari'nin Tecrid'i seçilmiştir. Buhari'nin Tecridi Hanefi değildir ama Sünni'dir. Doğru. İslam ve Sünni. Elmalı'nın tefsiri de öyle: İslam ve Sünni. Diyanet'in böylece bu ilk neşriyatı ve kurucu düşüncenin tavsiyesi ve desteğiyle de olduğu için onların bu konuya nasıl baktıkları mevzuunda da bize bir ipucu veriyor. Bu giriş bilgisinden sonra mezhep- Diyanet ilişkisini, bir mevzuat, bir de uygulama alanlarında ayrı ayrı ele almak icap ediyor. Önce mevzuat açısından bakalım. Acaba mevzuatın herhangi bir yerinde bu kurumun Sünni olduğu ve başka mezheplere hizmet vermeyeceğine dair bir ibare ya da işaret mevcut mu? 1921 Anayasası muamelat alanında, yani hukuk alanında da Şeriat'ı, İslam dinini bir kaynak olarak kabul ediliyor. Sonra 1923'te bir tadilat yapılıyor. Burada devletin dini İslam'dır maddesi Anayasaya giriyor. Ondan sonra 1937'de, Altı Ok diye ifade edilen ilkeler giriyor. "Devletin dini İslam'dır" maddesi oradan çıkıyor. Sonra 1961 Anayasasında Diyanet İşleri Başkanlığı'nın genel idare içerisinde bir birim olduğu ifade ediliyor. Şu halde Diyanet İşleri Başkanlığı bir devlet kurumu. Bunu niye böyle tasvir ediyorum? Mevzuata baktığımızda Diyanet İşleri Başkanlığı bir din kurumudur diyemeyiz. Sünni anlayışa göre kiliseye benzer, kutsal ve bu manada dinî bir kurum yoktur, olamaz. Diyanet bu anlamda kutsal ve dinî bir kurum değildir. Halkın dinle ilgili ihtiyaçlarını karşılamak ve bir de dinle, dindarla devlet arasındaki ilişkileri takip etmek ve bu konuda hizmet vermek üzere devlet laik olmasına rağmen böyle bir kurumu bünyesi içerisine sığdırabilmiştir. 1961'le onun devlet kurumları arasında, kamu yönetimi içerisindeki yeri belirleniyor, görev alanına geldiğinde ise, özel kanununda belirlenen görevleri yapar deniyor. Şu halde 1961 Anayasası'na göre mezhep yok. Şimdi 1982 Anayasasına geliyoruz. Şu anda yürürlükte olan madde de budur. Diyanet yine genel idare içindedir. Laiklik ilkesine yer veriliyor 1982'de. Yani "laiklik ilkesini esas alarak, onun çerçevesinde, onun dışına çıkmadan" diyor. İki, siyaset dışı diyor Diyanet için. Üç, -burası çok mühim çünkü biz Hanefi mezhebinin kurumu mudur diye tartışıyoruz- "milli dayanışma ve bütünleşmeyi amaçlar" diyor. Hanefi veya Sünni dayanışmasını ve bütünleşmesini demiyor. Ondan sonra "özel kanundaki görevleri ifa eder" diyor. Özel kanun, 633 sayılı kanun. Onun bazı maddeleri iptal edildi. Eksik olarak yürürlükte olan bazı maddeleri var ve yeniden çıkarılmayı bekliyor. Orada İslam dinine ait inanç, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütmek var. Demek ki Anayasa "dinle ilgili şu ilkelere riayet ederek özel kanunla verilen görevleri yürütür" diyor ve özel kanun da ona "İslam dini" diyor. "Sünni" demiyor. O halde bu kanunda da Sünni yok. Hanefi'yi bırakın, Sünni yok. Peki nasıl yürütür? "Halkı din yönünden aydınlatır" diyor. Burada "din yönünden" diyor. "Hanefi mezhebi açısından" demiyor. İki, "ibadet yerlerini yönetir" diyor. İbadet yerlerinde de yine mezhep yok. En azından, mesela Sünni mezhepleri nazar-ı dikkate alalım, birileri Şafiî ise ve Şafiî camisi varsa, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kapsama alanı dışına çıkmıyor. Aslında mevzuat açısından baktığınızda, eğer açılmış, kurumlaşmış, çoğalmış, halkın gidip geldiği, aynı zamanda ibadet yeri olarak kullandığı, mabet olduğu ilgili mercilerce onaylanmış mabetler "ibadet yeri" olarak kabul edilir. Alevîlerin Cemevleri ve başka mezheplerin bunlara benzer ibadet yerleri, yukarıdaki nitelikleri taşırsa, mevzûâta göre onlar da "ibadet yeri" kabul edilecek ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hizmet alanına girecektir. Bunların mabet olduğu tartışılıyor. Bildiğim kadarıyla yakın bir zamanda böyle bir kanun teklifi verildi. Cemevlerinin mabet olarak kabul edilmesi ve ilgili kanunlara, Vakıflar Kanunu gibi, böyle girmesi teklif edildi. Bu prosedürler tamamlandıktan sonra eğer Cemevleri mabet olarak kabul edilirse hizmet alanına girer. Diyanet İşleri Başkanlığı'nda bir yeniden yapılanma olursa ve o yeni yapılanmada Diyanet'e yine mabetleri idare etme vazifesi verilirse, cemevi benzeri diğer mezheplere ait mabetlerin de bunun şümulüne girmesine ne kanun mani, ne de Anayasa engel. Bu kanunun diğer maddelerine bakıyoruz. Din İşleri Yüksek Kurulu bizi ilgilendiriyor. İbadet yerlerini yönetme hizmeti yanında bir de halkı din yönünden aydınlatma görevi var. Burada da "din yönünden" deniyor, Sünnilik kelimesi hiç geçmiyor, Hanefilik zaten geçmiyor. Din İşleri Yüksek Kurulu bu aydınlatma vazifesini yerine getiriyor. Uygulamaya gelince şunu itiraf etmek lazım, uygulamada bu Din İşleri Yüksek Kurulu olsun, Diyanet'in diğer yayın vs. ile ilgili birimleri olsun -mevzuatta genişleme imkanı bulunduğu halde, uygulamada belki de biraz talep nazar-ı itibara alındığı için ve belki de Sünni mezhebi dışındaki mezheplere bakış bugünkü genişlik çerçevesine giremediği için ya da başka sebeplerle Diyanet İşleri Başkanlığı bu hizmeti, Hanefi değil, fakat Sünni çerçevede yapmıştır. Fakat bunun genişlemesine hiçbir engel yoktur. Nitekim halihazırda Anayasa'da ve 633 sayılı kanunda bir değişiklik olmadığı halde Alevi mezhebiyle ilgili 20 küsur tane temel eser tespit edilmiştir ve bu eserler yakında yayınlanacak ve Alevi dindaşlarımızın hizmetine sunulacaktır. Biraz önce de mabet konusuna temas etmiştim. Aynı Anayasa ve kanunla onları da bu çerçeveye almaya hiçbir mani yok. Ama şimdiye kadar uygulamada hem mabet hem aydınlatma hizmeti Hanefi mezhebi değil ama Sünni İslam'a yönelik olmuştur. Son olarak şunu da ifade etmek isterim: Cemevleri camiye alternatif değildir; çünkü pek çok Alevî dindaşımız hem cemevlerine gider, orada yapılanlara katılırlar, hem de camilere gelir, Sünnîlerle beraber ibadet ederler; bu bakımdan camiler ortak ibadet yerleridir ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu alandaki hizmeti de ortaktır. Türkiye'de din özgürlüğü geliştikçe, camilerin yanında tekkeler gibi ibadet yerlerine de izin verilecek ve istenirse Diyanet İşleri Başkanlığı bunlara yönelik hizmeti de üslenecektir. http://www.tesev.org.tr/etkinlik/con...b_hkaraman.php harbey Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 28-03-08 21:38 . |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 3,963
| Sormamız gereken soru Türkiye Cumhuriyeti gerçekten laik midir? |
|
| #4 | |
Felsefe - İnançlar ![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 3,680
| Sayin drm, Elbette Turkiye'nin "laik" olup olmadigi tartisilabilir. (Ben bizzat Turkiye Cumhuriyeti'nin Laik bir devlet olmadigini kabul ediyorum) Fakat, Anayasa'da bu kavram yer aldigi icin "laik" oldugu varsayimi ile yola cikip, "laik" bir devlette "diyanet" gibi bir kurumun islevselliginin, amacinin, laiklik ile baglantisinin sorgulanmasi gerektigi kanaatindeyim. Sayin harbey, Alintiladiginiz yazi konuyu bir boyutu ile ortaya koymus. Diyanet'in temsil ettigi kesim "islam" dinine inananlar olup, bunlarin arasindan "hanefi" mezhebine bagli olanlardir. Bir devlet kurumu dusunelim. Butun vatandaslardan alinan vergiler ile isliyen bir kurum. Fakat "islam" dinine inanmayan insanlari temsil etmiyor. Mesela Ateistleri, Hristiyanlari, Musevileri, Budistleri, Sintoistleri vs. ve dusunmeye devam edelim. Islam'a inanan fakat mezheb'i farkli olan Alevileri, Siileri, Safileri vs temsil etmeyen ya da onlari yok sayan... Iste boyle bir kurum ile "laik"lik kavramini yanyana getirmemiz ve sorgulamamiz gerekiyor. Bu ulke'de "laik"lik elden gidiyor diyen kesimler bu kurum ile (diyanet) laiklik arasinda ki iliskiyi acaba hic sorguluyorlar mi? |
|
| |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 5,907
| Türkiye Cumhuriyeti devleti laik değildir. Laik bir cumhuriyette devlet memuru diyanet işleri başkanı olmaz. türkiye de laiklik; "siz kimsiniz ulan... bu ülkeye komunizm gelecekse onu da biz getiririz" diyen eski ankara valisi mantığıyla uygulanmaktadır. |
|
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,431
| Alıntı:
Alevi vatandaşlarımız ve diğer farklı mezhep mensuplarına Diyanet'in hizmet edebilmesi konusunda yukarıdaki yazıda çok açık şekilde tesbitler yapılmış.....Diyanet yasal düzenlemeleri yapıldığı takdirde, kurum olarak Alevi vatandaşlarımız ve diğer mezheplere mensup yurttaşlara da hizmet etmeye hazır....Alevide bizim,hanefi de bizim,şafii de bizim....Hepsi bu ülkenin vatandaşları ve kardeşimiz.... Sayın Hayreddin Karaman sıradan bir otorite değildir...Yazısının son parağrafları bu meseleye ayrılmıştır.....(Bu konuda da yüzlerce söylem ve tesbit yapan uzman bilim adamları vardır..Onları buraya almadım..)...Çok da açık izah etmiş...Diğer mezhep mensupları ve Alevi yurttaşlarımıza hizmet verme konusunu.... ****************************** Bundan sonrasını genel olarak yazıyorum....Kişisel tesbittir.....Cevap değildir... Gelelim Diyanetin alınan vergilerle vesair...parasal kaynak sağlanması konusuna.....Buna karşı çıkanlar lağvetsinler diyaneti kardeşim.... Lağvetsinler....Ne duruluyor ki o zaman........... Öyle bir durumda kurulacak sivil bir "din hizmet kurumu" parasızmı kalacak zannediyor birileri....Müslüman Türk milleti camiisine de,bu hizmeti yapan kurumlara da parayı oluk,oluk akıtır....Denemesi bedava...Konu başlığında bahsedilen o bütçe komik kalır o zaman.......Bunu isteyenler yokmu zannediyor birileri...... Diyanet teşkilatının tamamen bağımsız,kendi başına olmasını isteyen o kadar çok adam var ki bu memlekette.....Neymiş bütçeden Diyanete para ayrılıyormuş....Ateistlerden vesaire alınan vergilerden para veriliyormuş...Kanuni ve yasal düzenlemeleri yapıp ayırmayın efendim...Ayırmayın...Vermeyin...verdirmeyin..... ******************************************* Şimdi...Türkiye Cumhuriyeti Devleti köklü tarihinden gelen gelenek,teamül ve idari kurumlara sahiptir...Devlet ciddi bir müssesedir....Rejim ve yönetim biçimleri değişse de.....(Bu tarihsel gerçektir..)Türk Devletleri birbirinin devamı şeklinde DEVAM eder....Kalıcı olan Devlettir... Büyük çoğunluğu İslam dinine mensup olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ,vatandaşlarına Diyanet kanalıyla din hizmetleri vermektedir...Ehliyetli ve liyakatlı olmayan cahillerin elinde din çok tehlikeli bir silahtır....Bunun detaylarına girmeme gerek yok herhalde....Arif olanlar anlıyordur... Toplumsal bütünlüğün temel ögelerinden olan din konusunda yetişmiş,aydın,vasıflı kimseler dinin temel öğretilerini ÖĞRENMEK İSTEYENLERE anlatacak,sokak aralarında ki üfürükçü,hurafecilere toplumu teslim etmeyecektir...Yukarıda bu olayın yasal zemini ve Devlet teamülü sayın Karaman'ın uzun yazısında izah edilmiştir... Yine bu ülkede Diyanet teşkilatının başta alevi yurttaşlarımız olmak üzere,diğer inanç mensuplarına da...Gerekli yasal düzenlemeler yapılıp,YETKİLENDİREREK liyakatli kadrolarla hizmet vermesi en uygunudur...Diyanet bu ülkede ki herkesi kucaklamalıdır.....Buna hazırdır...Defaeten Sayın Bardakoğlu'nun ağzından da dinledim.... Şimdilik burada mesajımı sonlandırıyorum....Konuyu sadece her konuda düşünmeyi ve öğrenmeyi amaç edinmiş bir VATANDAŞ olarak değerlendirdiğimi belirtmek istiyorum... Saygılarla......................harbey............ harbey Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 18-05-07 12:13 . | |
|
| #7 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,515
| Laiklik dinsel anlayışın devlete ve yönetim biçimine engel olmamasıdır. Bu anlamda devletin ülke içindeki dinsel oluşumlara karşı tarafsızlığıdır. Bu amacı gerçekleştirebilmek ve toplumsal yapı içinde egemenlerin dinsel kurumların varlığından en yüksek yararını sürdürebilmeleri için orada gördüğümüz sistemler kurulmuştur. Din hiç bir zaman devlete el uzatmamalı, varolan sisteme karışmamalı, ekonomik ilişkileri ve sonuçlarını sorgulamamalı ama bunun yanında serbestçe örgütlenebilmeli, -çok fazla suya sabuna dokunmadan- kendi argümanlarını toplum içinde istediği gibi yayma ve geliştirme özgürlüğü olmalı.Avrupa laikliği 400-500 yıl boyunca bu ilke doğrultusunda yapılaştı. Bizde de aynısı mı olmalı? Bizde, dinsel söylemlerin devlet ve "çağdaş sistem" için özel düşünceleri yok mu? Bunu rahatlıkla söyleyebilir miyiz? Diyanet ne kadar etkin, tartışılır. Ama devletin tarikat-medrese anlayışının oluşumuna yol açacak bir yapılanma içine girecek düzenlemeye girişmesi tarikat-medrese anlayışının yeniden hortlamasına yol açacaktır, düşüncesindeyim. |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,395
| Diyanet kapatılımaz. Çünkü ister istemez yeni yeni kötü amaçlı tarikatler peydahlanır ve camiileri kapatmak zorunda kalırsınız. Laikliğe tamam diyoruz ama şartlar da iyi tahlil edilmeli. |
|
| #9 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,522
| Diyanet ülkenin en büyük tarikatıdır. __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. |
|
| #10 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,515
| 100.00'e yakın bir memura sahip olması, uygulamadaki rahatsızlıklar, farklı din ve mezheplerele hiç bir ilgisinin olmaması...belki bu şekilde bir düşünceye yol açabilir. Ama çözümlerin de ortaya konulabilmesi gerekir. Diyanetin kuşkusuz bir revizyona ihtiyacı vardır. Bu kadar büyümemesi gereklidir. Belki daha küçük ve daha dinamik bir yapıya kavuşturulabilir. Ama yok sayılması, hiç bir düzenleme yapılmadan ortadan kaldırılması, ülke içindeki dinci ve gerici oluşumların yeniden etkinliklik kazanmasıdır. Bu ortamda böylesine yaygınken, bir de o zaman neler olabilir? |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Laik müslüman aldatmacası | Hamas | Arşiv | 212 | 24-11-06 20:04 |