Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

 
 
Konu Araçları
Eski21-05-07, 21:44  #1
elektron
Onay bekleyen
Yazar Adayı
 
elektron'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 309
Hz. Muhammed'in amcasını İslama Daveti



Resûl-i Ekremin, Amcasını İslâma Dâveti

Ebû Tâlib, müşriklerle arasında geçen konuşmadan sonra Peygamberimize,

"Vallahi, ey kardeşimin oğlu! Senin onlardan istediğin şeyi, ben hak ve hakikatten uzak görmedim" dedi.

Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz, sevdiği ve saydığı amcasının Müslüman olacağı ümidiyle sevinç içinde,

"Ey Amca!" dedi. "Gel, bari sen 'Lâ ilâhe illallah' de de, onunla sana âhirette şefaat edebileyim."

Fahr-i Kâinatın bu candan ve samimi arzusuna ne yazık ki, amcası gönlünü ferahlatıcı bir cevap vermedi.

"Yeğenim," dedi, "vallahi, benden sonra, sana ve atalarının oğluna, çok yaşlanmaktan dolayı bunaklık atfetmeleri korkusu olmasaydı, istediğin şeyi söyleyip, sana tabi olurdum. Kureyş, o istediğin sözü; ölümden korkarak söylediğimi zannedecekleri için, söyleyemeyeceğim."

Fakat, buna rağmen, sevgili Peygamberimiz, amcasını İslâma dâvetten ve teşvikten vazgeçmedi. Mübârek kalbi, kendisini canı gibi seven amcasının îmânsız gittiği takdirde uğrayacağı dehşetli akibetin ızdırabıyla çarpıyor ve devamlı,

"Ey amca, 'La ilâhe illallah' de ki onunla âhirette sana şefaat edebileyim" diyordu.

Yine böyle bir dâvet ve teşvikte bulunduğu sırada, Ebû Talib'in başucunda Ebû Cehil ile Abdullah bin Ebî Ümeyye de vardı. İkisi de,

"Yâ Ebû Talib! Sen, Abdülmuttalib'in milletinden, onun dininden yüz mü çevireceksin?" dediler.

Resûl-i Ekrem, müşriklerin bu sözlerine aldırış etmedi ve kelime-i tevhidi amcasına arza devam etti. Onlar da aynı şekilde sözlerini tekrarlayıp durdular. Sonunda Ebû Tâlib kendisinin Abdülmuttalib'in dini üzere olduğunu söyledi.

Buna rağmen Peygamberimizin mübârek gönlü, kendisini çok seven amcasının, kendisine her türlü eziyet ve hakareti revâ gören müşriklerle aynı âkibete uğramaktan derin ızdırab duyuyor ve

"Ey Amca, şunu bilmelisin ki, Allah tarafından alıkonuncaya kadar, senin affedilmeni isteyip duracağım" diyordu.

Nihâyet, Ebû Talib, makbul bir îmâna nâil olamadan 87 yaşında iken dünyaya gözlerini yumdu.

Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, indirdiği âyet-i kerime ile Resûlullahın şahsında bütün mü'minlere hitap etti:

"Sen, sevdiğin kişiyi hidâyete erdiremezsin. Ancak Allah dilediğine hidâyet verir. Doğru yolda olanları en iyi bilen de Odur." (Kasas Sûresi, 56)

Resûl-i Ekrem Efendimizin mübârek ve nazik kalbi, amcasının vefatıyla fazlasıyla acı duydu. Gözleri yaşla doldu ve mübârek dudaklarından şu cümleler döküldü:
"Allah ona rahmet etsin. Mağfiretini ihsan buyursun."

Vefatı sırasında Hz. Abbas da Ebû Tâlib'in başucunda bulunuyordu. Hz. Abbas o sırada henüz Müslüman olmamıştı. Tam öldüğü sırada dudaklarının kımıldadığını görünce, kulak verip dinledi ve "Lâ ilâhe illallah" dediğini işitti. Resûl-i Ekrem Efendimize,

"Ey kardeşimin oğlu! Vallahi, kardeşim Ebû Tâlib, senin söylemesini istediğin tevhid kelimesini söyledi" dedi.

Resûl-i Kibriyâ, gözyaşları arasında,

"Ben işitmedim" buyurdu.

Amcasını kaybedişinden dolayı, bütün insanlığa rahmet hazinesi olan kalbi teessür içinde olan rahmet Peygamberi Efendimiz, cenâzesinin arkasından da şöyle duâ etti:

"Amca, Rabbim seni rahmetine eriştirsin, hayırla mükâfatlandırsın."

Bu sırada yine mevzu ile ilgili şu âyet-i kerime nazil oldu ve mü'minlere değişmez bir ölçü verdi:

"Akrabâ bile olsalar, onların Cehennemlik oldukları ortaya çıktıktan sonra müşrikler hakkında Allah'tan af dilemek, ne Peygambere ve ne de îmân edenlere uygun düşmez." (Tevbe Sûresi, 113)

Amcasının vefatı Resûl-i Ekremi hem üzdü, hem de derinden derine düşündürdü. Zira kendisine o âna kadar zahirî hâmilik eden, müşriklerin şirretliklerinden muhafaza etmeye çalışan o idi.

Gerçekten en zor ve çetin şartlar altında bile çok sevdiği yeğeninin koruyuculuğunu esirgememiş, akrabalarının düşmanlıkları pahasına himâyeden vazgeçmemişti. Bu himâye sebebiyle Kureyş müşrikleri Peygamber Efendimize fazla ilişememişlerdi.

Ama şimdi ortada Ebû Tâlib yoktu. Müşriklerin dinmek bilmez kin ve husumetlerinin eseri olan taşkınlıklarına karşı kendisini zahîren koruyacak kimse kalmamıştı. Ama, Cenâb-ı Hakkın muhafaza ve himâyesi de hiç bir maddî himâyeci ve koruyucuya ihtiyaç bırakmayacak tarzda sevgili Resûlünün üzerinde bundan böyle de eksik olmadı.

---------------------------------------------------
Salih SURUÇ, Kainatın efendisi kitabından...
__________________
İnanmak, kanıtlamak değil, öngörmek ve irade etmektir.-elektron-
Marksizm,Kadiri Mutlak Yaratıcıya karşı çıktığı için gücü eline geçirdiği vakit yozlaşmaya mahkûmdur.
-Çakal Carlos-
elektron is offline  
Eski21-05-07, 21:52  #2
Ulukoca
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,117

"Sen, sevdiğin kişiyi hidâyete erdiremezsin. Ancak Allah dilediğine hidâyet verir. Doğru yolda olanları en iyi bilen de Odur." (Kasas Sûresi, 56)

"Akrabâ bile olsalar, onların Cehennemlik oldukları ortaya çıktıktan sonra müşrikler hakkında Allah'tan af dilemek, ne Peygambere ve ne de îmân edenlere uygun düşmez." (Tevbe Sûresi, 113)

İnsana gerçekten de zor geliyor. Allah'ın kitabından ayetler var ortada, yani kısaca insanın morali bozuluyor biraz. Aklıma filmin birinin tanıtımında geçen bir cümle geldi "gerçek hiç bu kadar yakıcı olmamıştı" galiba buraya tam uyuyor...

Ne olursa olsun, gerçekleri hatırlattığınız için teşekkürler.

Saygılarımla
Ulukoca is offline  
 


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 11:21.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz