"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 279
| öncelikle başlık mesajını yazıyorum daha sonra ABCDE isimli yazara cevap veriyorum... tanrı her şeydir ve evrende çokluk yoktur hatta ikilik de yoktur tüm varlıklar tek bir birliğe bağlıdır ve bu yüzden uyum içindedirler, uyumun biraz bozulduğunu düşündüğüm dünyada iradeye sahip insanların varlığının buna yol açmasına bağlarım... ve gelelim bu inancın ismine, bu panenteizm inancı evren ile tanrının varlıklarının ayrı olmadığını söyler evren sınırsız olduğu için evrene tanrı demek de en mantıklısıdır ve bu evrenin hem somut hem de soyut tarafları vardır ki bu sonsuzluğun içindeki sonsuz özelliklerden sadece ikisidir... insan evrenin bir köşesindeki taş dünyanın üstünde bilinç kazandı ! bu küçük bir şey midir, ben bilmiyorum bana göre önemsenip sorgulanması gereken bir şeydir insanın bilinç kazanması... ve gelelim bu bahsettiğim inancın islam ile ilişkisine...her şey tektir ve her şey o tek olanın devamıdır bazen aynasıdır, bazen gölgesidir, bazen somutluğu bazen de soyutluğudur ki sınırsız evren tüm bunları kapsar... eğer insanda algı varsa insanı yaratan evrenin de allgısı olmalı, eğer insan soyut hisleriyle hissediyorsa, hayatını soyutluklar üzerinden planlıyorsa, bu soyutluğun kaynağı da evrendir ki sıfırlık bir değerden beşlik bir değer çıkartamazsın, o halde evrenin de başka bir boyutta algısı var demektir bu, ve islamla çelişmediğini savunuyorum... "ona döndürüleceksiniz" ayetine bakın, bu ayet şu anda yaşayan insanlar ve hatta bilim-felsefeyle uğraşan insanlar için bile gerçek anlamıyla yorumlandığında belli bir görünümü yakalamaz. ama düşünceni bu yöne çevirirsen insanın evrene dönmesi onun ölmesi ve sonsuzluğa karışmasından başka hiçbir şey değildir... insan sonsuzluktan gelmiş değil miydi, evet ve yine sonsuzluğa gidiyor, mekansızlığa gidiyor ve ona dönüyor "o" dediğim ne; sonsuz evreni kapsayan tanrı... islamdaki Allah... bunlarda hiçbir mantıksızlık yok ve bir de söz eklemek istiyorum: "biz evrenin çozuklarıyız ve bir müddetliğine evrenin sınırsızlığından çıkartılıp zaman ve mekan kavramlarıyla sınırlandırıldık, annemiz olan evren bizi bir süt anne olan dünyaya bıraktı ve ruhumuz olgunluğa erişince bizi geri alacak, dünya bizim süt annemiz, sonsuz evren ise gerçek annemiz"... bu sözümü konfüçyüs'ün bir sözü de destekliyor; "hayat,gerçek iyiliğe ve mutluluğa götüren ruhun olgunlaşması ve gelişmesidir..." --------------------- özdeşlik konusuna gelince, bir şeyin hem soyut hem de somut olamayacağını savunan kişi maddeye saplanmış kişidir... taşın bir soyutluğu yoktur, taş somuttur... peki insan nedir, insan taştan çok daha fazlasıdır, insan dışıyla somut, içiyle soyuttur, insanın düşüncesi, sezgisi ve hissi soyuttur, insan somutluğu ve soyutluğu kapsar ve bu özelliği kaynak olan evrenden almıştır... genişletirsek, insanın tüm özelliğini de evrene bağlayabiliriz, evren insanı yarattıysa bir yaratma gücü var demektir, başkası buna ne isim verirse versin, insan yoktu ve sonradan "var" oldu... aynı şekilde insanda da bir yaratma özelliği var fakat bu indirgenmiş bir yaratma, insan yoktan bir şeyi var edemez ama olan bir şeyi değiştirerek yeni bir şey yapar, bu indirgenmiş yaratıcılıktır ve insanın tüm özellikleri gibi bu özelliği de evrenden yani tanrıdan almıştır... |
| #2 | |
Felsefe - İnançlar ![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 3,654
| Sayin Godot, Islam'in Tanri anlayisi ile Pan-enteist felsefe'nin Tanri anlayisini oncelikle karsilastirmak gerekiyor. Bunun icin size bazi sorular sormak istiyorum. 1) Islam'a gore Tanri dogaustu mudur? Yoksa doga'nin bir parcasi midir? 2) Islam'in Tanrisi'nin fiziksel bir kismi var midir? 3) Islam'a gore bir kisi ya da birey Tanri olabilir mi? 4) Islam'a gore Tanri yer kaplar mi? 5) Islam'a gore Tanri anlasilabilir ve kavranilabilir birsey midir? 6) Islam'in Tanrisi mantik ilkelerinin uzerinde midir? Hem somut, hem soyut olabilir mi? Hem dogru hem yanlis olabilir mi? 7) Islam'in Tanrisi ezeli ve ebedi midir? 8) Islam'in Tanrisi Evrenin icinde midir, disinda midir? Yoksa evrenin bizzat kendisi midir? 9) Islam'in Tanrisi gorunebilir mi? Gorunur ise nerededir? Gorunmez ise gorunmeyen bir sey nasil somutlasabilir? .... Sorulari cogaltabiliriz suphesiz. Fakat bu kadari yeterli simdilik. Ilk olarak size gore islam'in Tanri anlayisini bilmem gerekiyor ki bu iki felsefe'nin birbirinden farkini soyleyebileyim. Buyrunuz... __________________
Turkiye'de yapilan katliamlar unutulmayacaktir... Eger tek bir insan absürd fikir sahibi olursa buna deli diyorlar, bircok insan absürd fikir sahibi olursa buna INANC diyorlar. Robert M. Pirsig |
|
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 279
| "ona döndürüleceksiniz" 1-kuranda tanrı doğaüstüdür veya doğanın bir parçasıdır gibi insan hayali olan şeyler yazmaz... ikisi de değil, tanrı sonsuz evreni kapsayan tek varlıktır, her şey onun içinde olduğu için insanın bakışına çoğul gelir, bunun nedeni de insanın parçalardan biri olması... 2-fiziksellik insanın buluşudur ve bu dünyayı ilgilendirir, sonsuzluğu kapsayamaz, onu ölçemez... kontrol edemez... 3-birey tanrı olamaz tanrının birer gölge parçasıdır tüm insanlar tanrının dünyadaki halifeleridirler, yani temsilcileridirler, tanrıdan ayrı bir yaratma düşünülemez, insan bir bölü sonsuz kesir sayısının payı olan 1 sayısını temsil eder... 4-insan anlayışına göre böyle söylenmiştir: "Allah her yerdedir" bu da demek olur ki; allah her yeri, her şeyi kapsar, hem içerde hem dışardadır, ve iç-dış kevramlarından daha başka insanın belki bilemeyeceği halleri de kapsar... 5-tamamen kavranamaz, çünkü insan tanrının yarattığı bir küçük candır ki sıfırdan öncesini bilemez, sadee sıfır ile şimdi arasındaki zamanı bilebilir... buradaki yanılgı, insanın tanrıyı hayal etme girişiminden kaynaklanır ki, insan görüp bildiği üzere hayal edip kıyaslama sonucu bir benzetmeye ulaşır... 6-zıtlıklar tanrıyı kapsamaz, tanrı zıtlıkları kapsar ve bunların kaynağıdır... "hayır da şer de allahtandır", dediğim gibi mantık, dünyayı ve kontrol edebilen mekan için geçerlidir, kontrol edemediği şey hakkında söyleyebileceği ancak "yorum"dur... 7-evet... insanın bakışına göredir bu da, çünkü hayat dışında zaman kavramı yoktur, dediğim gibi insan zamansızlık ve mekansızlıktan sınırlandırılıp dünyaya gelmişlerdir... insan saatin ilerlediğini görünce kıyaslamaya başlar, çünkü doğduğu andan itibaren bir zaman beşiğinde sallanmaktadır, başka türlü düşünmesine olanak yoktur... 8-evreni kapsadığı için hem içinde hem de dışındadır... insanın bildiği evreni kapsayandır... bilinemeyen ve bilinemeyecek olan sınırsızlık ve sonsuzluk tanrıdır, bu benim kişisel görüşüm... "her yerdedir" ayeti insanın anlaması içindir "her yer" neresidir diye sormak yanlıştır... 9-görmek algısının kaynağı da evrendir, evren de kendine has bir şekilde görür, bunu insanınkiyle kıyaslamamak gerekir... hissedilip inanılması gerekir, insan, bizzat temsilcisi olduğu şeyin küçük bir parça gölgesidir, tanrının temsilcisidir, ama tanrı değildir... görünür veya görünmez demek insanın açısıdır ki bu açı kısıtlıdır, insanın görmesi somutluklar içindir, sezgisi ise soyutluklar içindir, ölçülen sezgi ve inançtır, inanç soyuttur, tanrı bunların hepsini kapsar... eksik bir benzetme olacak belki ama, bir balığın denizi görme ihtimaline benzerdir... balık denizde olduğunu ıslaklığından bilse de denizin ne olduğunu tamamen bilemez... |
| #4 | ||
Onay bekleyen
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Mar 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 309
| Alıntı:
Vakti zamanında bunların üzerine bende çok kafa yormuştum ve incelemelerde bulunmuştum. Hadisler tüm bunların aksini söylüyor.. Sanırım Alevisiniz... Ve Kuran'da bazı ayetler; Tevbe Sûresinin 105 . Ayetinde ; De ki: “Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Rasûlü de, mü’minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir.” Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz. “Siz Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.” Son Ayettede bu döndürülme meselesi açıkça belli oluyor.. Siz yanlız ona döndürüleceksiniz diyor yani putlara değil.. Birinci ayet ise bu mesele için en önemli nokta... Sevgiyle ![]() __________________
İnanmak, kanıtlamak değil, öngörmek ve irade etmektir.-elektron- Marksizm,Kadiri Mutlak Yaratıcıya karşı çıktığı için gücü eline geçirdiği vakit yozlaşmaya mahkûmdur. -Çakal Carlos- | |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 279
| öncelikle hadislere pek itibar etmemenizi öneririm, hangisi gerçek hadistir, hangisi uydurmadır bunları ayırd etmek mümkün değil... alevi ne demek bilmiyorum, herhangi bir mezhep'ten değilim... kuranın özünü anlamak istiyorum ve kuranda şu yazar "dininizi parçalayıp bölenlerden olmayın, onlardan her zümre kendinde olan ile böbürlenmektedirler" ben dini bölüp ayırmanın mantıksız olduğunu düşünüyorum... döndürülme eylemi ile kastedileni kavramsal olarak ele alır panenteizm, ayrıntısıyla ilgilenmez ve dinlere göre nasıldır diye bakmaz... ben islam ile çelişmediğini çok net olarak görebiliyorum... "huzura döndürülmek" bu fikre ters değil ki... huzur denince bunu bildiğimiz huzur ile algılayıp hayal ediyoruz, ama diğer boyutları bilemediğimiz için bu... allahın söylediği görünüm ile insanın anladığı görünüm ayrıntısal olarak farklı olsa bile temelde aynıdır... "tekamül" islama ters midir... ya da ne biliyim mevlana müslüman değil midir ki çatışma arıyorsunuz, diyorum ya temelde aynıdır... sadece bakış açılarından farklı gibi gözüküyor.. |
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076
| Sayın Godotla aynı görüşteyim.Nitekim özedönüş nickim bile özden gelip özedönen bir anlayışı göstermeye yöneliktir.Bununla ilgili forumda çalışmalarım oldu.Ama pek yorum yazan olmadı. Kanatime göre de Allah, evrenin tüm zerresinde devaran eden canlılık ve potansiyel enerjidir.Benim bedenimi diri tutup onu canlı kılan potansiyel enerjim ruhum olduğu gibi(ruh can değildir cana enerji verendir) evrenin canlılığını sağlayan enerji de Allah'ın nuru (ruhu, enerjisi, canlılığı)dır.Gerçi ruhumuzda onun ruhundandır da..(tüm yeni ve kabiliyetlerimizdeki enerji onun enerjisinin ve yetisinin üründür. Demek ki ruh bedensiz ve beden ruhsuz olmadığı gibi Doğa Tanrısız ve Tanrı da Doğasız değildir.Bunları birbirinden koparmak "deizm" olacağı gibi, birbirinin aynısı görmek de "panteizm" olacaktır. Keza tanrıyı bütün her şeyin belirleyicisi olarak görüp insana ve tabiata hiçbir etkinlik alanı bırakmamak da "teizm"dir.Kanatime göre kuranın anlatışına en uygun olanı Pan enteizmdir.Buna göre tanrı ile evrenin "birliği" veya "ayrılığı" değil "birlikteliği" söz konusudur. Allah ile alem kozmik bir yolculuk halindedir. Molla Sadra'nın tabirleriyle aslolan "Allah ile" yolculuktur, "Allah'a" veya "Allah'ta" yolculuk değil.Önü açık bir geleceğe doğru Allah'ın bütün diğer varlıklarla birlikte gerçekleştirdiği bu kozmik yolculuk, İkbal'in deyimi ile Allah'ın insanla birlikte gerçekleştirdiği tarihsel yürüyüşün adı olan kader, birlikte varoluşun dinamik temposu ile gerçekleşmektedir. Bu varoluşsal tempoya zerresine kadar bütün varlıklar kendi ontik karakterleriyle katılmaktadır.Kannatime göre de Kur'an'ın "biz" (inna) merkezli dilini bu çerçevede anlamak gerekmektedir.Neden biz dediği burada kendisi ortaya çıkmaktadır. ikbal ve Molla Sadra gibi düşünürlere göre, Allah her türlü değişmenin ötesinde değişmez bir niteliği ve bunun yanında bir de değişen ve oluşan bir niteliği vardır. Bu tanımın Klasik Dönemde hem o hem o değil olarak ifade edilen ehli sünnet anlayışıyla da uygun olduğunu düşünüyorum Buna göre şu şekil açıklamak mümkündür: 1. Allah değişmeyen yanıyla devinimi başlatmıştır ve Evrenin bilincindedir. Ancak teistlerin ifade ettiği gibi Allah bu bilinç konumunda kalmış olsaydı, ilk devindirici, özgür, öncesiz ve yetkin olarak kalacak ama varoluşa katılmamış olacaktı. 2. Diğer niteliği ile ise Allah, değişme ve oluşma sürecinin içinde ve bilincindedir. Bu nedenle Allahın evrende içkin (evrenin maddesine karışmış-içinde bulunan) olduğunu söylemek de doğrudur. Evrenin Tanrı’da içkin olduğunu söylemek, Tanrı-Evren ilişkisinin karşılıklı olduğunun farkına varışın göstergesidir. Pan-enteizme göre Tanrı, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişen (göreli) dir. Hem zamanın içinde, hem dışında, hem sonlu, hem de sonsuzdur. Aynı zamanda hem tikel hem tümel, hem neden hem sonuçtur.Kurandaki evvelde ahir de odur ifadesine uygunluk ifade eden bir tanımdır. Bu tanımla Pan-enteizm, hem Deizmden hem de Panteizmden ayrılır. Özet olarak; Panteizm ile Pan-enteizm arasında önemli bir fark vardır. Panteizmde her şey tanrıdır. Pan-enteizimde ise, her şey Allah’dan sudur etmiştir (oluşmuştur). Ruhun tek amacı, oluştuğu Allah’a dönmektir. Bunun da yolu tek evrensel yasa olan evrimden geçmektir.Büyük patlama ile başlayan ayrılık sebeb ve sonuç ilişkisi içerisinde evrimden geçecek ve bu tarihi yolculuk kıyamette bitecektir.Bu sürece dünya hayatı yani aşağı düşük hayatı verilmesinin bir hikmeti de bu olmalıdır.Kıyametin anlamı Allahın kıyamıdır yani sebepleri artık bitirmesidir.biz dirilişi kıyamet sanıyoruz halbuki o ba'stır. |
| #7 | ||
Onay bekleyen
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Mar 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 309
| Alıntı:
Hadis Kuranla Çelişiyor mu ? Kaç Tane Benzeri Bulunmakta ? Bu iki temel noktadır ve hadisler bir iki tanede değil binlercedir. Bakın öldükten sonra yaşamla ilgili bir kaç tane hadis; Resulullah (sav) buyurdular ki: "(Cehennemlikler derece derecedir.) Bir kısmı vardır, ateş onları topuğuna kadar yakalar, bir kısmı vardır, dizlerine kadar yakalar, bir kısmı vardır kemere kadar yakalar, bir kısmı vardır köprücük kemiğine kadar yakalar." Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cehennem ehline açlık musallat edilir. Bu, içinde bulundukları azaba eşit dereceye ulaşır. Açlığa karşı yardım talep ederler. Onlara besleyici olmayan ve açlığı gidermeyen dari' (denen dikenli bir ot) verilir. Tekrar yiyecek isterler, bu sefer de boğazda tıkanıp kalan bir yiyecekle imdat edilir. (Bu da boğazlarında takılır kalır, ne ileri geçer, en de geri gelir). Derken dünyada iken, bu durumda, bir içecekle takılan lokmaları kaydırdıklarını hatırlarlar ve bir içecek talep ederler. Kendilerine demir kancalar bulunan kaplarda kaynar sular verilir. Bu kaplar, yüzlerine yaklaştırılınca, yüzlerini dağlayıp atar. Su karınlarına girince içlerini param parça eder. Bu sefer de: "Cehennemin bekçilerini çağırın, ola ki azabımızı biraz hafifletir!" derler. Onları çağırırlar. Onlar gelince: "Size peygamberleriniz bu halleri açıklayan haberleri getirmemiş miydi?" derler. Onlar: "Evet getirmişti (ama dinlemedik)" derler. Bunun üzerine, bekçiler: "Siz isteyin durun! Kafirlerin istekleri (burada) boşadır!" derler" (Gafir 50). Cehennemlikler bekçilerden ümidi kesince: "(Cehenneme müvekkel melek) Malik'i çağırın!" derler. (Malik gelince): "Ey Malik (söyle de) Rabbin bizim hakkımızda ölüme hükmetsin!" derler. Malik de onlara: "Hayır! (Siz burada canlı olarak ebedi) kalıcılarsınız!" diye cevap verecek" (Zuhruf 77). (Hadisin ravilerinden) A'meş rahimehullah der ki: "Bana bildirildi ki, cehennemliklerin Malik'e yalvarmaları ile Malik'in onlara verdiği cevap arasında bin yıllık zaman geçecektir. Cehennemlikler, bu sefer aralarında: "Rabbinize dua edin sizin için O'ndan daha hayırlı kimse yok!" diyecekler ve elbirlik şöyle yakaracaklar: "Ey Rabbimiz, bedbahtlığımız bize galebe çalmıştı, biz gerçekten sapıtmış kimselerdik. Ey Rabbimiz bizi bundan çıkar. Eğer (yine) küfre dönersek artık hiç şüphesiz ki zalimlerden oluruz" (Mü'minun 106-107). Rab Teala, onlara: "Cehennemin içine yıkılıp gidin! Bana bir şey söylemeyin!" diyecek" (Mü'minun 108). Resulullah devamla dedi ki: "Bu cevap üzerine, cehennem ehli her çeşit hayırdan ümidlerini keserler; hıçkırmaya, nedamet etmeye, dövünüp yırtınmaya başlarlar." Resulullah (sav) buyurdular ki: Cehennemliklerin tepelerine kaynar su dökülür. Bu su, vücudlarının içine nüfuz eder, öyle ki karınlarına kadar ulaşır; içlerinde ne var ne yok, söker atar ve ayaklarını delip, geçer. Bu hadise "Bununla karınlarının içinde ne varsa hepsi ve derileri eritilecektir" (Hacc 20) ayetinde zikri geçen) eritme (es-Sahru) hadisesidir. Sonra (eriyen cesedleri) eski haline iade edilir. Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kafirin cehennemdeki bir azı dişi Uhud dağı kadardır. Derisinin kalınlığı da üç gecelik yol mesafesidir." Hadislerde gördüğünüz gibi bir beden bir vücut olarak, kendimiz olarak var olacağız. Panteizm döndürülme meselesine kavramsal olarak bakıyor ayrıntıları ile ilgilenmiyor demişsiniz. Bu Panteizm için doğrudur fakat islam için yanlıştır. Huzura döndürülmek bu fikre ters ne yazık ki. Çünkü huzur burada şuna benzer bir anlamda kullanılmıştır; "Huzurlarınızda Cem Yılmaz" Oysa hiçkimse Cem YILMAZ ile vahdet-i vücut olmuyor ![]() Bunların yanısıra bahsettiklerinizin benim açımdan bir sakıncası yok. Herkez kendi görüşlerinden sorumlu. Ben sadece fikrimi beyan edip yanlış düşündüğünüzü iddia ediyorum. Bu elbet bir ayrılık gerektirmez aksine müslümanlar tek bilek tek yürek olmalıdır her ne olursa olsun. Mevlanayıda çok severim Rubailerini sık sık okurum. Ruhta soyut değildir, gerçektir. Aynı fotonlar gibi ![]() Size hadisler içinde şurayı tavsiye edebilirim : http://muhaddis.org/cgi-bin/dbman/db...&view_search=1 Sevgiyle kalın ![]() __________________
İnanmak, kanıtlamak değil, öngörmek ve irade etmektir.-elektron- Marksizm,Kadiri Mutlak Yaratıcıya karşı çıktığı için gücü eline geçirdiği vakit yozlaşmaya mahkûmdur. -Çakal Carlos- | |
| #8 | ||
Onay bekleyen
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Mar 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 309
| Alıntı:
Pan-entezim'i ilk kez duyuyorum fakat sayın Godot ilk mesajında belirttiğiniz gibi pan-entezimden değil panteizm tarzında bir görüşle çıkıyor karşımıza. Bende Allahı benzer şekilde düşünüyorum Pan-entezim buysa. Görüşüm şudur; Okyanuslar'ı bir benzetme olarak Allah şeklinde nitelersek insan bu okyanusun içinde bir atomdur toplamı ise bir kaç damla eder. Fakat ona döndürülmek tabirinin yanlış mesele için kullanıldığını ve evrenin sınırlarının ötesinde kompleks bir sonsuzluğun olduğunu düşünüyorum yani o sonsuz evrenin içindeki sonlu evreniz. Bu evreninde bir sonu var. Sonunda duvarlar var. Yani bir kutunun içindeyiz. Sonsuzluğun içindeki bir kutunun içinde... Cennetinde bir sonu vardır. Aynı evren gibi... Bunları düşünmek istemiyorum bazen. Düşündükçe korkuyorum ve sanki yavaş yavaş bunalıma giriyorum. Fakat söylediklerimi islamdada böyle görüyor ve buna inanıyorum. Konuyu kesmeyin sayın Godot ve Özedönüş gerçekten bu konuda görüşlerinizi daha çok merak etmeye başladım. Tabii sayın Godot'ta bu bahsettiğim gibi bir birliktenmi bahsediyor orasını bilmiyorum... __________________
İnanmak, kanıtlamak değil, öngörmek ve irade etmektir.-elektron- Marksizm,Kadiri Mutlak Yaratıcıya karşı çıktığı için gücü eline geçirdiği vakit yozlaşmaya mahkûmdur. -Çakal Carlos- elektron Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 24-05-07 20:10 . | |
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 279
| mevlana'nın "sazlıktan koparılan ney" mesnevisini bilirmisiniz... işte insan da oradaki ney'i temsil eder ve aslından koparılıp, dünyaya konmuştur, dünyada devamlı acı çeker, zamanla yaşadığı en büyük mutlulukların bile sıradanlaştığını ve kendine yetmediğini hisseder, neden? çünkü aslının sonsuzluk ve sınırsızlık olduğunu sezer, bilinçsizce olsa da bunu bilir, onun için insan bu sınırlı hayatta devamlı doyumsuzdur... ney, sazlıktan koparıldığı için feryad eder, ve geri dönmeyi ister... aynen bu şekilde... mevlananın görüşüne panteist görüş dediler hep ama bu eksik bir yorum, mevlana tamamen pan enteist'tir... bir kesir sayısı var... paydası sonsuz, payı bir... paydaki bir sayısı bir insanı temsil ediyor... ama bütün insanlar birleşseler de sonsuzluğa ulaşamadıkları için, kesir sayısı hiçbir zaman sonsuz bölü sonsuz olmuyor... onn için panteizm'in eksiklerini gideren ve en mantıklı görüşü ortaya koyan bu fikrin daha fazla yaygınlaşması boşlukta kalan insanlar için çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum... panteizm der ki insanlar birleşince sonsuz bölü sonsuz, eşittir sonsuzluk oluşur... pan enteizm der ki pay hiç bir zaman sonsuz olamaz... |
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076
| Alıntı:
Diğer taraftan materyalizm ile kavram kargaşası yaşanmaktadır.Materyalizm veya Ateizm öte varlığı inkar ederler.Panteizm de inkar eder.Buraya kadar tamam.Fakat panteizmin de materyalizminde açılayamadığını panenteizm açıklamaktadır.Zorunlu olarak varlık ondan sudur etğinden o değil yani aşkın bir yönü var.Ama onsuz tek bir şey olmadığından da odur demişlerdir. Panenteizm de Allah hem içkindir hem aşkındır ama panteizmde sadece içkindir.Teizmde sadece aşkındır.Panenteizmde herşey bilinçli doğal enerjiden sıçramıştır,dini bir deyişle herşeyin yaratıcısı evrenin nuru olan Tanrıdır.Bunları iyice okuyup değerlendirmek lazım.Özellikle spinoza ve ikbali | |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İslam dini ile Dincilik ideolojisi arasındaki farklar | özedönüş | Arşiv | 72 | 02-08-07 13:13 |
| İslam ülkeleri neden geri kaldılar. | melnur | Arşiv | 154 | 19-06-07 17:11 |
| Bilimsel bir gerçek konusunda İslam alimlerinin izledikleri yol | özedönüş | Arşiv | 28 | 20-04-07 01:07 |
| İslam dini ile hristyanlık ideolojisi arasındaki farklar | özedönüş | Arşiv | 11 | 13-04-07 17:58 |
| "Yüksek İslam Ahlakı" Kitabı yazarının yaptığına bakın! | Gılyanus | Türkiye Siyaseti | 3 | 10-02-07 16:37 |