"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



 



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

 
 
Konu Araçları
Eski19-05-07, 02:04  #1
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,580
İlahi dinler TANRI'YI bilmezler



İlahi denilen, semavi dinlerin hiç biri TANRI'yı bilmez. Eğer bilmiş olsalardı. hepsi
de TANRI'yı diğerinden çok değişik şekillerde anlatmaya kalkmazdı.Ve bilselerdi, birbirlerini öldürmeye de kalkmazlardı. Çünkü varolan TANRI'dan başka bir varlık da değildir...

İlahi dinlerin gayesi aslında TANRI kavramı arkasına saklanarak kendi kurucularını tanıtmak, ve kendi kurucularına insanları inandırmak ve bunu
yaparken de TANRI kavramından istifade etmektir...Gayeleri TANRI'yı aramak ve bulmak olsaydı...TANRI'yı idrak edebilirlerdi...

İlahi dinlerde, onları yakından incelediğiniz zaman, TANRI adı altında gerçeklerle ilgisi olmayan bir çok anlatımla karşılaşırsınız. Mesela Hristiyanlıkta esas olan
OĞUL TANRI'dır. yani İsa Mesih. Yoksa esas TANRI hiç de önem taşımaz...

Musevi inancında da TANRI sadece Musevilerin Tanrısıdır...O bakımdan ismi dahi başka dinlerden olanlarca bilinmez...Ancak bir MUSEVİ o da gerçek bir musevi TANRI'nın gizli adını bilir!

Müslüman inancında da TANRI bir elçiye gereksinim duymamış olsaydı, elçi de yollamaya kalkmazdı...

Bu elçiye olan gereksinimi ört bas etme eğilimi de vardır. Derler ki --KOCA TANRI emirlerini kendisi sizin ayağınıza gelerek mi, tebliğ edecek!--

Bu sanki TANRI'yı savunmaya kalkan düşünceden yoksun bir anlatım değil mi...Sanki insanların dinlerin tebliğine gereksinimi varmışcasına ve düşünülmeden edilen bir söz...Sanki insanlar bu dinler olmasa TANRI'yı bulmakta ve bilmekte zorluk çekeceklermişcesine...

Tanrı'nın bir emri varsa, o zaten herkesin kafası içinde bulunan beyninde mevcuttur. TEBLİĞ orada dururken, tutup da uzaklardan bir tebliğ gelmesini bekleyenler tabiidir ki daha gelecek olan çok TANRI ELÇİSİ göreceklerdir...

Aslında TANRI' yı, etrafa korkular saçan, gazaba gelen, seven, affeden, ateşlerde yakan, velhasıl nekadar insani duygu varsa, o şekilde tarif eden bir anlayış, bir de tutar, bu kabil bir TANRI olamaz diyenleri KAFİR olarak adlandırmakta bir mani de görmez...Çünkü onlarca önemli olan TANRI değildir. Önemli olan o dinin kurucusudur...

Aslında hiç bir ilahi din TANRI'yı bilmemektedir. Bilseydi aralarında
hiç savaşlar olur muydu! Çünkü gerçek, TANRI'nın her yerde ve her zaman var olduğudur. Öyle TANRI'nın insanlardan gizlendiği de yoktur. O görkemli TANRI nereye gizlenebilir ki! Ve ne için gizlenecek! Ve bu varoluşdan başka da bir varlık yoktur.
VAROLUŞ TANRI'nın kendisi olup BÜTÜN'ü bize anlatmakta ve de göstermektedir. Gören gözler ve işiten kulaklar,TANRI'yı her yerde ve her zaman görmektedirler...

Sevecenlikle kalın,
sesli is offline  
Eski19-05-07, 04:21  #2
Godot
 
Godot'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 279

bu kadar emin olma bence...
kutsal kitaplardaki tanrının ne olduğunu iyice incelemen gerekir yoksa yanlışa saplanırsın ki, incilde bahsedilen tanrı kavramını insan kendi hayaliyle yaratıp kitaba sokmuştur...
musevilerinki de sadece kendi görüşleridir ki bunlar kuranda belirtilmiştir zaten...
kurandaki tanrı kavramını ben bir ayetten çıkarabiliyorum; "ona döndürüleceksiniz", evrenin sonsuzluğundan kopup zaman ve mekan isimli kavramlarla sınırlandırılan insan ölecek ve ona, yani sonsuz evrene döndürülecek, oradan gelmişti ve oraya dönecek, bu yüzden dünyada acı çekecek, ayrı kaldığı ruh kaynağına dönme eğiliminde dünyada gerçek mutluluğu hiç bulamayacak ki insan hiçbir zaman gerçek mutluluğu bulamadığından şikayet edebilen bir canlıdır, ve hiçbir şey insana yetmez...
bu da zaten insanın sonsuzluktan gelip sınırlandırıldığının göstergesidir...

ama şimdi çok şeyler oldu, her şey değişti, dinler geleneklerle karıştı ve kafası boş olan insanın önüne bu sarılı imajla geldiğinde insan da ona sarılı bir önyargıyla baktı ve karşılıklı birbirlerini anlamadılar ve birbirleri hakkında yanlış düşünmeye başladılar, çünkü iki taraf da birbirinin özünü değil de görünen kısmını biliyor, işte kör sadece çarptığı yeri tanır, bu açıdan bakılırsa veya başka açılardan bakılırsa herşey apaçık ortadadır zaten...

insan tanrının sembol gölgesidir, tanrıyı temsil eder ama tanrı değildir...
insanın yaşayışı üzerinde insanın anlayamadığı bir güç vardır ki o güç mükemmel bir sistemle zamanı ve mekanı yaratmıştır...
insan bunları kontrol edemez sadece değiştirmeye çalışır...
tanrıdan aldığı indirgenmiş yaratıcılık özelliğiyle sağda solda güzel şeyler oluşturur, ama burada ince bir çizgi var işte...
insan toprağa tohum atar ve ekini biçer...
ama ekini yetiştirme gücü insanda değil, tabiattadır, tabiatın kendine has bir canlılığı vardır ve tabiatın kaynağı da tanrıdır, bu apaçık ortada...
insanın görüp görebileceği her şeyin kaynağı sonsuzluk sıfatıyla algılayabileceğimiz tanrıdır...
ve gerçekten de bu dinlerdeki tanrıdır...
Godot is offline  
Eski22-05-07, 19:44  #3
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,580
Sayın Godot,

Alıntı:
Sayın Godot şöyle demiş:

Mesajı Göster
bu kadar emin olma bence...
kutsal kitaplardaki tanrının ne olduğunu iyice incelemen gerekir yoksa yanlışa saplanırsın ki, incilde bahsedilen tanrı kavramını insan kendi hayaliyle yaratıp kitaba sokmuştur...
musevilerinki de sadece kendi görüşleridir ki bunlar kuranda belirtilmiştir zaten...
kurandaki tanrı kavramını ben bir ayetten çıkarabiliyorum; "ona döndürüleceksiniz", evrenin sonsuzluğundan kopup zaman ve mekan isimli kavramlarla sınırlandırılan insan ölecek ve ona, yani sonsuz evrene döndürülecek, oradan gelmişti ve oraya dönecek, bu yüzden dünyada acı çekecek, ayrı kaldığı ruh kaynağına dönme eğiliminde dünyada gerçek mutluluğu hiç bulamayacak ki insan hiçbir zaman gerçek mutluluğu bulamadığından şikayet edebilen bir canlıdır, ve hiçbir şey insana yetmez...
bu da zaten insanın sonsuzluktan gelip sınırlandırıldığının göstergesidir...

ama şimdi çok şeyler oldu, her şey değişti, dinler geleneklerle karıştı ve kafası boş olan insanın önüne bu sarılı imajla geldiğinde insan da ona sarılı bir önyargıyla baktı ve karşılıklı birbirlerini anlamadılar ve birbirleri hakkında yanlış düşünmeye başladılar, çünkü iki taraf da birbirinin özünü değil de görünen kısmını biliyor, işte kör sadece çarptığı yeri tanır, bu açıdan bakılırsa veya başka açılardan bakılırsa herşey apaçık ortadadır zaten...

insan tanrının sembol gölgesidir, tanrıyı temsil eder ama tanrı değildir...
insanın yaşayışı üzerinde insanın anlayamadığı bir güç vardır ki o güç mükemmel bir sistemle zamanı ve mekanı yaratmıştır...
insan bunları kontrol edemez sadece değiştirmeye çalışır...
tanrıdan aldığı indirgenmiş yaratıcılık özelliğiyle sağda solda güzel şeyler oluşturur, ama burada ince bir çizgi var işte...
insan toprağa tohum atar ve ekini biçer...
ama ekini yetiştirme gücü insanda değil, tabiattadır, tabiatın kendine has bir canlılığı vardır ve tabiatın kaynağı da tanrıdır, bu apaçık ortada...
insanın görüp görebileceği her şeyin kaynağı sonsuzluk sıfatıyla algılayabileceğimiz tanrıdır...
ve gerçekten de bu dinlerdeki tanrıdır...
Sayın Godot,

Uzun yıllardır, bu konuyu araştırmaktayım, onun için EMİNİM...Siz de benim yaşıma gelince emin olursunuz...

Sizin ifadenizle ''Ona Döndürüleceksiniz'' sözü açıkça bunu söyleyenin TANRI hakkında hiç bir fikri olmadığını gösterir...Zaten onun bir parçası olan, daha kime döndürülecekmiş ki? Bu kadar basit!

Siz önce TANRI'dan başka bir varlık yoktur. açıklamasını iyice idrak etmeye çalışın...Bundan sonrası daha kolay anlaşılır...

Sevecenlikle,
sesli is offline  
Eski22-05-07, 20:26  #4
Godot
 
Godot'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 279

bunu anlatmak bunu bulmaktan daha zor, onun için ben bu türden tartışmalara girip aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum ki hepimiz sınırlı yorumları araya sıkıştırıyoruz, tüm yorumlar sınırlı, tamamen bilinemeyecek bir şey hakkında yapılıyor...
bunu tartıştıkça insan huzursuzluğa gider, bilinmeyen şey hakkında ne kadar konuşursan o kadar huzursuz olursun, çünkü insan devamlı kendini sorgulayıp kıyaslama eğilimindedir...

ama küçük bir cevap vermeden edemicem ben, "onun bir parçası olan ona nasıl döndürülecek" demişsiniz, bu çok basit...
insan her anlamda sonsuz olan tanrıdan bir parçadır ve zaman, mekan kavramlarıyla sınırlandırılmıştır, ölümle beraber bu sınırlar kalkar ve insan geldiği bütünlüğe geri döner, bunların ayrıntısını bilemiyorum, dünyadaki insan ile evrendeki insan arasındaki fark nedir bunları bilemiyorum, sezebildiğim en fazla bu kadar...
Godot is offline  
Eski22-05-07, 21:54  #5
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,580
Sayın Godot

Alıntı:
Sayın Godot şöyle demiş:

Mesajı Göster
bunu anlatmak bunu bulmaktan daha zor, onun için ben bu türden tartışmalara girip aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum ki hepimiz sınırlı yorumları araya sıkıştırıyoruz, tüm yorumlar sınırlı, tamamen bilinemeyecek bir şey hakkında yapılıyor...
bunu tartıştıkça insan huzursuzluğa gider, bilinmeyen şey hakkında ne kadar konuşursan o kadar huzursuz olursun, çünkü insan devamlı kendini sorgulayıp kıyaslama eğilimindedir...

ama küçük bir cevap vermeden edemicem ben, "onun bir parçası olan ona nasıl döndürülecek" demişsiniz, bu çok basit...
insan her anlamda sonsuz olan tanrıdan bir parçadır ve zaman, mekan kavramlarıyla sınırlandırılmıştır, ölümle beraber bu sınırlar kalkar ve insan geldiği bütünlüğe geri döner, bunların ayrıntısını bilemiyorum, dünyadaki insan ile evrendeki insan arasındaki fark nedir bunları bilemiyorum, sezebildiğim en fazla bu kadar...
Sayın Godot,

Tamamen bilinmeyeni nasıl oluyor da ilahi dinler bilir havasına yatıyor? Ve siz de onların etkisinden bir türlü kurtulamadan, -TANRI mekandan ve zamandan
münezzehtir- diyebiliyorsunuz...Mekandan ve zamandan münezzeh olan TANRI nasıl oluyor da mekan ve zaman içindeki elçilere gereksinim duyuyor?
nasıl oluyor da Hristiyanlıkta Tanrı bir Oğul sahibi oluyor?

Bildiklerimiz bunların gerçek dışı olduklarıdır...Ve TANRIDAN BAŞKA DA BİR VARLIK YOKSA, herşey onun bir parçası olmaz mı?

Tanrı neden zaman ve mekan dışı olacak? Yasak mı koymuş bu dinler TANRI'ya Zamanın olmadığı tek yer hareketin olmadığı yerdir...

Tanrı yı ilahi denilen dinlerin hiç biri bilmez. onlar sadece kurucularını
düşünür ve kurucularını öne alır. ve onların kurucuları da TANRI'yı ancak kendi algıları derecesinde algılarlar.

TANRI heryerde ve herşeydedir. Yeter ki siz onu görmek isteyin ve duymak isteyin...Zamanın içindede vardır. Mekanın içinde de. Tanrıya kimse yasak koyamaz...

Tanrı'yı ölmeden önce idrak etmeyen öldükten sonra neyi idrak edecek...

AKIL, DÜŞÜNCE, MANTIK hepsi de Tanrısal araçlarımız...Onlara güvenmek zorundayız...Yoksa dinlerdeki dogmalar bizi hiç bir zaman aydınlatamaz...

Evinizdeki pencereden bakınca sadece dışarının bir kısmını görürsünüz. Her tarafı görebilmek için evden dışarı çıkmanız gerekir.
Evinizden ,korkmadan dışarı çıkınca, özgürlüğü tadar ve her tarafı da görmeye başlarsınız...


Sevecenlikle kalın,
sesli is offline  
Eski22-05-07, 22:14  #6
Godot
 
Godot'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 279

anladığım kadarıyla bunlar deist bir insanın sözleri...
ben deist'e şunu sorarım, tanrı var ama din yok, gerçek tanrı dinlerdeki tanrı değildir diyene şunu sorarım...

bunun ne anlamı var...?
günlük hayatta en küçük hareketimiz bile onu kapsayan büyük harekete anlam yükler, her hareket geleceği düşünür ve anlam yükler, anlam olmazsa hayat da olmaz...
ve bir amaç olmazsa, neden olmazsa, insan sorgulamazsa absürdlük başgösterir...
anlam yüklemenin kaynağı insandır diyelim, ama insanın kaynağı da tanrı olduğuna göre anlamı yükleyen de tanrının kendisidir...
nedenini açıklamayacak olan bir tanrı insanı neden yaratır, kuranı insan yazdysa tanrının insanlara bildirdiği bir şey yoksa, bunun ne anlamı var, ve daha ötesi ben neden bir anlam arıyorum... arayıp da sonunda kocaman bir sıfır bulmak için mi?

yazdıklarında bazı yanlışlıklar var...
bir kere zamanın sadece dünya hayatı için geçerli olduğunu bilmek için çok üstün bir sezgi gücüne ihtiyaç yoktur, küçücük bir örnek; karadeliklerde zaman yoktur, bunu sorgulayamazsınız da...
neden gereksinim duyuyor sorusu insanın hep sorduğu bir soru...
bizim bilemediğimiz nedenler var, biz henüz kendimizi bile çözebilmiş değilken bunu nasıl çözebiliriz, bilmem...
işta kitapta yazıyor;""ben bir halife yaratacağım" sonsuzluk içinde sınırlı bir hayatlık başlatacağım ve insan beni dünyada temsil edecek...
hristiyanlıkta tanrının oğul sahibi olması onu yanlış yorumlayan insanların hayal ürünüdür...
her şey onun bir parçası derken, "parça" olarak hangi görünümü düşündüğüne bakar ve insanın tanımadığı bir görünüm hakkında kıyaslama yoluyla yorum getirmesi hata doğurur...
tanrıdan başka varlık yoktur demek varlığa hangi anlamı yüklediğine bakar...
sonsuzluktan başka sonsuzluk yoktur, sıfırdan başka sıfır yoktur demek gibi...
elvette insan tanrının bir parçası, ama tekrar ediyorum, hangi anlamda bir "parça" olduğumuzu bilemiyoruz...

"zamanın olmadığı tek yer hareketin olmadığı yerdir..."
bu, sınırları çizilmiş bir yer için geçerli bir kanun...
Godot is offline  
Eski22-05-07, 22:53  #7
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,580
Sayın Godot,

Alıntı:
Sayın Godot şöyle demiş:

Mesajı Göster
anladığım kadarıyla bunlar deist bir insanın sözleri...
ben deist'e şunu sorarım, tanrı var ama din yok, gerçek tanrı dinlerdeki tanrı değildir diyene şunu sorarım...

bunun ne anlamı var...?
günlük hayatta en küçük hareketimiz bile onu kapsayan büyük harekete anlam yükler, her hareket geleceği düşünür ve anlam yükler, anlam olmazsa hayat da olmaz...
ve bir amaç olmazsa, neden olmazsa, insan sorgulamazsa absürdlük başgösterir...
anlam yüklemenin kaynağı insandır diyelim, ama insanın kaynağı da tanrı olduğuna göre anlamı yükleyen de tanrının kendisidir...
nedenini açıklamayacak olan bir tanrı insanı neden yaratır, kuranı insan yazdysa tanrının insanlara bildirdiği bir şey yoksa, bunun ne anlamı var, ve daha ötesi ben neden bir anlam arıyorum... arayıp da sonunda kocaman bir sıfır bulmak için mi?

yazdıklarında bazı yanlışlıklar var...
bir kere zamanın sadece dünya hayatı için geçerli olduğunu bilmek için çok üstün bir sezgi gücüne ihtiyaç yoktur, küçücük bir örnek; karadeliklerde zaman yoktur, bunu sorgulayamazsınız da...
neden gereksinim duyuyor sorusu insanın hep sorduğu bir soru...
bizim bilemediğimiz nedenler var, biz henüz kendimizi bile çözebilmiş değilken bunu nasıl çözebiliriz, bilmem...
işta kitapta yazıyor;""ben bir halife yaratacağım" sonsuzluk içinde sınırlı bir hayatlık başlatacağım ve insan beni dünyada temsil edecek...
hristiyanlıkta tanrının oğul sahibi olması onu yanlış yorumlayan insanların hayal ürünüdür...
her şey onun bir parçası derken, "parça" olarak hangi görünümü düşündüğüne bakar ve insanın tanımadığı bir görünüm hakkında kıyaslama yoluyla yorum getirmesi hata doğurur...
tanrıdan başka varlık yoktur demek varlığa hangi anlamı yüklediğine bakar...
sonsuzluktan başka sonsuzluk yoktur, sıfırdan başka sıfır yoktur demek gibi...
elvette insan tanrının bir parçası, ama tekrar ediyorum, hangi anlamda bir "parça" olduğumuzu bilemiyoruz...

"zamanın olmadığı tek yer hareketin olmadığı yerdir..."
bu, sınırları çizilmiş bir yer için geçerli bir kanun...
Sayın Godot,

Siz soru sorabilmek için evinizden önce dışarı çıkabilmelisiniz.Hem evin içinde oturup, hem de ahkam kesemezsiniz. keserseniz, mana, mana derken, manasız bir yerde kalırsınız...

Siz İSLAM dinindeki TANRI anlayışını çevrenizin telkiniyle kabul etmişsiniz. Ama daha bunun farkında değilsiniz. Hristiyan TANRI anlayışını yanlış yorum olarak yaparken, eğer Hristiyan bir çevrede ve öyle ana babadan gelseydiniz
o dini kabul etmiş olsaydınız, o zaman da onları savunmak ihtiyacı duyacaktınız. Bütün bunların farkında olmadan, ben şunu sorarım, bunu sorarım diyeceğinize ,--BEN NEDEN MÜSLÜMANIM?-- diye sorsanız, o zaman göreceksiniz ki siz sadece ve sadece o şekilde bir telkin aldığınız ve de ana ve babanız Müslüman olduğu için yani o yönde şartlandığınız için o dindensiniz. Bunu idrak edebilirseniz, mesele yarı yarıya çözümlenir...

Gerisi hikaye, bırakın karadelikleri onlara sizin aklınız nasıl yatacak ki! Siz önce eğer bir yaratıcıya gerek varsa o zaman o yaratıcının da bir yaratıcısı gerekmez mi ! bunu düşünün. Karadelik meselesi bir fizik teorisi,kurt yolları,zamanda geri gidiş,ileri gidiş, elektronun bulunduğu yer, veya momentumu, bunları anlayabilmek için önce baktığını görmen gerek...Baktığını göremeden, sadece sana verilen şartlanmalarla idare edersen, karadelikleri nasıl anlayacaksın...Önce baktığını görmeye çalışmalısın ki,ileriye gidebilesin.

Deist meist yok.

Yaratıcı da yok....Eğer yaratıcı gerekiyorsa, o zaman onun da bir yaratıcısı olmalı...Ama tüm varlıklar ,herşey yani tüm VAROLUŞ TANRIYSA, yaratıcı da yoktur. Salt devamlı bir değişim vardır.Ve tüm VAROLUŞ da TANRININ kendisidir. Bunu idrak edebilmeni beklemiyorum. Çünkü daha çok gençsin ve de korkular ile mana,mana diyerek ve saireyle işi idare etmeye çalışıyorsun...

Hiç Tanrının Elçiye gereksinimi olur mu? Bunu bir düşün...TANRI söyleyeceğini
sana elçi yoluyla mı söyleyecek? Senin aklın bunu alıyorsa, neyi ne için tartışacağız ki! TANRI sana pek çok şeyi devamlı söylemiyor mu? Sen bunları duymuyor musun? Bunları duymuyorsan, o zaman şartlanmış olduğun öğretiye inanmaktan başka da bir yolun yok demektir.

Farkındalık dileklerimle,
sesli is offline  
Eski22-05-07, 23:11  #8
elektron
Onay bekleyen
Yazar Adayı
 
elektron'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 309

Alıntı:
Sayın sesli şöyle demiş:

Mesajı Göster
İlahi denilen, semavi dinlerin hiç biri TANRI'yı bilmez. Eğer bilmiş olsalardı. hepsi
de TANRI'yı diğerinden çok değişik şekillerde anlatmaya kalkmazdı.Ve bilselerdi, birbirlerini öldürmeye de kalkmazlardı. Çünkü varolan TANRI'dan başka bir varlık da değildir...
3-4 ay kadar önce Hristiyanlar Afrika için taptaze bir İncil yazmışlardı. Yazılan İncil'in diğer İncillerden en önemli farkı Afrika atasözleri ve deyimleriyle canlandırılıp hazırlanmış olmasıdır.

Bunun yanısıra Hristiyanlarda Oruç tutarlardı. Bunuda değiştirdiler. Artık yok. Zor geliyor ya..

Orta ASYA ülkelerine yollanılan İncillerde "Her çocuk pis doğar" anlatımı yok. Çünkü papaz efendiler İslamın karşısında çok irtiba kaybettiler. Hemen talimat verildi ve İncil değiştirildi.

Yani Hristiyanlık vb. dinler ancak İslamın dejenere olmuş formlarıdır.

Din adamlarının kitleleri kendi ekseni etrafında toplayacağım düşünceleriyle ve halkın çıkarları doğrultusunda değiştirdikleri islam dinidir onların dinleri. İnsanlığa her daim islam dinidir gelen din.

İslam'dan kastım Kuran değildir. İslamdan kastım İslami düşünce, emir ve yasaklardır. Oysa tek islam kalmıştır o da bitkin haldedir...

Yani İslam ve diğer bozulmuş dinler arasında Tanrı düşüncesinde fark olması normaldir...

Peygamberimiz (s.a.v) Buyurdu:
Hakkımda, Hıristiyanların Meryem oğlu İsa'ya yaptıkları aşırı övgülerde bulunmayın. Şurası muhakkak ki ben bir kulum. Benim için 'Allah'ın kulu ve elçisi' deyin. (Buhari, Enbiya 44)

Allah'ın elçiye ne ihtiyacı vardı diyorsunuz. Bunu düşünmek için kompleks bir mantığa ihtiyaç yok.

Mesela siz nasıl istersiniz Allah'ın kendisinden haber vermesini ?

Kendisini gösterip "burada sınavdasın" demesini mi isterdiniz ?
__________________
İnanmak, kanıtlamak değil, öngörmek ve irade etmektir.-elektron-
Marksizm,Kadiri Mutlak Yaratıcıya karşı çıktığı için gücü eline geçirdiği vakit yozlaşmaya mahkûmdur.
-Çakal Carlos-
elektron is offline  
Eski22-05-07, 23:19  #9
Godot
 
Godot'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 279

dedim ya "yaratma" fiili insan için "yoktan var etme" dir, tanrı için yokluk diye bir şey yoktur, insan için vardır, bu kavramlar insanın bakışına göredir...
yaratıcı varsa onu da birinin yaratması gerekmez mi sorusu neden-sonuç ilişkisine saplanan dünyalık insanın tanıdığı en temel kural olduğu için bunu bununla kıyaslar ve bu sonucu çıkartır...
"yaratma" derken toprağı kasteder din... ve buna inanmamak senin görüşündür, insanın topraktan yaratıldığı doğrudur...
eğer toprak yokluk olsaydı senin anladığın "yoktan var etme" olacaktı...
ama benim söylediğim ve dinde geçen "yoktan var etme" eylemi topraktan yaratmadır ki insanın algısına göre yontulmuştur...
toprak, insan değildir ama daha sonradan insan haline gelir... bir anlamda yoktan var olur, bir anlamda değişerek gelişir...
ikisi de temelde aynı kavram olmasına rağmen söyleyişlerinden farklıymış gibi göründüğü için burada çatışma çıkıyor...
toprak, evrenin bir parçası mıdır? evet...
buna karşı çıkanların mantığını da anlamıyorum ya, o başka bir konu...
Godot is offline  
Eski23-05-07, 00:08  #10
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,580
Sayın Godot,

Alıntı:
Sayın Godot şöyle demiş:

Mesajı Göster
dedim ya "yaratma" fiili insan için "yoktan var etme" dir, tanrı için yokluk diye bir şey yoktur, insan için vardır, bu kavramlar insanın bakışına göredir...
yaratıcı varsa onu da birinin yaratması gerekmez mi sorusu neden-sonuç ilişkisine saplanan dünyalık insanın tanıdığı en temel kural olduğu için bunu bununla kıyaslar ve bu sonucu çıkartır...
"yaratma" derken toprağı kasteder din... ve buna inanmamak senin görüşündür, insanın topraktan yaratıldığı doğrudur...
eğer toprak yokluk olsaydı senin anladığın "yoktan var etme" olacaktı...
ama benim söylediğim ve dinde geçen "yoktan var etme" eylemi topraktan yaratmadır ki insanın algısına göre yontulmuştur...
toprak, insan değildir ama daha sonradan insan haline gelir... bir anlamda yoktan var olur, bir anlamda değişerek gelişir...
ikisi de temelde aynı kavram olmasına rağmen söyleyişlerinden farklıymış gibi göründüğü için burada çatışma çıkıyor...
toprak, evrenin bir parçası mıdır? evet...
buna karşı çıkanların mantığını da anlamıyorum ya, o başka bir konu...
Sayın Godot,

Anlatmaya çalıştığınız hususlar benim size sorduğum ve öğrenmek istediğim hususlar değil.

Siz bana soru sorarım diyerek, mensubu olduğunuz dini savunmaya kalkınca ben de size --NEDEN SİZ MÜSLÜMANSINIZ?-- sorusunu sordum.

Buna kendinizi, (beni değil) tatmin edecek bir yanıt verebiliyorsanız, mesele kapanmış olur. Gerisi hiç önem taşımıyor.

Bilim bize yoktan hiç bir şeyin var olmadığını, var olan hiç bir şeyin de yok olmadığını gösteriyor...

TANRI da her zaman vardı ve hep var olacak, Çünkü varoluş her yerde, mesele bu kadar basit...Ama siz kabul etmeyebilirsiniz..Ve siz o zaman şartlandırılmış olduğunuz dindeki söylemleri yinelersiniz...

TANRI her yerde, gören gözlere, duyan kulaklara görünür ve duyulurken, siz onu ancak din kitaplarındaki yanlış, eğri, büğrü anlatımlardan öğrenerek iktifa edersiniz. Bu bir kabul etme veya etmeme meselesi.

Şartlanmalar öyle kolay atılabilseydi, dünyamız da çok daha güzel ve anlamlı olurdu...Anlam peşinde koşanlar bundan gereken manayı da işte o zaman çıkarabileceklerdi.

Sevgilerimle,
sesli is offline  
 


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Köktendincilik ve Dinler memetmex Siyasi İdeolojiler 15 25-08-06 00:16


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 02:07.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz