| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
| İktidarın Penceresindeki Kadın(Fahişe) / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 36
| İktidarın Penceresindeki Kadın(Fahişe) Kadın gerçeğini bir erkeğin değerlendirmek için el atması ancak erkekleşmiş bir kadın hissiyatını doğurur;kadının zerafeti,zihni düşüncesi tıpkı rahmindeki canlılık kadar hassas olduğu gibi,bedensel sezgisi de tabiatın doğurgan dönüşümü kadar narin ve belirleycidir. Erkek,kadını bir oyun sonucu dünyanın ilk genel evi olan Nippur şehrinde kurulan " Musakkattin" genel evinde fahişe yapıp bir oyuncağa dönüştürürken,bu oyunu toplumsal bir norm sayarak tanrıya hizmet etmenin bir ibadet biçimi saydılar.Önce tapınağa zorladılar,sonra bedenini sunması için o iğrenç dualarını kadının kulağına fısıldadılar.Kadın önce inanmadı,sonra insanlığın birikmiş değerlerine ziyan olmasın diye bedenini feda etti,bir gün gelipte erkeklerin,bedenini almış olduğu gibi bilincini de gaspedeceğini hesaba katmadan. Kadın giderek bedeninden uzaklaşınca zihnini de kaybediyordu,ona yapılanlara sadece izleyici kalmakla yetindi.İktidar ve tanrı ilişkisi devlet erkinde birer katile dönüşüyordu kadın için.Artık kabus rengini ve şeklini değiştiriyordu.Yerleşim merkezleri gelişip artıkça kadının varlığını koruyacak kominal yaşam doğayla birlikte giderek yok oluyordu;tüm bu çelişkiler arasında kadın,dogmatizmin gölgesinde doğuda bir oryantal,batıda ise ruhunu yitirmiş bir aksesuvara dönüşüyordu.Kadın devindikçe toplumu kasıp kavuran iktidar,kilise-cami ahlakından kral-sultan sofrasına uzanan bir düzlemde günaha ve hesabı sorulamayan sınırsız bir cehaletin içine sürüklenen birer cariyeye dönüştürülüyordu.Tek günahları kadın olmaları değildi elbette,cennetin kralığında baş köşeye oturtulmuş tanrıya ve temsil ettiği iktidarına karşı bedeniyle hükmetmesiydi. Çünkü kadının bedensel örgüsü ne iktidarı ne de tanrıyı kabul eder,tıpkı merhamet eden ve dileyenin cesaretle olan ilişkisi gibi;merhamet insanlık ayıbıdır,bir insanın insana merhamet etmesi veya merhamet dilemesi ne doğayla ne de kadının bedensel hissiyatiyla bağdaşır.Kadın bunun için günaha girdi,bedeninin tanrıyı çatlatan o doğurgan yanıyla. Bu nedenle erkek,kadınla başetmenin yollarını aradı ve sonrasında tek tarafın baskın geldiği bir evlilik ilişkisini geliştirdi.Özde fahişelikle aynı,bişimde sadece erkek saysında ve bulunduğu mekanda farklılık gösteren bir insanlık ayıbını yarattı.Kadının bu ilişkide ne varlık hakkı ne de cinsel hakkı gözetildi.Tavrım evliliğe karşı değildir elbette,evlilikteki o keskin iktidara,küçük krala karşıdır.(devamı gelecek)............... Ve kadın bu yolculukta kaybettiği zihnini aramaya koyuldu,aradıkça gelen saldırıların keskinleştiğini gördü,ruhu daraldı,yüreği endişeyle karışık korkuyla doldu.Zaman ilerledikçe kendi doğasından uzaklaşarak en narin bedeni yerine inkarcı ve kendini "erkek çocuğuna kız cocuğunu kurban ederim" diyecek kadar kaybeden bir beden yerleşti.Kadını derin bir uykuya yatırdılar,sonra onu allayıp pulladılar,eşit haklar deyip onu en derin uçurumlara yuvarladılar,tecavüze uğradı canından oldu;hakarete maruz kaldı,kapıların ardına gizledi;yaşama hakkını istedi,meyhanelerde buldu kendini ve derken yaşama hakından oldu.Kadın,ruhu ve bedeniyle inkarcı ve kaba bir iktidar hissiyatına büründü,kendini yaşatacak ne bir değeri kalmiştı ne de buna işaret bir yolu.Her şeyini ondan çalmışlardı,haklarını gaspetmişlerdi,ana tanrıça zamana karşı direnemedi ve koca bir karıya dönüştürüldü.İnsanlık "doğayı yok ediyoruz,tehlike çanları çalıyor!" derken kadına karşı işlemiş olduğu haksızlıkların cezasını çektiğini bilmiyordu. En eski uygarlık dilinde "jin"' kadın demektir ve aynı zamanda diriliş anlamını içermektedir.İnsanlığın bundan çıkarması gereken çok şey vardır;kadına karşı işlenmiş suç kadını kurutur,kadının kurutulduğu yerde doğanın dönüşümünden bahsetmek zor.Çünkü kadın hissiyatı,dağayı ihtiyacı oduğu ölçüde kullanır,tıpkı bedenini kullandığı gibi,arta kalanı doğaya geri bırakıp dönüşümüne yardımcı olur;iktidar hırsı yoktur,kapsayıcı ve kollektif olmayı sever,bu da onu dağaya karşı saygın konuma getirir."KİYAMETE BEŞ KALDI" diyeceğimize,klan sistemi içindeki toteme kadar uzanan koca bir zaman diliminde kadına karşı işlenen kabalığı gidermek adına defterleri karıştırmak belki kiyamete olan mesafemizi artırmak adına kurtarıcı olacaktır. dırbaz Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 09-06-07 12:05 .Sebep: kalan üzerinden devam |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 58
| Güzel bir yazı. Devamını bekliyoruz. |
|
| #3 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,623
| sn dırbaz, eğer bunu roman niyetine yazdıysanız tasvirleriniz oldukça güzel olmuş. Deneme türünde yazdıysanız bence hiç güzel bir yazı değil, çünkü gerçeklerden hahsetmemişsiniz ve kadının toplumda geri planda kalmasını oldukça abartmışsınız. Bir kere kadın yüzyıllardır cariyelik falan yapmak zorunda kalmamıştır, günümüzde ise yazdığınız durumla alakası yoktur. Aksine evin reisi erkek değil, kadındır. Şehirlerdeki ailelerde kararların çoğunu kadınlar alır, erkekler de eşlerinin söylediği çoğu şeyi seve seve yaparlar. Kıral kesimlerdeki erkek üstünlüğünü söylüyorsanız bir açıdan haklı olabilirsiniz, fakat oralarda bile kadınlar köle konumunda değildir (sizin yazınızdan bu anlamı çıkardım). Sonç olarak şunu söylemeliyim; ben bu tarz kadın haklarını savunan(!) yazıları okudukça birçok erkeğe hakaret edildiğini düşünüyorum. Sen iki tarafın da (karının ve kocanın) okumuş kişiler olduğu evlilikleri göz önüne alırsan çoğu ailede kadının en az erkek kadar baskın olduğu sonucuna varabilirsin (ya ben burada "baskın" kelimesini kullanmak istemiyorum aslında, eşit değerde desem daha doğru olur). Saygılar. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
|
| #4 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 9
| Sn dırbaz,yazınızı çok ilginç bulduğumu söyleyebilirim,değindiğiniz noktalar önemli,özellikle din ve iktidarla ilişkilendirdiğiniz kadın hakkındaki görüşleriniz sıradışı,yazının devamı gelirse sevinirim.(Ayrıca edebiyat bölümündeki yazınızı da okudum,onu da yarıda bırakmışsınız.) |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007 Ülke / Şehir: Ankara-Y.Ayrancı
Mesajlar: 96
| Harika bir yazı..Çok akıllıca yazılmış..fakat bu lafı bazan haketmiyormuyuz?Öyle davranmıyormuyuz?Kaçımız erkeklere her istediğini yaptırmıyorki?yapandanda..yapmayandanda sıkılıp bir süre sonra bir tarafa atıyoruz!Dürüst olmak doğru söylemek gerekirse böyle.Biz cinselliğimizi kullandığımız sürece böyle olacak! Bazan o lafı çok çooook hakediyoruz.En azından ben(Dürüstlüğüm tuttu) Sevinç Daver __________________
Sevinç Daver |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 36
| Sn esitlik,yaptığım vurguları tekrar gözden geçirirseniz,belki ozaman ortaklaşacağımız taraflar olur ve böylece birbirimizi daha iyi anlamış oluruz. |
|
| #7 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 9
| Sn dırbaz,bu site içinde şuana kadar okuduğum en güzel birkaç yazıdan biri de kadın üzerine yazmış olduğunuz bu yazınızdır.Önemli tespitlerinizin yanı sıra insanlığın içler acısı durumuna getirdiğiniz çözümü kadının tutsaklığının yok olmasına dayandırmış olmanız önemli bir belirlemedir.Vurgularınızı ve konuya hakim oluşunuzu beğendim ve sanki çok önceleri okumuş gibiyim,özellikle 2004-2005 yılları arasında Radikal gazetesi haftasonu ekinde kadına yazılan yazılarda fikirlerini benimsediğim Tantal diye bir yazarın yazılarına benzetiyorum.O dönem isim kullanmıyordu,yalnız öğrenci olduğunu belirtiyordu. Umarım en kısa zamanda kendinizi tanıtır ve siteye böylesine öğretici yazıları yazarsınız. |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 2,584
| Yazı güzel... Bir daha elden geçirilirse, çok daha fazla tad bırakır hale geliceğine inanıyorum.Fakat realizm'den kopukluğu bariz... Bunun için roman-hikaye gibi bir eser çıkarılmaya çalışılmalı. Bu normlarda değerlendirince de '' çok güzel '' demekten başka bir şey kalmıyor.Başarılar, devamını da bekliyoruz ama ![]() __________________
Silkin doğrul artık günü geldi kavganın Mehmet olup dağlar da destanlar yazmanın... |
|
| #9 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 6
| SN dırbaz,gerçekten güzel bir yazı ortaya koymuşsunuz,kadını konu alan yazılarınız varsa seve seve okumaya hazırım. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|